“Ezgilerimiz asimilasyona cevap”

15 Mayıs Kürt Dil Bayramı vesilesi ile Kürt sanatçı Ruken Yılmaz ile konuştuk: ‘Bir devlet politikası olarak, TRT aracılığıyla Türkçeleştirilen Kürtçe şarkılar sorunu bir asimilasyon olmakla birlikte yağmacılıktır’

Gülcan Dereli

15 Mayıs Kürt Dil Bayramı. 1932 yılında Kürt aydınları tarafından yayımlanan Hawar dergisinden bu yana, 15 Mayıs tarihi Kürt Dil Bayramı olarak kutlanıyor. Bulundukları coğrafyalarda kimliği tanınmayan, ötekileştirilen, asimilasyona maruz kalan, yok sayılan milyonlar, anadilini yaşatmak için mücadele ediyor. Asimilasyon politikalarının en yoğun şekilde uygulandığı coğrafya ise Kürt kentleri. Başta Diyarbakır, Dersim, Şırnak ve Van olmak üzere 22 Kürt şehrinde Kürtçe sağlık hizmeti, anadilde eğitim gibi birçok yaşamsal haktan yararlanılmıyor. Milyonlarca Kürdün kültürü de yok sayılıyor. Kürtçe üretilen şarkılar kimi ‘Türk şarkıcı’lar tarafından çalınıyor ve Türkçeleştirilerek kendilerine aitmiş gibi yorumlanıyor. Bu kişiler, ezgilere kendi imzalarını artmaktan da geri durmuyor. Ancak Kürt sanatçılar büyük bir emek ile anadilde ezgiler üreterek asimilasyon politikalarına karşı bir duruş sergiliyor. O sanatçılardan biri de Kürt sanatçı Ruken Yılmaz. Yılmaz, yorumladığı Kürtçe eserler ile dinleyenleri kendine hayran bırakıyor. Yeni Yaşam gazetesi olarak 15 Mayıs vesilesiyle Ruken Yılmaz ile kısa bir söyleşi yaptık. İyi okumalar…

*Bir müzisyen olarak anadilinde şarkı söylemek nasıl bir duygu? Kürtçe nasıl bir anlam dünyasına kapı açıyor?

Duygudan öte belki de gerekliliğinden bahsetmek benim için daha doğru olacak. İnsanın kendini var etmesinin en temel unsurlarından biri dilken, değil sanatımızı anadilimizle icra etmemiz, kendimizi anlamanın ve anlatmanın en temel unsurudur dil. Çocuk yaşlarda ebeveynlerimizle iletişim aracının olmasının ötesinde geçmişin en önemli aktarımıdır. Hele ki Kürt halkı gibi geçmişi ve geleceği yok edilmeye çalışılan halklar için anadilinde sanatını icra etmek, bu tariften daha da büyük anlamlara karşılık gelmektedir.

90’ların başında Kürt dilinin yaşatılması, öğrenilmesi ve anadilde sanatın çok daha örgütlü yürütülmesi adına kurulan Dil Enstitüsü ve MKM çatısı altında yürütülen çalışmalar başta olmak üzere anadilde tiyatro, müzik ve edebiyatta üretimlerin bu denli yaygınlaşmasının da bu anlamın ifadesi olduğunu düşünüyorum. Bu vesileyle de 15 Mayıs Kürt Dil Bayramını kutlamış olayım.

*Bize biraz çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Neler yapıyorsunuz?

Dinleyiciyle ilk buluşmam 2016 yılında “Zeli” albümüm aracılığıyla oldu. İlk adımım açısından önemli bir deneyim olduğu gibi bugünden bakınca albümün kayıt sürecine kendi müzikal fikrimi dahil edememiştim. Yani o zamanlar kendimi müzikle çok daha iyi tarif etmenin cevabını bulamamıştım.

O zamanlardan beri birçok farklı projede yer alarak sahip olduğum deneyimle de bugün kendimi daha iyi ifade ettiğim üretim süreçlerine ulaştım. Kendi bestelerimi yazarken bir yandan da geleneksel ezgileri kendi özgünlüğümle yorumlamaya çalışıyorum. Birkaç gün önce de birçok kişi tarafından yorumlanmış “Nergiz” eserini, bahar ayının coşkusunu ve neşesini müziğe yansıtmaya çalışarak yeni bir düzenlemeyle birlikte dinleyicilere ulaştırdık.

*En çok dinlediğiniz ve sevdiğiniz Kürt sanatçılar kimler?

Özellikle bir isimden bahsedemem ama son süreçte üreten arkadaşları (özellikle müzisyen kadınları) ilgiyle takip ediyorum diyebilirim.

*Sık sık Kürtçe şarkılar, kimi ‘sanatçılar’ tarafından Türkçe’ye ya anonim ya da kendi imzaları ile çalınarak söyleniyor. Bu kültürel yağma değil mi?

Aslında sosyal medyanın yaygınlaşmışıyla beraber kimi şarkıcılar tarafından Kürt kimliğinde, toplumunda önemli izler taşıyan stranların kendi üretimleriymiş gibi kaynak göstermeksizin hatta altlarına kendi isimlerini yazarak paylaştığını gördük. Bunun ötesinde bir devlet politikası olarak, özellikle TRT aracılığıyla gerçekleştirilen, Türkçeleştirilen Kürtçe şarkılar sorunu bir asimilasyon olmakla birlikte yağmacılığın en net örneğidir.

*

*Ruken Yılmaz’a dair

Siirtli olan Ruken Yılmaz 1990 yılında İstanbul’da doğar. Şarkı söylemeye küçük yaşlardan itibaren başlar. Bir aile dostunun yeteneğini fark edip ailesine söylemesiyle ve ailesinin (özellikle de babasının) desteğiyle kendini daha fazla şarkı söyler halde bulur. 12 yaşında gitar çalmaya da başlayan Yılmaz, ilk sahne deneyimini okul müzik grubuna dahil olup yaptığı konserlerle yaşamış olur. Böylelikle tam olarak müzikal yolu netleşir.

2017 yılında Koma Asiyan grubu ile yolu kesişince Kürtçe müzik yapmaya başlar. 2008 yılında Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği bölümünü kazanan Yılmaz, 2010 yılından beri çalışmalarını Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) bünyesinde sürdürüyor.

Kaynak: YENİ YAŞAM

İlginizi çekebilir