Hayatı Oscar ödüllü ‘Shine’ filmi ile beyazperdeye aktarılan David Helfgott, Türkiye’ye geliyor. Konser öncesi Gazete Duvar’a konuşan dünyaca ünlü piyanist, klasik müziğin ‘elit’ algısını sözleriyle kırdı. Helfgott, “Klasik müzik herkes için olmalı. Arada herhangi bir bariyer olmamalı. Ben elit hissetmiyorum. Aksine müziğimi herkesle paylaşabilmek bana daha mutlu hissettiriyor” diye konuştu.

Dünyaca ünlü Avustralyalı piyanist David Helfgott’un hikayesi kuşkusuz herkesi derinden etkiledi. Henüz 5 yaşındayken piyanonun başına oturan Helfgott, yeteneğiyle kısa sürede ‘dahi çocuk’ etiketiyle anıldı. Ancak babasının başarılı olması yönündeki baskısı onda ruhsal birtakım yaraların açılmasına sebep oldu. Londra’daki Kraliyet Müzik Akademisi’nde burslu okumaya hak kazanan Helfgott, dünyada çalması en zor eserlerden biri kabul edilen Rachmaninoff’un 3’ncü Piyano Konçertosu’nu kusursuz şekilde çalmayı başardı.

Ta ki şizofreni hastalığı onu bulana kadar. 12 yılını akıl hastanesinde geçirmek zorunda kalan piyanist, o süreci hayatının karanlık dönemi olarak tanımlıyor. Bunun en büyük sebebi ise onu hayata bağlayan ve en büyük aşkım dediği piyanosundan uzak kalması. Hastalığının sebebini piyano çalmasıyla ilişkilendiren doktorlar ona piyanoyu yasakladı. Ancak o inancını yitirmedi ve vazgeçmedi. Hastalığın onda yarattığı ruhsal çöküntüyü yine piyano çalarak yendi. Hayat hikayesiyle Oscar ödüllü Shine filmine konu olan Helfgott, başarısıyla tüm dünyayı büyülemeye devam ediyor. 9 Kasım’da Volkswagen Arena’da 360 derece sahne ile performans sergileyecek Helfgott ile konuştuk.

Shine filmi ile hayat hikayeniz tüm dünya tarafından tanındı. Bu bir müzisyen için ne ifade ediyor?

Filmim sayesinde dünyayı dolaşmak çok güzel bir his. Shine’ın benim üzerimdeki etkisi yadsınamaz. Her şeyden önce bu sayede müziğimle tüm dünyada tanındım. Müziğimi paylaşmaya gelen bir sürü insanın olması muhteşem. Bunun yanı sıra ruhsal problemler yaşadığım bu yolculuk sayesinde diğer insanlar da cesaretlendi. Ve kendi hayatlarında yaşadıkları zorlukları benimle de paylaşıyorlar.

Daha önceki röportajınızda çalmaktan en çok zevk aldığınız besteciyi Hoang Pham olarak açıklamıştınız. Bu birliktelik hakkında neler söylersiniz?

Rachmaninoff’un 3. Piyano Konçertosu’nun ikili aranjmanını çalma fırsatına sahip olduğum için çok mutluyum. Bu parçanın benim hayatım üzerindeki etkisi çok büyük. Ve benim performansımı yükselttiğini hissediyorum. Hoang Pham ile bu deneyimi paylaşabildiğim için minnettarım.

Klasik müzik dinleyicisi belli çevreler tarafından ‘elit’ olarak algılanıyor. Sizin bu konudaki yorumunuz ne olur? Klasik müzik dinleyicisinin kafanızdaki imajı nedir?

Klasik müzik herkes için olmalı. Arada herhangi bir bariyer olmamalı. Ben elit hissetmiyorum. Aksine müziğimi herkesle paylaşabilmek beni daha mutlu hissettiriyor.

Enstrümantal müzik yapmanın nasıl dönüşleri oluyor?

Seyirciler özellikle Rahmaninow’un 3. Piyano Konçertosu’nun ikili piyano versiyonunu duymaktan çok mutlular. Enstrümantal müziğin duygusu kesinlikle dinleyiciye geçiyor. Bu piyanoların tüm ihtişamıyla hissedilmesine ve müziğe yeni bir deneyim katmasına yardımcı oluyor.

‘MÜZİĞE OLAN SEVGİMİN SINIRI YOK’

İngiliz The Guardian Gazetesi sizin için “Futbol fanatiklerine operayı sevdirdi ifadesini kullandı. Siz bu yorum hakkında neler söylersiniz?

Beni çok mutlu eden bu müziği insanlara tanıtabilmek çok güzel bir his. Benim müziğe olan sevgimin sınırı yok. Aldığım en büyük zevklerden biri, beni izlemeye gelen birçok insanın ilk kez bir klasik müzik konserine gelmesinden kaynaklanıyor. Bu muhteşem müziği tüm dünyayla paylaşmak harika bir şey.

David Helfgott müzik dışında neler yapıyor?

Bütün gün radyoda klasik müzik kanallarını dinliyorum. Müziğim eşliğinde bol bol kitap okuyorum. Evde bir havuzum var ve yüzüyorum. Bu bana çok iyi geliyor.

‘TÜRKİYE’NİN TARİHİNİ ÇOK SEVİYORUM’

Türkiye sizin için ne ifade ediyor?

Türkiye’nin birkaç şehrinde çaldım. İnsanlar çok arkadaş canlısı. Seyircinin muhteşem bir enerjisi var. Ülkenizin tarihi geçmişini de çok seviyorum.

Türkiye’de de tüm dünyada olduğu gibi ciddi bir hayran kitlesine sahipsiniz. Bir önceki İstanbul konserinizde defalarca bis yaptınız. Türkiye’deki dinleyiciyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Muhteşemler. Ve onların önünde performans sergilemek benim için çok heyecan verici.

Dinleyici sizi bu kez 360 derece sahnede izleyecek. İzleyici için muhteşem bir deneyim olan bu durum sizin için ne ifade ediyor?

Bir kere küçük bir 360 derece tiyatroda performans sergiledim ve muhteşem bir deneyimdi. Bunu çok daha büyük bir alanda yapıyor olmak çok heyecan verici.

Kaynak: Gazete Duvar

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…