Haklarımızla varız! – Şebnem Korur Fincancı

Türk Tabipleri Birliği olarak uzun zamandır sağlık alanında yaşanan sorunları dile getiren, bu sağlık sistemi ile hayatımıza devam etmemizin mümkün olamayacağını vurgulayan bir hatta ilerlerken bir yandan da eylemlerle toplumun tüm kesimleriyle buluşmaya gayret ediyoruz.  Geçen hafta da TBMM’de tüm muhalif partilerin hekim milletvekilleri başta olmak üzere destek için yanımızda olan milletvekilleri ile bir basın açıklaması gerçekleştirdik. Kamudaki hekimlerin açlık sınırına dayanan ücretlerle, özeldeki hekimlerin ise ciro baskısıyla ve güvencesizliğin daha da derinleştiği koşullarda çalışmaya zorlandığını ve çökmüş bir sağlık sistemini özverisiyle sırtında taşıyan tüm sağlık emekçilerinin hızla tükendiği de dikkate alındığında toplumun sağlığının da bozulmasının kaçınılmaz olduğunu ifade ederken, alanda çalışan meslektaşlarımızın, çalışma arkadaşlarımızın aciller dışında sağlık sistemini durdurmaya hazır olduğunu, siyasi otoritenin bu çığlığı duyarak hızla düzenleme yapması gerektiğini söylememiz iktidar cenahında “skandal tehdit” olarak tanımlandı.

Şebnem Korur Fincancı ve milletvekilleri ortak açıklama yaptı

İktidar zaten başından beri hekimlere ve topluma olan sorumluluğunu hekimlerin örgütüne saldırarak unutturma gayretindedir. Daha salgının başında TTB’yi kapatma hayallerini iştahla ifade etmişti. Hayallerinden vazgeçmediklerini hep birlikte yeniden gördük. Biz de vazgeçmedik, bu salgında bilimselliği değil popülizmi tercih edip bize dayatan iktidara, Türkiye’nin, Avrupa’nın ve dünyanın en kötü salgınla mücadele sürecini yürüten ülkelerinden biri olduğunu hatırlattık, hatırlatmaya da devam ediyoruz: “Bilimin Gereklerini İfade Etmeye, Gerçekleri Söylemeye Devam Edeceğiz!”, sözümüz baki.

Salgınla gittikçe artan iş yüküne rağmen, emeklerinin karşılığının verilmesi çabası bir yana; iktidar daha da kötüleşen çalışma koşullarıyla bu süreci yönetti. Mecliste de ifade ettiğimiz üzere; “Pandemi sürecinde resmî verilere göre 83 binin üzerinde insanımız hayatını kaybetmiş; on milyonun üzerinde insanımız da hasta olmuştur. 200’den fazla hekim, 500’den fazla sağlık çalışanı iktidarın yanlış sağlık politikalarına rağmen halk sağlığı için pandemiyle mücadelede hayatını kaybetmiş; binlercesi hastalanmıştır. COVID-19 meslek hastalığı sayılsın ve yasaya bağlansın talebimiz “illiyet” bağı aranarak yok sayılmış, bizden kanıtlamamız istenmiş, bu bile bizlere fazla görülmüştür. Pandemi sürecinde hatalı sağlık politikaları rutin sağlık hizmetlerini de tıkamış; fazladan ölümlere sebep olmuştur. Türkiye İstatistik Kurumu fazladan ölümlerle ilgili bilgileri hâlâ yayımlamamıştır. Sağlık Bakanlığı ve TÜİK sorumluluğu birbirine atarak bir yıldan fazladır pandeminin ve sağlığın her alanında olduğu gibi şeffaflıktan uzak bir tutum sergilemektedir. Tıkanan sağlık hizmetlerinde toplum, karşısında muhatap bulamamaktadır. Toplumun her alanı gibi sağlığa da yansıtılan şiddet dili; tıkanan sağlık hizmetleriyle birlikte sağlıkta şiddeti de körüklemiştir. Bunun için önerdiğimiz sağlıkta şiddet yasası kadük bırakılıp işlemez hale getirilmiş ve uygulanmamıştır. Sağlıkta Şiddet Yasası gibi iktidarın bizlere karşı temel bir sorumluluğu hâlâ yok sayılmakta, bilinçli bir sessiz kalma tavrı gösterilmektedir. Bu tavrın son örneği aşı karşıtlarının saldırgan tavrına iktidarın sessiz kalmasında da açıkça görülmektedir. İktidar sağlık kadar ekonomi ve eğitimi de kötü yönetmiş ve yönetmektedir. Yaşanmakta olan son ekonomik kriz ile hekimlerin maaşları çoktan yoksulluk sınırının altına inmiş; açlık sınırına da hızla yaklaşmaktadır. Başlatmış olduğumuz “Emek Bizim Söz Bizim” eylem sürecimizde TTB’ye 435 gündür randevu vermeyen Sağlık Bakanlığı ve iktidar daha fazla sessiz kalamamış TBMM’ye bir yasa tasarısı getirmiştir. Getirdikleri gibi hızla geri çektikleri yasa tasarısı hakkında Sağlık Bakanı hekimlere hâlâ bir cümle dahi açıklama yapmamıştır. Pandemiyle mücadeleyi yönet(e)meyenler bu süreci de yürütememiş, emeğimize sahip çıkamamıştır.

Yukarıda saydığımız yanlışları ve bizlere karşı sorumlulukları unutturmak için iktidar ve yandaşlarının gündem değiştirme çabaları beyhudedir. Hekimlere hakaret etmek gerçekleri değiştirmez. Toplum ve hekimler gerçeği görmektedir. Toplum ve sağlık için bir şeyler yapmak istiyorsanız yukarıda saydıklarımızdan başlayabilirsiniz. Artık hekimlerin örgütleriyle, örgütlülükleriyle uğraşmayı bırakıp hekimler için sorumluluklarınızı yerine getirdiğinizi görmek istiyoruz. COVID-19 Meslek Hastalığı Yasası’nı; etkili bir Sağlıkta Şiddet Yasası’nı, özlük haklarımızla ilgili mevzuat düzenlemesini hızla yasalaştırın. Hekimlere ve topluma sözümüzdür: Sağlık Bakanlığı’nı ve iktidarı uyaracak; sağlığın planlanmasından sunulmasına kadar karar alma süreçleri içinde yer alacağımız bir sağlık sistemi inşa edilinceye kadar birlikte mücadele edeceğiz. Karanlığa karşı önlüğümüzün beyazına, mesleğimize sahip çıktık, çıkmaya da devam edeceğiz.” Bu bir tehdit değil, hakikat. Meslektaşlarımız bu tükenme sürecini durdurmak için atılacak adımlarda meslek örgütüne güveniyor, bu güveni boşa çıkarmamak için bizler de elimizden geleni yapıyoruz. Yalnız meslektaşlarımız değil toplumun da güveni bizi güçlendiriyor. Sağlığımız için, sağlık hakkımız için önlüğümüzün beyazını umuda katıp mücadeleye devam diyoruz!

Kaynak: EVRENSEL

İlginizi çekebilir