Çöplükteki Hazine

New Yorklu sinemacı Amy C. Elliot 10 yılda 35 bin mil katetme pahasına Yellowknife çöplüğünü belgeseline konu etti

Batının en ileri medeniyet örneklerinden biri sayılan Kanada’da insanlar çöplüğe gidip işlerine yarayabilecek eşyaları toplayabiliyor. Tüketim çılgınlığına teslim olmuş gezegenin yöneticileri atıklarla nasıl baş edeceklerini hâlâ bilmezlikten gelirken, vazgeçilmiş bir objenin bir kaynak olarak değerlendirilebileceği unutulmamalı.

Mevzumuz aslında Yellowknife adlı bir kentin uzun yıllara dayanan, çöplere tekrar hayat kazandırma pratiğinden yola çıkılarak çekilmiş Salvage adlı belgesel.

Takriben 20 bin kişinin yaşadığı şehirde çöplüğün müdavimleri sanıldığı gibi yalnız yoksullar değil, kapitalist sistemin dayattığı yoğun tüketime direnenler, uğraştıkları çeşitli sanat dallarına hammadde oluşturacak malzeme arayışındaki sanatçılar, organik atıklardan kompost üretenler olabiliyor.

Yellowknife çöplüğünün bürokratlar ve tüketim çarklarını döndürenler tarafından hoş karşılanmadığı, daraltılmak, hatta kapatılmak istendiği de doğru. Fakat kentin ahalisi gelecekte hepimizi bekleyen tehlikelerin bilincinde faaliyetlerini dirayetle sürdürmek ve mümkün olduğunca çok insana misal teşkil etmek istiyor.

Yönetmen Amy C. Elliot‘ın tevazuyla kotardığı 2019 ABD yapımı film geçtiğimiz günlerde Austin’de düzenlenen SXSW festivalinde dünya prömiyerini gerçekleştirdi. Kuzey Amerika kıtasında halka açık olan son büyük çöplüklerden Yellowknife’ın tüm dünyaya verebileceği dersler var!

Fiyakaya gerek yok

Bir madenci kasabası olarak Kanada’nın kuzeyinde 1935’te kurulmuş olan Yellowknife’a ulaşım o zamanlar güçlükle sağlandığından ahali tutumluluğa başından beri talim etmiş. Artık zaman değişti diyenlere inat, çöplüğe çevreci bir bilinçle yaklaşanlar kullan-at zihniyetinin tehlikelerine dikkat çekiyor.

Her kesimden vatandaşın periyodik olarak ziyaret edebildiği çöplükte insanın karşısına mucizevi biçimde ihtiyaç duyduğu eşya çıkabiliyor. Zarar görmüş bir mobilya veya bir buzdolabı kısa zamanda tamir edilip işlevsel hale getirilebiliyor.

Orijinal paketi hiç açılmamış bir gelinlik bulan kadının muzip halleri görülmeye değer; çelik tencere-tava koleksiyonunu çöplükten edinmiş olmasının gururu da cabası. Yalnız keçilerini beslemek için değil, kendi mutfağında değerlendirmek üzere bir keresinde ambalajında kilolarca patates, bir diğerinde tel şehriye bulan gencin sevincine ne demeli?

Bu işe yıllarını vermiş bir kadın pelüş oyuncaklar hususunda uzmanlaşmış. Envaiçeşit pelüş hayvanı sabırla arıyor, özenle yıkıyor, mikrop ihtiva etmemeleri için gerekli işlemlerden geçirerek yırtıklarını, eksiklerini dikiyor ve periyodik olarak hayır kurumlarına bahşediyor.

Bazıları çöplükten ekmek parası kazanıyor, bazıları bunu çevresel duyarlılıkla yapıyor, bir kısmı ise sadece eğlenceli bulduğu için devam ettiriyor.

Yetkililer ise ortamın yeterince güvenli olmadığını öne sürerek önlemleri artırmaya başlıyor, hatta atıkları şahsen değerlendirebilmek için ek faaliyetlere girişip hüsrana bile uğruyor…

Tüketim out

Dünyada yalnız geri dönüşümden değil, ileri dönüşümden de bahsedilirken Salvage adlı belgeselin mesajlarına dikkat kesilmekte fayda var.

Bir malı satın alırken ona gerçekten ihtiyacımız olup olmadığını dikkatle tartmamız gerektiği gibi bize faydasız görünen elimizdeki bazı objeleri nasıl dönüştürüp daha kaliteli ve işlevsel bir ürün haline getirebileceğimizi de düşünebilmeliyiz. Doğada çözümlenmeyen maddelerin artmasıyla çevreye verdiğimiz zararın faturasını hepimiz ödemeye başladık bile. Endüstriyel çarklara kendini kaptırmamış geleneksel toplumlarda olduğu gibi çöp mevhumunu asgariye indirerek tabiatla barışık yaşamayı tekrar öğrenmeliyiz. Bir ürünü mümkün olduğunca uzun süre kullanmak hem atık üretimini azaltacak, hem de kaynak tüketiminin seviyesini düşürecektir.

Eşyalarımıza değer katıp onlara hayat kazandırmak elimizde. Gözden çıkarılmış objelerimizle yaratıcı deneyler yapmak, el becerilerini geliştirerek atıkları bir kaynak olarak değerlendirme bilincini çocuklarımıza aşılamak zor değil.

Salvage belgeseli ve Yellowknife kentinden yola çıkarak gezegeni kurtarabilir miyizi zaman gösterecek, fakat film boyunca çöplük tecrübelerini dinlediğimiz Walt Humphries’e kulak kabartmanızı tavsiye edebilirim. Yerel gazetede her hafta bir çöplük makalesi yayımlanan Walt, atık alanının mesajlarını dikkatle değerlendiriyor. Ne de olsa bir çöplüğün, insanların yaşam alışkanlıklarını, değer ve değersizlik atfettiği şeyleri kolaylıkla ele verdiğinin, kısacası toplumun aynası vazifesi gördüğünün farkında.

Coğrafyada zulüm görmüş kadim halkların kısmi lanetinin etkisi altındaki Yellowknife’ın atık sahasında bir ara büyük bir yangın da çıkmış. Yetkililier fırsat bu fırsat, çöplüğü uzun süre halka kapatmışlar, güvenlik önlemlerini ve kısıtlamaları artırma yoluna o zaman gitmişler.

Marmara deniz çöplüğü

Aklıma Burgaz Adası’nın neredeyse tüm ormanlık bölgesinin yanmasına sebep olan 2003 çöplük yangını geliyor. Daha önce doğanın içine boca edilmekte olan çöpler o yıldan sonra ana karaya taşınmaya başlanmış, akabinde atık alanında adanın kendine has bitkileri yıllar boyunca yetişmez olmuştu. Hala bazı inşaat veya bahçe atıklarının bırakılabildiği mıntıkaya hurdacıların da arada sırada uğradığı görülüyor.

Bu arada havaların ısınmasıyla adanın Kalpazankaya sahiline soğuk aylardan sonra bu hafta ilk defa indiğimizde, her zamanki gibi denizin kış boyunca karaya kustuğu çöplerle karşılaştığımıza tabii ki şaşırmadık. Marmara’yı boylamışlar arasında bu seneki şampiyonlar açık farkla içme suyu için kullanılan çeşitli marka küçük boy pet şişelerdi, tahmin edebileceğiniz gibi bazıları atraksiyon olsun diye kıvrılarak patlatılmıştı (Biraz ileride iki adam, tam da bir çamın altında ateş yakmış, demleniyordu).

Kaynak: Bianet-Murat Türker

İlginizi çekebilir