22. Dünya Kupası 20 Kasım Pazar günü ev sahibi Katar ile Ekvador arasında oynanacak karşılaşma ile başladı.

Bu şampiyona kuşkusuz, futbol dışındaki konuların en çok konuşulup tartışıldığı bir organizasyon olarak tarihe geçecek. Nasıl geçmesin ki? En başından, yani kupanın ev sahibinin belirlendiği 2010 yılından bugüne kadar olan süreçte yaşananlar son derece kirli ve kanlı bir organizasyonla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini net bir şekilde ortaya koyuyor…

Bundan önce büyük tartışmalara, eleştirilere ve protestolara hedef olan kupa 1978’de Arjantin’de düzenlenendi. O dönemde Arjantin, General Jorge Rafael Videla’nın başkanlığındaki askeri diktatörlükle yönetiliyordu. Pek çok kişi, Arjantin’in ev sahibi olmaktan kaynaklanan avantajını kullanarak şampiyon olması durumunda, bu başarının diktatörlüğün ömrünü uzatacağı endişesi taşıyordu. Nitekim Arjantin kupayı kazandı ve diktatörlük, futbolun göz boyayıcı ve kitleleri “uyuşturucu” gücünden yararlanarak 1983’e kadar varlığını sürdürdü…

Katar’daki şampiyona da sürecin en başından beri kirli. Çünkü Katar’ın, kupaya ev sahipliği yapma hakkını, FIFA’nın bazı üst düzey yetkilileriyle birlikte bazı Afrikalı delegelere yaklaşık 5 milyon dolar rüşvet vererek aldığı ortaya çıkmıştı. Buna rağmen organizasyonun yeri değiştirilmedi. Ortaya dökülen pisliklerin organizasyonun yerinin değiştirilmesi konusunda etkisiz kalmasının sebebi ise elbette Katar’ın kendisinin yanında ya da arkasında duranları “İhya edebilecek” yüksek ekonomik potansiyele sahip olmasıydı. Ayrıca, ne de olsa FIFA parayı, futboldan çok daha fazla severdi…

Katar 2022, aynı zamanda kanlı. Şampiyona için yapılan tesis ve stadyumların inşaatlarında kölelik koşullarında çalıştırılan binlerce göçmen işçinin hayatını kaybetmesi de belli ki FIFA’nın ilgi alanına girmiyor. Ölen işçilerin ailelerinin talep ettiği tazminata karşı sessiz kalmasından bunu anlamak mümkün. Hatta sessiz kalmakla yetinmiyor, bütün bunları konuşanları, “Futbol dışındaki konuları gündeme getirmeyin” diyerek susturmaya çalışıyor FIFA. Futbolun en büyük kurumu, ellerini ovuşturarak kazanacağı milyonlarca doların hayalini kurarken pek tabii ki beklentilerinin hiçbir şekilde sekteye uğramasını istemiyor. “Futbolun siyaset ve ideoloji savaşlarının içine çekilmemesi ve ahlak dersi verilecek bir mecra olarak görülmemesi gerektiği” gibi zırvalar geveleyerek  paraya koşarken insanlıktan uzaklaşıyor.

Rüşveti, sömürüyü, iş cinayetlerini siyaset ve ideoloji kapsamında görmeyeceğimiz gibi bütün bunları ahlaken de sorgulayamayacağız demek… Paraya tapınarak gelinen rezillik noktası işte tam da bu…

Şeriat despotizmiyle yönetilen Katar’ın insan hakları sicili de tahmin edilebileceği gibi tam bir felaket. Gerici rejim, toplumsal yaşamdaki ayrımcı uygulamalarını, baskılarını, dayatmalarını, zorbalıklarını bu dev organizasyon aracılığıyla makyajlayıp görünmez kılmayı hedefliyor. Bütün bunlar, FIFA’nın olduğu gibi besleme sermaye medyası için de hiçbir sorun teşkil etmiyor. Onlar, futbolun romantik, estetik ve nostaljik yönünü ön plana çıkararak Katar’ın kendisini aklama çabasına payandalık etmekle meşguller.

Aralarında şampiyonada mücadele edecek takımların ve şampiyonanın önde gelen sponsorlarının da bulunduğu pek çok kurum ise FIFA’ya ve Katar’a yönelik protestocular arasında yer alıyor. Ayrıca şampiyona süresince ortaya konacak bireysel protesto eylemleri de hiç kimse için sürpriz olmayacak.

Tanınmayan işçi hakları ve buna bağlı olarak sınırsız emek sömürüsüyle işçileri yoksul ve çaresiz bırakan, toplumsal hayattaki yasaklamaları, kısıtlamalarıyla insanlara tek meşru kabul ettiği kendi hayat biçimini dayatan, LGBTİ+lar üzerindeki ayrımcılıkları ve baskılarıyla zorbalık gösterisine soyunan gerici Katar rejimi protesto edilmeyi fazlasıyla hak ediyor…

Bunların yanında organizasyonun ciddi anlamda endişe yaratan başka bir kirlilik boyutu da var. FIFA, Katar’daki Dünya Kupası’nın “ilk karbon nötr turnuva” olacağını iddia ededursun, bilim insanları FIFA’nın verdiği rakamların yanıltıcı olduğunu ve şampiyona sürecinde atmosfere öngörülenin 3 katı karbon salınacağını, bunun da gezegenimiz açısından son derece tehlikeli bir kirlilik anlamına geldiğini söylüyor. Görüldüğü gibi, her anlamda kirli bir organizasyonla karşı karşıyayız.

Şampiyonanın sportif yönüne olabildiğince mesafeli durmak ve ilgiyi, daha çok gerici Katar rejiminin teşhirine odaklamak için çok sayıda sebep var…

Kaynak: EVRENSEL

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…