HADİ “MERKEZ BANKASI BAĞIMSIZ”… Mustafa Durmuş

Merkez Bankası’nın dünkü faiz artırımı kararına Cumhurbaşkanı’ndan bugün bir açıklama geldi: “ Merkez Bankası faiz artırımını oldukça yüksek gerçekleştirildi. Bağımsızlığın neticesini göreceğiz, şahsen sabır safhamdır. Biz sömürü manivelalarına eyvallah edemeyiz. Ben yatırımcıma bakarım. Bir ülkenin kalkınması üretim, üretim, üretimdir. Finans kuruluşlarının yapması gereken bu çarkı döndürmektir. Finans kuruluşlarının ayakta kalması da reel ekonomi ve reel yatırımcıya bağlıdır. Tulumbadan su gelmezse susuz kalırsın. Kişisel olarak faiz meselesine bakışımı böyle bilmenizi isterim” (1).

Faiz artırımından hemen önceki Erdoğan’ın faiz artırımı karşıtı açıklamalarını ekonomist gazeteci U. Gürses, mealen seçmenin gönlünü almaya dönük bir açıklama olarak nitelendirilmişti. Yazara göre MB, “Cumhurbaşkanı’nın onayı olmadan böyle bir adımı atamazdı” (2).

Cumhurbaşkanı’nın faiz karşıtlığı söylemleri biliniyor. Bunu da daha çok faizin haksız ve haram bir kazanç olmasına, sömürü olmasına dayandırıyor. Bu da dindar seçmende karşılık buluyor.

Diğer taraftan yüksek faiz oranı işin bir boyutu. Diğer boyutunda bunun nasıl vergilendirildiği konusu var. Yani “kazanılmamış, haksız ya da haram kazanç” olarak tanımlanan faizden elde edilen gelirin (ya da sömürünün) büyüklüğünü sadece faiz oranının yüksekliği belirlemiyor. Bu faizden ne kadar vergi alındığı da önemli.

Maalesef Türkiye’de son yıllarda, Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67. Maddesi gereğince, faizden asgari ücretliden alınan kadar dahi vergi alınmıyor. Üstelik bu Eylül başında yapılan bir değişiklikle lira cinsinden vadeli mevduatlardaki gelir vergisi (stopaj) oranları daha da düşürüldü.

Kısaca, lira cinsinden tutulan vadeli banka mevduatlarından elde edilen faiz gelirinden alınan gelir vergisi 6 aya kadar vadeli mevduatlarda yüzde 15’ten yüzde 5’e; 6 ay-1 yıl vadeli olanlarda yüzde 12’den yüzde 3’e ve 1 yıldan uzun vadeli olanlardan yüzde 10’dan yüzde 0’a düşürüldü (3) .

Bu bağlamda 791 milyar liralık çeşitli vadelere bağlanmış vadeli mevduattan elde edilen faiz gelirinden alınan vergi azaltıldı, hatta bir kısmında sıfırlandı (4).

BDDK verilerine göre bu mevduatın yüzde 45’i, bu kendilerine “milyoner” denilen 150 bin servet zenginine ait. Bunların hesaplarında ortalama 6,6 milyon liraları var (5). Dolayısıyla da sağlanacak vergi indirimlerinden asıl olarak bu 150 bin zengin faydalanacak.

Benzer bir biçimde, 67. Maddeye göre, devlet tahvili ve hazine bonosu faiz geliri elde edenlerden alınan vergi oranı yerli ve yabancı ayırımı yapılmaksızın yüzde 0. Duruma göre yüzde 10 ile sınırlı. Borsadan elde edilen gelirler ise hiç vergilendirilmiyor. Yani süper zenginlerimiz bir asgari ücretli kadar dahi vergilendirilmiyor.

Şimdi sizce de burada bir tuhaflık yok mu?

Hadi Merkez Bankası “bağımsız”, bu nedenle de siyasal iktidarın bunlara sözü geçmiyor. Bu kurum faizleri yükseltip, rantiyeye daha fazla kazandırıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na da mı sözümüz geçmiyor? Kaldı ki yeni rejimle vergileri kaldırmak, indirmek yetkisi artık doğrudan Cumhurbaşkanı’nın yetkisinde değil mi? (14 Eylül 2018)

……..

(1) https://www.birgun.net/haber-detay/erdogan-dovizin-agustosta-7-liraya-yukselmesi-suikasttir-230446.html

(2) Uğur Gürses, “Geç gelen itfaiye…”, https://ugurgurses.wordpress.com/2018/09/13/gec-gelen-itfaiye (13/09/2018).

(3) http://www.alomaliye.com/…/08/31/2006-10731-kararda-degisik….

(4) TCMB, Haftalık Para ve Banka İstatistikleri (31 Ağustos 2018), Tablo 2, http://www.tcmb.gov.tr/…/haftalik+para+ve+banka+istatistikl…

(5) http://www.hurriyet.com.tr/…/milyoner-sayisi-150-bine-dayan….

 

İlginizi çekebilir