EŞİK: Kadın grevleri gündemde

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 20 Mart gecesi feshedilen İstanbul Sözleşmesi’nden kadınlar vazgeçmiyor. Günden güne yayılan tepkileri ülkenin dört bir tarafını sararken, kadına yönelik saldırılar da dur durak bilmeden devam ediyor. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) gönüllüsü Tülin Kesiktaş, İstanbul Sözleşmesi kararının ardından yaptıkları çalışmaları anlattı. Türkiye’de günde en az 3 kadının katledildiğini söyleyen Kesiktaş, bunu bir “cins kırımı” olarak değerlendirdiklerini söyledi. Var olan tabloya karşı sürdürdükleri çalışmalar hakkında bilgi veren Kesiktaş, kadın cinayetlerine karşı göreve çağırdıkları Meclis’e gönderdikleri davetleri AKP ve MHP’nin kabul etmediğini aktardı. AKP ve MHP dışındaki tüm siyasi parti temsilcileriyle görüştüklerini dile getiren Tülin Kesiktaş, görüşmelerden olumlu dönüşler aldıklarını ifade etti.

Meclis yakın markajda

EŞİK olarak saldırılara karşı 81 kentin yerelinde toplantılar gerçekleştireceklerini belirten Kesiktaş, “Bundan sonra yerellerden oluşan bir izleme çalışması yapacağız. Her bölgenin kadın örgütlenmesi kent vekillerini yakın markaja alacak. Milletvekillerinin kadınlar için ne kadar çalıştığını, kadın haklarını ne kadar savunduğunu takip edeceğiz. Onlara sorumluluklarını hatırlatırken, irademize de sahip çıkmalarını sağlayacağız. Meclis’in daha aktif hale gelmesi gerektiğini anlatacağız. Milletvekillerinin çalışmasına göre karne oluşturulacak. Seçimde bu karnenin bir karşılığı olacak. Sadece siyasi partilerin kadın milletvekili göstermesinin yeterli olmadığını, yerel yönetimlerde eşit temsiliyete ne kadar uyulduğu görülecek. Bizi yok sayan, haklarımızı savunmayan, temsil etmeyenlerin karnesini seçimde vereceğiz” ifadelerini kullandı.

‘AKP afişe oldu’

Bu çalışmalarının yanı sıra gündemde sıcaklığını koruyan İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi ve beraberindeki gelişmeleri de değerlendiren Kesiktaş, şöyle devam etti: “Sözleşme’nin feshedilmesi dünyada artan kadın farkındalığı ve bilincinin yükselmesinden kaynaklıdır. Sözleşme, ‘aileyi yıkıyor, toplum ahlakını bozuyor’ argümanlarıyla hedef alındı. Oysa tam tersi aile içi şiddeti önleyen, aileyi güçlendiren bir Sözleşme. İktidarın dayandığı nokta son derece saçma ve hiçbir karşılığı yok. Hükümet bilmeden İstanbul Sözleşmesi’nin reklamını yaptı. Uluslararası arenada birçok tepki aldı. Dünyanın birçok ülkesinde kadın örgütlerinden destek mesajları aldık. Dünya kadın örgütleriyle saldırılardan dolayı sürekli toplantı halindeyiz” diye konuştu.

10. yılda rapor

Sözleşmeden çekilme kararının şiddet faillerini nasıl cesaretlendirdiğine dair bir çalışma hazırlığı içerisinde olduklarının bilgisini paylaşan Kesiktaş, şunları aktardı: “Feshedildikten sonra neler oldu, kaç kadın öldürüldü, hangi yöntemlerle öldürüldü, karakola giden kadınlar tedbir kararı alabildi mi? Şiddete maruz kalan kadınlar hastanede rapor alabiliyor mu? Bunları takip ediyoruz. Bu çalışmanın detaylarını İstanbul Sözleşmesi’nin 10. yılı olan 11 Mayıs’ta kamuoyuna deklere edeceğiz. Rapor geniş katılımlı bir basın toplantısıyla açıklanacak.”

Mücadele sınırları aştı

Fesih kararından sonra gündeme getirilen büyük kadın buluşmaları ve grevlerin olup olmayacağına ilişkin ise Kesiktaş, şunları söyledi: “Pandemi şartlarına göre bakacağız, böyle çalışmalar gündemimizde var. Önümüzdeki günlerde konuşup netleştireceğiz. Bu süreçte daha çok dijital ortamda buluşmaya başladık. Büyük kadın buluşmalarına çok ihtiyacımız olduğunu gördük. Buluşmalarla birbirimizi yüreklendiriyor, güçlendiriyoruz, artık durmak yok. Daha ileriye koşmak için mücadele edeceğiz.” Saldırıların neyi ifade ettiğini ve buna karşı kadınların nasıl cevap verdiğini Kesiktaş, şu sözlerle özetledi: “Erkekler tarafından uydurulmuş rollere artık ‘dur’ diyoruz. Haklarımızın peşindeyiz. Bizleri artık aile içerisine, toplumsal cinsiyet rollerine hapsedemeyecekler. Artık global mücadele söz konusu. Bütün dünya kadınları da bunun farkında. Dayanışmamız ve mücadelemiz sınırları aşıyor. Kadınlarda da çok ciddi bir uyanış var ve bu uyanış sadece ülke sınırlarıyla kısıtlı değil. Ok yaydan çıktı. Eşitlik için sonuna kadar mücadele edeceğiz.”

‘Ankara Sözleşmesi’ni kabul etmeyiz’

Türkiye, kadına karşı şiddeti önleyecek mekanizmaların oluşturulması ve yasal tedbirlerin alınmasını öngören, ayrıca taraf devletlere de bu önemleri alma ve etkili bir şekilde uygulama konusunda sorumluluk yükleyen İstanbul Sözleşmesi’nden 20 Mart gecesi Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile çekildi. Akabinde İstanbul Sözleşmesi’nin kutuplaşmaya yol açtığını ileri süren AKP’liler, “Türkiye’nin toplumsal dokusunu, manevi, ahlaki değerleri gözeten, aile değerlerine uygun ve her kesimin hukukunun garanti altına alınacağı, kendi çerçevemizi, kendi aile değerlerimizi belirleyecek yeni bir mutabakat hazırlayacağız. Bu mutabakat ile dünyaya örnek olacağız” açıklamasıyla Ankara Sözleşmesi’ni gündeme getirdi. Söz konusu sözleşmeyi “makul kadın projesi” olarak değerlendiren kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Hüda Kaya ve avukat Yelda Koçak, fesih kararının ardından gündeme getirilen Ankara Sözleşmesi’ne dair değerlendirmede bulundu.

Makbul kadın profili

 

İstanbul Sözleşmesi’ni “kadınların yaşam güvencesi” olarak tanımlayan HDP’li Hüda Kaya, çekilme kararının AKP’nin iktidarı süresince yürüttüğü “kadın düşmanı politikalardan” biri olduğunu vurguladı. Ortaya atılan Ankara Sözleşmesi’nin toplumu oyalamaya yönelik olduğunu dile getiren Kaya, şu sözleri sarf etti: “Bizim öyle bir mutabakata ihtiyacımız yok. Kadın, mutfak ve yatak odası arasında ne kadar üretken olursa, erkeğin aile içindeki huzuruna ne kadar zemin hazırlarsa o kadar iyi kadın olur profili ve istenen o makbul kadın projesini hayata geçirmeye çalışıyorlar. ‘Kadın fazla sorgulamasın, konuşmasın, kendine çizilen alanlarda mutlu olmak için çaba harcasın, düşünmesin. Düşünürse kendisine dayatılanların özgürlük olmadığına farkına varır’ bilinciyle hareket ediyorlar. Bize giydirmeye çalıştıkları kılıfa girmeyecek, çizilen o alanları da Ankara Mutabakatı’nı da kabul etmeyeceğiz.”

Karar hukuki değil politik

Avukat Yelda Koçak ise, Anayasa’nın hiçe sayılarak İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğini vurgulayarak, kararın yok hükmünde olduğunu anımsattı. Çekilmenin hukuki bir karardan ziyade politik bir karar olduğuna dikkati çeken Koçak, “Aile kutsayışları yeni yapacakları mutabakatın sınırlarını gösteriyor. Ankara Mutabakatı başta kadın ve LGBTİ+ düşmanı bir mutabakat olacağı gibi kadınların da birçok kazanımını yok sayacaktır. O nedenle Ankara Mutabakatı ya da başkaca bir yerli ve milli mevzuat değil İstanbul Sözleşmesi’nde inat etmek gerekiyor.” Kadın cinayetlerinin politik olduğunun artık kabul gördüğünün altını çizen Koçak, bu konuda verilmesi gereken mücadelenin de politik bir mücadele olması gerektiğini söyledi

Kaynak: Yeni Yaşam

 

 

 

İlginizi çekebilir