Festival Aşk Sözcükleriyle Açılacak – Murat Türker

Bu sene 21. kez organize edilen Selanik Belgesel Festivalinin açılış filmi Leonard Cohen ile Marianne Ihlen arasındaki aşka eğiliyor.

Yunanistan’ın Selanik kentinde bu sene 1-10 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek festivalde geri sayım hızlandı. Balkanlardaki en yetkin belgesel festivali olmayı sürdüren etkinliğin açılışı Marianne & Leonard: Words of Love adlı filmle, tarihi Olympion sinemasının sıcak atmosferinde yapılacak.

Belgeselin dünya prömiyeri geçenlerde Sundance Film Festivali’nde gerçekleşmişti. 97 dakikalık yapımın yönetmeni Nick Broomfeld‘in Marianne‘la olan yakın ilişkisi sayesinde meşhur ozan Cohen‘in özel dünyası hakkında biraz daha fazla bilgi edineceğiz.

Ege’nin özellikle 60’lı yıllarda popüler olmuş ve aşkın doludizgin yaşandığı diyarlardan Hidra Adasında başlamış ilişki Cohen’in So Long Marianne adlı şarkısına da ilham vermişti.

Şimdiye kadar çeşitli belgesellere konu olmuş Cohen hakkında farklı bir izlenime kapılmamız pek mümkün görünmüyor, fakat belgeselin o yıllardaki hedonist ortamların enerjisini yansıtacağı kesin.

Bu filmler kaçmaz

Festivalin geçtiğimiz haftalarda açıklanan, kaçırılmaması gereken belgeselleri arasında Jonathan Agassi Saved My Life seyirciyi gey porno dünyasına sürükleyecek. Yönetmenliğini Tomer Heymann‘ın üstlendiği çarpıcı film ödül kazandığı Kudüs’ten sonra IDFA dahil çeşitli dünya festivallerini gezmeyi sürdürüyor, bakalım Türkiye’ye uğrayabilecek mi?

Kadın cinselliğini beş kadın üzerinden anlatan #Female Pleasure adlı belgesel 21. yüzyılda kadınlara hâlâ uygulanan baskılara odaklanıyor. Barbara Miller’ın elinden çıkma, gayet sürükleyici seyirlikte dinin bu konudaki rolü tartışılıyor, ataerkil toplum düzeni kıyasıya eleştirilip eşitlik mücadelesinin önemine dikkat çekiliyor. Dünyada FGM olarak bilinen kadın cinselliğine barbarca sekte vurmakla ilgili görüntüler kısa da olsa seyirciyi rahatsız edebilecek seviyede.

Japonya’da da mesela, erkek cinsellik organına geleneksel olarak müsamaha had safhadayken kadın cinsel organı hakkında yeni ifade biçimleri ortaya çıkarmak başınızın adaletle belaya girmesine sebep olabiliyor…

Kamboçya’nın karanlık yıllarına dair üçlemesinin son halkasıyla maziye tekrar eğilen Rihty Panh‘ın Graves Without A Name adlı filmi de Selanik’in programında yer alıyor. Khmer’lerin vahşeti yüzünden aile fertlerini kaybetmiş olan ünlü yönetmen yine güçlü ve uzun süre etkisinde kaldığınız bir eser ortaya çıkarmış.

Festivalin tavsiye ettikleri arasında yer alan Soyalism adlı belgeselde ise domuz yetiştiriciliğinde sanayileşmenin bedellerine şahit olacağız. Sosyal ve çevresel yıkımlara yol açan korkunç vaziyet Stefano Liberti ile Enrico Parenti‘nin kotardığı yapımda afişe ediliyor. Fakat film, her ne kadar Çin’e ve Batı ülkelerine ait birkaç şirketin ipliğini pazara çıkarıyor olsa da araştırmacı gazetecilik hususunda yetersiz kalıyor.

Dünyayı ve insanlığı altüst eden envaitürlü felaketler esas Louie Psihoyos‘un Selanik Belgesel Festivali için yaptığı seçkide tek tek ortalığa saçılacak.

Gezegene dair

Yunanistan kökenli ABD’li sinemacı Psihoyos 2009 yılında Oscar almasını sağlayan The Cove‘un özel bir gösterimiyle bu seneki festivalde onurlandırılacak. Japonya’nın yunus katliamını gözler önüne seren belgesel kanlı görüntülerle dünyayı ayağa kaldırmış, hepimizin hafızasına kazınmıştı; oysa günümüzde Japonya okyanuslarda serbestçe avlanmaya yönelik icraatını inatla sürdürüyor maalesef.

Etkinliğin en büyük ödülü olan Altın İskender (Golden Alexander) kendisine takdim edileceği gibi Psihoyos’un dokuz filmden oluşturduğu seçki önemsediği mevzuların Selanik’te sansasyonel belgeseller aracılığıyla bir kez daha tartışılmasını sağlayacak ve farkındalığı artıracak.

Mesela kırmızı etin, beyaz etin, şarküterinin, süt ve peynirlerin aslında sağlımıza ne kadar aykırı olduğunu, hatta zararlarını irdeleyen What the Health.

ABD’nin belli başlı sağlık danışma kurumları bilimsel raporlarla ne kadar tehlikeli oldukları kanıtlanmış besinleri neden tavsiye etmeye devam ediyor?

Çünkü arkalarında sponsor olarak mevzubahis besin endüstrisinin devleri var.

Peki diyabet, kanser, damar tıkanıklığı veya obezite gibi sorunlarla baş edilememesinin sebeplerinden biri dünyanın belli başlı ilaç sanayisinin de bu kurumları birebir desteklemesi olabilir mi?

Devletin zaten belirli aralıklarla ABD halkının ne yemesi gerektiğine dair çizelgesi çoktan satılmış bazı bilirkişilerin oyuncağı haline gelmiş durumda. Eh, bu durumda veganlık gibi alternatifleri daha iyi anlamak için bize de youtube’da bile bulabileceğimiz Kip Andersen‘in What the Health adlı belgeselini seyredip bilinçlenmek düşüyor.

Psihoyos’un seçtikleri arasında barajlarla doğaya büyük zararlar veren gerici zihniyetteki insanlara inat Damnation adlı film de var. Travis Rummel veBen Knight imzalı gayet hareketli belgeselle su kaynaklarının sanayileşen toplumlarda nasıl çarçur edildiğini tekrar hatırlayacağız.

Hayvan hakları hususunda ise çekildiği 2005 yılından günümüze kadar seyredenleri dehşet içinde bırakmayı sürdüren Earthlings adlı belgesel de gösterilecek Selanik’te. Joaquin Phoenix’in kulakları okşayan ikna edici sesi eşliğinde çok vahşi bir yolculuğa hazır mısınız?

İnsanların hayvanlara çektirdikleri eziyetin boyutlarını yönetmenliği Shaun Monson‘a ait kült filmin tümünü youtube’dan izleyerek teninizde hissedebilirsiniz, büyük bir tiksintiyle!

John Berger’ın bir sözü

2017’de vefat etmiş olan John Berger‘ın Why Look at Animals adlı denemesinden yola çıkarak bu yıl festival yöneticileri tamamı hayvanlarla alakalı belgesellerden bir bölüm oluşturmuş. Berger’ın metni Cevat Çapan tarafından Türkçe’ye Hayvanlara Niçin Bakarız? başlığıyla tercüme edilmişti.

Çok eski çağlara dayanan insanla hayvanların ilişkisi Berger’a göre tüketim çağında fazlasıyla zedelenmiş vaziyette.

Bir zamanlar insan hayatının merkezinde olan hayvanlar şimdi daha çok bir şova dönüşmüş durumda, dolayısıyla marjinalize olmaları işten bile değil. Tam da bu yüzden insanın hayvanlarla bağını acilen tekrar değerlendirmesi gerekiyor.

Hayvanlarla uyum içinde yaşamak nasıl mümkün olabilir? diye soruyor festival programcıları bize. Seçkide insanla hayvanlar arasındaki ilişkilerde olumlu ve olumsuz dinamiklerden örnekler var.

Heyecanlı olduğu kadar şefkatli bir Selanik Belgesel Festivali daha hepimizi bekliyor.

* Festival hakkında teferruatlı malumata buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: BİANET

İlginizi çekebilir