Eğitimini Aldığımız Mesleği Yaptığımızda, Toplumda Değişimi Yaratmak Daha Kolay Olacak

Bianet’ten Çiçek Tahaoğlu transların sorunlarını gündeme taşıyan bir röportajı Ege Şükran ile gerçekleştirdi.

Ege Şükran 20 yaşında bir üniversite öğrencisi. O da üniversiteyi bitirmeden cinsiyet geçiş sürecini tamamlamak istiyor. “Okuyup belli bir yere gelmek isteyen translar,o yerlere geldiğinde bu tüm toplum için çok ön açıcı olacak” diyor.

Ege Şükran 20 yaşında. Ege Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenci.

Ege Şükran da, bianet’in konuştuğu diğer genç trans kadınlar gibi, üniversiteden mezun olup iş hayatına atılmadan önce cinsiyet geçiş sürecini tamamlamak istiyor. “Üniversite bitince yepyeni bir hayata başlamak istiyorum” diyor, kimlik değişiminin iş bulmakta zorluk yaratacak bir engel olmasını istemiyor.

Ege Şükran, üniversitelerdeki trans görünürlüğünün yol açıcı olduğunu söylüyor, diğer kampanyaları görüp umutlandığını anlatıyor: “İleride ben editör olacağım, biri doktor olacak, biri avukat, biri edebiyatçı… Ve belli bir gücümüz olacak, toplumda bir değişim yaratmak daha kolay olacak.”

Üniversitelerde lubunyalar her zaman vardı. Sadece biraz daha ses çıkartmaya başladık. Önceden daha çok translar, lubunyalar, etnik azınlıklar baskılara maruz kalıyordu, şimdi ise herkes. Biraz eşitlendik tabanda. Baskılarla birlikte bizim direncimiz de artıyor. Üstelik 5-10 sene önce bizimle dayanışmayacak insanlar da, benzer sorunlar yaşadığı için bizimle dayanışıyor.

Seni biraz tanıyalım.

20 yaşındayım, İzmir’e 2016’da okul için geldim. İzmir’e gelmeden önceki hayatım çok kötüydü. Kapalı bir aile yapısı, zor bir şehir. Bırakın kendimi keşfedip kabullenmeyi, psikolojik olarak iyi değildim. Ayrıca fiziksel olarak güvenli bir alanda değildim.

Fiziksel tehditlerle mi karşılaştın?

Okulda zorbalığa maruz kalıyordum, zaten okul dışında çok sosyalleşen biri değildim.

Ailenle aran nasıldı?

Ailem fark etmiyordu, küçükken babamın yargılamaları nedeniyle farklı davranmak zorunda olduğumu keşfedip, öyle davranmaya devam etmiştim. Aslında biraz rol yapıyordum.

İzmir’e taşınmadan intihar girişiminde bulundum ve yaşadıklarımı intihar notuna yazdım. Bu şekilde annem öğrenmiş oldu. Sonra annemle çok uzaklaştık. Geçen seneye kadar çok kötüydük. Yeni yeni arada arayıp konuşabilmeye başladım, annem bu konuda çok yol kat etti ama dönem dönem geri gidebiliyor. Bunun toplum baskısından kaynaklandığını düşünüyorum, İzmir’e gelse, oradaki komşularından, akrabalarından uzaklaşsa, bana alışabilir bence. Babam hala hiçbir şey bilmiyor. Babam ve ablamlarla çok bir ilişkim yok.

Ablalarım, dedin. Kaç ablan var?

Ben dört çocuklu bir ailenin, “sonunda erkek oldu” diye doğurduğu çocuktum. Bu, durumu biraz daha zorlaştırdı.

Ailenle yaşadığın şehirden ayrılmak mı istedin?

Evet. Okul için İzmir’e geldim. Aktivist olmak, Onur Yürüyüşlerine, etkinliklere katılmak istiyordum.

LGBTİ hareketiyle nasıl tanıştın?

Facebook’tan 2014 Onur Yürüyüşü videosunu izlemiştim. Onu görünce bir umut hissettim. Sonra araştırmaya başladım. Sonra, mümkünse İstanbul, ankara veya İzmir’de üniversiteye gidip, ailemden uzaklaşıp, ben de aktivist olacağım, dedim. Ve bunu başardım, çok mutluyum. İzmir’e gelene kadar, kendimi gizlediğim için içimde sıkıntı yaşıyordum, dışarıdan sıkıntılarım yoktu.

Nasıl?

Yani beni hetero sanıyorlardı, en azından sokakta yürürken bir şey olmuyordu. İzmir’de yavaş yavaş kendimi keşfedip, kabullenip, kendimi yaşamaya başlamam da başka sıkıntılara neden oldu. Mesela bir kez bıçaklı saldırıya maruz kaldım. Ama bunlar beni yıldırmıyor, bunlar oluyor, bunlar gerçek, ben de bu gerçeklere karşı mücadele ediyorum.

Üniversitede LGBTİ kulübüyle iletişimde misin?

Ege Üniversitesi’ne kaydolduğumda hemen Facebook sayfasından okulun LGBTİ+ kulübü LeGeBiT’e mesaj atmıştım. İlk toplantılarını beklemiştim…

İzmir’e geldiğimden beri aktivizmin içinde olabildiğince varolmaya çalışıyorum. Önümüzdeki dönem için etkinlik projelerim var.

Okul hayatın nasıl gidiyor?

Açıkçası okul hayatım gerçek anlamıyla bu sene başlayacak.Yaşadığım sorunlar nedeniyle geçtiğimiz iki sene okula pek gidemedim.

Neden? Neler oldu?

İzmir’e ilk geldiğim senenin 5. ayı gibi, ailemle aram çok kötü oldu. Elbiseli bir fotoğraf paylaşmıştım ve bunu gördüler. Ailemden aldığım tehditler nedeniyle, okula gitmeye de çekindim.

Geçen sene gitmeye çalıştım. Aslında bizim fakülte çok güzel bir fakülte, normalde LGBTİ+ birey olarak maruz kalacağın şeylerin çoğuna maruz kalmıyorsun. Ama memesi olmayan birini görünce, buna kadın diyemiyorlar. Yanlış cinsiyet atama olayı beni biraz yordu. Psikolojik olarak bunu kaldıramadım, geçen sene de bu nedenle gidemedim.

Bu bahsettiğin tutumlar hocalardan mı, öğrencilerden mi kaynaklanıyor?

Hocaların tavrı daha iyi açıkçası, özellikle genç hocaların. Dönem başlamadan birkaç hocamla görüşeceğim, kendilerine mail attım. Biri şimdiden olumlu dönüş yaptı. Onlarla konuşup, bu sene okula gideceğim.

Hocalarla ne konuşacaksın?

Benim kimliğimde, bana doğumda verilen isim var hala. İslami ve eril bir isim. O ismi yoklama listelerinden yok etmek ilk hedefim. Sonrasında tuvalet meselesi… Ayrımcılığa maruz kaldığımda ne yapmam gerektiği konularda konuşacağım.

Okula gittiğinde cinsiyetli tuvalet sorununu nasıl aştın?

Çok acil olmadığı tuvaleti sürece kullanmadım. Çok acilse de az kalabalık noktalardaki erkek tuvaletlerini kullandım. Ama bu sene biraz daha cesaretli olacağım bu konuda.

İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyorsun. Gelecekte ne yapmak istiyorsun?

Halihazırda yazı yazmayı seviyorum. Elle gibi dergiler vardır ya, böyle bir dergide editör olmak istiyorum. Edebiyat ve dergicilik alanında çalışmak istiyorum.

Bir gün şansım olursa da, daha rahat yaşayabileceğim bir ülkeye gitmek isterim.

Bu hayallerim çok kolay değil ama çok zor da değil, imkanım olsa başarabileceğim hayaller. Ama geçiş sürecimi tamamlamadan, kadın kimliğimi almadan, bunlar çok da yapabileceğim şeyler değil.

Geçiş sürecine ne zaman başladın?

Yeni başladım, Bir ayı geçti. İzmir’e geldiğimden beri sürece başlasam mı, diye düşünüyorum. Ama burada bu konuda bir deneyim aktarımı yapılmadı. Ankara ve İstanbul’da translar arası dayanışma aktivizm anlamında daha güçlü. Onur Haftasında İstanbul’da birkaç transla sosyalleştim. Oradaki dayanışma, destek, deneyim aktarımları beni motive etti. İzmir’e döner dönmez sürece başladım.

Hormon kullanmaya başladıktan sonra annenle görüştün mü?

Arayıp hormona başladığımı söylediğimde, annem ve ablalarım bir hafta boyunca her gün arayıp bırakmamı söylediler. Baban öğrenirse ne olacak, diye aslında beni biraz da tehdit ettiler. Ama babam öğrenirse bana zarar verecek ve hem bu onların üzülmesine sebep olacak hem de babam hapse girecek. O yüzden de çok uzatmadılar.

Ailemin yaşadığı şehre senede bir kez gidiyorum ve üç gün de kalsam, bir ay depresyon yaşıyorum. Hem rol yapmak zorunda kalıyorum hem de çocukluğum boyunca tüm travmaların yaşandığı yere geri gidince, haliyle tüm travmalar geri geliyor.

Son zamanlarda birçok üniversite öğrencisi trans kadınla konuştum. Hepsi hayatlarını toplumdaki önyargıları kıracak şekilde inşa ediyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Okul okuyup belli bir yere gelmek isteyen translar, belli imkanlara sahip olup, belli bir yerlere geldiğinde bu tüm toplum için çok ön açıcı olacak.

Mesela ben diğer kampanyaları görüp umutlandım ve ben de kendim için bir kampanya başlatmaya karar verdim. İleride ben editör olacağım, biri doktor olacak, biri avukat, biri edebiyat çalışacak… Ve belli bir gücümüz olacak, toplumda bir değişim yaratmak daha kolay olacak.

Son zamanlarda LGBTİ’ler ve özellikle de translar üniversitelerde daha mı görünür oldu?

Üniversitelerde lubunyalar her zaman vardı. Sadece biraz daha ses çıkartmaya başladık. Önceden daha çok translar, lubunyalar, etnik azınlıklar baskılara maruz kalıyordu, şimdi ise herkes. Biraz eşitlendik tabanda. Baskılarla birlikte bizim direncimiz de artıyor. Üstelik 5-10 sene önce bizimle dayanışmayacak insanlar da, benzer sorunlar yaşadığı için bizimle dayanışıyor. (ÇT)

Kaynak: Bianet

İlginizi çekebilir