Doğaçlama Tiyatro: Kabul Edici Bir Sanat Dalı – Ege Öztokat

Hem günlük yaşamı sahneye taşıyan hem de ona meydan okuyan, altın kuralı “kabul” olan doğaçlama tiyatroyu Yersiz Oyuncular Tiyatro Atölyesi’nden (YOTA) Sevim Arat ile konuştuk.

Doğaçlama tiyatro, oyuncuların oyun içeriğine yönelik herhangi bir hazırlık ya da plan yapmadan gerçekleştirdiği performans anlamına geliyor. Sahnede seyirciden alınan bir sözcük ya da bir cümleden yola çıkarak oyuncular birbirlerinin o an oyuna getirdiği bilgileri kabul ediyor, üstüne ekleme yapıyor ve oyun ortak olarak kuruluyor.

Doğaçlama, tiyatro sanatında yapıtlarını oluşturan yazarlar ve role hazırlanan oyuncular tarafından tarih boyunca kullanıldı. 16. ve 17. yüzyıl İtalyan halk tiyatrosu Comedia dell’Arte’de, 19. yüzyıl geleneksel Türk tiyatrosunda orta oyunlarında sahnede de yapıldı.

Zaman içinde kendi estetiği ve kendi disipliniyle ayrı bir sanat türü olarak geliştirilerek sahneye taşınan modern doğaçlama tiyatro ise 1930’lu yıllarda ABD’de Viola Spolin tarafından şekillendirildi. Spolin göçmen çocukların sosyal entegrasyonunu sağlamak gibi farklı sosyal ve kamusal amaçlarla oyunlar da geliştirdi.

1942’de Chicago’da açılan Second City tiyatrosunda Viola Spolin, Paul Sills gibi isimler hem tiyatroculara hem de halka doğaçlama tiyatro öğretti, Bill Murray, Joan Rivers ve Tina Fey gibi isimler bu ekolden çıktı. Amy Poehler, Matt Besser, Matt Walsh ve Ian Roberts ise 1996’da Upright Citizens Brigade’i kurarak Del Close ekolünün uzun form türünü geliştirdi. Günümüz komedi sahnesindeki birçok önemli oyuncu Second City ve Upright Citizens Brigade’de doğaçlama tiyatro öğrenerek yetişiyor.

Türkiye’de ise 2005 yılı civarında İstanbul’da YOTA, Ankara’da Mahşer-i Cümbüş birbirinden habersiz doğaçlama tiyatroya başladı. Bugün YOTA, Mahşer-i Cümbüş, istanbulimpro gibi ekiplere yenileri ekleniyor, doğaçlama tiyatro gösterileri yapıyor ve atölyeler veriyor.

Arat: “Oyun yeri ve seyir yeri birbirine karışıyor”

YOTA’dan Sevim Arat günlük yaşamla hem iç içe olan hem de ona meydan okuyan doğaçlama tiyatronun doğası ve özellikleri hakkında bianet’e konuştu.

Doğaçlama tiyatro yaygınlaşıyor mu?

Doğaçlama tiyatro dünyada da Türkiye’de de gittikçe yaygınlaşıyor. Çünkü insanlar keşfettikçe çok keyifli bir süreç olduğunu, çok faydalı olduğunu görüyor. Şimdi bir sürü topluluk, bir sürü organizasyon var, ligler oluyor, bizim gibi yıllardır atölyeler yapan topluluklar var.

Sevim Arat ve öğrenci grubu Çarşamba Pazarı.

Doğaçlama oyunları interaktif, seyirci katılımıyla, onlardan alınan yönelimlerle şekilleniyor. Bunun önemi ve etkileri neler?

Doğaçlama tiyatro sahneye ilk taşınırken spor müsabakalarındaki seyirci coşkusuna bir özenme vardır. Tiyatroda seyirci çok pasiftir, seyircinin olayın dışında kaldığını düşünenler oradaki gösteriler gibi seyircileri oyunun içine getirmek, onları canlandırmak için ne yapabileceklerini düşünmüşlerdir.

Klasik doğaçlama tiyatroda, kısa formda oyunun yüzde ellisi seyircidir. Sürekli seyirci ile bağlantı halindeyiz, sürekli seyirciye dönüyoruz, oyuna müdahil oluyor, sahneye çıkıyor, çıkış noktası veriyorlar. Bu kadar sevilmesinin, bu kadar çabuk yaygınlaşmasının sebebi bu da olabilir.

Doğaçlamada seyirci oyuna dahil olur. Bu da bütün kalıpların, bütün görünmez duvarların yıkılması ve iki tarafın, oyun yeri ve seyir yerinin birbirine karışması anlamına gelir.

“Sağaltıcı, birleştirici, kabul edici”

Doğaçlamanın diğer alanlardaki uygulamaları nelerdir?

Doğaçlama barlarda, kafelerde, komedi kulüplerinde, okullarda, vapurlarda, her yerde yapılabiliyor, pek çok alana taşınabiliyor. Entegrasyon amacıyla hapishanelerden kimsesiz çocuk yurtlarına, psikodramadan kişisel gelişime pek çok alanda çok yaygın bir şekilde kullanılıyor.

Çünkü içindeki unsurlar hayatta aksayan pek çok unsuru düzeltecek şekilde. Farklılıkları yok edip ortak noktaları ortaya çıkarması, hiyerarşisinin olmaması, bir alt-üst ilişkisinin olmaması, ekip olarak hareket edebilme becerilerini geliştirmeyi sağlaması ve oyun duygusu içinde kişilerin kendini daha rahat ifade edebilmesi, daha pozitif bir noktaya gelmeleri açısından her türlü alanda işe yarıyor.

Kabul etmek, anda olmak gibi bütün temel kavramları, hayattaki bütün tıkalı noktaları açacak şekilde. Hayatla bir örtüşme olduğu için de sağaltıcı, birleştirici, kabul edici yanıyla her yere uygulanabiliyor.

Sevim Arat ve öğrenci grubu Çarşamba Pazarı

“Mizahi yönden bakmak hayatı biraz daha katlanılır yapıyor”

İnsanlar neden doğaçlama tiyatro yapıyor?

Bu sistemde otomatik hayatlar yaşadığımızı düşünüyorum. Kendimizi kalıplar içerisine sokuyoruz, kendimizi unutuyoruz. Zaten geleneksel eğitim yapımızda hep bir sınırlama, hep bir kol kanat kesme var. Kendi olmak, kendini ifade etmek için herkes doğaçlama yapabilir.

Ben doğaçlamayı kendini açabilme, kendi yaratıcı alanına ulaşma, kendini özgürce ifade etme olarak görüyorum. Bu en güçlü sebeplerden biri. Hep zihinsel yaşıyoruz, bunun dışına çıkıp çevremizle de bağlantı kurmak önemli.

Oyun oynamak çok temel ama çok uzaklaştığımız bir duygu. Her şeyi çok fazla ciddiye alıyoruz, her şey çok zor görünüyor gözümüze. Oyun oynayabilmek, biraz mizahi yönden hayata bakmak, eğlenmek gibi şeyler hayatı biraz daha katlanılır yapıyor.

Aynı zamanda içimizdeki farklı insanlarla tanışıyoruz, onlara alan açıyoruz. Kalıplaşmış davranışlar, mesleki düzenler içinde sadece onay alan yönümüzle ya da alıştığımız yönümüzle davranmaya başlıyoruz. Oysa içimizde bir sürü yanımız, yönümüz var, onlara alan açmak önemli çünkü aslında hepsine ihtiyacımız var. Onları da yaşamak, tanımak bizi zenginleştiriyor.

“Doğaçlama tiyatroda malzeme insanın kendisi”

İnsanlar kişisel gelişim olarak da doğaçlamaya başlıyor, bunun nedeni nedir?

Evet, kişisel gelişim olarak tercih ediliyor. Benim psikologların yönlendirdiği öğrencilerim de oldu. Sosyalleşme ihtiyacı olan, kendini daha rahat ifade etmek isteyen insanların tercihi oluyor. Çünkü doğaçlama tiyatro kişinin tamamen kendi malzemesiyle hareket ettiği bir şey.

Kişisel gelişim olarak bakan insanlar da geliyor, iş hayatından nefes almaya çalışanlar da, tiyatroyu seven, tiyatro yapmış ama devam etmemiş insanlar da. Sahneye çıkmak bence kişinin kendine verdiği bir armağan.

“Doğaçlamada üst nokta kişinin özgürleşmesi”

Doğaçlama hayatla çok iç içe olduğu için mi herkese hitap edebiliyor ya da kendini sanatçı olarak görmeyen insanlar da korkmadan doğaçlamaya başlayabiliyor?

Evet, çünkü kendi malzememizle içinde bulunabileceğimiz bir şey. Doğaçlamanın meydan okuduğu alan başka bir şey. Yüksek sanat denen, ünlü bir yazarın yazdığı bir metin, ünlü bir oyuncunun oynayarak ortaya çıkardığı yüksek kalite bir işten ziyade buradaki yüksek kalite başka bir şey oluyor.

Burada kişinin özgürleşmesi, kendini akışa bırakması, çevresinde olan bitenle bağlantı kurabilmesi üst nokta oluyor. Bu anlamda insan kendi alanını zorladığı için daha bireysel, daha kişiye yakın bir şey aslında.

Arat’ın öğrencilerinden oluşan Çarşamba Pazarı ekibinden Sevcan Kahraman dört aydır doğaçlama tiyatro yapıyor. Kahraman doğaçlamayı neden sevdiğini şu sözlerle ifade ediyor:

“Hayatımızın büyük bir kısmını plan yapmaya harcıyor ve kontrolü elden bırakmamaya çalışıyoruz. Ancak hayat plan yaparken başımıza gelenlerden ibaret, o zaman doğaçlama tepkiler verebilmek ve bu işte ustalaşmak şart. Anda kalmak, farkında olmak ve daha iyi iletişim kurmak için doğaçlama benim için yazılmış müthiş bir reçete.”

YOTA etkinlikleri hakkında bilgi almak için tıklayın.

Kaynak: BİANET

İlginizi çekebilir