EŞİTLİĞİN OLMADIĞI BİR DÜNYADA RUH SAĞLIĞI – “Eşitsizlik, toplumun ruh sağlığını olumsuz yönde etkiliyor”

Fotoğraf: Derin Yoksulluk Ağı

Kutuplaşmanın arttığı ve gelir dağılımının giderek bozulduğu Türkiye’de ve dünyada kişiler ve gruplar arasındaki eşitsizliklerin de giderek arttığı belirtilen açıklamada, “Sonuç olarak toplum ruh sağlığı olumsuz olarak etkilenmiş ve etkilenmeye devam etmektedir” denildi.

Bu yıl “Eşitliğin olmadığı bir dünyada ruh sağlığı” temasıyla kutlanacak 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü ruh sağlığı alanında etkinlik gösteren dernekler ortak bir basın açıklaması yayınladı.

Kutuplaşmanın arttığı ve gelir dağılımının giderek bozulduğu Türkiye’de ve dünyada kişiler ve gruplar arasındaki eşitsizliklerin de giderek arttığı belirtilen açıklamada yaklaşık iki yıldır içinde olduğumuz pandemi sürecinin, bu eşitsizlikleri daha da derinleştirdiğinin altı çizildi.

“Bu eşitsizlik kaçınılmaz olarak kişilerin ve grupların sağlık hizmetine erişimini de zorlaştırmıştır. Sonuç olarak toplum ruh sağlığı olumsuz olarak etkilenmiş ve etkilenmeye devam etmektedir” denilen açıklama özetle şöyle:

Artan kutuplaşma

“Artarak kutuplaşan ve varsılların daha varsıl olduğu, giderek daha çok sayıda insanın ise yoksulluk içinde yaşadığı bir dünyada, Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu 2021 yılı Dünya Ruh Sağlığı Günü temasını “Eşitliğin olmadığı bir dünyada ruh sağlığı” olarak belirledi. Bu tema; az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ruhsal sorunu olan insanların %75-95’inin ruh sağlığı hizmetlerine erişemediğini, gelişmiş ülkelerde de durumun bundan daha iyi olmadığını vurgulamayı amaçlamaktadır.

“Ruh sağlığı alanındaki eşitsizlik; hastalık ve ölüm oranları, hastalık seyrini etkileyen bakım ve hizmetlere ulaşılabilme olanakları, yaşanan coğrafi bölge (kentsel/kırsal) farklılıkları, sosyoekonomik durum, etnik köken, cinsiyet ve cinsel yönelim, engellilik, göçmenlik gibi damgalanma ve ayrımcılıkla ilişkili etkenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

“Ruh sağlığı alanındaki eşitsizlik, doğrudan bağlantılı olduğu sosyal ve ekonomik eşitsizlik bağlamında ele alınmalıdır. Sosyoekonomik durum ve ruh sağlığı arasındaki ilişki ters orantılıdır. Yoksul ülkelerde yoksul olmayan ülkelere kıyasla ruhsal hastalıkların ortaya çıkma riski daha yüksektir. Ruhsal hastalıkların varlığı da bireylerde iş bulabilme ve çalışmayı sürdürebilme becerilerini zayıflatması nedeniyle yoksulluğu artırır. Ayrıca ruh sağlığı hizmetleri birçok gelişmekte olan ülkede, hem sınırlı kaynaklar hem de toplumun ve hükümetlerin ruh sağlığı sorunlarına damgalayıcı yaklaşımları nedeniyle gereğince geliştirilememiştir.

Ayrımcılığa maruz kalan kişiler ve gruplar

“Biliyoruz ki olağan koşullarda damgalanmaya ve ayrımcılığa maruz kalan kişiler ve gruplar, olağanüstü koşullarda bu ayrımcılıktan ve damgalanmadan daha fazla etkilenirler. Bu nedenle pandemi döneminde toplum ruh sağlığı açısından özellikle yaşlıların, çocukların, kadınların, yoksulların, cinsel kimliği nedeniyle ayrımcılığa maruz kalan grupların (LGBTİQ+’ların), kronik ruhsal hastalığı olanların, hükümlülerin, göçmenlerin, mültecilerin, sığınmacıların ve her alanda kayıp yaşayanların ruhsal yükü daha çok arttı. Yaşlılar sosyal ve fiziksel izolasyona ilk maruz kalan grup oldular. Bu izolasyon yaşlıların ruhsal bozukluklarının şiddetlenmesini veya ortaya çıkmasını hızlandırdı. Çocuklar ve gençler okullarından mahrum kaldı. Uzaktan eğitim döneminin çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri henüz net olarak ele alınabilmiş olmamakla birlikte sosyal izolasyon, teknoloji bağımlılığı, psikiyatrik sorunların sıklık ve şiddetinin artışı görünür haldedir ve uzun vadeli olumsuz etkilerini tahmin etmek de güç değildir. Ekonomik hayata katılımları erkeklere göre zaten daha sınırlı olan kadınların bir kısmı iş yaşamından daha da uzaklaşırken bir kısmı ise hem iş hem ev hayatının sorumluluklarını birlikte göğüslemek zorunda kaldılar.

“Kuşkusuz ki bu sorunların giderilmesinde eşitlikçi, nitelikli, çağdaş bir ruh sağlığı hizmetine ulaşabilmenin tüm yurttaşlar için güvence altına alınmasında önemli bir rol oynayacak bir “Ruh Sağlığı Yasası”nın çıkarılması için yasa yapıcıların tüm paydaşların görüşlerinin dikkate alındığı bir süreci hızlandırıp sonuçlandırması talep edilmelidir.”

İmzacılar

Bipolar Yaşam Derneği
Lityum Derneği
Psikiyatri Hemşireleri Derneği
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği
Şizofreni Dernekleri Federasyonu
Türk Nöropsikiyatri Derneği
Türk Psikologlar Derneği
Türkiye Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Derneği
Türkiye Psikiyatri Derneği

Kaynak: Bianet

İlginizi çekebilir