THK uçağını boş verdim, tulumbacılar bile yok! – Veysi Sarısözen

  Kim yaktı? Bu soru tarihte iki kere soruldu: Birincisini Japonlar sordu. Büyük Japonya depreminin hemen ardından başlayan büyük yangınlar sırasında “kim yaktı?” sorusuna Japon faşistleri ülkelerinde yaşayan “Koreliler yaktı” demişlerdi. Yıl 1923. Ve Japonya’da bu “yanıtın yarattığı” toplumsal yangının sonunda faşistler iktidar oldu. (Bu bilgi Karar yazarı Yıldıray Oğur tarafından aktarılmıştır.) İkincisini Almanlar sordu.

Irkçılık, nefret söylemi ve göçmen karşıtlığı toplumu çürütüyor – Hakan Tahmaz

Ortadoğu ülkelerinde en yaygın konuşulan dillerinden biri olan Kürtçe’nin iki büyük şehir belediyesinin çalışmasının içinde yer bulamaması, Türk siyasetinin yapısal sorunlarının sonuçları. 1980 sonrası silahlı çatışmanın ve iç göçün yoğunlaşmasına paralel olarak; Türkiye çalışma hayatının kayıt dışı, ucuz ve beden gücüne dayalı en ağır işlerini Kürt işçilerin sırtına yüklendi. Aynı dönemde Ege, Karadeniz, Marmara, Akdeniz

Karpuz, çay ve vicdan yorgunluğu – Ayşe Çavdar

Hep birlikte geçeceğimiz iğne deliğini eritmek üzere bekleyen yangının en çok beslendiği şeylerden biri vicdan yorgunluğu ise diğeri ve asıl büyüğü de ırkçılık ve şovenizm. İklim değişikliğine benziyor biraz. Varlığını inkâr ettikçe hayatı herkes için yaşanmaz kılıyor. Anketlerden söz ediyorlar. Afet bölgelerine gidip insanların üzerine çay atıyor ve hâlâ yüzde 35 alıyor, diyorlar. O anketler

Aklına mukayyet ol kardeşim!  – Fehim Taştekin

Suriye’den Libya’ya, Somali’den Katar’a, Karabağ’dan Afganistan’a kadar her yere gitmeye hazır. Gönül coğrafyası geniş. Fakat ucu kendine dokunduğu için Türkiye’deki felaket coğrafyası nasipsiz, öteki! Aklımıza mukayyet olamayacak günlerdeyiz. Beynimiz yandı; ülkeye çökenlerden, mafyoz yönetimden, kibirden, bencillikten, cehaletten, iş bilmezlikten, kayıtsızlıktan. Kalbimiz yoruldu; ırkçılıktan, nefret söyleminden, ötekileştirmeden, hoyratlıktan, kötülüğün bin tonundan. Şimdi ciğerlerimiz yanıyor; ormanlar bütün

Toplumsal kutuplaşma yok düşünsel uyuşmazlık var – Aydın Selcen

Düşünmeye ve düşüncemizin sonunu getirmeye cüret etmeliyiz. Demokrasinin er meydanı agorada tartışmadan kaçmamalıyız. Nasıl ki “…ve aldığı kadar yolsuzluk” diye bir ulusal ekonomi ya da yönetişim modeli tarifi olamazsa, demokratik bir cumhuriyette de siyasal islâma, islâmcılığa yer yok. Ancak laiklik ilkesine dayanan bir cumhuriyet demokratik olabilir. Bu gerçek, toplumda kutuplaşmayı değil düşünsel bir uyuşmazlığı betimliyor.

HACI ÇEVİK’LE “KONYA’DA KÜRT MÜ VAR” KİTABI ÜZERİNE – İki kere öteki

Söyleşi: Adem Özgür En az üç yüz yıldır Kürdistan coğrafyasının uzağında, milliyetçi-muhafazakâr düşünce yapısının yoğun olduğu Orta Anadolu kentlerinde yaşayan Kürtler hâlâ dillerini ve kültürlerini koruyor ve sürdürüyor. Hacı Çevik’le İletişim’den yeni yayınlanan “Konya’da Kürt mü Var?” kitabından yola çıkarak Orta Anadolu Kürtlerinin siyasallaşma sürecini konuştuk. Kulu’ya bağlı Omeran köyü, 1889 (kaynak: @ixbaran) Aile büyüklerim

Madem ekonomi tıkırında enflasyon beklentisi neden güncellendi? – Mühdan Sağlam

Merkez Bankası Temmuz 2021 Enflasyon Raporu’nda yıl sonu gıda enflasyon beklentisi yükseltildi. Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu yalnız bırakıldıklarını söylerken TÜİK’in verileriyle gerçekler arasındaki uçurumu da kabul etti. Merkez Bankası (MB) 2021 yılının üçüncü enflasyon raporunu yayınladı, Merkez Bankası Şahap Kavcıoğlu raporu duyururken basın açıklaması da yaptı. Rapor hızla incelendiğinde ekonomik büyüme vurgusu dikkat çekiyor, bununla

Göçmenlere yönelttiğimiz sözler bize dair ne söylüyor? – Bülent Şık

Göçmen olmak için ille de bir yerden başka bir yere gitmek-göçmek gerekmiyor artık. İktidar her birimizi, her an birer çöp olarak niteleyebilir. Güvencesizliğin ve belirsizliğin hüküm sürdüğü hayatlar bizi daha şimdiden birer göçmen kılıyor belki de. Fotoğraf:guncel15.com haber sitesi Yeryüzünde göçmen olmayan tek bir kişi yoktur. Cumhuriyet Halk Partili Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, şehirde yaşayan

bağı paylaşmak, bağları güçlendirmek – ayşe düzkan

25 Temmuz 2021 10:46 siyasetin mültecilerin varlığına ve yaşadıklarına verdiği karşılık analiz edilmeli ve adı konmalı. ama politika yargılamalardan ibaret değil. o yüzden solun mültecilerle ilgili ırkçılık eleştirisinin ötesine geçmesi gerekir. yapılabilecekler konusunda kolektif aklın çözümler üretmesi gerekir afganlaştırma, birkaç anlamda kullanılan bir terim. afganistan’da yaşayıp afgan olmayan azınlıkların afgan kimliğine mahkum edilmesi, afganistan’ın yönetiminin

Rejimin niteliğine dair on tez – Fikret Başkaya

  1. Türkiye’de ortalama bilinç, köşeli, bağnaz bir resmî tarih ve resmî ideoloji tarafından ‘iğdişleştirilmiş’, dumura uğratılmış bir bilinçtir. Resmî tarih, yalana, tahrifata, yok saymaya, adıyla çağırmamaya dayanan bir tarih versiyonudur. Fakat, resmî tarih, kendi başına bir amaç değildir. Resmî ideolojinin ham maddesidir. Şeylerin gerçeğine nüfuz etmeyi zorlaştıran bir şey de Avrupa-merkezcilik veya Avrupa-merkezli ideolojik yabancılaşma