Özgür Denizli

Cumartesi Anneleri: Meydanları terketmeyiz

Cumartesi Anneleri, sivil toplum örgütleri ve milletvekilleri yaptıkları ortak açıklamayla haftasonu yapmak istedikleri basın açıklamasına dönük polis saldırısına tepki gösterdi. Cumartesi Anneleri, bugün bir açıklama yaparak kendilerine dönük tepki çeken ifadeler kullanan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya da yanıt vererek, “Bizleri meydanlardan gönderemeyeceksiniz” dedi.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nin Taksim’deki binasında düzenlenen ortak basın açıklamasına Cumartesi Anneleri’nin yanı sıra çok sayıda sivil toplum örgütünün temsilcileri ile CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, HDP Milletvekilleri Ahmet Şık, Garo Paylan, Erkan Baş, Hüda Kaya, Oya Ersoy, Halkevleri Eş Başkanı Nuri Günay, 78’liler Girişimi Başkanı Celalettin Can da destek verdi.

‘PROVOKATİF YASAĞI VE SALDIRIYI KINIYORUZ’

‘Kayıplarımızı aramaktan vazgeçmeyeceğiz! Cumartesi Anneleri 700. hafta etkinliğine yapılan müdahale anayasal haklarımızın gaspıdır, protesto ediyoruz’ başlığıyla İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri tarafından yapılan açıklamada, “25 Ağustos Cumartesi günü Cumartesi Anneleri’nin 700. Hafta etkinliği İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bilgisi dahilinde Beyoğlu Kaymakamlığı imzalı bir karar ile keyfi olarak yasaklanmış, Cumartesi Anneleri ile dayanışmak için alana gelen insanlara polis şiddeti uygulanmış, Emine Ocak darp edilmiş, kayıp yakınları da dahil 47 Cumartesi İnsanı da darp edilerek gözaltına alınmış, etkinliğin yapılması engellenmiştir. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 3 ve 11. maddeleri ile Anayasa’nın 17. Ve 34. maddelerinin ihlali olan bu provokatif yasak ve polis şiddetini protesto ediyor, hükümeti bu yanlışı tekrar etmemesi konusunda uyarıyoruz” denildi.

“Her hafta bir kayıp hakkında hakikat paylaşılmakta, olayın failleri tek tek, isim isim belirtilmekte ve devletin savcılarından, siyasilerinden bu hakikatin gereğini yapması beklenmektedir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada şöyle denildi:

“700 haftalık bu ısrarla mücadele, çok yetersiz de olsa Dargeçit’te olduğu gibi kimi kayıpların bulunmasına, kimi failler hakkında dava açılmasına vesile olabildi. Ancak devletin hakikatlerle yüzleşmesi ve cezasızlık politikasına son vermesi için daha fazlasına ihtiyaç vardır. Bu yüzden 500 ve 600. Hafta etkinliklerinde olduğu gibi 700. Hafta için de pek çok kurum ve kişi Cumartesi Anneleri ile dayanışma içinde olmak amacıyla Galatasaray Meydanı’na gelmiştir.”

‘SOYLU’NUN AMACI CUMARTESİ ANNELERİ’NİN MEŞRUİYETİNİ KARALAMAK’

Açıklamada Cumartesi Anneleleri’nin 700 haftadır sürdürdüğü eylemin barışçıl bir eylem olduğu, hiçbir siyasi aidiyet ve yönelim içermediği, gözaltında kaybedilenlerin bulunması ve adaletin sağlanması amacına odaklandığı ve bu talebin haklılığının ülkeyi yönetenler tarafından gayet iyi bilindiği belirtilerek, “Buna rağmen bugün sabah saatlerinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yaptığı talihsiz açıklama, gerçekleri çarpıtmak, Cumartesi Anneleri’nin meşruiyetini karalamak ve devletin suçlarını örtmek amacını gütmektedir. Aynı zamanda sürmekte olan gözaltında kayıp davalarına siyasi bir müdahaledir. Kendisine ve kamuoyuna, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 5 Şubat 2011 tarihinde Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisinde davet ettiği Cumartesi Anneleri ile yaptığı görüşmeyi ve gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Anne’ye verdiği söz üzerine kurulan Meclis Araştırma Komisyonu raporunu hatırlatırız. Bu raporda 31 yıl boyunca Cemil Kırbayır için ‘pencereden atladı, kaçtı’ diyen devlet yetkililerinin yalan söylediği ve Cemil’in gözaltında iken öldürüldüğü ve kaybedildiği kabul edilmiş ve devlet 31 yıl sonra suçunu itiraf etmiştir” ifadelerine yer verildi.

ANNELİK HAKKINI KULLANARAK ÇOCUKLARININ KEMİKLERİNE ULAŞMAYA ÇALIŞIYORLAR

Cumartesi Anneleri’nin anneliği istismar etmediği, annelik hakkını kullanarak çocuklarının kemiklerine ulaşmaya çalıştığına ve tüm kaybedilenler için adalet istediğine vurgu yapılan açıklamanın sonunda şu ifadelere yer verildi:

“Bu talep hepimizin talebidir. 700. Haftasında Cumartesi İnsanları’na yönelik uygulanan keyfi yasak ve polis saldırısı 699 haftadır süren barışçıl ortamı provoke etmiş, şiddet ortamı haline getirmiştir. Bu saldırıyı bir kez daha protesto ediyor, devlet yönetenleri bu yanlıştan dönmeye davet ediyoruz.”

Ortak basın açıklamasının ardından söz alan, 32 yıldır kayıp olan Cemil Kırbayır’ın abisi Mikail Kırbayır “Biz kimsenin himayesi altında hareket etmiyoruz. Biz irademizi ve cesaretimizi haklılığımızdan alıyoruz. Bu yüzden bizleri meydanlardan gönderemeyeceksiniz” dedi.

‘HANGİ İSTİSMARDAN BAHSEDİYORSUNUZ?’

Toplantıda konuşan diğer kayıp yakınları ise şunları söyledi: “Bizim ne topumuz, ne tüfeğimiz, ne silahımız var. Bizim sözümüz var, bizim devletten alacağımız var. Biz adalet istedik; hak, hukuk istedik. Cumartesi Anneleri’ne ‘anneliği istismar ediyorlar’ diyorlar. Emine anne Hasan Ocak’ı çukurdan çıkardı, Hayrettin Eren’in 5 tanığı var. Hangi istismardan bahsediyorsunuz? Bizi sizin gazınız, topunuz, tüfeğiniz susturamaz.

Biz Cumartesi İnsanları olarak keyfimizden Galatasaray Meydanı’nda oturmuyoruz. Bizim orada oturmamıza sebep olan devlettir. 700. haftada yasal haklar çiğnendi, yasa yok artık. Meydana bize desteğe gelen kitlenin ısrarı bizleri çok umutlandırdı. Siz yargılandığınız zaman biz kendimiz o meydandan kalkarız, siz bizi kaldıramazsınız.”

SOYLU’NUN SÖZLERİNE ANTEP ve DİYARBAKIR’DAN TEPKİ YAĞDI

‘SENİN AĞABABALARINA DA BİZ BOYUN EĞMEYİZ’

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, Cumartesi Anneleri ‘ne yönelik, “Bu millet 100 yıl önce bunların ağababalarına bu ülkeyi teslim etmemişti, bugün onların paçozlarına da teslim etmez, bunu herkes böyle bilsin” sözleri Gaziantep’de de protesto edildi. Gaziantep’te bugün saat 12:00’de Yeşilsu Meydanı’nda bir araya gelen HDP, DBP, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, SYKP ve 78’liler, Cumartesi Anneleri ’ne yönelik saldırıyı kınayan ortak basın açıklaması yaptı.

HDP Gaziantep Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Prof. Dr. Mahmut Toğrul, Cumartesi Anneleri’ne “paçoz” yakıştırmasında bulunan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, “Asıl paçoz olan sizin pespaye politikalarınızdır. Diyorsunuz ki ‘sizin ağababalarınıza boyun eğmedik’, bizlerde senin Tansu Çiller, Mehmet Ağar gibi ağababalarına boyun eğmedik, sana mı boyun eğeceğiz. Biz, anaların yanındayız, pespaye ve paçoz şiddetinizle onların kayıplarını arama mücadelesini geriletmenize izin vermeyeceğiz” dedi. 700 haftadır Galatasaray Meydanı’nda barışçıl bir şekilde toplanan Cumartesi Anneleri’ne gaz, tazyikli su ve plastik mermiyle saldırmanın hiçbir izahının olamayacağını kaydeden Toğrul, “Dün cennetin anaların ayağı altında olduğunu söyleyenler, bugün annelere saldırıyor. Bu ülkedeki 17 bin faili meçhulün izini süren anaların çığlığını duymazdan gelemezsiniz. Sizin sorumluluğunuz aslında faili bilinen bu cinayetlerin sorumlularını adalet önüne çıkarmaktır. Er ya da geç, 17 bin yurttaşımız kaybedenler bunun hesabını adalet önünde verecekler. Saldırı politikaları ile hakikat, vicdan ve insanlık adına verilen bu mücadele kesintiye uğratılamaz. Her cumartesi bu Galatasaray Meydanı’nda olmaya devam edeceğiz “diye konuştu.

DİYARBAKIR’DA DAYANIŞMA

Diyarbakır’da da Cumartesi Anneleri’yle dayanışma eylemi yapıldı. HDP, DBP, ESP, TJA, DTK ile Emek ve Demokrasi Platformu, HDP Diyarbakır İl binası önünde basın açıklaması yaparak, kayıp yakınlarına yönelik saldırıyı kınadı.

HDP İl Eş Başkanı Filiz Buluttekin yaptığı açıklamada, “25 Ağustos tarihinde İstanbul’da 700 haftadır kaybolan evlatlarının cansız bedenlerini arayan; katillerinden hesap sorulmasını bekleyen anneler ile onlara destek veren HDP’li vekillerimiz ve birçok kurum temsilcisine yapılan insanlık dışı saldırıları şiddetle kınıyor ve orada direnenleri selamlıyoruz” dedi.

Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Lisesi önünde her hafta oturarak evlatlarının cellatlarıyla yüzleşmek, onları adalete teslim etmek ve bir daha başka annelerin evlatlarını kaybetmesini engellemek için eylemlerini kesintisiz sürdürdüklerini söyleyen Buluttekin “Evlatlarını yitiren kadınların öfkesi bin kat daha artar, barışa, kardeşliğe olan inancı bin kat daha çoğalır, örgütlenmenin, direnmenin, özgürlüğe sevdalı olmanın bedeli neyse bin kat bu bedeli çekmeye hazır olur” şeklinde konuştu.

Yeni sistemin yeni kararnamelerle OHAL’i aratmadığını ifade eden Buluttekin, şu açıklamada bulundu: “Bu şiddet kültürüne karşı tek çaremizin dayanışma, örgütlenme ve mücadeleyi yükseltme olduğunu da biliyoruz. Bu temelde kayıp yakınlarının direnişine duyduğumuz saygıyı 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde bir kez daha tekrarlayacağız. Ve bir kez daha kadınlar olarak haykıracağız; bu devran faşizme kalmayacak, kazanan halkların haklı mücadelesi olacaktır.”

Exit mobile version