Cepte delik: Tıp – Zeki Gül

“Fakir ama mutlu insanlardık” tek başına bir Yeşilçam repliği değil. Yoksulluğun da halleri, çeşitleri, katmanları var. Bu konuda Ekşi Sözlük sınırı tanımlıyor. Bir katılımcı şöyle yazmış bu başlığa: “Sağlık harcamasına işin düşene kadardır.”

Yoksulluk pandemi koşullarında çok katmanlı hale geldi. Bu hali ile salt hane halkı gelir düzeyini baz alan tanımlamalar yerine “çok boyutlu yoksulluk endeksi” (ÇBYE) önem kazanıyor. Burada aylık gelir kadar sağlık, eğitim ve yaşam standardı yani gıda, tuvalet, güvenli su, elektrik, ev vb. de önemli.

Birleşmiş Milletlerin küresel kalkınma ağı olan BM Küresel Kalkınma Programı (UNDP) 2020 yılı raporuna “Veri eksikliği nedeni ile” Türkiye’yi dahil edememişti. Bakalım bu yıl ne olacak?

Son yıllarda giderek önem kazanan bir yoksulluk türü ise pandemi sonrasında tüm yakıcılığı ile bizi bekliyor: Tıbbi yoksulluk…

10 milyonu aşkın insan Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu ile yaşıyor. Pandemi koşulları nedeni ile borcu olanlar da kamusal sağlık hizmetlerinden şimdilik ücretsiz yararlanabiliyor. Pandemi sönümlendiğinde prim borcu olanlar ya ücretli muayene olabilecek ya da tüm biriken primleri toplu ödemek zorunda kalacak. Yani bir hak uğruna biraz daha yoksullaşacaklar. Bu noktada geçen hafta yürürlüğe giren son yapılandırma yasası ile kısmen ara formül üretilse bile parası olmayanlar yine çaresiz.

Toplumun giderek yoksullaştığı bu süreçte Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun tercihleri nedeniyle cebimizden çıkan paraların ise yeniden hatırlanmasında fayda var.

Özellikle geçmişte SSK üzerinden sağlık hakkından yararlananlar her reçetede çıkan ücret farkı ile görece daha fazla ekonomik mağduriyet yaşamakta.

En basit örneği şu: Diyelim ki hekim bir reçete yazdı. Reçetede ilacın etken maddesi değil de ticari isimleri yazmakta.  Öyle ki bazı ilaçlar piyasada ondan fazla farklı firma tarafından üretilip ayrı isimlerle satılmakta. Üstelik firmalar aynı etken maddeye sahip olduğu Sağlık Bakanlığınca onaylanmış bu ilaç için farklı fiyat tanımlamakta. SGK ise en ucuzunu ödeyip aradaki farkı hastadan almakta. Üstelik hekim elektronik reçete yazarken muadil ilaçların fiyatını göremiyor. Hasta hekimin yazdığı ilacı alsa para ödeyecek almasa güven sorunu başlayacak. Özellikle birden fazla kronik hastalığı olan emekliler için bu ciddi rakamlara ulaşabiliyor.

Buna bir de maske, dezenfektan gibi pandemi hijyen gider kalemleri eklendiğinde sabit gelirli hastalar gıda giderlerini kısmaya çalışıyor. Bu ise yeni ek sorunlar, hastalıklar demek.

Tıbbi yoksulluk bahsinde paylaşılabilecek çok husus var. Şimdilik keyfinizi çok kaçırmayalım. Ama yine de tıbbın yakın gelecekte ceplerimizdeki olası kara delik olma ihtimalini unutmayalım.

Sağlıcakla kalın.

Kaynak: EVRENSEL

İlginizi çekebilir