Güle güle Elmas Anne, Hayrettin’in akıbeti bize emanet

752. haftaki eylemde Hizbullah’ın öldürdüğü feminist – müslüman Konca Kuriş hatırlatıldı, yaşamını kaybeden Cumartesi Annesi Elmas Eren’e seslenildi: “Vazgeçmedin Elmas anne, biz de vazgeçmeyeceğiz.”

“Arkadaşım Elmas’ı kaybettiğimiz günden beri hiçbir yere sığamıyorum. Devleti yönetenler hesap vermemek için hepimizin ölmesini bekliyor;ama bir gün mutlaka hesap verecekler. Çünkü biz anneler ölsek bile, çocuklarımız, torunlarımız ve mücadele arkadaşlarımız kayıplar bulunup, adalete ulaşıncaya kadar susmayacaklar.

“Gözün arkada kalmasın Elmas’ım, çocukların bana emanet. Rahat uyu Elmas’ım, Hayrettin’i son nefesime kadar unutturmayacağım.

“Elmas’ım, bir yıldır bizim olan, kayıplarımızın olan meydana gidemiyoruz diye yüreğin parçalanıyordu ya. Sana söz o meydanda fotoğraflarımızı taşıyana kadar vazgeçmeyeceğim, vazgeçmeyeceğiz.”

“Vazgeçemeyeceğiz” diye seslenen 90 yaşındaki Cumartesi Annesi Emine Ocak. Ocak, sağlık sorunları nedeniyle Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nin önünde gerçekleşen 752. hafta eylemine gelemedi. Ancak, yaşamını kaybeden arkadaşı Elmas Eren’e bir mektupla veda etti.

Cumartesi Anneleri/İnsanları, bu haftaki eylemlerinde, Hizbullah’ın kaçırıp öldürdüğü müslüman feminist Konca Kuriş’i hatırlattı, geçen pazartesi günü yaşamını kaybeden Cumartesi Annesi Elmas Eren’e  seslendi.

İçişleri Bakanlığı’nın “yasaklaması” nedeniyle 53 haftadır Galatasaray Lisesi önünde açıklama yapamayan Cumartesi Anneleri/İnsanları, bu haftaki eylemlerini de İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu Çukurluçeşme Sokak’ta yaptı.

Kaybettikleri yakınlarının fotoğrafları ve karanfiller taşıyan Cumartesi Anneleri/İnsanları’na CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile HDP’li milletvekilleri Oya Ersoy ve Hüda Kaya da destek verdi.

Ocak: “Güle güle annemiz gözün arkada kalmasın”

Haftanın basın açıklamasını okuyan Cumartesi Annesi/İnsanları’ndan Maside Ocak, şöyle konuştu:

“Konca Kuriş’i unutmadık, Elmas Eren’i unutmayacağız. 752. haftamıza mücadele arkadaşımız, annemiz Elmas Eren’i kaybetmenin derin acısı ile giriyoruz. Elmas Eren 39 yıllık bekleyişini, 39 yıllık arayışını, 39 yıllık kararlığını ve 39 yıllık direnişini bizlere emanet ederek aramızdan ayrıldı.

“Güle güle annemiz; gözün arkada kalmasın. Her zaman giysilerini temiz ve ütülü giyilmeye hazır tuttuğun Hayrettin’in akıbeti bizlere emanet. Unutmadın unutmayacağız. Affetmedin affetmeyeceğiz. Vazgeçmedin vazgeçmeyeceğiz.”

Ocak, Cumartesi Anneleri/İnsanları’na Galatasaray Meydanı’nın yasaklanmasının yarın birinci yılı olacağını hatırlatarak, “Bu toprakların en meşru ve en masum itirazının mekânı olan Galatasaray bir yıldır polis kuşatması altında.” diye seslendi.

Konca Kuriş’in 1998’de kaçırıldığını söyleyen Ocak son olarak şöyle konuştu:

“Konca Kuriş’in kaçırılarak katledilmesi, BM Kayıplar Sözleşmesi’nin 2. Maddesinde tarif edilen “zorla kaybetme” tanımına birebir uymaktadır ve insanlığa karşı işlenmiş suç kapsamındadır. Yargı makamlarını bu suçla ilgili harekete geçmeye çağırıyoruz.

“Konca Kuriş ve tüm kayıplarımız için adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz. 53 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

 Eren: “Annelerimiz devletten alacaklı gitti”

Ocak’ın ardından konuşan Elmas Eren’in kızı Cumartesi Annesi/ İnsanı İlkbal Eren şöyle dedi:

“Annem son dönemde buraya gelemez haldeydi. Her Cuma akşamı beni arardı ‘Yarın gidecek misin?’ diye sorardı. ‘Gideceğim’ dediğimde de ‘Herkese selam söyle, sağlıkla gel’ diyordu.

“Cumartesi günleri saat 14:00 gibi benim telefonum çalardı. ‘Ne yaptınız, nasıl geçti, var mı bir şey?’ diye sorardı. Bu şunu gösterdi, annem hep umutlarıyla yaşadı. 39 yıl hiç umudunu yitirmedi, mücadelesinden vazgeçmedi tüm annelerimiz gibi. Şahsenem anne, Asiye anne, Baba Ocak belki evlatlarına kavuştular ama hesabını soramadan aramızdan ayrıldılar. Berfo Anne, Fincan anne, Kiraz Şahin, Kemal baba hiç evlatlarına kavuşamadan bu meydandan uğurlandılar. Devletten alacaklı olarak gittiler. Artık biz onların mücadelesinin devamcısıyız. Asla, asla vazgeçmeyeceğiz.”

Kaya: “Konca yaşasaydı bugün de mücadele ederdi”

Eren’in ardından Kuriş’in arkadaşı HDP milletvekili Hüda Kaya konuştu. Kaya, Kuriş’in müslüman feminist kimliğine dikkat çekti, şunları söyledi:

“İnandığı doğrularını topluma ulaştırdı. İşte erkekçi, dinci yapıların hazmedemediği zaten bu kadın duruşudur, kadın kimliğidir. Bu vesile ile hem devlet hem de erkek egemenlerin şiddetine maruz kalarak kaybettiğimiz bütün kadınları saygıyla özlemle rahmetle anıyorum.

“İşte bugüne geldiğimizde tam da Konca Kuriş’in itiraz ettiği, muhalefet ettiği cesurca sesini çıkarttığı egemenci erkekçi bu zihniyetin son yaklaşık 20 yıldır Türkiye’yi nerelere getirdiğini hepimiz görüyoruz.

“Kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerin ,kadının emeğine karşı yönelik gaspın işgalinin hangi boyutlara geldiğini hepimiz görmekteyiz. Konca Kuriş bugün yaşasaydı bu günkü egemen zihniyet iktidarcı, erkekçi dini istismar eden bu zihniyete karşı zaten mücadele veriyordu ve bu mücadelesini bugün de bu zihniyete karşı vermeye devam edecekti.

“Katillerin aklanmasına itirazımız var, Konca Kurişlerin katillerini işte bu erkekçi zihniyeti ve dinciliği büyütmeye derinleşmeye çalışan bu iktidar serbest bıraktı.”

Koca Kuriş cinayeti nasıl gerçekleşti?

İnsan Hakları Derneği Kayıplara Karşı Komisyonu’nun basın açıklamasında Konca Kuriş cinayeti bu cümlelerle ifade edildi:

37 yaşındaki 5 çocuk annesi Konca Kuriş Mersin’de yaşıyordu.

Mütedeyyin bir kadındı. 90’lı yıllarda din adına kadın haklarının ihlal edilmesine itiraz ediyor, cinsiyetle ilgili baskı ve sömürüyü sorguluyordu. Cesur söylemi onu ana akım medyada popüler hale getirirken ağır tehditlerin de hedefi yapmıştı.

Konca Kuriş,1998 yılının 16 Temmuz’u 1 7 Temmuz’a bağlayan gecesi, evinin önünde eşini silahla etkisiz hale getiren 3 kişi tarafından kaçırıldı. Kuriş’ i kaçıranlardan biri görgü tanıkları tarafından belirlenmesine rağmen bu kişinin yalnızca ifadesi alınıp serbest bırakıldı.

Tüm arama çalışmalarına rağmen kendisinden haber alınamadı.

Bir dönem devletin açıkça desteklediği, işlediği vahşi suçları cezasız bıraktığı Hizbullah’a, 2000 yılında bir polis operasyonu gerçekleştirildi. Kanlı örgüt devlet açısından işlevini tamamlamıştı. Bu operasyonda Konca Kuriş’in izine rastlandı. Yakalananlardan biri Kuriş’in kaçırılması talimatını veren Hizbullah yöneticisiydi.

Bu kişi polis sorgusunda Konca Kuriş’in Konya Meram’daki bir Hizbullah evinde aylarca tutulduğunu, 38 gün işkence gördüğünü, vahşice öldürüldükten sonra evin bodrumuna gömüldüğünü İtiraf etti.

Ailesi 555 gün sonra Konca Kuriş’in cansız bedenine ulaştı. Diş protezinden kendisini teşhis etti. Onu katledip bedenini kaybedenlerin de içinde olduğu Hizbullah sanıklarına verilen hapis cezasında “iyi hal” indirimi yapıldı. 2011 yılında Yargıtay kararıyla yüzlerce vahşi cinayetin sanığı olan bu kişiler, uzun tutukluluk gerekçesiyle uluslararası hukuk göz ardı edilerek salıverildi. Tahliye sonrasında adli kontrol takibi yapılmayan Hizbullah’ın beyin takımını oluşturan sanıklar, kayıplara karıştı.

Konca Kuriş için adalet sağlanmadı. Onu kaçırarak, işkence ile öldürenler, bedenini 555 gün boyunca kaybedenler hak ettikleri biçimde cezalandırılmadı.

Konca Kuriş’in kaçırılarak katledilmesi, BM Kayıplar Sözleşmesi’nin 2. Maddesinde tarif edilen “zorla kaybetme” tanımına birebir uymaktadır ve insanlığa karşı işlenmiş suç kapsamındadır. Yargı makamlarını bu suçla ilgili harekete geçmeye çağırıyoruz.

Haber ve Fotoğraflar: Evrim Kepenek/bianet 

 

İlginizi çekebilir