Gediz Havzası ölmesin, öldürülmesin

Gediz Havzası dünyanın tarımsal alanlar içindeki 7 harikasından biri. Bu havzanın en önemli yaşam kaynağı ise Gediz Nehri. Gediz Nehri yıllardır sanayi atıkları ile adeta zehirlenirken, zehirli sular havzayı adeta yok ediyor

Turgutlu Çevre Platformu’nun daha önce hazırladığı Gediz Havzası Ekoloji Raporu yeniden güncellendi. Raporda belirtilen sorunların bir kısmını sayfalarımıza taşıdık. Raporda, tarımsal değeri ve ekolojik özellikleri bakımından dünyada “cennet” diye tanımladığı 7 tarım harikasından birinin Gediz Havzası olduğu biliniyor. 50 bin km²’nin çok üzerinde yüzölçümü ile diğerleri arasında en büyük alana sahip olan Gediz Havzası; “Ege’nin beşibirliği” diye adlandırılan üzüm, zeytin, incir, pamuk ve tütünün vatanıdır. Üzerinde 4 mevsim boyunca tarım yapılabilen, bütün bu özellikleriyle dünyada benzeri olmayan bir havzadır. özellikle Manisa bölgesi ise bu havzanın gözbebeği olarak nitelenmektedir.

Gediz Nehri korunmalı!

Dünyanın 7 harikası içinde ilk sıraya yerleştirebileceğimiz bu havzaya bu niteliği kazandıran şey ise Gediz Nehri’dir. Ancak, 401 km uzunluğunda, 17 bin 500 km² su toplama havzasına sahip Gediz Nehri bugün can çekişiyor. Nedeni ise, sanayi tesislerinin zehirli atıklarının bu nehri ölümcül derecede kirletmesi. 1998 yılında Ege Belediyeler Birliği’nin yayımladığı raporda, “Fabrikaların büyük çoğunluğunun ya arıtma tesisleri yoktur ya göstermelik arıtma tesisi kurmuşlar ya da yüksek işletme maliyetleri nedeniyle gerektiği kadar çalıştırılmamaktadır. Sadece Uşak ilinde 400 deri fabrikası, Manisa ilindeki 57 deri atölyesi, yağ ve sabun fabrikası, Küçük Sanayi Sitesi Gediz Nehri’ni kirletmeye devam etmektedir. Uşak ilinde bulunan 400’den fazla deri fabrikası çok tehlikeli ağır metaller içeren atıklarını yıllardır arıtmadan Gediz Nehri’ne gönderiyorlar” tespitleri yayınlanmıştı.

‘Facia’ kapıyı çalıyor!

Gediz Nehri için tehlike çanları çalarken, şimdi ise ölüm çanları çalmaya başladı. Sadece Turgutlu Çaldağı’nda işletilmek istenen nikel madeni, proje kapsamında kullanacağı 18 milyon ton sülfürik asitle tek başına tüm Gediz vadisini yok edebilecek büyük bir tehdit. Gördes’teki nikel işletmesinin kullanacağı miktarı da hesaba kattığımızda, Manisa ovası başta olmak üzere tüm Gediz Havzası en tehlikeli ve öldürücü kimyasal olan sülfürik asitin 30 milyon tonluk tehdidi altına girmiş olacak.

Bölge çepeçevre kuşatıldı

Uşak Kışladağ ve İzmir Bergama’da uygulanan siyanürlü altın işletmeciliği, Efemçukuru’nda İzmir’in içme suyunu tehdit eden altın madenciliği, Aydın’da ve Alaşehir’de uygulanmak istenen jeotermal enerji santralleri ve Soma Yırca’da zeytin alanlarının yok edilmesine dayanan termik santral, yarattığı çevresel sorunlar ile içerdiği çevre ve insan sağlığına yönelik diğer tehditler. Aliağa’da termik santraller, petrokimya tesisleri, demirçelik fabrikaları, gemi söküm tesisleri, Gaziemir’de nükleer atıklar, Manisa Köprübaşı ve Söke Kisir’deki terk edilmiş uranyum madenleri, Karaburun ve Çeşme’de RES gibi uygulamalar sonucu vahim çevresel sorunlarla kuşatılan İzmir bölgesi, yine Karaburun’daki balık çiftlikleri uygulaması ile denizlerin bile sermaye için feda edildiği bir saldırganlık ile çepeçevre kuşatılmış halde.

Yeni tehdit: Jeotermal!

Manisa ovası, son dönemlerde ortaya çıkan JES (Jeotermal Enerji Santralleri) uygulaması ile yeni ve daha öldürücü bir tehdit altına da girdi. Alaşehir’den sonra Salihli’de uygulamaya sokulmak istenen ve Sarıgöl sınırlarına kadar dayanan JES’ler, Ege Bölgesi’nde ve dünyanın 7 tarım harikasından Gediz Havzası’ndaki diğer en önemli sorun. Gediz Nehri’ni can çekişir hale getiren uygulamalar, ekolojik yaşamın rant kapısı haline dönüştürülmesine kadar uzayınca, dünyanın en bereketli tarım bölgesinin feda edildiği bir manzara oluşmuştur.

Tarım havzasıdır

Milyonlarca yurttaşımızın yaşam ve geçim kaynağı olan Gediz vadisi ile birlikte Manisa ovası, madencilik projelerine, jeotermal, termik santral ve çarpık sanayileşmeler ile benzer tehditlerin yaratacağı çevre felaketlerine asla feda edilemeyecek kadar değerlidir. Sonuç olarak; doğanın bir armağan diye sunduğu asıl cevherin, asıl zenginliğimizin Gediz Havzası olduğu artık anlaşılmalıdır. Gediz Havzası’ndaki verimli tarım alanlarının havza çapında tespiti yapılıp sınırları da belirlenerek, tarım amaçlı korumaya alınmalı ve her türden maden ve enerji üretimleri havzada yasaklanmalı.

 

Kaynak :Yeniyaşam

İlginizi çekebilir