Eğitim vizyonlarında anadil yok

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un açıkladığı ‘Eğitimde 2023 Vizyon Belgesi’ni eleştiren Eğitim Sen’li öğretmen Vedat Kara, bakanın görevinin talep etmek değil bunları hayata geçirmek olduğunu söyledi. Kara, anadile dair hiçbir ibare olmadığına işaret ederek vizyonu eleştirdi

Tartışmaların odağında olan eğitim sistemine ilişkin “Eğitimde 2023 Vizyon Belgesi”ni açıklayan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, anadilde eğitim gibi temel sorunları vizyona dahil bile etmedi. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda önceki gün düzenlenen toplantıda konuşan Şelçuk, “Okul yöneticilerimizin yetki ve sorumluluklarını kısmen artırıyoruz. Önümüzdeki süreçte tüm yöneticilerimizin ehliyet ve liyakat temelli olması konusunda ülke çapında bir bakış açısını da paylaşmış olacağız” iddiasında bulundu. Aynı toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise, eğitimin içeriğinin geliştirilmesi noktasında pek çok adım attıklarını savunarak “Bu konuda arzu ettiğimiz ilerlemeyi kaydedemediğimizi özeleştiri olarak her fırsatta ifade ediyorum. Eğitim öğretim meselesi özünde bir insan meselesidir.İnsana dair olumlu ve olumsuz her şeyi eğitimin içinde bulmak mümkün” dedi.

Bakanlık talep edemez

“Eğitimde 2023 Vizyon Belgesi”nin görünürde çok güzel olduğunu belirten Eğitimsen İstanbul 3 Nolu Hukuk Sekreteri öğretmen Vedat Kara, bakanlığın niyet bildirdiğini ancak asıl görevinin bunları hayata geçirmek olduğunu kaydetti. Bakanlığın açıklamalarını eleştiren Kara, “Biz eğitimin daha iyi olmasını eğitim çalışanlarının daha güvenceli ve daha sağlıklı çalışma koşullarının elde edilmesini, temel hak ve özgüllükleri gibi şeyleri biz talep edebiliriz. Bakanlık talep edemez. Bakanlık talebi yapan değil gerçekleştirmesi gerekendir. Şimdi bu belgeyi biz yayınlasaydık örneğin, bunlar olmalı diye bitirirdik. Bakanlık ise bunlar olacak diye bitiriyor. Yani aslında talep etmenin sadece fiilinde bir değişiklik haline giriyor” diye vurguladı.

80 bin okulda yandaş var

Real de bakıldığında ise ikinci yönü aslında eğitimde bunun emarelerinin görülmediğini belirten Kara şöyle devam etti: “Örneğin kitaplarda yapılan değişiklerle kitaplarda yapılan çeşitli makyajla bunları değiştirdiklerini söylüyorlar. Ne müfredatta olumlu değişiklikler var, ne öğretmenlerin çalışma koşullarında, ne de okullarda olumlu değişmeler var. Bakan bu açıklamayı yaparken okulların yönetimindeki müdürlerin yetkileri arttıracaklarını ve liyakata bakacaklarını söyledi. Ama bugün 80 bin civarındaki hiçbir okulun yönetimin liyakata dayalı bir atama göremiyoruz. Bunların tamamı sadece yandaş bir sendikanın üyesi olmaktır bunlarda aranan sadece liyakat. Dolayısıyla bunlar sadece siyasi iktidarın genel ve güncel siyasi politikalarına yön değişebilir şekilde hareket etmektedirler. Bunun sadece bir niyet belgesi olarak açıklanması gerçekte bunun karşılığı yoktur.”

Öğretmen görüşü alınmadı

Günümüzde yapılan okul mimarilerine de değinen öğretmen Vedat Kara, “Bugün yapılan okulların tamamı eğitim açısından uygun mimariler değildir. Koridorların genişliklerinden, sınıfları yüksekliğine ve pencerelere varıncaya kadar bunlar bir eğitim mimarisi olamaz” dedi. Açıklanan belgede çağdaş müfredattan söz edildiğine vurgu yapan Kara, “Bunların hiçbirisi deneyimli öğretmenlerin görüşleri alınarak yapılan bir uygulama değil.Bakanın söylediği eğitim bir anda makas değiştiremez. Yüz tonluk vagon gibidir. Dolayısıyla biraz daha yavaş olmak zorundadır. Sözü doğru bir söz olmakla birlikte bunu mutlaka bir başlangıcının olması gerektiğin ve bu başlangıcın eğitim çalışanları açısından da görülebilir olması gerekmektedir” diye konuştu.

Öğretmenler baskı görüyor

Okullarda demokratik bir ortamın mevcut olmadığını da kaydeden Kara, “Ne öğrenciler açısından, ne öğretmenler açısından, ne de eğitim çalışanları açısından güvenli bir alan bulunmamaktadır. Öğretmenlerle ilgili açılan soruşturmaların pek çoğu mobing kapsamındadır. Öğretmenler baskı görmektedirler. Düşünce ve ifade özgürlüğü yoktur. Bütün bunların olmadığı demokratik bir ortamın sağlanmadığı bir yerde demokratik bir eğitimin sonucunun elde edilmesi mümkün değildir. Kendi ifadeleriyle ifade edelim ‘eğitimde girdi neyse çıktı odur’ dolayısıyla siz bilimden yana demokratik bir ortamda bir eğitim gerçekleştiremiyorsanız çıktının da böyle olmasının bekleyemezsiniz” dedi.

Yasalar çıkarılıyor

‘Eğitimde 2023 Vizyon Belgesi’nin içine Anadilde eğitime dair hiç bir ibare alınmadığını hatırlatan Kara, “Anadilde eğitme vurgu yapılmıyor. Bu yapılmadığı gibi aslında bununla ilgili çeşitli sorunlar gündeme geliyor. Örneğin yıllardır çözülemeyen bir yabancı dil eğitimi meselesi var. Yabancı dil eğitimini çözemiyorlar. Şimdi siz anadilde eğitimle ilgili bir konuyu yokmuş gibi sayarsanız buna dair çözüm üretmezseniz aslında yabancı dile dair çözümü de üretemezseniz. Bunların ikisi de aslında pedagojik olarak aynı yöntemi içermektedir. Siz sadece anadilde eğitimi engellemek için çeşitli yasalar ve müfredatlar çıkarırsanız diğer dil eğitimi de etkileyen sonuçlara varır” dedi.

Gelen kendine uyarlıyor

Kitap ve müfredatlar da yapılan değişikliklerin sağlıklı yapılmadığına işaret eden Kara, “Bunlar kimler tarafından çalışılıyor. Nasıl yapılıyor buna dair öğretmenlerin, sendikaları ve tarafların bir bilgisi yok. Yani eğitimde son 30-40 yılda yapılan sistem aynı şekilde gidiyor. Birileri iktidara veya yönetimin başına geliyor. Kendi bildiği yöntemi insanlara dayatıyor. Sonra çözüm olmayınca da bunun suçlusunu öğrenciler, öğretmener, veliler ve toplum olarak buluyor ama yönetenler bir türlü kendi üzerlerine düşen sorumluluğu üstlenmiyor” diye kaydetti.

Gerçeğe bakmak gerekiyor

Eleştirilerini sürdüren Kara şöyle devam etti: “Eğitim meselesin de eğer niyetiniz bozuksa doğru bir sonuç elde edemezsiniz sadece yöntem meselesi değildir. Çocukları kendi istediğiniz şablonlar tek tipçi düşünceye ait kendi doğrunuzu dayatacağını bir eğitim sistemi oluşturuyorsanız, kuruyorsanız, kurmaya çalışıyorsanız buradan sağlıklı bir eğitim sistemi, dünya ile yarışacak çağdaş bir eğitim sistemi, başarılı öğrencilerin yetişeceği başarılı insanların yetişeceği bir eğitim sistemi oluşturamazsın. Sonuçlarını da bulamazsınız. Biraz burada gerçeklere bakmak gerekiyor. Sadece vizyonda yapılacakları anlatmak yerine okullarda neler yaşanıyor, bunlara bakmak gerekiyor. Evet derslerin sayılarının azaltılması gerekiyor, evet müfredatların değişmesi gerektiğini düşünüyoruz, evet birçok şeyin okulların binalarından başlamak üzere birçok değişiklilerin yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Ama en önemlisi güvenceli bir yaşamın, öğretmenler için güvenceli bir çalışma ortamının, özlük haklarının verildiği bir eğitim ortamının olması gerektiğini, öğrenciler açısından da demokratik bir eğitim, bilimsel ve anadilde bir eğitim sistemi olması gerektiğini düşünüyoruz.”

Ellerinde veriler var görmezden geliyorlar

Eleştirilerini sürdüren Kara, MEB’in bölge kentlerinde yaptığı bir çalışmanın ayrıntılarına dikkat çekti. Kara şu bilgileri paylaştı: “İkincisi örneğin, MEB’in yaptığı bir çalışma var. İlkokul öğrencilerine yönelik. Çalışmalarda öğrencilerinin büyük bir bölümünün doğu ve güneydoğu anadolu da ve göçlerin olduğu bölgelerdeki okullarda yapıldı. Devamlılığı olan zeki ve normal herhangi bir problemi olmayan öğrenciler arasında yapılan araştırmada çocukların öğrenim güçlüğü çektiği görülmüş. Bakanlık bunun aslında çok net bir biçimde bunun anadilde eğitimle ilgili olduğunu biliyor. Ama bunu görmezden geliyor. Bunu yok olarak görüyor. İşte eğitim bir bütün bakanın kendi ifadesiyle bütünleşik bir sistemdir dolayısıyla bunları bir birinden ayıramazsınız. Mimariyi, anadili, demokrasi, laikliği, bilimselliği, özgürlüğü bir birbirinden ayıramazsınız. Eğer ayırırsanız bunları bir birinden ayrı olarak yapmaya çalışırsanız çıktıları da çok sağlıklı bir biçimde olmaz.”

Onlarca öğretmen intihara sürüklendi

Muhalif olmalarından dolayı mobinge maruz kalan yüzlerce öğretmen bulunuyor. Aynı zamanda onbinlerce öğretmen atanmayı bekliyor. Atanmayan öğretmenler geçinmek için başka alanlarda çalışmak zorunda kalıyor. Geçtiğimiz nisan ayında Aydın’da 25 yaşındaki Merve Çavdar, geçtiğimiz hafta da İstanbul’da atanamayan öğretmen Ersin Turhan intihara sürüklendi. CHP PM Yıldırım Kaya yaptığı açıklamada 2017 itibariyle atanamadığı için intihara sürüklenen öğretmen sayısının 50’ye yakın olduğunu belirtti.

Anadilde eğitim veren okullar kapatıldı

Bölge kentlerinde anadilde eğitim veren okular 2016 yılında ve sonrasında, “Milli Eğitim yönetmelik ve mevzuata aykırı eğitim verildiğini” iddiasıyla valilik tarafından kapatıldı. Aralarını da Ferzad Kemangar İlkokulu’nun bulunduğu çok sayıda okul mühürlendi. 2013 yılında eğitime açılan Ferzad Kemangar İlkokulu’n okul öncesi 2 sınıfta 50, birinci sınıfta 60, ikinci sınıfta 65, üçüncü sınıfta ise 63 öğrenci eğitim görüyordu. Okulda 18 öğretmen de görev yapıyordu.

Kaynak: Yeni Yaşam – Gülcan Kılagöz/İstanbul

İlginizi çekebilir