Hangi Çağda Yaşıyoruz?

Okullarda hepimize öğretilen tarihi çağların başlangıç ve bitiş noktalarına kim karar veriyor? Çağ açan ve kapatan kilometre taşları dünyanın her yerinde aynı mı?

Dünya çapındaki genel kabule göre tarihi çağlar dörde ayrılır: İlk Çağ, Orta Çağ, Yeni Çağ ve şu an içinde bulunduğumuz Yakın Çağ. Son yıllarda birçok bilim insanı ve tarihçinin görüşlerine göre bunlara bir yenisi eklenmiş durumda. Bilgisayar ve internetin hızlı gelişimi ve yayılması ile başladığı düşünülen zaman dilimi, “Bilgi Çağı”, “İnternet Çağı” veya “Bilgisayar Çağı” adıyla anılıyor.

Peki, bu çağların isimlerine ve onların açılıp kapanmasına kim karar veriyor? Bu noktada karşımıza çıkan ilk kişi Augustinus. Çağ ayrımını yapan ilk kişi olan Augustinus (354-430), tarihi altı farklı çağa ayırdı. Hristiyanlık temelli bu ayrımın ardından birçok kişi tarihi zaman dilimlerine bölme işine girişti, fakat günümüzde kullanılan sisteme en yakın ayrım Cellarius (1634-1707) tarafından yapıldı.

Türkiye’de ve Avrupa’da kabul edilen tarihi çağlar

Türkiye’deki okullarda öğretilen çağ anlayışı Avrupa’daki anlayıştan biraz farklı. Ülkemizdeki kabul, İlk Çağ’ın yazının icadı (M.Ö. 4000-3500) ile başlayıp Kavimler Göçü (M.S. 375) ile bittiği varsayımına dayanıyor. Avrupa’da ise İlk Çağ yerine Antik Çağ ifadesi kullanılıyor, bu çağın bitişi olarak da Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılış tarihi (M.S. 476) kabul ediliyor.

Kavimler Göçü ya da Batı Roma’nın çözülüşü sonucunda başladığı kabul edilen çağın adı Orta Çağ. Avrupa tarihinde aynı şekilde “Middle Age” ya da “Dark Age” (Karanlık Çağ) olarak anılan bu dönem yaklaşık 1000 yıl sürüyor. İslam dünyasının altın yıllarını yaşadığı, Avrupa’nın ise “karanlığa gömüldüğü” bu çağın kapanışı yine farklı olaylarla anılıyor.

Avrupa tarihçileri Orta Çağ’ın bitişini Rönesans’ın başlaması olarak kabul ederken, Türk ve İslam tarihinde İstanbul’un Osmanlılar tarafından Bizans’tan alınmasının (1453) bu çağı kapattığı düşünülüyor. Bazı tarihçiler, Rönesans’ın yanı sıra, barut kullanımıyla feodal sistemin çöküşünün, Avrupalıların Amerika’ya ilk gidişinin (1492) ve Protestan Reformu’nun (1517)  de Orta Çağ’ı bitirdiğini savunmakta.

Sonuç olarak, bu olaylar “yeni” bir çağı doğurmuş: Yeni Çağ.

Kesin çizgilerin olmadığı ortada

Yeni Çağ’ın başlangıç noktası muamma olsa da, kapanışı hakkında pek tartışma yok. Fransız İhtilali (1789) ve sonrasında Sanayi Devrimi, bu konuda neredeyse tüm dünyanın kabul ettiği kilometre taşları. Bu çağın bitişiyle başlayan çağ ise bizlere Yakın Çağ adıyla öğretildi. Dünyada “Modern Age” olarak isimlendirilen çağın hala sürüp sürmediği tartışmalı bir konu.

Genel kanı, internetin yaygınlaşmasıyla yeni bir döneme girildiği yönünde. İletişim, Bilgi, İnternet gibi isimler verilen ve içinde bulunduğumuz bu çağ, diğerlerine göre daha küresel bir anlayışın ürünü. Diğer çağlar gibi “kıtasal” değil. “Öğretilen” tüm tarihi çağların sadece Avrupa (çok az da Asya) kıtası kökenli olduğunu görmek zor olmasa gerek. Bütün çağ anlayışları Afrika, Asya, Okyanusya ve Amerika kıtalarını yok sayarcasına belirlenmiş. Çağ açıp kapatan tüm hadiselerin Avrupa’da yaşanmış olaylardan seçilmesi, öğretilen geleneksel tarih anlayışının da kimler tarafından dayatıldığını gösterir nitelikte.

Çağlara karar verilmesi aslında olaylar değil, olgular neticesinde ortaya çıkıyor ve olayların üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra dönüp arkaya bakan tarihçiler bu ayrımı yapıyor. Görünen o ki; artık gelecekteki tüm çağlar küresel niteliği olan bir anlam taşıyacak, fakat yine egemen olanlar ve sömürenler tarafından belirlenecek.

 

Kaynak : Bianet

İlginizi çekebilir