Doğa insanın en büyük organı

Bahar geldi. İnsan da doğanın uzantısı. Bedenimizde ve ruhumuzda mevsimsel değişiklikler, doğanın bir parçası olmanın bizdeki izdüşümü.

İnsanın en büyük organı hangisi desek, ak ve karaciğer yarışır yanıtlarda. Oysa doğa, insanın en büyük organı. Farkında mıyız?

Ama, insan icadı beton doğaya düşman. Geçmişin asbesti ile kanser bağlamında yüzleştik. Ya beton, çimento? Bunca artan hastalık / çimento ilişkisi illa ki gün gelip aydınlanacak. İnsanlık tarihinde hiçbir yüzey ile bu kadar içli dışlı olmamıştık oysa.

Çimento Latince’de yontulmuş taş anlamında “caementum” kelimesinden geliyor. İronik olarak şeker, obezite, yüksek tansiyon, demans, Alzheimer gibi kronik olup insan ömrünü kısaltan hastalıklar Yontma Taş Devri’nin çok gerisinde.

Çimento topu topu 160 yıl öncesine dayanıyor. İcat yılı 1852. Ama bizim coğrafyayı istila tarihi son yarım yüzyılda ivme kazandı.

Bahar doğaya gelir, beton yığınlarına değil. Şimdi yeniden tabiatla barışma zamanı, hazır mıyız?

Yüksek beton binalarda iş cinayetleri, doğada yılanından ayısına, akrebinden çıyanına yaban hayvanlarına bağlı ölümlerden çok daha yüksek. Peki neden doğadan ürktüğümüz / korktuğumuz kadar beton binalardan korkmuyoruz? Bizi hasta eden ne?

‘Metaverse’ kurgusal evren olarak hayatımıza girmeye başladı. Oysa gerçeğini bilmeden/görmeden  nice kelimelere sığındık “modern” zamanlarda…

Sahi kaç kuş, börtü böcek, yaban hayvanı adı biliyoruz? Kaçını gerçek hayatta görüp tanıyoruz? Kaçımız pazar değeri olan sebzeler dışında bitki adı biliyoruz? Kaçımız ondan fazla ağaç tanıyoruz? Bunama, demans kapımızı çalmasın da ne yapsın!

En son ne zaman bir bayırda yürüdük, bir meyveyi dalından kopardık, pazarda olmayan bir bitkiyi doğadan çiğ çiğ yedik?

Yanıtlar bizde kalsın, ama yeter ki insanın doğanın hakimi değil bir uzantısı olduğunu yeniden hatırlayalım. Bu sağlıklı kalabilmenin ön koşulu.

Sağlıcakla kalın.

Kaynak: EVRENSEL

İlginizi çekebilir