“Güvencesizler”: “Derdum bir olayidi söylemek kolayidi”

“Güvencesizler” bugün sorunlarını anlattı, taleplerini sıraladı. Biri, “İlk kez biri bize sorunlarınız ne? Sizin için ne yapabiliriz?” diye sordu bu çok önemli” dedi.

“Ev işçileri çok zorlandı bu dönemde. Örneğin Antalya’da ev işçileri turizmde de çalışıyor. Turizm bittiği için bu alanlarda da çalışma imkânı kalmadı…”

“Yerel belediyelerden talepten öte adımlar atmalı. Konuşulan tek şey talep olmamalı, bu bir sistem sorunudur. Bu bir bakış açısı sorunudur. Gelen yardımlar bize yardımcı olmaz. Pandemi döneminde kolilere sığdırılmış bir belediyecilik anlayışını kabul etmiyoruz.”

“Refik Anadol’a destek vermek yerine İBB gerçekten ekonomik gücü olmayan onlarca sanatçıya destek olabilirdi.”

Ev işçisi, inşaat işçisi ve sanat işçisi…

Üçü de “güvencesiz” çalışan. Yani çalıştıklarını, bir emekçi olduklarını kanıtlayabilecekleri resmi bir evrakları yok.

Çalışanlar için “güvencesiz çalışma” hali son yıllarda artış gösterirken sorunları pandemi döneminde daha da açığa çıktı, görünür oldu.

Daha somut bir örnekle anlatmak gerekirse, eğer sigortasız bir gazeteciyseniz, sendikaya dahi üye olamazsınız. Sigortasız bir ev emekçisiyseniz iş güvenliğiniz yoktur. Aynı durum, sanatçılar ve yaratıcılık alanında emek üretenler için de geçerli.

Sorunlar anlatıldı, çözüm istendi

“Güvencesizler” bugün sorunlarını anlattı, taleplerini sıraladı. Biri, “İlk kez biri bize sorunlarınız ne, sizin için ne yapabiliriz?’ diye sordu, bu çok önemli” dedi.

Sorunlar ve talepler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve İBB’ye bağlı çalışan İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) düzenlediği “Güvencesizlik, Yeni Eşitsizlikler ve Çözüm Yolları” konulu konferanstaydı.

Dün başlayan çevrimiçi konferans yarın sona eriyor.

Konferansın bugün benim katıldığım oturumunda 22 kadın ve erkek, kendi güvencesiz alanlarından sorunları paylaştı. İPA’dan çalışanlar notlar aldı, önümüzdeki dönemde taleplerin somutlaşacağını, hatta bir de rapor hazırlanacağını bilgisini verdi.

Toplantıdan yansıyanlara gelirsek, aklıma bir Karadeniz deyişi geliyor: “Derdum bir olayidi, soylemak kolayidi.”

Bir gazeteci olarak bizim de mesleki sorunlarımıza değindiğim toplantıdan öne çıkan talep ve sorunları buradan paylaşayım. “Sanatçı sigortası”, “kreş”, “ücretsiz ulaşım”, “gıda desteği”, ilk akla gelen taleplerden.

Söylemesi, anlatması, duyurması bizden, çözüm bulması elbette İBB’den.

Bu arada söyleyeyim, bu samimi ve içten toplantıda söylenen her cümle, eleştiri ve öneri, herkes açısından çok kıymetiydi. Toplantının moderatörlüğünü Koç Üniversitesi öğretim üyesi Erdem Yörükgerçekleştirirken, düzenleyici ekibini de özel teşekkürlerle…

Tülay Korkutan (İmece Ev İşçileri Sendikası):

Pandemi esnasında güvencesizliğin en yıkıcı sonuçlarını ev işçileri yaşadı.

–          İş yasasına göre işçi statüsünde olmadıkları için sosyal destekler ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamadılar.

–          Ev işçileri mekansal olarak son derece dağınık, belirli bir mekanda TİS yapma şansımız yok.

Minire İnal (İmece Ev İşçileri Sendikası):

–          Ev işçilerinin yüzde 90’ı çok zor durumda pandemiden dolayı.

–          Ev işçilerine ulaşmamızı sağlayacak bir kampanyaya ve konferansa ihtiyacımız var. İBB bu konuda yardımcı olabilir.

–          Göçmen işçilerinin sıkıntıları da çok büyük.

–          Belediyenin mahallelerdeki mekanları bu konferansın örgütlenmesi için kullanılabilir.

Yunus Özgür (İnşaat-İş Sendikası):

–          Birçok işçi direnişi söz konusu. Bu direnişlerin birçoğu bağımsız sendikalar tarafından yürütülüyor. Fakat bu sendikalar büyük maddi sorunlar yaşıyor. Direnişteki işçilerin yemek ihtiyaçlarını sağlamak bile büyük bir sıkıntı. Bu bağımsız sendikaların aidat sistemi yok. Direnişleri dayanışmayla yürütüyoruz.

İş cinayetleri konusunda belediye nasıl yardımcı olabilir?

–          Büyük inşaat alanlarında belediyenin denetimi çok eksik. Özellikle Kadıköy-Göztepe hattında.

–          Belediyeyle doğrudan iletişim kanalı kurulması.

Murat Akbaş (Türkiye Esnaf Platformu):

Nasıl bir yerel yönetim, nasıl bir yönetici kavramını tartışmadığımız takdirde taleplerimiz sadece yardım noktasında kalır. Toplumcu ve sosyal belediyecilik anlayışlarını tartışmak gerek.

Taleplerden öte, yaşadığımız süreç içerisinde yerine getirmemiz gerekenleri tartışmamız gerek. “Koliye sığdırılmış belediyecilik” anlayışı kaldırılmalı, talepler ortaklaştırılmalıdır.

Tekil taleplerden ziyade belediye kurum olarak sizi nasıl güçlendirebilir?

Kadıköy, Beşiktaş, Avcılar belediyelerinden randevu aldık. Maalesef hep aynı cevabı duyuyoruz: Size nasıl yardımcı olabiliriz? Biz yardım kolisi istemiyoruz. Sorunları ortaklaştırarak demokrasi mücadelesi vermeliyiz. Sorun siyasal iktidara karşı cesaretli bir mücadele vermek.

Nurseli Gözüaçık (İnşaat-Sen):

Sektörde yaşanan en önemli beş sorun:

–          Güvencesiz-geçici çalışma-işsizlik sarmalı.

–          Gurbete mecbur kalmak.

–          Ücret ve alacakların ödenmemesi -özellikle yurt dışında çalışan inşaat işçileri.

–          Denetimsizlik (İBB’ye düşen en büyük görev). Büyük inşaat projelerinde yer alan birçok taşeron şirket söz konusu. Bunlar üzerindeki denetim yok denecek kadar az.

–          Yurt dışında çalışan inşaat işçilerinin yaşadığı sorunların çözümü için Dışişleri Bakanlığı’nın adım atmasını sağlamak gerekiyor. Bu noktada İBB’nin politik gücü önemli.

–          İBB, Çalışma Bakanlığı ile ilgili adımlar da atar. Bakanlığı cevap vermek zorunda bırakacak sorular düzenli olarak sorulabilir.

–          Denetim ve kamuoyu oluşturma.

–          Şantiyelerde iş sağlığı ve işçi güvenliğinin sağlanması. Sendikalardan ziyade İBB’nin doğrudan işçilerle görüşmesi çok önemli.

Aylin Türer (Ofissizler: Freelance Dayanışma Ağı)

–          “Hukuki tanımsızlık”: Serbest çalışanlar işçi statüsünde değil. Serbest meslek olarak geçiyor ama esnaf da serbest meslek. Birçok freelance çalışanın maaşlarını alamadığını biliyoruz. Bu konu üzerine hukuk atölyesi yaptık.

–          Ticaret ve borçlar hukuku mevzuatlarını ilgilendiren süreçler yaşanabiliyor. Evde hizmet sözleşmeleri imzalanabilmesi için kapsamlı bir hukuki hizmete ihtiyaç var. Ben kimim, ne kadar zamanda ne iş yapıyorum gibi bir sözleşme üretilmesini ve bunun bir uygulama haline getirilmesini konuştuk.

–          Hukuki danışma, freelance çalışanların temel hukuki bilgilere erişimi. Hukuk atölyesini birlikte yapabiliriz.

–          Mekana ihtiyacımız var. Bir araya gelebileceğimiz mekanları belediye sağlayabilir. Freelance çalışanlar genel olarak evden veya mekandan çalışıyor ama o kafede yiyeceğini ödeyecek parası olmuyor. Mesela İDEA Kadıköy güzel bir mekan oldu ve bu mekanların artırılması gerekiyor.

–          Her hafta iki gün ortak çalışma yapmak örgütlenmeyi mümkün kılıyor. “Dünyada Mekan-Taksim” bir araya geldiğimiz bir yerdi. Bu mekanda ofissizler bir arada çalışabiliyordu. Sorunları ortaklaştırmak açısından mekana ihtiyaç var.

–          Kadınlar evde çalışırken neler yapıyorlar görebilmek için kadın odak grupları yapıyoruz. Çok fazla freelance çalışan var, bu veri haritalandırabilir. Veri üretimi, haritalama çalışması da İBB ile birlikte çalışmayı istediğimiz bir konu olabilir.

–          Ücretsiz bakım emeği önemli. Kreş talebimiz var.

–          Bu toplantının devamında çalıştay önerisine katılıyorum.

–          Ortak çalışma mekanları, dayanışmayı ve örgütlenmeyi güçlendirecektir.

Emre Erbirer (Omuz Dayanışma ve Paylaşım Ağı):

Annelere verilen izin ve haklar güzel ama, bunun sadece kadına verilen bir hak değil ebeveynlerin ortak hakkı olarak değerlendirilmesi gerek. Sorumluluk ve hakların eşit paylaşılması.

Eda Yiğit:

–          Yeni örgütler ve deneyimlere ek olarak gerçekten örgütsüzlerin olduğu bir tartışma da elzem.

–          Kültür-sanat alanında geleneksel örgütlenme modellerinin gerçekleşemiyor olmasının nedenleri var.

–          Hali hazırda örgütlenen yapıların ihtiyaçlarını kavrayıp iş birliği geliştirmek önemli.

–          Kamusal alanda sanatçıları ilişkilendirebilecek mekanlara ihtiyaç var.

–          Gazhane’de örneğin katılımcı demokratik model olarak muhatap alınmakta zorluk yaşıyoruz. Bir sergi hazırlıyoruz mesela İBB mekanında, birden bire sergi değil de şövale koyulacağını öğreniyoruz son dakika. Desteğin ve iş birliğinin niteliği de sorun bu nedenle.

–          Sanatçı sigortası taleplerden biri.

–          Güvencesizlikten anladığımız şey aynı olmayabilir.

–          Mevcut yapıların iyi kavranması ve ortaklığa dair fikir yürütülmesi en önemlisi

Talepler:

–          Sanatçı rezidansı, sanatçı sigortası, sanatçı yaşamsal desteklerin çeşitlendirilmesi, bağımsız sanat mekanları.

–          Kamusal alanda sergileme alanları, örgütlenme modellerinin geliştirilmesi ve desteklenmesi yönünde buluşmalar ve destekler,

–          Yaratıcı sanat projelerinin geliştirilmesi, ve ekonomik olarak formüle edilmesi,

–          Bağımsız ve kolektif oluşumlarla dirsek temasının ve iletişimin güçlendirilmesi.

–          İBB’nin kendi içinde kültür sanat birimlerinde çalışan yetkili öznelerle şeffaf ve somut adım atılabilir ilişkilerin geliştirilmesi. Her küçük projede Ekrem İmamoğlu ya da danışmanlarının onayına ihtiyaç duyulması bürokratik olarak çalışmalarda tıkanma ve motivasyon kaybı yaratıyor.

Betül (UMUT-Sen):

–          Belediye, işçilere katkı konusunda sınırlı. işçilerin dayanışmalarını örgütleyen mücadelelere destek verilmesi. Lojistik destek

–          Kendi belediyelerinde çalışan işçilerin haklarını koruması.

–          İşçinin kendi mücadelesinin önüne geçmeden politik gücünü kullanarak işçi mücadelesini desteklemesi.

Atölyenin amacı ne?

Güvencesizlik, hem ekonomik hem toplumsal anlamda günümüz dünyasının en belirleyici özelliklerinden biri olarak ön plana çıkıyor.

İşsizlik, düzenli bir işe ve düzenli gelire sahip olamama, iş güvencesinin yokluğu ve toplumsal statünün yitirilmesi, bugün büyük bir çoğunluk için bir trajedi hâline geldi.

Ancak, güvencesizliğin sebepleri, sadece ekonomik ve toplumsal dönüşümlerde aranmamalı.

“Örgütsüzlerin Örgütlenmesi: Güvencesizliğe Karşı Örgütlenme Sürecinde Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı atölyede, güvencesizliğin en temel sebeplerinden birisinin toplumsal örgütsüzlük olduğu üzerine bir tartışma yürütülecek.

Örgütsüzlüğün, sendikasızlığın ve kolektif bir güç olmaktan yoksun olmanın, güvencesiz çalışma ve yaşama biçimlerine yol açmasından hareketle İstanbul’da enformel sektörde ve “prekarya” içerisinde örgütlenmeye çalışan kitle kuruluşları bir araya getirilecek.

Kitle örgütlerinin kendi deneyimlerinden yola çıkarak güvencesizliğin sebepleri ve güvencesizlikle mücadele için ne yapılması gerektiğine dair tartışma ortamlarının yaratılması amaçlanıyor.

Kaynak: Bianet – Evrim Kepenek

İlginizi çekebilir