Gezi’nin simge kadınları: Belleğimizi Silemezler

adınlar her yerde olduğu gibi Gezi Direnişi’nde de “isyan bayrağını” kaldırmıştı. Söyleyecek sözleri, eyleme geçirecek icraatları vardı. Kimisi hekim önlüğünü, kimisi enstrümanını, kimisi sapanını, kimisi ise cadı süpürgesini kaparak koştu Gezi Parkı’na… Barikatların en ön saflarında yerlerini alarak başlamışlardı direnişe…

TOMA’nın karşısında direnmeyi, saldırılara bir sapanla karşılık vermeyi, parka ve çevresindeki duvarlara yazılan cinsiyetçi kelimeleri ise fırçalarla mora boyamayı ve daha nicesini kadınlar üstlendi. Kadınlar, Gezi Direnişi’nde sloganları, yazılamaları, kahkahaları ve direnişleriyle bir yerlerde hep var olan erkekliği kırarak, eril zihniyete büyük bir darbe vurmayı başardılar.

Belleklerden silemezler

Gezi Direnişi’nin hekimlerinden İstanbul Tabip Odası üyesi İncilay Erdoğan direnişe hekimlik kimliğinden öte bir kadın olarak katıldığını söylüyor. “Gezinin ruhu kadındı” diyen Erdoğan, “Gezi’nin estetiği, dili her şeyi kadındı. Bizler isyanın rengini gökkuşağına ve mora boyadık. Nasıl bir yaşam istediğimizi Gezi’de gösterdik. Özgürlüğümüzdü Gezi” diyor.

 

 – Gezi Direnişi’ne katılmaya nasıl karar verdiniz?

Gezi’nin ilk gecesi nöbetçiydim. Bir özel hastanede acil hekimiydim. O gün nöbetimi değiştiremedim. Sabah ise ilk yardım malzemelerimle Gezi’ye geldim. Hekimim ben. İstanbul Tabip Odası’nın çağrısı ile sağlıkçılar ekibine katıldım. Tüm ilk yardım hizmetleri içerisinde yer aldım. 20 güne yakın hiç uyumadım.

-Gezi’den aklınızda kalan anekdotlar var mı?

Gezi’nin her anı çok güzeldi. Taksim’in bugünkü betonlaşmış haline baktığımda iktidar ve devlet aklının griliğine inat Gezi çok renkliydi. Her yeri istediğimiz renklere boyadık. Parkı bize ait kıldık. Neyi, nasıl yaşamak istediğimize karar verip kolektif bir ruhla komün yaşamın güzelliğini gördük. Bir geceyi çok iyi hatırlıyorum. Şu anki haline baktığımızda estetikten uzak, soğuk, gri, saksıda çiçeklerin konulduğu komiklikte, zerre estetiği olmayan bir meydan… Ancak biz o meydanda bir gece yağmur çiselerken piyano dinledik. Büyüleyici bir akşamdı.

-Hekim olarak tedirginlik yaşadınız mı?

Korku tabii ki en doğal duygudur. Bazen öyle anlar oldu ki çok sıkıştırıldık. Bulunduğumuz yer sürekli saldırıya uğruyordu. Bir çatışma ortamındaydık. Elbette korku vardı ama anlık bir şeydi. O korkuyu hissettikten sonra attığınız adım önemli. Kendi adıma düşünüyorum. Çok kritik anların içinden geçtim. Galiba birlikte olmanın gücünü çok hissettik. Haklı olduğumuzun bilincindeydik. Korku işin en küçülebilen kısmıydı hepimiz adına.

Düşlerimizi yaktılar

Gezi’de çadırların yakıldığı gün neler hissettiniz?

Mesaiye gitmiştim o gün. Çadırların yakıldığını radyodan duydum. Bu kadar barışçıl, bu kadar insani, demokratik talebin, toplumun bu kadar istediği bir şeyin reddedilmesi ve bu kadar vahşice saldırılmasını anlamak mümkün değildi. Çadırların yakılması çok ağırıma gitti. Kabul edilebilir değildi. O yaktıkları şey düşlerimizdi, geleceğimizdi.

-Gezi’den sonra bir daha ‘birlikte güçlü’ olabildik mi?

Gezi’nin havası, Gezi’nin belleği devam ediyor. Gezi’yi yaşamış, tanıklığını yapmış, binlerce kilometreden takip etmiş insanların belleğini silemezler. Taksim tarihsel bellek mekânıdır. Her gelen iktidar oraya müdahaler ederek kendini var etmeye çalışır. Bir gelmiş Ermeni mezarlığının üzerini örtmüş, öbürü gelmiş kışlanın üzerini örtmüş. Herkes kendi ideolojisini oraya dikmeye çalışmış ama görüyorlarki olmuyor. Bir şekilde o bellek devam ediyor. Gezi sonrası toplumsal eylemlerimizin biçimi, paylaşımlarımız, dilimiz, tarzımız değişti. Özellikle kadınların duvarlarda yazılı eril küfürleri mora boyaması en önemli kadın müdahalesiydi ki zaten Gezi kadındır. Artık birbirimizi biliyoruz. Bunu 7 Haziran seçimi ve Hayır gösterdi. 7 Haziran basit bir sonuç değildi. En son İstanbul Üniversitesi’nin bölünme sürecini izlerseniz ordaki öğrencilerin politika yapmıyoruz deyip yaptıkları şeyin ne kadar politik olduğunu, ürettikleri sözcüklerin ne kadar Gezi dili olduğunu göreceksiniz. Bu belleğin devam ettiğini insanların sözlerine, eylemlerine, gündelik hayatlarına sirayet ettiğini görebiliyorum.

TAMAM dedik

-Gezi’den bugüne ne değişti?

Gezi’deki kazanımlarımızın karşısında iktidar panikledi. Toplumun güçlendiği yerde eril, hegemonik aklın var olması mümkün değil. Bunu örebildiğimiz zaman zaten sömürü olanları zayıflatıyoruz. Her anlamda emek boyutuyla, siyasal boyutuyla, cinsel boyutuyla bir çok olay iktidarı zayıflatır. Erkekliği bitiren bir şey. Buna müdahale edildi. Gücümüzü gördüler. Eril, iktidarcı, her şeyi talan ve sömürü üzerine kurmaya çalışan akıl bunu kaldıramadı. Sonrasında çok sayıda travmatik olayı beraber yaşadık. OHAL’de iktidarın kendini güçlendirdiği, toplumu tekrar zorunun altında tutmaya çalışmasının tanıklığını yaptık. Ancak ben toplumsal moralin çok güçlü olduğunu, evlerine çekilseler bile unutmadıklarını, moral değerlerimizi tekrar kazandığımızı düşünüyorum. Çoktan T A M A M dedik.

Kaynak: Cumhuriyet

İlginizi çekebilir