Çevre Bakanı mı, sanayici mi?

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, kentteki bir otelde düzenlenen Ceyhan Petrokimya Endüstri Bölgesi Tanıtım Toplantısı’na katıldı. Kurum toplantıda, “(Ceyhan Petrokimya Endüstri Bölgesi) Bu dev tesis, yıllık 450 bin ton üretim kapasitesine sahip olacak. Bu şu demek; yerli üretim yapılacak ve ülkemiz, ham madde ihtiyacında dışa bağımlılığını önemli ölçüde azaltmış olacak. (Ceyhan Petrokimya Endüstri Bölgesi) İlk tesisle birlikte Türkiyemizin cari açığının azaltılmasına yıllık yaklaşık 2 milyar dolar, bütününde de 4-5 milyar dolara varan bir katkı sağlayacak” açıklamasında bulundu.

Cari açık için Kurum’un yaptığı açıklamalar

Ceyhan’da petrokimya endüstri bölgesinin kent çevresi ve deniz ekosistemine dönük nasıl sonuçlar yaratabileceği konusunda bilgi beklerken kendisi adeta bir enerji patronu ya da bakanı gibi açıklamalar yapması dikkat çekiciydi. Kurum, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son Cezayir ziyaretinde, ülkede polipropilen tesisi kurulacağı müjdesi verdiğini anımsatarak, “Artık bugün projenin startını veriyoruz. Bu projeyle Adana’mız çok önemli bir petrokimya tesisine kavuşmuş olacak. Artık vaatler bitti, uygulamaya geçiyoruz” dedi. Kurum konuşmasının devamında, “Yerli kaynaklarımızı en iyi ve kaliteli şekilde kullanmak, bu kaynakları üretime çevirmek suretiyle cari açıktaki o etkiyi en aza indirmek istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan şirket patronu gibi

Son dönem AKP iktidarına yakınlıkta öne çıkan Rönesans Holding, Cezayir’in enerji şirketi Sonatrach ortaklığıyla Ceyhan’da 1.2 milyar dolar polipropilen üretim tesisinde Cezayirli firmanın üretim sürecini organize edecek. Rönesans Holding ise sadece inşaatını yapacak. Petrol veya gaz dışarıdan gelecek, burada işlenip satışa çıkarılacak. Bakanın yerli kaynaktan söz ederken hangi kaynağı yerli gördüğü anlaşılamadı. Kurum’un başında olduğu Çevre Bakanlığı Petrokimya tesisilerini çevreye kirletici etkisi yüksek olan faaliyetler içinde saydığı biliniyor. Durum böyle iken bir çevre bakanının böyle bir tesis kurulduğunda çevresel sonuçları ne olacağına dair bilgi vermesi gerekirken bir petrol şirketi sahibi gibi açıklamalar yapıyor olması manidar bir durumu ortaya çıkardı.

CFS şirketi de Ceyhan’da

Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan tarafından açıklanan Proje Bazlı Teşvik Sistemi’nden çok ciddi teşvikler alan CFS Petrokimya, 4.11 milyar TL’lik yatırım ile Adana’da polipropilen üretimi gerçekleştireceği duyuruldu. Ceyhan Enerji Endrüstri İhtisas Bölgesi’nde kurulacak olan tesis için ayrıca özel bir liman da inşa edilecek. CFS’nin yılda 500 bin tonluk üretim gerçekleştirmeyi planladığı açıklandı. CFS Petrokimya’yı Albert Özmizrahi ile birlikte eski başbakan Mesut Yılmaz’ın oğulları kurmuş.

Petrokimya merkezi Ceyhan

Adana Ceyhan’da “Enerji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi” içinde Ceyhan “Mega Petrokimya Endüstri Bölgesi” hazırlandı. Azeri Socar şirketi, Turcas ve Hindistanlı Injaz ile birlikte “Ortak Girişim Grubu” kurarak, Ceyhan’da entegre bir rafineri ve petrokimya tesisi kurup işleteceği duyurulmuştu. Ancak bu girişim gerçekleşmedi fakat geçtiğimiz ekim ayında açıklamalarda bulunan Socar, bu yıl (2019) yeni bir petrokimya tesisi için yatırım kararı aldığı ifade edilmişti. Çalık Holding ise Hindistanlı IOCL şirketi ile ortaklık kurup Tüpraş ihalesine katılmış, sonrasında ise Ceyhan’da IOCL ile ortak petrokimya tesisi kuracaklarını açıklanmıştı. Bunun dışında Petrol Ofisi’nin de Ceyhan’da petrokimya tesisi kuracağı açıklanmıştı. Bakan Kurum’un müjdesini verdiği Cezayirli şirket ve Rönesans Holding’in petro kimya tesisi var ancak bununla da bitmiyor.

Yerli milli olanlar satıldı

1962 yılında yayımlanan Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda, petrokimya tesisi kurulması hedefi konmuş ve 1965 yılında Petkim (Petrokimya A.Ş.) üretime başlamıştı. Petkim, Yarımca Kompleksi’nde 5 ayrı tesiste üretim yaparken, artan talep nedeniyle Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde Aliağa’da ikinci kompleks yatırımına başlandı. Bu kompleks ise 1985 yılında üretime geçti. 5 yıllık planlarla yürüyen dönemin başında TPAO, Petrol Ofisi, Tüpraş ve Petkim tek şemsiye altında entegre kuruluşlardı. Daha sonra bu kuruluşların her biri bağımsız hale getirilip TPAO hariç diğerlerinin özelleştirilmesine karar verildi. Bu adımla yerli ve milli sayılabilecek petrokimya tesislerinin tamamı şirketlere satıldı. Kocaeli, İzmir, Kırıkkale ve Batman’daki Tüpraş tesisleri Koç grubuna, Aliağa’daki Petkim ise en son Azeri şirket Socar’a satıldı. Socar yine aynı sahada Star Rafineri’yi kurdu ve BP ile anlaşarak yine aynı bölgede bir petrokimya tesisi daha kurma hazırlıkları yapmakta. Ayrıca Katar merkezli Fusion Dynamics ve Türkiye merkezli Metcap Energy Investments (Metcap Enerji Yatırım) tarafından, yüzde 50-50 ortaklıkla Trakya’da doğalgaza dayalı petrokimya tesisi kurulacağı açıklanmıştı.

Akdeniz ekosistemi zehirlenecek

Adana’da bu tesislerin biri dahi bölgeyi zehirleyeceği beklenirken bu kadar çok tesisin burada kurulması ve çalışması halinde Ceyhan yaşanmaz hale gelecek. Zaten zor günler yaşayan Akdeniz ekosistemine geri dönülmez zararlar yaşatılacak. Bir yandan denizlerde yapılan sondajlar, Mersin’e inşa edilmeye başlanan Nükleer santral bölge ekosistemini hem değiştirecek hem de zehirleyecek özellikte. Akdeniz’e özellikle Mersin ve Ceyhan civarında görülen tropik balıklar zaten Akdeniz ekosisteminin değişmeye başladığına işaret ederken bu adımlarla bölgenin ölü bir bölge haline gelmesi içten bile değil.

Kaynak: Yeni Yaşam

İlginizi çekebilir