Futbol tarihinin en tartışmalı Dünya Kupası: 1974 Batı Almanya

Endüstriyel futbola geçiş hamleleri, soğuk savaşın FİFA politikalarına yansımaları, tribünlerde eylemler… İşte Batı Almanya 1974 Dünya Kupası Finalleri

1974 Dünya Kupası Finalleri 2. Dünya Savaşı’nın ardından ikiye ayrılan Almanya’nın Batı Almanya kısmında oynandı ve Soğuk Savaş döneminin birçok özelliğini, yükselen devrimci hareketlerin baskısını, endüstriyel futbolun kritik dönemeçlerini içinde barındıran önemli bir tarih oldu.

FİFA- Pinochet İttifakı Sovyetler’in karşısında

Gerilim ilk olarak elemelerde başladı. Avrupa’da 8 eleme grubunun lideri finallere katılmaya hak kazanırken, 9. Grubun lideri Sovyetler Birliği’ne bu hak tanınmadı ve Sovyetler Birliği Şili’yle son bir eleme turu oynamak zorunda kaldı. Şili’de ABD destekli Pinochet’nin darbeyle başa geldiği dönemde iki ekibin Moskova’daki karşılaşması golsüz berabere bitti. Ancak Şili’deki maçı Pinochet komünist tutsakların işkenceden geçirildiği ve Şilili sanatçı Victor Jara’nın da öldürüldüğü Santiago Ulusal Stadı’na aldı, FİFA da bu durumu onayladı. Ardından Sovyetler Birliği maçı başka bir yerde oynamak için FİFA’ya başvurdu ama kabul edilmedi. Sovyetler Birliği’nin Şili’ye gelmemesiyle sahaya sadece Şili çıktı ve Şili’li oyuncular santra yapıp boş kaleye attıkları golle maçı kazandı. O santrada Şili’li futbolcular topa koşarken birisi duruyordu. O da sonradan bu günü “Yaptığımızın hala yanlış olduğunu düşünüyorum. Sahaya çıkmasam başıma her şey gelebilirdi. Sahaya çıktığımda ise gözyaşlarımı içime akıtmıştım” diyen Carlos Caszely’di. Ayrıca Dünya Kupası tarihinde ilk kez kırmızı kart uygulamasının başladığı turnuvada ilk kırmızı kart tarihin cilvesi Doğan Babacan tarafından Şilili Carlos Caszely’ye çıkarıldı.

Endüstriyel futbola kapılar tamamen açıldı

1974’te Dünya Kupası Finalleri hazırlıklarıysa bir başka yapılıyordu. Endüstriyel Futbol’un köşetaşlarından olan birçok uygulama bu finallerde kurumsal bir şekilde uygulandı. Stadyum reklamı, yayın haklarının satışı ve yayın gelirleri, sponsorluk anlaşmaları, satılık kupa plakları, maskotlu hediyelik eşyalar ve ilk kez bu kupada uygulanan şans oyunları ile büyük bir havuz, bir futbol pazarı oluşturuldu ve sermayeyle futbol daha iç içe geçmeye başladı.

Sıkı yönetim altında Dünya Kupası Finalleri

Kupa hazırlıkları devam ederken Batı Almanya Devleti’nde korku vardı. 1972 Münih Olimpiyat Oyunları’nda FKÖ’nün yaptığı İsrailli sporcuları rehin alma eylemine müdahalesi, sporcuların da ölümüne neden olan Batı Almanya Hükümeti, kupa boyunca olağanüstü hal ilan etti ve bu durum futbolcuların “Otellerimiz tel örgülerle çevrili, dışarıya çıkamıyoruz ve kapımızda polis barikatı var” şeklinde veryansın etmesine neden oldu. İskoçya’nın finallere katılabilecek olması olası bir İRA eylemi beklentisi yaratırken, RAF da turnuva süresince bir eylem yapabileceğini belirtiyordu. Bu baskıyla Batı Almanya 1974 Dünya Kupası’nda bir futbol turnuvasına değil, darbe koşullarına ev sahipliği yapıyormuş gibi davrandı. O dönem koşullarında çok ciddi rakamlar olan bir stadyumda 900 güvenlik, 600 polis yani 40 seyirciye 1 polisin düştüğü bir tablo ortaya çıktı. Ayrıca ilk kez stat girişlerinde taraftarların üzeri aranmaya başlandı.

1974’ün en güzel rengi Doğu Almanya

Bu turnuvanın en büyük rengi ise tarihinde ilk kez bir dünya kupasına katılacak Doğu Almanya’ydı. Batı Almanya ile aynı grupta yer alan Doğu Almanya’ya karşı ilk andan itibaren psikolojik baskı uygulanırken ulaşımı üstlenen ve her ülke takımına o ülkenin renkleriyle boyalı birer otobüs tahsis eden Mercedes Benz firması Doğu Almanya’nın otobüsüne orak çekiç koymayınca Doğu Almanya bu durumu kabul etmedi ve ısrarın sonucunda orak-çekiç otobüse çizildi.

Turnuvada Doğu ve Batı Almanya’nın tarihinde tek karşılaşması olan ve Doğu Almanya’nın 1-0 kazandığı maç oldukça konuşulurken, bu maçtan sonra hiç yenilmeyen Batı Almanya kupaya uzandı. Doğu Almanya ise bir daha Dünya Kupası Finalleri’ne katılmayı başaramadı.

Şili’nin her maçında eylem: Hedefte Pinochet Cuntası

Şili ile Batı Almanya arasında oynanan karşılaşmayaysa Şili’deki darbeye yönelik protesto damgasını vurdu ve karşılaşmanın başlangıcı oldukça sarktı. O dönem dünyanın dört bir yanında kurulan Şili’yle dayanışma komitelerinden biri de Almanya’da kurulur. Bu karşılaşma için 1500 bilet alan eylemciler sahaya girmeyi düşünür ancak sahanın kenarlarına hendekler kazılmıştır ve güvenlik önemleri üst düzeydedir. Şili’nin milli marşı okunurken ‘Şili’de Cunta’ya Hayır’ sloganları duyulur ve arama noktalarından geçirilebilen pankart ve bayraklar açılır. Polisler coplarla saldırarak eylemi bastırır. Doğu Almanya Şili maçında da benzer protestolar düzenlendi.  Şili’nin gruptaki son maçı Avustralya’ylaydı. Bu maçta da bir eylem düzenlendi ve tribünlerde ‘Sosyalist Şili’ yazılı bir pankart açılınca hakem karşılaşmayı durdurdu. Polis tribünlere saldırdı ve çok sayıda insanı gözaltına aldı.

Hollanda, Teknik Direktör Rinus Michels’in yarattığı ve sahada inanılmaz Johan Cruyff tarafından uygulanan ‘Total Futbol’ yaklaşımıyla, o dönemin futbol dünyasını değiştirmişti. Özellikle de oyuncuların, saha içinde mevkiilerini dönüşümlü olarak kullanmaları, bir devrim olarak kabul edilecekti.

Son Avrupa Şampiyonu Batı Almanya’ysa, sahanın tamamına yayılan agresif yaklaşımıyla, kendi tarzını hemen her maçta rakiplerine benimsetti. Uçan kanat oyuncuları Uli Hoeness ve Jürgen Grabowski, orta sahadaki sağlam ikili Wolfgang Overath ve Rainer Bonhof’un da desteğiyle, en ileri uçtaki Gerd Müller’i çok iyi beslemiş, arkada beklemeyi pek sevmeyen Beckenbauer’in sürpriz hücum çıkışlarıysa, Almanların oyununa büyük renk katmıştı.

Münih Olimpiyat Stadı’ndaki final maçı, Almanlar aleyhine oldukça dramatik bir penaltıyla başladı. Hollandılar maç başlar başlamaz Cruyff sayesinde topu daha maçın ilk saniyelerinde rakip ceza sahasına sokarak pozisyon üretirken, Hoeness, Cruyff’u düşürünce, maç başından bu yana top henüz hiçbir Alman oyuncunun ayağına değmeden penaltı düdüğü çaldı. Neeskens atışı kullandı ve takımını 1-0 öne geçirdi. Bundan sonraki 20 dakika boyunca Hollandalılar, yüksek top yapma kabiliyetleriyle oyunu domine etmelerine karşın, bu süreçte bir türlü ikinci golü bulamadılar. İlk ciddi hatalarını da 25. dakikada yaptılar. Ceza sahasına topla giren Holzenbein, Jansen taradından yere düşürüldü ve penaltı düdüğü bu kez evsahibi için çaldı. Atışı kullanan Paul Breitner, takımı adına skoru 1-1’e getirdi.

İlk devrenin bitimine 2 dakika kala Batı Almanya, Bonhof’un çok zekice kontrol edip Müller’e verdiği topun, ünlü santrforca rakip filelere gönderilmesiyle 2-1 öne geçti ve böylece devre bu skorla kapandı.

İkinci yarı boyunca Hollanda, kuşkusuz Almanlar’a karşı daha atak bir oyun oynadı ama; kaleci Sepp Maier, çok kritik pozisyonlarda harika kurtarışlar yaparak, evsahibi takımının kupaya uzanmasında büyük pay sahibi oldu. Batı Almanya böylece Dünya Kupası tarihinde ilk kez, finaller oynanırken maç kaybetmesine karşın turnuvayı kazanan takım olma unvanını elde etmişti.

Kaynak: sendika62.org, Goal.com

 

 

İlginizi çekebilir