Düşlerin hayaleti- kararlılığın azmi, korkunun, saldırının, iktidarın panzehri… – Beyza Üstün

Bu gidişe son vermek için daha ne kadar öleceğiz, ne kadar tehdit edileceğiz, ne kadar kulaklarımızı kapatıp gerçek olmayan hayatlar yaşayacağız

Düşlerin hayaleti- kararlılığın azmi, korkunun, saldırının, iktidarın panzehri… – Beyza Üstün (Yeni Yaşam)

20 Temmuz 2021’de İstanbul, İzmir, Ankara meydanlarında halklar, devrimciler 33 yürekli Barış elçisini andı. Suruç’ta IŞİD canilerinin katlettiği 33 düş yolcusunu anmak için sokağa çıkanlara polis, basın açıklamasının hemen ardından saldırdı. Gençleri yerlerde sürükledi, gözaltılar yapıldı, gözaltına alınanlar tutuklamaya sevk edildi.

Bundan altı yıl önce gençlik örgütleri IŞİD’in (DAEŞ çetesinin) katliamından, ablukasından kurtulmuş Kobanê’ye doğru yola çıkmıştı. Yanlarında Rojavalı çocuklara götürdükleri kitapları, oyuncakları, o kocaman yürekleri ve düşleri vardı. Barışı örmek için buluşmuşlardı, kardeşliği yaşama aktaracaklardı. Ayrı ayrı araçlarla farklı illerden gelen arkadaşları ile buluşmak için bir çay bahçesini seçtiler. Tam altı yıl önce, 20 Temmuz 2015’te, tarih; o çay bahçesinde, Urfa-Suruç’ta Kobanê’yi ele geçirememiş canilerce atılan bomba ile dondu. Caniler o gün; her biri diğerinden güçlü, kararlı, umutlu barış elçilerini aldı bizden. Ancak düşlerini yok etmeyi başaramadı, bize emanet ettiklerini de. Çoğu lise ve üniversite öğrencisi 33 düş yolcusu o gün bugün bu coğrafyada, aramızda dolanıyor. Onlar, o güne kadar canlarını feda etmiş pek çok devrimciye eklemlenerek barışı ilmek ilmek örmeye, bizi her bir ilmeğe sarmalaya, düşlerine çağırmaya devam ediyorlar. IŞİD’in canlı bombalarına, faşizmin katliamlarına kafa tutuyorlar. Ve gerçek tarihi onlar yazıyor; bu topraklarda özgürlük için barış için önümüzü aydınlatan, dayanışmayı büyütenler gerçekleri gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor.

O yüzden korkuyorlar bizlerden. O yüzden IŞİD çetelerine, katillere değil bizlere saldırıyorlar. Onları yargılamak yerine bizleri tutukluyorlar. O yüzden devletin yetkilileri, silahın, iktidarın gücünü bizlere saldırmak için kullanıyor.

Bizler yan yana gelip, birlikteliği güçlü örene kadar da ayrı ayrı saldırmaya devam edecekler.

Saldırıları eş zamanlı sürdürüyorlar. İşçilere saldırı virüs gibi yaygınlaşıyor bugünlerde. İşçiler; her geçen gün daha güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm edilip iş cinayetlerine uğrarken, son günlerde ırkçı saldırılar iş cinayetleri içinde hatırı sayılı boyuta ulaşmakta. Oldukça yoğunlaşmakta. Kürtçe konuşanlara faşist saldırılar hızla artmakta, Kürt işçiler kadın, çocuk, mevsimlik işçi, inşaat işçisi ardı ardına saldırıya uğramakta. Sakarya, İzmir, Afyon, Marmaris, Ankara, İstanbul, Konya’da Kürt işçilere aileleri ile birlikte saldırıldı. İktidar meydanlarda polis şiddeti ile yaşam yerlerinde yandaşları ile azmettirip saldırı gün gün artıyor. Konu Kürtlerin, halkların yan yana birlikte yaşam hakkına gelince bu saldırı, kin ve öldürmeye kadar kolaylıkla gidebilmekte.

Bundan daha da vahimi en temel yaşam hakkını sürdürme çabalarını yok etmeye kalkmaya sessiz kalınması, görmezden gelinmesi. Bunu sürdürenler daha ne kadar bu durumu sürdürecek. Ne zaman birlikte yeter diyeceğiz. Ne zaman öldürmeye kalkana, saldırmaya kalkana sen de kimsin, yapamazsın, izin vermeyeceğiz diyeceğiz.

Bu topraklarda; Kürt olduğu için bir işçi saldırıya uğruyorsa, öldüresiye dövülebiliyorsa, bir kadın özgür olmak istediğinde en yakınındaki erkekten şiddet görüyorsa, çocuklar istismar ediliyorsa, birileri para kazanırken emek verenin hissesine iş cinayeti, sömürü düşüyorsa, Êzidî bir çocuk Şengal’den köle olarak alınan IŞİD çetesi tarafından internetten satışa çıkarılabiliyor, seks kölesi olarak kullanılabiliyorsa, üniversitelerde, belediyelerde faşizme, kayyıma karşı gelenler, iktidarın suçlarına ortak olmayanlar işinden atılıyor, tutuklanıyor, tehdit ediliyorsa faşizm kapıya kadar dayandıysa, yaşamın her yerini sardıysa siz, biz özgür müyüz?

Bu gidişe son vermek için daha ne kadar öleceğiz, ne kadar tehdit edileceğiz, ne kadar kulaklarımızı kapatıp gerçek olmayan hayatlar yaşayacağız.

Daha ne kadar…

Bizler ne Suruç elçilerini unutabiliriz ne özgürlük sevdasından vazgeçebiliriz. Onlara, düş yolcularına, devrimcilere, çocuklara, kardeşlerimize, halklara sözümüz var; bu topraklarda birlikte eşit, barış içinde ve özgür yaşamı öreceğiz.

Bizler kazanacağız, Düşler kazanacak, Barış kazanacak, Özgürlük kazanacak, mutlaka kazanacağız. Çünkü birlikte yaşamı özgürleştirmek ve bundan vazgeçmemek faşizmin, bugün bizlere faşizmi dayatan siyasi iktidarın sonudur. Vazgeçmeyeceğiz ve mutlaka özgürleşeceğiz.

Kaynak: Yeni Yaşam

 

İlginizi çekebilir