Cumartesi annelerine 702.haftada da izin verilmedi

Cumartesi Anneleri’nin 702’nci hafta eyleminde polis, yine Galatasaray Meydanı’nı kapattı, annelerinin yürümesine izin vermedi

Cumartesi Anneleri’nin yine polis engelline takılan 702’nci hafta eylemine gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız’ın tepkisi damga vurdu. Yıldız’ın keyfi yasağa ilişkin, “Ben anneyim, oğlumun akıbetini soruyorum. Beni engelleyemezsiniz” şeklindeki sitemine, bir polis amiri, “Şov yapma” diye karşılık verdi. Polisin müdahale anonsları gölgesinde gerçekleştirilen açıklamada, kayıp yakınları, mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

İçişleri Bakanlığı tarafından Galatasaray Meydanı’ndaki eylemleri yasaklanan Cumartesi Anneleri, 702’nci hafta buluşması için İstanbul İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde bir araya geldi. Eyleme HDP Milletvekilleri Ahmet Şık, Garo Paylan, Züleyha Gülüm ve Ali Kenanoğlu ile ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, katledilen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve BirGün Yazarı Hrant Dink’in oğlu Arat Dink de katıldı. Çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcinin destek verdiği eylemde, birçok ilin baro başkanı ve Türkiye Yazarlar Sendikası’nın üyeleri de yer aldı.

‘Ben anneyim’

Saat 11.30’da İHD’den Galatasaray Meydanı’na doğru yürüyen Cumartesi Anneleri’nin önü, polislerce kesildi. Bu engeli oturma eylemi ile protesto eden anneler, ‘müdahale anonsu gölgesinde’ Büyükparmakkapı Sokak’ta basın açıklaması gerçekleştirdi. Gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın 65 yaşındaki annesi Hanife Yıldız, anonslara tepki gösterdi. “Ben anneyim, oğlumun akıbetini soruyorum. Beni engelleyemezsiniz” diyen anne, fenalık geçirdi. Bir polis amirinin Yıldız’a, “Şov yapma” demesi dikkat çekti.

FOTOĞRAF VE KARANFİLLERE KARŞI AĞIR SİLAHLI POLİSLER’

Fotoğraf: Emre Orman

Polisler yapılan açıklamanın hukuksuz olduğunu ve müdahale edeceklerini söyledi. Bunun üzerine Cumartesi Anneleri’nden Hanife Yıldız, “Ben anneyim, oğlumun akıbetini soruyorum, beni engelleyemezsiniz” diyerek fenalık geçirdi. Polis ise “Şov yapma” dedi. Anneler bütün engellemelere rağmen Büyükparmakkapı sokakta oturma eylemine başlayarak basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun okudu. Tosun, 12 Eylül 1994 sabahı gözaltına alınan ve bir daha kendisine ulaşılamayan 35 yaşındaki Kenan Bilgin’in akıbetini sordu. “Kayıplarımızı aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz” diyen Tosun, “Gözaltında kaybetme, uluslararası hukukta insanlığa karşı işlenmiş suç olarak tanımlanır. Uluslararası hukuka göre herkesin gözaltında kaybedilmeden korunması ve bu suçun etkili bir biçimde cezalandırılması devletlerin yükümlülüğüdür. Bizler kayıp yakınları ve hak savunucuları olarak 702 haftadır devletin bu yükümlülüğünü yerine getirmesi talep ediyoruz. Galatasaray’daki 700. buluşmamıza saatler kala ağır bir polis şiddeti ile darbedildik, gaz bombalarının hedefi olduk, işkence gördük, yaralandık, gözaltına alındık. Bugün de gözaltında kaybedilen sevdiklerimizle buluşma mekanımız olan Galatasaray Meydanı tomalar, iş makineleri, çelik ve beton bariyerler ile kuşatıldı. Elimizdeki fotoğraflara ve karanfillere karşı ağır silahlı polisler konuşlandırıldı” dedi.

‘KENAN BİLGİN’İ VE KAYIPLARIMIZI ARAMAKTAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ’

Fotoğraf: Emre Orman

Tosun, “702. haftamızda 24 yıl önce gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin ile ilgili gerçekleri açıklıyoruz. 12 Eylül 1994 sabahı, 35 yaşındaki Kenan Bilgin, Ankara Dikmen’de otobüs durağında sivil polislerce gözaltına alındı. 11 kişi Kenan Bilgin’i Ankara Terörle Mücadele Şubesinde işkencede gördüklerine dair tanıklık etti. Ancak onun gözaltına alındığı bugüne kadar inkar edildi. Tüm yasal girişimler sonuçsuz kalınca dava AİHM’e taşındı. AİHM’deki yargılama sonucunda Mahkeme, Kenan Bilgin’in 12 Eylül 1994 tarihinde güvenlik güçlerince gözaltına alındığını, kendisinin 3 Ekim 1994 tarihine kadar güıenlik güçlerinin elinde bulunduğunu ancak bu konuda hiçbir kaydın tutulmadığını ve bundan sonra akıbetinin ne olduğu konusunda hiçbir kayıt ve bilginin bulunmadığını tespit etti. AİHM’in tespitine rağmen etkin bir soruşturma yürütmeyen Ankara Cumhuriyeti Başsavcılığı ‘Kovuşturmaya yer olmadığı’ kararını verdi. Ömrü, oğlunun akıbetini öğrenmeye yetmeyen Fincan Bilgin’in bıraktığı yerden Kenan Bilgin için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. Yaşam adına, barış adına, insanlık ve vicdan adına Kenan Bilgin’i ve kayplanmızı aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.


Fotoğraf: Emre Orman

BARO BAŞKANLARINDAN ZİYARET

Farklı kentlerin baro başkanları, Cumartesi Anneleri’ni ziyaret ederek, bundan sonra dayanışma içinde olacaklarını söyledi. Ankara, Adana, Sakarya, Antalya ve Bursa baro başkanları, Cumartesi Anneleri ve kayıp yakınlarını İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesinde ziyaret etti. Ziyarette konuşan Ankara Baro Başkanı Hakan Canduran, baskının ve şiddetin giderek artmasının yüreklerini yaktığını belirterek “Türkiye’deki demokrasinin görüntüsünü siz veriyorsunuz. Sizin eyleminizi durdurmak için harcadıkları çabayı kaybedilen insanlar için harcasalardı bugün failler ortaya çıkmış olurdu” dedi.

Fotoğraf: Emre Orman

‘YASAĞA RAĞMEN KAYBEDENLERİ RAHATSIZ EDECEĞİZ’

Evrensel’e konuşan Kenan Bilgin’in kardeşi İrfan Bilgin, kayıp yakınları olarak 23 yıldır bu alanda insanlarımızı, eşlerimizi, kardeşlerimizi gözaltına alıp bir daha ortaya çıkarmayan ülkeyi yönetenlere soruyoruz diyerek “‘Bu yakınlarımızı ne yaptınız’ diyoruz. İnsanlarımızı kaybedenleri ortaya çıkarın, talebimizi dillendiriyoruz ama ne yazık ki sesimizi duyan olmadığı gibi 700. haftamızda alana saldırarak, gözaltına alarak alanı bize kapattılar” dedi. Ama aileler olarak, insanlarını aramaya sormaya her şart altında devam edeceklerini ifade eden Bilgin “İnsanlarımızı kaybedenleri rahatsız etmeye devam edeceğiz. Biz her hafta Galatasaray Meydanı’na gitmek için burada olacağız. Aileler olarak Galatasaray’da oturmayı çok da sevmiyoruz ama bizi oraya oturmaya, bu devletin kendisi mecbur etti. Bizim oraya gitmemizi istemiyorlarsa taleplerimiz gayet açık; canlarımızın, eşlerimizin, kardeşlerimizin katillerini istiyoruz. Bu katilleri ortaya çıkarıp yargılayın. Biz de Galatasaray’da oturmayız o zaman. Yoksa biz bu insani mücadelemize sonunu kadar devam edeceğiz” diye konuştu.

***

‘Dayanışma da mücadele de sürecek!’

ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, Cumartesi Anneleri’nin hak arama kararlılığından kendilerinin de vazgeçmeyeceklerini söyledi. Bu yasakla esas olarak muhalefeti susturmanın amaçlandığına dikkat çeken Taş, ‘susmayacaklarını’ vurguladı. BirGün’e konuşan Taş, “Bize düşen görev ne pahasına olursa olsun, Cumartesi Anneleri’nin hak arama taleplerinin her zaman yanında olmak ve bu kararlığı devam ettirmektir” dedi. Taş, şunları ifade etti: “Başkanlık rejimi dedikleri zaten iddia edildiği gibi krizleri çözme değil tam tersine bir kriz rejimidir. Doğal olarak da bu kriz rejiminin yarattığı sonuçların, tepkilerin kitleselleşmesinden korkuyorlar; en ufak hak arama yolunu kapatmaya çalışıyorlar. Burada bize düşen görev ne pahasına olursa olsun, Cumartesi Anneleri’nin kayıplarını arama masumiyetinin etrafında oluşan hak arama taleplerinin her zaman yanında olmak ve bu kararlığı devam ettirmektir. Bu konudaki kararlılığımızda vazgeçmemizi kimse beklemesin.”

Kaynak: Evrensel ve Birgün

İlginizi çekebilir