Göregenli: ‘’…bütün yalanlara direnen halk’’

Gazete Duvar’da Nuray Pehlivan’ın ‘’bu suça ortak olmayacağız’’ bildirisine imza attığı için ihraç edilen Prof.Dr.Melek Göregenli ile seçmen eğilimleri üzerine yapılan röportaj yayınlandı. Sosyal psikoloji alanında çalışmaları ile tanınan Göregenli önemli noktalara dikkat çekiyor.

Göregenli ‘’Son yıllarda giderek artan politik baskılara, hukuksuz uygulamalara rağmen muhafazakar kesimler de dahil olmak üzere iktidar, itirazın örgütlenmesini engelleyememiştir; muhafazakarlar bile bu muhafazakarlık deneyiminden hoşnut değildir. Bir başka kadim strateji, çeşit çeşit komplo teorilerinin yaygınlaştırılmasıdır. Bir zamanlar bir düğme metaforu vardı, “birilerinin düğmeye basacağı” anı korkuyla beklemekten başka seçeneğimiz olmadığına inandırılırdık, şimdi “üst akıl” var, sanırım teknolojik gelişmelere bağlı olarak artık düğmeye gerek kalmadı, üst akıl dijital araçlar kullanıyor. Bu “üst-akıl” yukarda ve altında hizmetindeki onlarca harf kombinasyonuyla ifade edilen “terör örgütlerinin” yarattığı büyülü güç, sadece iktidarın bütün başarısızlıklarının nedeni değil aynı zamanda sıradan insanlar olarak hepimizin de kendi hayatımız hakkında elimizden hiç bir şey gelemeyeceği inancını yaratıyor. Komplo teorileri, siyasal iradelerimizin hiç bir işe yaramadığını vazediyor, ne yaparsak yapalım üst-akıl ya da küresel güçler hayatımızı belirliyor, zaten en az yüzde 60’ımız da muhafazakar-sağcı; kaderimize ağlaşmaktan başka seçeneğimiz yok. Arada mırıltı halinde soranlar oluyor: Neden bu üst-akıl hep bizimle uğraşıyor? Çünkü biz stratejik öneme sahip bir konumda bulunuyoruz, aşırı gelişiyoruz, tek büyüyen biziz, ilk 3’e girdik gireceğiz.. Kimse bu gümbürtüde fark edemiyor; büyüyen cezaevlerindeki gençlerin, emzikli kadınların, bakıma muhtaç yaşlı insanların sayıları; iş kazalarında ölen sayıları bile sayılmayan işçiler, her gün öldürülen kadınlar, işsizlik, yoksulluk…’’ sözleri ile aslında gerçek olmayan topluma sinmiş çaresizlik duygusunun gerçek olmadığını, harekete geçirildiğinde dipten başka bir dalganın varlığının altını çiziyor.

Seçimlerin sonucu ne olursa bu iktidar gitmez, her şeyi yaparın da bir seçim stratejisi olduğunu dile getiren Göregenli söyleşiye şöyle devam ediyor: ‘’aslında 7 Haziran’dan sonra yaşayarak öğrendiğimiz ve bu kez başka formlarda ortaya çıkan söylemler, şehir efsaneleri var. Bunların hepsi, bu iktidarın ne yaparsak yapalım değişmeyeceği izlenimi yaratmaya çalışıyor, bazen iktidarın kendisi tarafından yayılıyor ya da ima ediliyor bazen de muhalif kesimler arasında üretiliyor, bir tür öğrenilmiş çaresizlik hali: İktidarın seçimleri kaybetse de B,C, D planları var -bilinmez, belirsizlik algısı yaratarak muhalifleri pasifize etmeye yarıyor; seçim sonuçlarına müdahale edilecek; paramiliter güçler sokağa çıkacak hatta iç savaş çıkabilir; “Belgrad Ormanı’na gömdüklerini çıkaracaklarmış”; muhalefet kazanırsa seçimleri iptal etme ya da seçimleri yenilemenin koşullarını yaratacaklar vb.. her gün yenileri ekleniyor. Bu söylemlerin belirmesinin ve hızla yayılmasının nedeni, iktidarın seçimleri kaybetme ihtimalinin ciddi alametlerinin olması: İktidarın uzun yıllardır yarattığı “tek seçenek, kadim kader” algısının ilk kez zayıflaması, muhalefetin, “bir muhalefet lazım memlekete” amacından, “iktidara gelme” hevesini gerçek bir hedefe dönüştürmesi, HDP’nin ve Demirtaş’ın, bütün gayri meşrulaştırma çabalarına rağmen oy oranının azalmaması, muhalefeti oluşturan farklı siyasi görüşteki grupların birbirlerini en azından açıkça hedef almaması ve muhalefetin tek biçimli olmaması nedeniyle iktidarın düşmanlaştırıcı söyleminin önceden olduğu gibi “sağ’dan sol’a” salvolar biçiminde kurulamaması vb.)

Göregenli muhalifler için de şunları öneriyor: ‘’ … bir duvar yazısı gibi ufkumuzu esir eden “gitmeyen iktidar yapmışlar” cümlesinin yerine, gördüğümüz bütün duvarlarda “artık böyle yönetilemeyen halk yaptık” yazdığını hayal edelim.. daha da ötesi “bütün yalanlara direnen halk yaptık”… Seçimler dünyamızı değiştirmez ama bu cümlenin anlattığı ve benim de inandığım fikir, daha çok bu dünyanın nimetlerinden görece daha çok pay alanların, büyük iyilikleri gelecekte kurabilmek uğruna bugünün küçük adımlarını küçümseyebilme lüksüne dönüşmemeli. Başka bir dünyanın mümkün olduğu hayali ve çabası, bugünü, hepimiz için daha yaşanabilir kılmak için seçimleri önemsemekle çelişmez. Bu iktidara itirazı olan herkes, bu ülkenin bütün yurttaşlarının temsil edileceği bir yönetim için inancını ve gelecek hayalini hiç kaybetmeden elinden geleni yapmalı ve siyasal iradelerinin gücüne güvenmeli. Ayrıca, seçimlerin matematiksel sonuçlarına kafa yormaktan çok, kalıcı sol bir söz üretmenin ve yalana karşı hakikati bıkmadan savunmanın daha önemli olduğunu düşünüyorum.’’

 

 

İlginizi çekebilir