Cinsel Saldırılarda Profesyonel Tanıklık – Şahika Yüksel

Bir profesyonel uzman tanık ve feminist olarak cinsel saldırılara kendi tanıklık öykümü özetlemek isterim. Profesyonel tanıklık arkadaş tanıklığından farklı olarak üzüntüyü paylaşmayla sınırlı kalamaz. İşimizi yapmak görevimiz.

Cinsel şiddet, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin bir türü olup temel insan haklarının ağır bir ihlalidir. Cinsel şiddet; fiziksel, psikolojik, duygusal ve toplumsal açıdan zarara yol açabilecek olan cinsel nitelikli davranış veya tehdit niteliğinde, taciz ve suistimal içeren davranışlardır. Cinsel şiddet cinsel istismar ve tecavüz olarak ayrılır.

Cinsel istismar: Taraflardan birinin rızası dışında uygulanan her çeşit cinsel davranıştır. Çocuklar söz konusu olduğunda rızaya bakılmaz. 18 yaşından küçük kimseye uygulanan her çeşit cinsel davranış taciz olarak değerlendirilir. Hareketlerin tek sorumlusu bu hareketleri uygulayandır.

Tecavüz: Vaginal, anal, oral giriş ve giriş girişimlerini kapsar.

Cinsel travmaların cinsiyeti var. Faillerin pek çoğu erkek, mağdurlar da sıklıkla kadınlar olur. Farklı şiddet türleri içinde en az bildirileni cinsel saldırılar olmasına karşın tecavüzün, ardından ruhsal sorunlar ve hastalık oluşturma riski yüksektir.

Cinsel taciz ve tecavüzün her ortamda var olduğunu kadınlar kişisel deneyimleriyle ve arkadaşlarının anlattıklarıyla çok yakından bilirler. Yine kadınlar cinsel travmatik deneyimlerin kişinin yakınlarından ve yasal başvurularla adli çevrelerden gizlenir olduğunu öğrenmiştir. Cinsel saldırıya uğrayan kişiler sıklıkla bu “ayıbı kendilerine ait olmayan bu utanılacak” olayı bir iki arkadaşıyla paylaşıyor. Sır birlikte saklanıyor. Aileler çocuk cinsel istismarını öğrendiklerinde istismarcıyı kontrol altına aldıklarını ve cezalandırdıklarını iddia ederek olayı gizler ve ailesinin “şerefini” itinayla korur. Belki o çocuk bir süre cinsel şiddetin uygulanmasından korunabilir ama fail cezasız kalır. Cezasızlık adaletsizlik demektir.

Cinsel taciz: İstenmeyen her çeşit cinsel temas veya tehdit örnekleri

Bir kişinin diğeri istemediği halde parmağını, ağızını, dilini, penisini veya başka bir nesneyi onun vajinasına, penisine veya anüsüne koyması,

Bir kişinin diğeri istemediği halde ona dokunması, sarılması, öpmesi, veya bedeninin herhangi bir bölgesine istemediği şekilde dokunması,

Bir kişinin diğeri istemediği halde onu oral seks yapmaya veya yaptırmaya zorlaması,

Bir kişinin diğeri istemediği halde onu kendisine masturbasyon yapması veya kendi kendine masturbasyon yapması veya sarılma dokunma için zorlaması,

Bir kişinin diğeri istemediği halde onu cinsel materyallere bakması veya cinsel pozlar vermesi için zorlaması,

Doktor, hemşire veya diğer sağlık profesyonelinin gerekli olmadığı halde kişinin cinsel organlarını (göğüs, vajina, penis, anüs) muayene etmesi veya cinsel organlarına profesyonel olmayan uygunsuz şekilde dokunması

Pandora’nın kutusu kademeli olarak açıldı.

Önce, cinsel şiddet faillerinin olağan şüpheli olan alttakilerin yani sarhoş, işsiz ve eğitimsizler olduğu ileri sürüldü. Ancak zaten itibarsız olan kişilerden örnekleri ortaya çıkıyor ve görülür oluyordu.

Daha sonra aile içi ensestin varlığı kaçınılmaz olarak öğrenildi.

İş yerinde cinsel istismarın öğrenilmesinin bedeli ağırdı, itibarını yitiren mağdur işten çıkarılır.

İtibarlı kişilerin mesela papazların, din adamlarının, öğretmenlerin, doktorların, hele profesör olan doktorların ve öğretmenlerin de cinsel şiddet yaptığını açıklamak ve de mahkemeye başvurmak, ispat etmek çok zor bir süreç. Bu prestijli gruplarda davayı sürdürmek ancak ilgili çevrelerden gelen çok yönlü destek ile olabilir.

Cinsel şiddetin sık olduğu nasıl oldu da açığa çıktı

Günümüzde bir suç olarak cinsel şiddet meslek disiplin kurallarına, “modern okulların” yönetmeliklerine girdi. Bu konuda kurallar, yönetmelikler kanunlar pek fena değil. Ama hala bu zorbalığı şiddeti yaşayan kişinin tanığı olamayan bu olayı kanıtlaması çok meşakkatli. Çok kez fiziki delili de olmayan bu olayların tanıkları, sağlık alanında çalışanlar oluyor.

Acil tıp, kadın doğum, psikiyatri, psikolog, adli tıp uzmanı, hemşire, sosyal hizmet uzmanları cinsel şiddet vakalarıyla sık sık karşılaşıyor. Biz uzman profesyonel tanıklar duyduğumuz cinsel şiddeti açıklamada ve ispata giden sürecin işlemesinde gerekeni yapmakta zorluk yaşıyoruz. Ben kendi tarihim içinde geçtiğim farklı devreleri ve zorluklarımı anlatmak istiyorum.

Cinsel saldırı ve tecavüzlere inanan, dinleyen, ipuçlarını, delilleri toplayıp açık eden öncü profesyonel tanıklar sahadan geliyordu. Pandora’nın kutusunu açmak, erkek şiddeti tanımak ve tanıtmakta hiç kuşkusuz feminist mücadele etkin rol oynadı ve bu mücadele halen devam ediyor. Bu süreçte sahayı iyi tanıyan, kendilerini akademi içine sınırlamamış aktivist feminist öncüler mesela Daina Russell, Judith Herman, Walker, Nel Dreajer’ın adını anmak isterim.

Etik uzmanları terapist ile hasta/danışan arasındaki ilişkilerin açıklanmasında “aktif bir direncin” varlığından söz etmektedir. Bildirimler gerçek sayıları yansıtmıyor. Bazı taramalarda meslek hayatında bir hastasıyla erotik yakınlıkta bulunan erkek terapistlerin yüzde 80’inin cinsel sınır aşımının çoğul olduğu bildirilmiştir.

Eskiden çirkin kadınlar feminist olur denilirdi. Şimdi uygunsuz yaklaşımlar-sınır aşımları ortaya döküldüğünde feministlerin (doktor ve hukukçular feminist kadınlar ve bazı erkekler) komplosu deniyor.

Feministler sessizliği bozar. Şiddeti açıklar.

Her yüz erkek doktordan 8 veya 10’u kadın hastalarıyla meslek sınırlarını aşan cinsel istismar veya tecavüz yaşar demek sorunun önemine dikkati çeken genel bir ifadedir. Kimseye dokunulmaz, sorumluluk alan olmaz. Hastasına uygunsuz cinsel yaklaşımda bulunan tecavüz eden doktorları tek tek açıklamak bir kişinin özelinde ona bir cezadır. Bu bildirimlerde seyrek olarak tüm aşamalar tamamlanıp kesinleşmiş hapis cezası verilebiliyor. Son örneğini gördüğümüz Bilgi Üniversitesi, Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Yar. Doç. Murat Paker’in ceza 4 yıl 2 ay aldığı olayda da mağdur kadın danışan iki yıl şikayetinin takipçisi olmuştur.

Cinsel şiddet yaşayan kişiler çok kez hak arama zorluğu ve bu süreçte kendileri de çok yıprandığı için mahkemede ceza davalarını kovalayamaz. Ama başka şikayet kanalları var. Meslek odaları, okullar, sivil toplum kuruluşlarının disiplin kurulları gibi.

Bu tür soruşturmaların prestij kaybına bağlı olarak tekrardan caydırıcı olması beklenilmektedir.

Bu ne kadar doğru acaba? Örneğin Aralık ayında basında bir kadın-doğum profesörünün iki hastasına “nitelikli cinsel saldırı” nedeniyle hapse girdiği öğrenildi. Kısa sürede kefaretle bırakıldı. Prof. Fecri Sevilen’in 20 yıl önce TTB onur kurulu tarafından aynı nedenle altı ay meslekten men edildiğini öyküsünden öğreniyoruz. Bu durum Sevilen’in İstanbul Üniversitesi, 8. Kadın-Doğum Günleri’nde “Onursal Kurul” üye listesinde ismine yer verilmesine engel olarak görülmüyor. Daha sonra hocanın başka bir özel vakıf üniversitende öğretim üyesi olarak iş değiştirdiğini görüyoruz. Zaten 20 yıldan uzun hapis cezası istenen tacizleri kanıtlanmış olan hoca, kısa sürede hapisten çıkıyor. Birbirlerini tanımayan şikayetçiler 20 yıl arayla aynı bilgileri veriyor. Kendisini özel bir tedavi yöntemi kullandığını söyleyerek savunuyor. Pornografi gösterme, doktorla birlikte izleme diye bir tedavi yöntemi yok. Savunduğu yöntemde kullanılan ve haz alan doktorun kendi bedeni.

TTB etik kuralları ve Psikiyatri meslek etik kuralları Madde 25:

Ruh hekimi, hastasıyla ilişkisinde tanı ve sağaltım amacının dışında bir ilişki türünün oluşmasına izin vermemelidir.

Bir profesyonel uzman tanık ve feminist olarak kendi tanıklık öykümü özetlemek isterim. Psikiyatri eğitimime 1972’de başladım. Çalışmaya başladığım yıl birkaç kez klinikte yatarak tedavi görmesine karşın bir türlü iyileşmeyen, sürekli bayılan ve konuşma yetisini kaybeden (afoni) bir kadın hastam kocası askere gittiğinde kayınpederinin tecavüzlerini anlattı. Bayılmaları ve diğer şikayetleri ondan sonra başlamıştı. Yıllarca kimseye söyleyememişti. Sesini çıkarsa kocası duyacaktı. Kocası duyarsa ne olacağını kestiremiyordu. Çok üzüldüm ama ağır basan duygum şaşkınlıktı. Bu olayı yıllarca kimseye anlatmadım. Hastam gibi ben de susmak gerektiğini düşünüyor olmalıyım.

Kadının beyanı,

yargılama sırasında hayatın olağan akışına uygun,

samimi, tutarlı ve istikrarlı, mağdur ile bir husumetten kaynaklanmayan,

olay ertesinde hemen tanıklarla paylaşılmış,

doktor raporları ile belgelenmiş ise

sanık da tüm bunları çürütemedi ise hükme esastır. (Avukat Hülya Gülbahar 24.1.2019 twitter)

Yine, ilk asistanlık yıllarımda bir erkek asistanın nöbet akşamlarında farklı kadınlarla buluştuğunu görüyordum. Güzel konuşmasını bilen, kadınlara iltifat etme konusunda becerikli bir erkekti. Buluştuğu kadınlar onun gündüz tanıştığı kadın hastalardı. Bu durumdan rahatsız oluyordum ama problemi nasıl tarif edeceğimi bilemiyordum. Sanırım, uygun görmediğimi yüksek sesle söylemeye, olayı kurcalamaya cesaret edemedim.

Kimin zararına?

Daha sonra pek çok cinsel saldırı ve tecavüz öyküsü dinledim. Yaşadıkları saldırıların yarattığı travmalarla başa çıkmalarında danışmanlık yaptım, destek oldum. Kısaca, cinsel şiddet mağduru kadınların tedavide kendilerini yeniden güçlendirme yolculuklarında onlara eşlik ettim. Eşlik etmek isteyen genç öğrencilerimle birlikte etkin yolları keşfettik.

Zamanla uzman ve hoca oldum. Sadece tecavüzü değil, cinsel istismarı da öğrenmiştim. Seksenli yıllarda psikiyatri kitaplarında kadına yönelik şiddet diye bir konu yoktu.

Ben kadına yönelik şiddeti kıdemli feminist uzmanlardan öğrendim. Diyarbakır Tıp Fakültesi’nde geçici öğretim üyesi olduğum dönemde bir kadın hasta, erkek asistanın kendisini acil yatırdığını ve gece yanına gelip birlikte olmak istediğini anlattı. Onun sözleri ile söylersem kadın hastaya şunlar söylenmişti: “Sen çok güzelsin, ilk görüşte sana aşık oldum. Sana bir süre rapor verebilirim. Seninle beraber olmak istiyorum.”

Başka bir ortamda sevgilimiz, eşimiz bize söylese hoşlanacağımız bu iltifatlar ve davranışların adı tecavüz girişimi idi. Tahmin ettiğiniz gibi genç ve güzel bir kadındı. Kadın bir dilekçe verdi ama klinikteki sorumlu öğretim üyeleri odalarına çekildi. Ben, muhafazakar ve otoriter bir kişi olan rektör Prof. Dr. H. Cin’i arayarak olayın kapatılmasını engelledim. Soruşturma açıldı. Soruşturmacılardan kıdemli bir profesör, tecavüz girişiminde bulunan hekimin karısının hamileliğinin tecavüz girişimi için mazeret olduğunu ileri sürdü. Bir öğretmen olan mağdur da, olayı ailesinin duymasından ve kendi meslek yaşamına zarar vermesinden çekiniyordu. Dilekçesini geri aldı. Böylece istismarcının, hekimin istifa etmesine karar verildi. Dava düştü. O hastahaneden istifa etti. Ama başka bir kurumda adli tıp uzmanı olarak çalışıyor.

Prototip yok

Uygunsuz cinsel yaklaşımda bulunanların bir prototipi yok. Beklemediğiniz yerden gelebilir.Yine 1980’li yıllarda kliniğimizde, polio sekeli olan bir psikolog vardı. Geç saatlere kadar çalışıyor. Bu nedenle de takdir ediliyordu. Yani diğerleri gittikten sonra el ayak çekildikten sonra çalışmaya devam ediyor. Psikoloji testi yaparken ağır ruhsal sorunu olan bir kadın hastaya uygunsuz şekilde dokunmuş. Hasta bana olayı aktarınca ben de kıdemli hocalara anlattım. “Ne yapalım. O zaten özürlü mesleğiyle oynamayalım,” dediler. Sonra başka bir yere tayini çıktı. Tek yapabildiğim test sırasında oda kapısını açık bıraktırmak olabildi. Olaya sadece hastabakıcılar inandı ve hastaları korumak için ciddiye aldı.

Beni en zorlayan tanıklıklarımdan birisinin faili üniversiteden, şimdi “FETÖ”cü diye uzaklaştırıldı. Bu genç popüler Profesör, genç bir kadın olan danışanına önce beğendiğini söylüyor, mesai bitim saatlerinde randevu veriyor. Sonra cinsel ilişki kuruyor. Zaten ilişki kurma sorunu olan genç kadına bu ilgi, beğenilme çok iyi geliyor. Fiziksel zorlama yok, aşık oluveriyor ve hocanın gizli aşkı olduğuna inanıyor.

Bir süre sonra ilgi azalıyor, ihmal edildiğini düşünen genç kadın, iş bitiminden sonra hocanın odasına gidip konuşmak istiyor. Zira buluşmalar hep el ayak çekildikten sonra. Gittiğinde kapı kilitli ve hoca bir başka kadınla birlikte.

Bir süre sonra bizim ekip içinden bir uzmana “sevgili tarafından terkedilme travmasıyla” tedaviye geliyor. Hasta aşık olduğu hocaya zarar vermek istemediğini ve bizim durumu kimseye söylememizi istedi.

Fail olan hoca, bizleri bu olayı duyunca kendisi ile paylaşmadığımız için meslek kurallarını ihlal ettiğimizi söyledi. Dahası, yalancı olan, kendi peşinde dolaşan bir kadını dinlediğimiz ve onun beyanını ciddiye aldığımız için tehdit etti.

Önce hastanın mahremiyeti gelir, olayı bölüm içinde resmen gündeme getir(e)medik. Ama yıllarca o adamla aynı ortamda çalışmak durumunda kaldım.

Doktor – Terapist Cinsel İstismarı Hangi Ortamlarda Olur?

– Doktor cinsel istismarı veya tecavüzü, aynı çocuk cinsel istismarı gibi kapalı bir ortam olan tedavi edenin odasında/ofisinde olur,

– İlk görüşmede değil, hasta-hekim arasında güvenli bir ilişkinin kurulması beklenir,

– Doktor/terapist, danışanın/hastanın zorluklarının zayıf noktasını bilir ve duygusal olarak onları onarmak amacıyla davrandığı algısı yaratır,

– Duygusal yakınlık kuruluyor, “sen özelsin” mesajı veriliyor

– Terapi sekreter gittikten sonra geç saatlerde ayarlanıyor

– Çay, kahve, bir kadeh ve arkası geliyor

– Tacizci savunması birbirine benzer: “Yanlış anladılar”. “Kasıtlı olarak komplo kurdular”, “Ben çok cazibim, herkes benimle birlikte olmak ister. Niye ben ona zorla bir şey yapayım, o bana musallat oldu”.

Cinsel saldırı/istismar, istismarcı/fail ve maruz kalan olmak üzere iki kişi arasında sınırlı değildir. Seyirciler ve dinleyiciler vardır. Cinsel saldırıları dinlemek ve susmak çok zordur. Yukarıda örneklerini anlattığım gibi, tanık oluyorsunuz. Yanı başınızdaki hocanız, dünkü öğrenciniz, oda komşunuz cinsel saldırıların faili olabiliyor.

Daha sonra tıbbın farklı disiplinlerinde çalışan farklı kıdemde olan hekimlerin, terapistlerin hastalarıyla cinsel yakınlıklarını öğrendim. Artık şaşırmıyordum, susmuyordum.

Ama istismara maruz kalanı nasıl onaracağım ve istismar edenin nasıl sorumlu tutulabilecenin yollarını bulmak hiçbir olayda kolay olmuyor. En zoru o yolları aramadan durmak. Profesyonel tanıklık arkadaş tanıklığından farklı olarak üzüntüyü paylaşmayla sınırlı kalamaz. İşimizi yapmak görevimiz.

“Delilsizlik”

Cinsel saldırıya maruz kalan kişi, hangi yaşta ve eğitimde olursa olsun, nasıl açıklayacağını bilemez durumda kekeleyerek, bazen tutarsız gibi gelen açıklamalarla, ima eder. Diğer yandan “güçlü konumdaki” istismarcı ve istismarcı zihniyeti destekleyen erkek egemen zihniyet konuşma/açıklama yollarını tıkar, kapatmaya çalışır. Mağduru sindirmenin, utandırmanın, güvenilmez olduğunu göstermenin peşindedir.

Erkek egemen anlayışı kaybetmek istemeyen işbirlikçi dostlarıyla birlikte mağduru bazen tehdit ederler bazen küçük rüşvetlerle susturmaya çalışırlar. Bugün dünyanın pek çok yerinde beş kız çocuğundan birinin 18 yaş altında en az bir kez bir yakını tarafından cinsel istismar şiddet yaşadığı bilgisine sahibiz.

Ailelerde istismarcı yakınları failleri cansiperane savunup ailelerini temize çıkarmaya çalışıyorlar. Halalar, amcalar, babaanneler fail ile işbirliği yapıp delilleri saklıyor veya geçersizleştirmeye çabalıyor. Genç kızları, çocukları susturmaya çalışıyorlar. İşyerinde, okulda, doktorda, terapide cinsel sınırları ihlal eden failler de aynı şekilde olayı araştırmadan incelemeden yalanlıyor.

Cinsel saldırının yaşandığı öğrenildiğinde konu komşu ayıplarken polis, doktor ve hakim tanığı olmayan ve sıklıkla fiziksel delillerin de elle tutulur olamaması nedeniyle olayı kapattığında, istismarcılar cezasız kalıyor.

Fail her yerde tanıdık

Cinsel saldırgaların ve tecavüzcülerin eğitimsiz, işsiz zaten pek güvenilmez veya ruhsal sorunları olan kişiler olduğu miti, uzun zaman egemen oldu. Bu dayanaksız kabulü sarsmak çok zor. “Meşhur/ünlü”, “itibarlı” bir iş adamının, bir profesörün, halen iktidarda olan bir politikacının, bir hakimin de cinsel taciz yaptığının, tecavüz ettiğinin art arda örneklerle açıklanması zaman aldı. Örneğin, Katolik Kilisesi, üst düzey piskoposların tecavüzünü yıllarca kabul etmedi. Nihayet, son yıllarda Papa özür dileyebildi.

“Me too” ile de sinema oyuncuları, yönetmenler ve yapımcıların ne çok kişiye cinsel taciz ve tecavüz dahil uygunsuz, zorlayıcı cinsel davranışlarda bulunduğu ifşa oldu.

Hayranlık, fantezi, mağduriyet

Bildiğimiz bir şey; kuvvetli insanlar bize model olur, onlara hayran oluruz, aşık oluruz, cazip buluruz. Bizi ameliyat edip ağrımızdan kurtaran cerrah, kanamalarımızı durduran kadın doğum uzmanı, ruhumuzun acılarını, korkularımızı, kaygımızı dindiren terapistimize hayran olabiliriz. Hayranlık duygularımız daha farklı cazip bulmaya kayabilir. Bu çok doğal.

Ağaç yaşken eğilir! Öğrenciyken öğrenilir

Doktorlar, terapistler tıp fakültelerinde öğrenciyken sadece hangi ilacı ne zaman vereceğini veya bir ameliyatı nasıl yapacağını öğrenmez. Hasta/danışan – hekim ilişkisini de öğrenir. İnsan ilişkilerinde kuralları da öğrenir. Yani beğenilme veya cazip bulmak bir sürpriz değildir. Bunlarla karşılaşacağını öğrenir. Özellikle uzun süreli dinamik terapilerde bu tür duygular daha sık gelişebilir. O nedenle asistanlık, süpervizyon diye bir devre vardır. İlk terapi vakalarımızı hocalarımızın denetiminde yaparız.

Tanık olmak sadece ahlaki veya vicdani ağır bir sorumluluk değildir. TCK-280’e göre sağlık mesleği mensupları cinsel şiddeti öğrendiğinde bildirmek mecburiyetinde. Bildirmediğinde cezası var. Maalesef ihbarla birlikte kişinin korunması çok zaman sağlanmıyor. Bu nedenle kişilerin önce güçlenmesini, güvenliğini sağlamasını çok kere beklemek durumunda kalıyoruz.

Psikiyatrist ne yapmamalı?

Gizlilik ilkesini bozmak

Uygunsuz cinsel davranışlarda bulunmak

Cinsel sınırları aşmak

Cinsel istismar

İkili özel ilişki kurmak

İş bağlantısı yapmak

Hediye almak

Hasta haklarına uymamak

Irk, din, cinsiyet, cinsel yönelim ayrımı yapmak

Hastanın sırrı açıklama nedeni toplumun merakını tatmin etmek değildir. Amaç: Hastanın sırrı toplumun, hastanın ve üçüncü kişilerin korunması için çok özel koşullarda açıklanabilir. Bu açıklama da basına değil önlem almaları için ilgili yetkililere olur

Açlık grevi yapan hastasını zorla beslemek

Ruhsal ve bedensel işkence yapmak

Erişkin hastanın tedaviyi reddetme hakkına saygısızlık

Bu benim için yılların birikmişleriyle iç boşaltma yazısı.

İzninizle, kendi duygumu da ifade etmek isterim.

Son aylarda basına yansıyan, “büyük” uzmanların davalarında, hastalarının kendisine hayran olup, kendileriyle ilgili sınırsız fantezi kurup itham ettiğini ileri süren ve diğer uzman tanıkların kendilerine komplo kurduğunu ve benzer şekillerde mağdur olduğunu iddia eden benzer öykülerini dinlemekten çok sıkıldığımı belirteyim.

Yakın tarihte cezalandırılmasına mahkemede karar verilen terapist Murat Paker T 24’te 23 Ocak 2019 tarihinde yaptığı açıklamada: “Terapi ilişkisinin ne olduğunu bilmesi mümkün olmayan mahkeme ceza verdi” diye savunuyor. Konunun uzmanlarının yazdığı raporları de komplo olduğunu kapalı yapılmasını talep ettiği mahkemede savunmasında kullanmış.

Son söz: Ne yapalım?

Hekiminizi, terapistinizi seçerken dikkat edin. Hekim hastasının değil kendi çıkarına davranırsa bu sorumluluğun ihlalidir. Hekim-hasta görüşme nedeni hastanın, danışanın refahı, çıkarı, iyilik halidir. Bunun karşılığında hekim öğretmen terapist maaş veya ücretimizi alır.

Travma ile açılan yaraların kapanması için tedavi edici ortam, adalet gerekir. Cezasızlık travmayla açılan yaraların tedavisini zorlaştırıyor, tedaviye adalet eşlik etmeli. İnanılması kanıtlanması zor, çok kez fiziksel delili de olmayan bir durumu açıklamak, polis ve adliye aşamalarını sürdürmek çok meşakkatlidir. Statüsü, unvanı, mesleki konumu ne olursa olsun herkes fail olabilir, bunlar kadınlara karşı işlenen suçların üstünü örtemez.

Davaları izlemek, sürdürmek güç ister, enerjimizi alır. Komşumuzun, arkadaşımızın, kardeşimizin yanında olalım, destek olalım. Yaşadıklarını söyleme cesareti olan kadınlarla çocukların yanında, gençlerle dayanışma içinde yer alalım. Kapalı oyunu ancak birlikte bozabiliriz.

Kaynak: Bianet

İlginizi çekebilir