Et/süt üretimi ve küresel ısınma – İsmail Kılınç

Et üretim ve tüketiminden vazgeçmeli miyiz? Dünya nüfusunun yaklaşık %5’i vejetaryen, yani hayvan eti tüketmeyen, sebze-meyve tüketen insanlar. Onlara mı katılalım?

Et ve süt tükettikçe küresel ısınmaya katkıda bulunuyoruz. 1950-2000 yılları arası et tüketimi beş kat artarken dünya nüfusu iki kat arttı.

Gelişmiş ülkelerde et tüketimi azalmakta iken dünya genelinde 2050 yılına kadar %73 oranında artacağı öngörülüyor. Sütteki artış oranı ise %58. Dolayısıyla CO2 (karbondioksit) salımı da giderek artacak. Salım arttıkça iklime etki edecek ve küresel ısınmanın etkileri yeniden besiciliği etkileyecek: Yeni bakteriler, yeni hastalıklar, bağışıklık sisteminin etkilenmesi, zarar veren böcek ve bitkilerin çoğalması, hayvan yemi için ayrılan toprakların etkilenmesi… Kısacası kısır bir döngüyle karşı karşıyayız.

Et üretim ve tüketiminden vazgeçmeli miyiz?

Et üretim ve tüketiminden vazgeçmeli miyiz? Dünya nüfusunun yaklaşık %5’i vejetaryen, yani hayvan eti tüketmeyen, sebze-meyve tüketen insanlar. Onlara mı katılalım?

Kısaca bir göz atalım.

Et/süt üretimi ve CO2 salımı

Dünyada kesilen hayvan sayısı 65 milyar ve bunun 58 milyarı tavuk (2011). Kesilen bu hayvanlardan üretim için elde edilen et miktarı ise 2013 yılında 309 milyon ve bunun 2050 yılında 465 milyon tona çıkması bekleniyor. Üretimde en fazla artış kümes hayvanında (tavuk) bekleniyor: %104. Sonra sırada %20,6 ile koyun var. Tavuk üretiminin %80’i ise kapalı mekanlarda gerçekleşiyor. Şimdi de büyük baş hayvan çiftlikleri gündemde ve arkasında çok uluslu şirketler var. Araba üretir gibi hayvan üretiyorsunuz.

Et talebinin 2005-2050 arası %73, süt talebinin ise %53 artacağı hesaplanıyor. Süt üretimi 700 milyon ton, yumurta üretimi ise 1,2 milyar adet (2008). Biz et üretimine bakalım.

Üretimin %46’sı Asya ülkelerinden, %20’si Avrupa’dan, %14’ü Kuzey Amerika’dan, %10’u Güney Amerika’dan, %4’ü Orta Amerika’dan ve %5′ i Afrika’dan kaynaklanıyor.

Besicilik 1,3 milyar insanın da geçim kaynağı. Geçim kaynağı içinde sadece et üretimini değil deri ve yün üretimini de dikkate almak gerekir. Küresel ısınmanın kaynağında bu etkinlikler de var tabi ki.

Kişi başı ortalama et tüketimi 43 kg/yıl. Bir ABD’li 150 kg/yıl et tüketirken bir Hintli 5-10 kg/yıl tüketiyor.

Gelelim sera etkili gaz salımına (SEG): Hayvancılık ya da besicilik SEG’in %15-18’den sorumlu. Ulaşım sektöründen daha fazla: %13,5. Bu gazlar ise karbondioksit yani CO2, azot protoksit yani N2O ve metan yani CH4. Metan CO2’den 25-30 kat, azot protoksit ise CO2’den 300 kat daha fazla zararlı. Metan gazı salımının %50’si de pirinç üretiminden kaynaklanıyor.

Besicilikte tüketilen su miktarı ise tüm dünya tüketiminin %8’i.

7,1 milyar ton eşdeğer CO2 salıyor! Bunun %45’i üretim ve hayvan+et nakliyesi, %39’u geviş getirme ve metan gazı salımı, %10’u dışkı kullanımı ve stoklama, %6’sı ise mezbahaya götürme, kesim ve satıştan kaynaklanıyor.

İşin daha ilginç yanı ise üç büyük et üreticisinin Fransa’dan fazla salım yapması. Bunlar JBS, Friboi (Brezilya-Sao Paulo), Cargill (ABD) ve Tyson Foods (ABD-Arkansas) ve salımları 932 milyon ton. 20 büyük et üreticisi firmanın salımı ise Almanya’nın salımından fazla. İlk beş firma petrol üreticisi EXXON firması kadar salım yapıyor.

Salım nasıl gerçekleşiyor?

Hayvanların beslenmesi gerek. Bunun için meralar, otlaklar, hayvan yemi üretimi gerek. Yoğun tarım! Bunları üretmek için de yine gübre, su, tarım ilacı gerek. Ekili toprakların %70’i hayvan yemi üretimi için kullanılıyor. ABD’de 36 milyon hektar hayvan yemine ayrılmış yani hayvan yeminin %96,3’ü (2013). Avrupa’da buğday üretiminin %45’i hayvan yemi olarak kullanılıyor ve ayrıca tüketimin %30’u ithal yem.

Tahılların 3’te biri ise hayvan yemi. Kendimizi beslemiyoruz, hayvanları besliyoruz.

Ormanlık alanlar meraya dönüşüyor. Ormanların yakılarak yok edilmesi (palmiye yağı üretimi gibi de) salıma neden oluyor.

SEG gübrelerden, tarım makine ve araçların kullanımından, hayvanların metan salmasından, hayvanların mezbahaya taşınmasından, kesiminden, soğuk hava depolarında stoklanmasından ve tekrar satış yerlerine ulaştırılmasından kaynaklanıyor.

(Bu arada hayvanların kapalı alanlarda yetiştirilmesi, mezbahaya taşınması ve mezbahalarda kesim koşullarının hayvanlara karşı saygılı olmadığı ve bu koşulların iyileştirilmesi konusunda çalışmalar yapan sivil toplum örgütlerini unutmamak gerekir.)

1 kg et üretimi 36,5 kg CO2 salımıyla eşdeğer. 1 kg dana et üretimi arabayla 220 km yol kat etmeye eşdeğer CO2 salımına neden oluyor. Etlere göre de farklılık var: Kuzu 39 kg, sığır 27 kg, domuz 12 kg, hindi 10,9 kg, ve tavuk 6,9 kg eşdeğer CO2 salıyor.

Ayrıca su tüketimini de unutmamalı: 1 kilo sığır eti üretmek için 13 bin 500 litre su kullanıyoruz. Tavuk için ise bu sayı 4 bin 100 litre.

İnsan ve çevre sağlığı açısından etkileri

Kimi çevre örgütlerinin (Greenpeace gibi) bu konuda pek uyarıları yok ve sesleri çıkmıyor.

Küresel ısınmaya salımları yüzünden etki yapan et üretimi tarımı da büyük ölçüde etkilemekte. Toprakların önemli bir kısmı tek üretime (mısır, soya) ve bu üretiminde hayvan yemine ayrılması dolayısıyla geçim tarımı can çekişiyor ve insanların aç kalmasına neden oluyor. Tarımda kullanılan gübre ve ilaçlar toprağa zarar verdiği gibi tarım alet makinelerinin yoğun kullanımı fosil yakıtların da tüketimini gerektiriyor, bunun sonucunda insan sağlığı da tehlikeye giriyor. Biyoçeşitlilik zarar görüyor.

Gelişmiş ülkelerde büyük hayvan çiftliklerinde binlerce hayvan kapalı alanlarda yetiştirilirken gelişmekte olan ülkelerde daha çok meralarda yetiştiriliyor. İsveç’te yapılan bir araştırmaya göre merada yetiştirme %40 daha az gaz salımına neden oluyor ve enerjiden %85 tasarruf sağlanıyor.

Besiciliğin yan ürünleri olan deri, yün sanayisi ve çevreye olan etkilerini de hesaba katmalıyız. Yanlış beslenme yüzünden ortaya çıkan deli dana, kuş gribi gibi hastalıkları da unutmayalım.

İnsanlık avcılık, toplayıcılıkla beslenmeye başladığında  fazla et tüketmeden de yaşamını sürdürdü.

Hayvancılık konusunda kamu politikası gerekli ve yerel, küçük üreticileri desteklemek gerekir. Ayrıca üreticilerin kooperatiflerde örgütlenmeleri gerekir. Yoğun tarım nasıl toprak ve insanlara zarar verdiyse yoğun besicilik de zarar veriyor.

Hayvan dışkıları biyogaz üretiminde ve gübre yapımında kullanılmalıdır.

Et tüketimini azaltıp daha çok sebze ve meyve tüketimine yönelmek sağlık açısından da yararlı. Et tüketimi ve sağlık ilişkisi halka açık şekilde anlatılmalıdır.

Yapay et çalışmaları devam ediyor. Çiftliklerde balık üretimi çevreye zarar vermeden teşvik edilebilir.

İkame protein araştırmaları sürdürülmelidir (mantar, yosun, böcek).

Et üretimi ve tüketiminden alınacak vergiler arttırılarak tüketim azaltılabilir.

Et tüketirken bir de bunları düşünün.

Vejetaryen olmak zorunda da değilsiniz.

kaynak:Sendika62.org

İlginizi çekebilir