Eğitim ve okullar neresinden baksak dökülüyor – Adnan Gümüş

Bugün yazının odağı LGS ve YKS üzerine, sınav ve başarı durumu üzerine olacak ama sorunların kaynağı çok daha derin toplumsal yönelim ve krizlere dayanıyor, gidişat ve geleceğimize ilişkin bulunuyor.

Birinci tespit: Ortaokulda çocukların %5’i kayıp

2016 Aralık sonu itibariyle 5-19 yaş grubunda her bir yaş diliminde 1.272.654 kişi bulunuyordu yani yaklaşık 1 milyon 272 bin kişi çağ nüfusu sayılır.

1 milyon 192 bin 660 kişi ilkokul bitirdi.

Ortaokul net okullaşma oranı %95 civarında. Yani çağ nüfusunun %5’i ortaokullarda yok. Bu oran 70-80 bin öğrenciye denk düşer. Bunlar kayıp.

İkinci tespit: Ortaöğretimde (liselerde) kayıp oranı bu sene daha artacak

Liselerde net okullaşma oranı %82 civarında idi.

Bakanlığın açıklamasına göre bu sene 1.192.660 öğrenciden 1.019.577 kişi tercih yapmış, 173.083 öğrenci tercih yapmamıştır.

Buna ek olarak tercih yapanlardan da 91 bin 687’si yerleştirilememiş (bunlar açık liselere yazılmış sayılıyor).

Bu durumda 60-70 bin kayıp çocuğa tercih yapmayan 173.083 ve yerleştrilemeyen 91 bin 687 kişiyi eklediğimizde rakam 350 binlere yaklaşıyor.

Tercih yapmayanların bir kısmı özel okullara gitse de durum parlak gözükmemektedir.

Yani liselerde okullaşma oranı bu sene daha da düşecek demektir.

Üçüncü tespit: Ortaöğretimde (liselerde) özelleşme-piyasallaşma oranı daha artacak

Geçen yıl açık öğretim ve özel okul öğrenci sayısı ortaöğretimde %45’leri bulmuştu. Açık ve özellerin oranı bu sene yarıyı da geçecek gibi duruyor.

Bir kısım öğrenci zaten baştan özel okullara yazıldı.

Puanı yüksek öğrencilerin bir kısmı daha iyi hazırlık ve ortam için, bir ksımı da resmi okullara uyum sağlayamadığı veya beğenmediğinden özellere geçiyor.

Bunlara ek olarak ayrıca iyi kötü düzenli bir geliri olan ve ilk iki tercihine yerleşmeyen öğrencilerin çoğunun özel okul arayışına gireceği kestirilebilir.

Yani resmi örgün eğitimin payı her geçen yıl çok daha azalıyor; paralı eğitime geçiş, eğitimin piyasalaştırılması ise tam gaz devam ediyor.

Dördüncü tespit: Altı üstü %10-15, gerisi kaderine teslim

Lise sayılabilecek okullar aşağı yukarı puanla öğrenci alan okullar sayılır. Bu da çağ nüfusunun sadece %10’una tekabül ediyor. Zaten bakanlık da bunları nitelikli okul sayıyor.

Burjuvazi ve orta sınıftan %5-10’u da özel okullarda okuyor.

Geriye kalan %80-85 aslında lise düzeyinde bir eğitim görmüyor, kaderine razı oluyor.

Beşinci tespit: TYT ve alan başarıları berbat durumda, liseler dökülüyor, öğrencilerin sadece % 19,80’i soruların ancak yarısını cevaplayabiliyor

Okullar hedefledikleri temel beceri ve yeterlliklerin yarısını bile kazandıramıyor. 2 milyon 218 bin 992 adaydan yaklaşık 450 bini (%19,80’ini) 500 üzerinden 250 puan alabiliyor.

Bu tablolar bize öğrencilerin ancak %20’sinin bir meslek yüksekokulu okuyacak düzeyde olduğunu gösteriyor. Milli Eğitimin de hedeflediği beceri ve yeterliliklerin hemen hiçbirini asgari düzeyde gerçekleştiremediğini açığa vuruyor.

Altıncı tespit: Akademik yeterliliğe sahip öğrenci oranı sadece %1,37

2 milyon 218 bin 992 adaydan sadece 30 bin 503 aday 400 ve üstü puana sahip yani yüksek akademik başarı gösterebiliyor. Bu oran % 1,37’ye denk düşüyor.

Sınavın ikinci aşaması da dikkate alınırsa yani alanlara göre de sadece 867 kişi ile 22,620 kişi arasında değişen sayılarda öğrenci ancak 400 ve üstü bir başarı gösterebiliyor. Yani oransal olarak 2 milyon 218 bin kişiden sadece 22-23 bini yükseköğretm düzeyinde akademik yetertiliğe sahip bulunuyor. Alanlara göre bakıldığında oran sadece %1 sayılır.

Yedinci tespit: Kadınlar ortalama olarak daha başarılı ama en üst 20 binlerde erkekler daha fazla

Ortalama olarak kadınlar daha başarılılar. Ancak 400 puaanların üstünde, ilk 20 binlerde erkek oranı daha yüksek. Erkeklerin 100-179 diliminde daha fazla yoğunlaşırken kadınların 400 puan üzerinde tepe gruplarda daha az yer almasının sebeplerinin, cinsiyetçi etkilerin ciddi olarak araştırılması gerekiyor.

Sekizinci tespit: Sınav başasısı bir sonuç, sorunların esası eğitim ve okul politikaları ve niteliğine ilişkin

LGS ve YKS üerinden, sınav sonuçları ve yerleştirmeler üzerinden konuşuyoruz ama bu sonuçların sebeplerine bakmak gerkiyor. Mesele sınav başarısı ve başarısızlığının ötesinde daha ağır olarak eğitim poitikaları ve eğitimin niteliği ile ilgili bulunuyor.

ÖZETLE TÜRKİYE’NİN EĞİTİM SORUNLARI ÇOKTU, DAHA DA DERİNLEŞİYOR

Gerek ortaöğretime gerekse yükseköğretime geçiş sistemi Türkiye’nin hem temel beceri ve yeterllikler konusunda hem de anlayış ve sistem olarak her geçen gün kötüleştiğini gösteriyor. Bu eğitim sistemi ile ne Ortadoğu ve İslam’a ne de evrensel değer ve uygarlığa bir katkı yapma şansı yok. Bu gidişle ancak mevcuttan da daha uzak bir noktaya düşeriz.

Sorunların birikmesi paradoksları da artırır ama çözümü garanti etmez. Alt üst oluşlar ki şu anda da yaşadığımız böyle nitelenebilir, mevcudun da bu halde devam edemeyeceğini gösteriyor. Dönüşümler, devrimler yakındır. Bilinçli başarılamazsa felaketler de devrimlere eşlik eder; gençlerimize, memlekete, dünyaya yazık olmaması için aklımızı başımıza devşirelim.

Kaynak: Adnan Gümüş

İlginizi çekebilir