ÇMO HAVA KİRLİLİĞİ RAPORU – Türkiye sınırlı verilere rağmen limit değerleri aştı

Çevre Mühendisleri Odası’nın 2020 hava kirliliği verilerine göre, pandemide pek çok ülkede hava kirliliği azalırken, Türkiye’de yetersiz ölçümlere rağmen kirlilik arttı.

TMMOB’a bağlı Çevre Mühendisler Odası (ÇMO), İstanbul şube binasında gerçekleştirdiği basın toplantısıyla 2020 hava kirliliği verilerini açıkladı.

ÇMO’nun raporunda artan istasyon sayısına rağmen veri alımında azalış olduğuna dikkat çekilirken, rapora göre, çevre kirliliği kaynaklı ölümler Covid-19 nedeniyle yaşanan ölümlerden fazla oldu.

Raporun sunumunu yapan ÇMO Genel Başkanı Ahmet Dursun, İstanbul’da Marmara denizinin müsilajla boğuştuğunu hatırlatarak daha büyük çevre felaketlerinin kapıda olduğu konusunda uyardı.

 

Rapordan öne çıkan başlıklar şöyle:

Sınırlı verilere rağmen DSÖ limiti aşıldı

Rapordaki veriler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı’nın 1 Ocak 2020 ile 31 Aralık 2020 tarihleri arasındaki dönemini kapsadı.

Raporda hava kalitesi; solunum yolu hastalıkları, asit yağmurlarına neden olan kükürtdioksit, göz ve solunum yolu hastalıkları ile asit yağmurlarına neden olan azoroksitler, kanser, kalp sorunları, sonulum yolu hastalıkları, bebek ölüm oranlarında artışa neden olan ve çok küçük boyutlardaki toz kirliliğini ifade eden Partikül Madde (PM), solunum sistemi sorunları, astım, vücut direncinde azalma ve ölüm gibi sorunlara neden olan karbonmonoksit ve ozon parametreleri açısından incelendi.

Rapora göre, hava kalitesi ölçüm istasyon sayısı artmış olmasına rağmen alınan veriler azaldı. Veri oluşturma yüzde 90 oranında sağlanamadı. 357 istasyonun yarısından fazlasında ölçüm yapılmazken, ölçüm yapılan istasyonlardaki veriler ise sağlıksız oldu.

Yıllara göre minimum veri alımı sağlanan istasyonların sayılarına bakıldığında; 2018 yılında bu sayı 68 iken, 2019 yılında 138’e çıktı ancak 2020’de 49’a geriledi. Bu sınırlı verilere rağmen Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Yıllık Limit Değeri aşıldı.

Kirlilik Covid-19’dan çok öldürdü

Raporda, Temiz Hava Hakkı Platformu’nun 2020 tarihli Kara Rapor’unda yer alan verilere de atıf yapıldı. Buna göre, Türkiye’deki hava kirliliği DSÖ limit değerlerine indirilseydi, 2018’de 45 bin 398, 2019’da ise 31 bin 476 kişinin ölümü önlenebilirdi.

Raporda yer alan bir diğer bilgiye göre ise, 2020 yılı Mart-Aralık ayları arası Covid-19 kaynaklı vefat sayısı 20 bin 881’di. Kahraman’ın saöylediğine göre, Türkiye’nin DSÖ limitlerinden daha kirli havaya sahip olması nedeniyle hava kirliliği nedeniyle yaşamını kaybedenlerin sayısı Covid-19 salgını nedeniyle ölen kişi sayısından fazla oldu.

Covid-19’un solunum yolu hastalığı olan kişilerde daha fazla etkide bulunduğunun bilimsel raporlarla ispatlandığına da dikkat çekildi. Hastalığın ağır atlatılması ve hatta ölüm oranlarında pandeminin dışında hava kalitesinin de çok önemli bir rol oynadığı ifade edildi.

Öte yandan Covid-19 önlemleri süresince dünya çapında hava kirliliği miktarlarında pandemi öncesine göre genel bir azalma görüldü. Türkiye’de 2019 ve 2020 yıllarında Mart-Aralık ayları arası verileri dikkate alındığında illerde bazı azalmalar görünse de Türkiye genelinde hava kirliliği oranında yüzde 11,6 artış oldu.

Termik santraller ve kirlilik

Rapora göre, özellikle termik santrallerin bulunduğu alanlardaki ölçüm yapılmayan gün sayısı çok yüksek gerçekleşti.

Bu illerdeki istasyon verilerine bakıldığında, çoğu istasyonda veri alımının olmadığı ya da minimum veri alımının sağlanmadığı gözlemlendi. Hem minimum veri alımının sağlandığı hem de eksi değer ölçülmemiş istasyonlarda da genel olarak limit değerlerin aşıldığı görüldü.

Termik santral bulunan illerde güvenli veri sağlanmamış olmasına rağmen DSÖ, AB ve Ulusal Limit Değerleri aşıldı:

Kütahya: Kütahya’da yer alan istasyonların hepsinde güvenli veri alımı sağlanmamış olmasına rağmen DSÖ, AB ve Ulusal Limit Değerleri aşıldı.

Maraş: Her istasyonda minimum veri alımı sağlanmadı, buna rağmen hem günlük hem de yıllık DSÖ, AB ve Ulusal Limit Değerleri aşıldı.

Manisa: 15 istasyonun 2 tanesinde ölçüm yapıldı. Manisa-Soma istasyonunda da minimum veri alımı sağlanmış olmasına rağmen hem günlük hem de yıllık DSÖ, AB ve Ulusal Limit Değerleri aşıldı.

Çanakkkale: Çanakkale-Can-MTHM istasyonlarında minimum veri sağlanırken limit değerler aşıldı. Çanakkale-Lapseki-MTHM istasyonunda ölçüm yapılmadı, Çanakkale-Biga İçdaş istasyonunda güvenli veri alımı sağlanamadı.

Muğla: Muğla-Musluhittin istasyonu dışındaki 6 istasyonda ölçüm yapılmadı. Muğla-Musluhittin istasyonunda da güvenli veri alımı sağlandı ancak hem günlük hem de yıllık DSÖ, AB ve Ulusal Limit Değerleri aşıldı.

Zonguldak: 11 istasyonun 4 tanesinde hiç ölüm yapılmadı. Güvenli veri alımının sağlandığı bütün istasyonlarda DSÖ, AB ve Ulusal Limit Değerleri aşıldı.

İl il hava kirliliği

PM 2.5 verilerine göre, Türkiye’deki en kirli iller: Sakarya, Konya, Amasya, Gaziantep, Edirne, Bursa, Burdur ve Isparta oldu:

Karbonmonoksit bakımından en kirli iller: İstanbul, Kütahya

Kükürtdioksit bakımından en kirli iller: Urfa, Hakkari, Şırnak, Edirne, Karabük, Bitlis.

Azotoksitler bakımından en kirli iller: Ankara, Samsun, Amasya.

Ozon bakımından en kirli iller: Çanakkale, İstanbul, Erzurum, Iğdır, Edirne, Isparta, Ağrı, Yalova, Zoguldak Bursa

Kirlilik var, eylem yok

Raporda bütün bu verilere rağmen hava kirliliğini kontrol altına almaya yönelik hiçbir adım atılmadığı da kaydedildi:

  • Hava kirliliği yaşayan kentlerin birçoğunda Temiz Hava Eylem Planlarının oluşturulmadı, var olan planların kamuoyuna açık hale getirilmedi ve kurumların bu planlardaki hedeflere yönelik yaptıkları çalışmalara dair bilgi ve uygulama tespit edilmedi.
  • Doğrudan akciğerlere ulaşan ve alt solunum yolu enfeksiyonu, akciğer hastalıkları yapan PM 2,5 kirleticisine dair mevzuatta hala herhangi bir sınır değer tanımlanmadı.

Ne yapılmalı?

ÇMO raporun son bölümünde ise önerilerini sıraladı:

  • İstasyonlarda eksi değerlerin ölçülmesinden dolayı ölçüm istasyonlarının bakım-onarım ve kalibrasyonuna özen gösterilmesi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bütçesinde yapılacak düzenleme ile hava kalitesine yönelik değerlendirmelere daha fazla maddi ve idari kaynak ayrılmalı.
  • Kirletici parametreler bütün istasyonlarda izlenmeli ve her alan için yerel ve küçük ölçekli modellemeler yapılarak hava kirliliğinin azaltılması sağlanmalı.
  • Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri çevre denetimlerini arttırmalı.
  • Kovid-19 salgını ile hava kirliliğinin olduğu bölgelerde riskin arttığı gerçeği ile karar vericiler ve siyasetçiler yüzleşmelidir. Salgın sonrası ekonomilerin kendisini toparlaması kaygısı ile hava kirliliğinin salgın öncesinden daha da fazla artma riski bulunmaktadır. Bu riskin gerçekleşmemesi için zaman kaybetmeden hava kirliliğini azaltıcı uygulamalara başlanmalı.
  • Kentlerdeki vatandaşların sağlıklı çevrede yaşama hakkına dair sorumlulukları olan büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile valilikler kendi bölgelerinde eksik veya yetersiz olan ölçüm istasyonların tüm parametrelerde doğru veri üretecek hale getirilmeleri insan sağlığı ve ekosistem için önem arz etmektedir.
  • Enerjinin verimli kullanılması yönünde hızlıca yol alınmalı.
  • Kentlerin üst ve alt ölçekli planları hem hava kirliliği sorununu çözmeye hem de iklim krizinin etkisini azaltmaya yönelik olmalı.
  • Isınma amaçlı kömür yardımları yerine alternatif çözümler hayata geçirilmeli.

Kaynak: Bianet

İlginizi çekebilir