‘CHP’nin tarihsel bir talihsizliği var’

Kürt sorununun artık ‘komşu ülkelerin dağlarında düşman kovalar hale geldiğini’ belirten ancak ‘Yeni bir çözüm süreci ihtimali de var’ diyen Doğu Ergil, Artı Gerçek’ten Esra Tur ile konuştu.

ürkiye seçimin yaptı. Sonuçların yankısı sürüyor. AKP’nin bir kez daha kendisine en yakın partiye yüzde 20 fark atarak seçim kazanması gözleri yeni dönemde izlenecek olan politikalar çevirdi. Seçim sonuçlarını Artı Gerçek’e değerlendiren siyaset bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil’e göre, sonuçlar gösteriyor ki “Halk kararlı ve demek ki hala AKP’den desteğini çekmemiş.”

Yeni sistemin ne getireceğini bilmeden AKP’yi yeniden iktidara taşıyan halkın sonuçlara da katlanacağını belirten Ergil, yeni dönemde yapılması gerekenleri ise söyle sıralıyor: Adalet sistemi adalet dağıtmalı, Kürt sorunu yeniden tanımlanıp çözüm arayışına girilmeli…

Ergil’in seçim sonuçları ve yeni dönemde Türkiye’yi nelerin beklediğine ilişkin sorularımıza yanıtları şöyle:

“ERDOĞAN ORTALAMA TÜRK’E EN YAKIN ADAY”

Türkiye seçimini yaptı. Sonuç sizi şaşırttı mı yoksa öngördüğünüz sonuç mu çıktı?

Ben Erdoğan’ın ikinci tura kalıp seçimi ikinci turda kazanacağını düşünmüştüm. Sonuçlardan biri de şimdi ortaya çıkandır. Bu sonuç eğer işin içine başka faktörler girmeden, oyların sayımı vb usulsüzlükler olmadan oluyorsa ilk olarak bundan şu anlaşılır: Demek ki toplum hala kararlı. İkinci olarak ise demek ki toplum hala Erdoğan’dan desteğini çekmemiş.
Muhalefetin bu iki gerçek üzerinden durum değerlendirmesi yapması gerek. Nasıl oluyor da Erdoğan ve AKP her seçimde en güçlü rakibini yüzde 20 fark ile atıp seçimi kazanabiliyor. Bunu hem muhalefet, hem de siyaset bilimciler, sosyologlar, psikologlar araştırmalı.

Siyaset bilimci olarak sizin bu duruma cevabınız nedir?

Bana göre, Erdoğan ortalama bir Türk vatandaşına nitelik olarak en yakın siyasetçi. Halk kendisine en yakın, kendi beklentisini en çabuk gerçekleştirebilecek özelliklere sahip adaya teveccüh gösterir. Halk Erdoğan’ı beklentilerini ve isteklerini gerçekleştirecek güce sahip tek adam olarak görüyor. Bana göre bu şimdilik en bariz sebep olarak öne çıkıyor.

“ERDOĞAN DAHA YUMUŞAK SÖYLEME MECBUR DEĞİL”

Erdoğan yeniden seçildi. Peki, yeni dönemde nasıl bir politika öngörüyorsunuz? Kutuplaştırmaya devam mı?

Erdoğan tüm duygusal çıkışlarına, öfke patlamalarına rağmen her zaman hesaplı, kitaplı hareket eden, bir sonraki hareketini planlayarak yapan bir lider. Erdoğan her zaman kendi tabanını, kendi kampını konsolide edebilecek bir strateji ile yürüdü. Amaç taban desteğini kaybetmemekti, bunu başardı.

Eğer çok yüksek bir fark ile seçimi kaybetmiş olsaydı sert söyleminden vazgeçerdi. Ancak bu sonuçlara göre şimdi bunu yapmak zorunda değil. Bunu da göz ardı etmeyecektir. Türkiye sıkışmış durumda. Ekonomi alarm veriyor. Dünyadaki direnci ve çevre algısı kötü. Bu sıkışmışlıktan kurtulmak için yapması gereken daha kapsayıcı ve daha geniş yelpazeden bir söylem geliştirmek olmalı.  Bunun yapıp yapmayacağı, nasıl davranacağını zaman gösterecek. Ancak sonuçlarına herkes katlanacak.

“ERDOĞAN’I SEVSELER DE SEVMESELER DE ÇALIŞACAKLAR”

Yeni dönem ABD ve AB ile ilişkileri nasıl etkiyecek?

Aktörler, devletler ve hükümetler kısaca örgütlü güç odaklarının bir ülkeye yaklaşımında kendi çıkarları her zaman belirleyicidir. Kendi ülke çıkarları gereği ilişkide oldukları ülkedeki karar vericileri muhatap alırlar. Bu karar vericiyi sevip sevmedikleri, politikalarını ya da yönetim anlayışını benimseyip benimsemediklerinden bağımsız olarak bunu yaparlar.

Erdoğan ile çalışacakları gerçeğini kabul edecek olan ABD ve AB şimdiye kadar olan ilişki biçimine benzer bir yol izlemeye devam edecektir şüphesiz. Başka çareleri yok. Kim seçilirse onunla çalışacaklar.

Yeni dönemde nasıl bir sistem işleyecek?

Belirsiz, ilk kez denenecek bir sistem. Halk ne ile karşılaşacağını bilmiyor. Ancak tercihini yaptı sonuçlarına katlanacak. Halkın Erdoğan ve AKP’ye teveccühünden ötürü Erdoğan’ın teklif etiği rejim biçimine onay vermiş oldu bir anlamda. Hiçbir fikri olmadan yaptı üstelik. Bu nedenle rejimi vatandaş bu dönem tecrübe edecek bir sonraki dönemde ise aslında ilk defa oylayacak.

“CHP’NİN TARİHSEL TALİHSİZLİĞİ VAR”

Erken seçim muhalefeti hazırlıksız yakalaması gerekirken aslında pek öyle olmadı. Muhalefetin performansı nasıldı?

Bu seçimde CHP ciddi bir demokratik hamle yaptı. Hem Saadet Partisi’nin barajı geçmesine hem de İYİ Parti’nin seçime katılabilmesine olanak sağladı. Bunlar önemli ve yerinde hamlelerdi.

CHP’nin tarihsel bir talihsizliği var. CHP kurulduğu dönemin şartları gereği halkı değil devleti temsil eden, ordu tarafından destek gören bir parti olarak var oldu. CHP, tek partili yılların politik anlayışından geliyor neticede. 1930’lara kadar böyleydi. 60’larda bu durum biraz değişti.

CHP’DE TEŞKİLAT VE TABAN BİRBİRİNE ZIT”

AKP halkı temsil ediyor, halktan geliyor ve söylemini de bunun üzerine oturtmuş durumda. Halkın değerlerine ve beklentilerine bu nedenle cevap verebiliyor. CHP kendine solcu diyor ancak ortada ne örgütlü bir direniş, ne de işçi sınıfı var. Nasıl olacak? Solcuyum diyende, sosyal demokratım diyende farklı telden çalıyor. Parti tabanı içinde birbirine taban tabana zıt görüşler var. Hala parti içinde devletçi, darbeci, ordu göreve diyen bir kesim var. Teşkilat ve taban arasında belirsizlik olduğu için nasıl bir söylem geliştireceklerini bilemiyorlar.

Şimdi bir önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde ‘çatı aday’ olarak gösterilen Ekmeleddin İhsanoğlu, bu seçimde çıkıp Erdoğan’a oy vereceğini açıklayabiliyor. Böyle bir anormallikten bahsediyorum ben. Yani muhalefet iyi performans gösterdi ama temel anlamda bir demokrasi kelamının yetmediği bu dönemin önceliği olarak bu anormalliğin çözülmesi gerek.

“GENEL EĞİLİME EN YAKIN ADAYDI”

Peki, İnce nasıl CHP’den daha fazla oy aldı?

Muharrem İnce’nin performansı normaldi. Daha genç bir kesime hitap etmeyi başardı. Ama en güçlü aday yine de yüzde 25 barajında takılıp kalıyor. Bahsettiğim belirsizliğin sonucu bu. Yapılan hata ise bence muhafazakârlığın revaçta olduğu bir dönemde muhafazakâr bir aday gösterilmesi ya da milliyetçiliğin revaçta olduğu bir dönemde milliyetçi bir aday çıkarılması. Bundan vazgeçilmeli genel eğilime uygun adaylar bulunmalıdır. Yani bu seçimde İnce, örneğinden ders çıkarılsın ona göre aday belirlensin. Toplum ve halkın beklentileri okunmalı, yeni yol açılımlarına bakılmalı, bunun içinde çaba gösterilmeli.

“BELKİ DE İNCE’NİN SUSMASI EN İYİSİ”

İnce’nin seçim akşamı açıklama yapmamasını, sonuçlara itiraz etmemesini nasıl anlamak gerek?

Kendi çıkıp açıklamadan o gece ne oldu bilemeyiz. Bunu o açıklayacaktır. İnce gerçekten ikinci tura kalacağına çok inanmıştı, destekçilerini de inandırmıştı. Düş kırıklığı yaşamış olabilir. Sakinleşip zaman kazanmak istemiş olabilir. Eğer mücadele etmeye devam edecek ise nasıl bir yol izleyeceğini tartmak istemiş olabilir. Belki de susması daha iyi oldu.

MHP’nin oylarını artıracağını bekliyor muydunuz?

Beklemiyordum. Özellikle doğuda oylarının artması ilginç bence psikolojik olarak araştırılmalı.

“HDP’NİN MECLİSTE OLMASI GÜÇ TEKELİNİ KIRDI”

HDP’nin barajı geçmiş olmasının nasıl bir etkisi olacak?

Olumlu ve güzel bir gelişme oldu. Türkiye’deki temsil olgusu HDP’nin Mecliste olmasıyla daha dengeli bir hale gelmiş olacaktır. Sandalye dağılımı daha adil hale geldi. Çoğulcu demokrasi anlamında da bu önemli. HDP’ye sadece Kürtler oy vermedi. Kürt sorunun parlamentoda çözülmesini isteyen Türklerden de oy aldı HDP. Kürtlerin Meclisteki varlığı güç tekelini kırdı, aza indirdi.

“ÜLKEYİ TEK ADAM YÖNETECEK DİĞERLERİ SEKRETER”

AKP-MHP koalisyonu nasıl işleyecek?

Bu eski usul bir koalisyon olamayacak. Cumhur İttifakı’ndan kişiler partiler üstü bir anlayış ile kabinede yer alacak. Tek bir yöneten olacak diğer atanmışlar ise onun atadığı sekreterler olacak. Yeni sistemde işleyiş bu.

“EKONOMİ, ADALET VE DEMOKRASİ SİL BAŞTAN”

Akıllı insanlar olumsuzluklarda ya da kriz durumlarında karamsarlığa kapılmaz sadece ders çıkarırlar. Ekonomik durum ortada iken, tüketim ile büyümenin artık sürdürülebilir olmadığı anlaşılmış iken, alınan borçlar ile büyümenin illüzyon olduğu gerçeği somut iken, bu borçların kapatılması için gelecek satılırken öncelikle ekonomik reform şart.

Adalet sistemine de el atılmalı. Adalet sistemi adalet dağıtmalı, intikam almamalı. Demokrasi güçlendirilmeli.

Kürt sorunu yeniden tanımlanmalı. Var mı yok mu? Kürt vatandaşların mı, sorunu var? Nedir bu sorun? Yapılan tanıma uygun çözüm süreci de başlatılmalı. Çünkü eğer sorun bir güvenlik sorunu olarak görülmeye devam edilir ve buna göre politika geliştirilirse bu sorun sonsuza kadar devam eder.

“HER ŞEYİN ÇARESİ VAR: ÇÖZÜM SÜRECİ BAŞLAYABİLİR”

Artık sorun sadece kendi sınırları içinde değil komşu ülkelerin dağlarında düşman kovalar hale geldi. Ciddi kaynak yatırılması zorlu durumu daha da zorlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor. Her şeyin çaresi var. Her şey için ihtimal var. Yeni bir çözüm süreci ihtimali de var.

Kaynak: Artı Gerçek

İlginizi çekebilir