Dünya Forum / Kartellerin katlettiği ‘Beyefendi’: Andrés Escobar

Kolombiya’nın başkenti Medellin’de, ülkenin en ünlü sporcularından birinin heykeli dikilidir. Kolombiyalı taraftarların ‘Futbol Beyefendisi’ diye nitelendirdiği Andrés Escobar, yaygın şiddet, yasa dışı uyuşturucu ticareti ve savaş sebebiyle parçalanmış bir ülkede erdem ve dürüstlüğü temsil ediyordu.

Andrés Escobar Saldarriaga, 1970 ve 80’lerin uyuşturucu baronu Pablo Escobar gibi Medellin’de doğmuştu. Forbes dergisi tarafından dünyanın en zengin  yedinci kişisi seçilmişliği olan Pablo Escobar’ın aksine  Andrés Escobar Saldarriaga (13 Mart 1967 – 2 Temmuz 1994) “Beyefendi” lakabıyla tanınan bir futbolcuydu. Atlético Nacional, BSC Young Boys ve Kolombiya milli takımında defans oynayan Andrés Escobar, güzel oyun tarzı ve sahadaki sükûnetiyle tanınmıştı.

Escobar’ın, 1994 FIFA Dünya Kupası’dan sonra, takımın turnuvadan elemesine yol açan, kendi kalesine attığı gol sebebiyle öldürüldüğü açıklandı. Andrés Escobar cinayeti, ülkenin uluslararası alandaki imajını tam anlamıyla yerle bir etti. Oysa ki, Escobar Kolombiya hakkında daha olumlu bir imaj yaratmak için çalışıyordu ve kendisi Kolombiya’da herkesçe seviliyordu.

Escobar, 13 Mart 1967 tarihinde Medellin’de doğdu. Orta sınıf bir ailenin çocuğuydu. Önce Colegio Calasanz’da ve ardından Instituto Conrado González’de eğitim gördü. Profesyonel futbolculuk yaşamından önce, okul futbol takımlarında sahaya çıktı. Ölümünden önce, Escobar uzun zamandır birlikte olduğu Dr. Pamela Cascardo ile nişanlanmıştı. Escobar, evlilik törenlerine beş ay kala cinayete kurban gitti.

Babası, gençlere sokaklarda suç şebekelerine katılmak yerine futbol oynama fırsatı sağlayan bir organizasyon kuran ve kendisi bir bankacı olan Dario Escobar’dı. Erkek kardeşi Santiago, 1998 yılında takım yönetimine geçmeden önce, Atlético Nacional’de Andrés’le birlikte futbol oynuyordu.

Escobar, futbol kariyeri boyunca bir savunma oyuncusuydu. Forma numarası 2’ydi ve “El Caballero del Futbol” (Futbolun Beyefendisi) takma adıyla biliniyordu. Futbol kariyerinde, Kolombiya’daki Atlético Nacional ve Swiss Club Young Boys’da oynadı. Ayrıca, Nacional’in 1989 yılında Libertadores Kupası’nı kazanmasında önemli bir rol oynadı.

1994 Dünya Kupası’ndan önce, Escobar’a İtalyan futbol devi A.C. Milan tarafından bir transfer teklifi yapıldığı açıklanmıştı.

ULUSLARARASI KARİYERİ

Kolombiya ulusal futbol takımı formasıyla ilk maçını 30 Mart 1988’de Kanada’ya karşı oynadı ve Kolombiya maçı 3-0 kazandı. Escobar’ın uluslararası bir karşılaşmaya ilk çıkışı ise 1988 Rous Kupası’nda gerçekleşmişti. Bu maçta, uluslararası kariyerinin tek golünü atmış ve takımı (Atlético Nacional) 1-1 berabere kalmıştı.

1989 Copa América’da, 22 yaşındayken, 4 maçta kendisine yer buldu. Kolombiya ulusal futbol takımı, turnuvanın ilk turunda elendi. Aynı yıl 1990 FIFA Dünya Kupası elemelerinde de oynadı. Takım, Grup 2’nin galibi olsa da Intercontinental (Kıtalararası) Play-off’ta oynamak zorunda kaldı; zira grup birincileri arasında en düşük puanları onlar toplamıştı. Kolombiya play-off maçını 1-0 kazandı ve 1990 FIFA Dünya Kupası’na katılma hakkını elde etti. Escobar Dünya Kupası sırasında tüm maçlarda forma giydi. Takım, Kamerun’a karşı 2-1 mağlubiyetle elendiği maçın ardından turnuvaya veda etti.

Escobar, 1991 Copa América takımında yedi kez sahaya çıktı. 1994 FIFA Dünya Kupası elemelerinde hiçbir maça çıkmasa da Dünya Kupası kadrosuna dahil edilmişti.

1994 DÜNYA KUPASI VE CİNAYETE GİDEN YOL

1994 Dünya Kupası’na kadar geçen dönemde Kolombiya, kısa bir süre için yıldızı parlasa dahi, hiç de iddialı bir takım olmamıştı. İlk beş eleme maçında yenilmedi ve bu maçlarda yalnızca iki gol attı. Kasım 1993’te Buenos Aires’te, Arjantin’e karşı tarihi bir zafer kazanarak, 5-0’lık skorla finallerdeki yerlerini garantilediler. Kolombiya’daki sözde kutlamalar sırasında onlarca insan öldürüldü ve yüzlercesi yaralandı. Başkent Medellin, uyuşturucu mafyaları olan Pablo Escobar’ın Medellin Karteli ve diğer uyuşturucu satıcılarının arasındaki savaşa teslim olmuş haldeydi.

Kolombiyalı ulusal futbol takımı, omuzlarında devasa bir ağırlık taşıyarak ABD’deki 1994 Dünya Kupası’na doğru yola çıkarken, Kolombiya uyuşturucu savaşları kıskacına girmişti. Kolombiyalı futbolseverler, rakip karteller için çalışan birçok ateşli mayfa üyesi taraftar da dahil olmak üzere, onları yolcu etmek için büyük bir uğurlama töreni düzenledi. Uyuşturucu baronu Pablo Escobar’ın kendisi de sınırsız servetini gözler önünden uzak tutabilmek amacıyla Atlético Nacional takımını gizli bir programla finanse ederken, takımın büyük bir destekçisi haline gelmişti. Kolombiyalı futbolcular, rakiplerininkinden çok daha büyük bir baskı altında kaldılar; kupa döneminde, ülkedeki en ölümcül ve en dengesiz suçlulardan bazıları, kupa hakkındaki büyük beklentilerini dile getiriyorlardı. Ve bu beklentileri yerine getirmek, zavallı futbolcular için imkânsızın bile ötesindeydi.

Kolombiya, turnuvayı, eski Galatasaray’lı Hagi’nin fırtına gibi estiği 3-1’lik Romanya yenilgisiyle açtılar. Söylentilere göre, uyuşturucu kartelleri takımın oyuncu tercihlerini etkilemeye çalışıyordu ve ABD’ye karşı oynayacakları ikinci maçtan önce, baş antrenör Francisco Maturana ve orta saha oyuncusu Gabriel Jaime Gomez’in otel odalarına ölüm tehditleri göndermişlerdi. Bu maç artık kesinlikle çok önemliydi; şüphesiz ki oyunculara, karşı karşıya oldukları tehlike konusunda her türlü uyarı yapılmıştı. Karşılaşma bir kupa maçından öteye geçmiş, gerçek bir yaşam mücadelesi haline gelmişti.

Neticede, üzerlerindeki baskı onlar için çok fazlaydı ve aklı maçtan çok daha büyük sorunlarla meşgul olan takım maçı 2-1 kaybetti. Karşılaşma esnasında Atletice Nacional’den ulusal takıma çağrılan Escobar’ın kendi kalesine attığı talihsiz gol nedeniyle kaybedilmiş oldu.

BİR ÖLÜM-KALIM MAÇI

Son maçında İsviçre’yi 2-0 yenmesine karşın, Kolombiya kendi grubundan çıkmayı başaramadı. Kolombiya’nın turnuvadaki kötü performansı kolayca unutulmayacak ve kısa süre sonra oyuncularından birinin, Futbolun Beyefendisi’nin hayatını kaybetmesine neden olacaktı.

Kolombiya turnuvadan elendikten sonra, Andrés Escobar’a ABD’de kalması teklif edilmişti. Escobar teklifi reddetti, aldığı tehditler ne kadar ağır olsa da Medellin şehrinde tekrar kabul göreceğinden emindi ve şehrine geri döndü. Kolombiya’nın Dünya Kupası’ndan elenmesinden beş gün sonra, turnuva henüz devam ederken, Escobar arkadaşlarıyla birlikte Medellin’deki El Indio adlı bir gece kulübüne gitti. Orada, Dünya Kupası’nda kendisinin rezil bir futbol oynadığını söyleyen bir grup adamla tartışmaya girdi ve gece kulübünden ayrılıp arabasına doğru ilerledi; sonrasındaysa, sırtından ve boynunda altı kurşunla vuruldu ve hayatını kaybetti.

Cinayetten kısa bir süre sonra Humberto Castro Munoz adında bir adam tutuklandı ve cinayeti işlemekle suçlandı; cinayetin azmettiricisi olarak da Kolombiyalı bir suç şebekesini yöneten Gallon Kardeşler’in adı zikredildi.

AZMETTİRİCİ GALLON 24 YIL SONRA TUTUKLANDI

19 Ocak 2018 günü, bu cinayetin üzerinden yaklaşık 24 yıl geçmişken, ajanslara bu eski ve iç burkucu cinayet hakkında yeni bir haber düştü. Kolombiya polisi yıllar sonra Andrés Escobar’ı öldürmekten sorumlu adamı tutukladığını duyurdu. Adamın ismi Santiago Gallon Henao idi ve kendisi bir uyuşturucu baronuydu.

Seksenli yıllarda, milyonlarca Dolarlık uyuşturucu parası kazanan Kolombiyalı uyuşturucu kartelleri, futbol kulüplerini kusursuz para aklama cennetleri olarak görüyordu. Bu meşhur Narko-futbol dönemi boyunca, Pablo Escobar’ın uyuşturucu parası Atlético Nacional’i Güney Amerika’nın en iddialı takımlarından birine dönüştürmüştü.

Andrés Escobar’ın kendi kalesine attığı golden sonra, geri döndüğünde Medellin’deki atmosfer oldukça gergindi. O zaman zarfında Atlético Nacional’in büyük destekçisi “Patron” Pablo Escobar ölmüştü ve bu durum başkentte büyük bir kargaşaya neden olmuştu. Düzenin korunması konusunda güçlü bir kartelin yokluğu nedeniyle, şehir kontrolden çıkmıştı. Meydanı boş bulan küçük karteller yeni uyuşturucu baronlarını sahaya sürmüş, rakiplerini yok etme mücadelesine girişmişti. Kimi insanlar, Pablo Escobar yaşıyor olsa, Andrés’in öldürülmeyeceğine hâlâ inanıyor.

Sadık taraftarları onu desteklese de, Andrés Escobar şehre döndüğünde sert eleştiriler aldı. Kimi iddialara göre, ölümünde, Pablo Escobar’la bitmemiş bir hesaplaşmanın izleri olabilirdi. Başka bir kartel, Pablo Escobar’ın kendisine verdiği zararın intikamı olarak Andrés’i öldürmüş olabilirdi.

Başka bir teori, mafya bahisleriyle ilgiliydi. 1994 Dünya Kupası’nda Kolombiyalı futbolcular üzerine büyük bahisler oynanmış, maçları kazanacaklarından emin olmak isteyen Kolombiya’lı uyuşturucu kartelleri, takımı bu sebeple tehdit etmişlerdi. Bu tehditler, takımı büyük bir endişeye sevk ederek paniğe neden olmuş, performanslarını çok kötü biçimde etkilemişti.

Daha da kesin biçimde, Andrés’in kendi kalesine attığı golün, Henao Karteli ve onun bahis işletmesine milyon Dolarlara mâl olduğuna inanılıyor.

Ocak ayının 19’unda, Santiago Gallon Henao adlı kartel lideri Venezüella sınırında tutuklandı. Kardeşi Pedro ile birlikte, Henao uzun zamandır bir uyuşturucu ve kumar imparatorluğu yürütüyordu. Doksanlı yıllarda, Pablo Escobar’ın sert bir rakibi olmuşlardı ve Medellin’deki uyuşturucu ticaretinin kontrolünü ele geçirebilmek için Castano Kardeşler adlı paramiliter bir grupla ittifak kurmuşlardı. Tutuklanmasının ardından, Henao bir Kolombiya hapishanesine gönderildi.

Kaynak: Gazete Duvar

İlginizi çekebilir