Canol Kocagöz: Homur’un farkı, işçi ve emekçiden yana mizahi tavrıdır – Nuray Pehlivan

Mizah Gazetesi Homur’un ilk sayısının yayımlandığı 1999 yılından bu yana derginin ekibinde yer alan Canol Kocagöz ile Homur’la geçen 21 yıllık serüvenini konuştuk. Kocagöz, “Genel olarak sanat, özel olarak mizah ve karikatür muhaliftir” dedi.

İşçi ve emekçiler başta olmak üzere Türkiye ve Dünya’dan 387 yazar-çizerin yarattığı Homur Dergisi, ne günlük gazeteler kadar büyük, ne mizah dergileri kadar küçük bir boyda. Hâkim olan rengi ise fıstık-i yeşil. Gerek rengi, gerek boyutu ve tabii ki esas olarak içeriğiyle, bugüne kadar yayınlanmış ve yayınlanmakta olan mizah dergilerine benzemiyor. Mizah gazetesi Homur, güncel konulara değinen, mücadeleyi esas alan ve muhalif tavrını gittikçe artırarak duyurmaya çalışan, bu işleri halkla ve onun örgütlü gücü olan başta sendikalar, meslek odaları ve platformlarla birlikte yürüten bir dergi.

Canol Kocagöz, Homur’un ilk sayısının yayımlandığı 1999 yılından bu yana derginin ekibinde yer alıyor. Aynı zamanda mücadeleci kimliği ile de tanıdığımız karikatürist Kocagöz, birçok kişisel ve karma karikatür sergisi açtı. 1970’den bu yana çizgileri çeşitli günlük gazetelerde, politika ve sanat dergilerinde yayımlandı. Birçok afiş, dergi ve kitap kapakları da bulunan sanatçı, Türkiye karikatürcülerinin tek mesleki örgütü olan Karikatürcüler Derneği’nin 1976’da genel sekreterliğini, 1996’da genel başkanlığını üstlendi.

Dört karikatür albümü ile on yedi çocuk kitabı bulunan Kocagöz, halen Homur Mizah ve Karikatür Grubu’nun çıkardığı Homur Mizah Dergisi ile çocuklara yönelik Kırmızı Metal Karınca Dergisi’nin editörlüğünü yürütüyor. Canol Kocagöz’le Homur’la geçen 21 yıllık serüvenini ve gelecek planlarını konuştuk.

Canol Kocagöz

‘ANA EKSENİMİZ İŞÇİ VE EMEKÇİLERİN MÜCADELESİ OLDU’

Homur Dergisi yolculuğu nasıl başladı?

Dergimiz Homur yayın hayatına, küresel sermayenin saldırısı ile emperyalizmin kirli saldırı planlarının arttığı, kapitalizmin çalışma hayatı başta olmak üzere tüm topluma yeni şekiller vermeye çalıştığı dönemlere denk gelen 18 Aralık 1999 tarihinde başladı. 21 yıl önce Evrensel Gazetesi’nin cumartesi günü verdiği ek şeklinde, işçi ve emekçilerin sorunları başta olmak üzere “halkımızın sorunlarını, halkla beraber mizahi bir yolla anlatabilmek, tıkanan mizah dünyamızın soluk almasını sağlamak amacıyla bir grup yazar ve çizerle beraber yola çıktık.

Yola çıktığımız günler, aralarında mizahçı ve çizerlerin de olduğu birçok basın emekçisinin işsiz kaldığı, emekçilerin düşük ücretlerle çalıştırıldığı, sendikal hak ve özgürlüklerin askıya alındığı, sosyal hakların kısıtlandığı hatta yok edildiği dönemdi. Bir grup karikatür ve mizahçı ‘çareler tükenmez’ diyerek işe koyulduk. Her hafta Beyoğlu kahvelerinde toplanarak mizahın dünü, bugünü ve yarınını tartışmaya başladık. Dünya ve ülke sorunlarına ‘alışılmış mizahın’ dışında nasıl yaklaşabileceğimizin somut durumunu tartışarak yeni durumda bizlerin neler yapabileceğini, geçmişte dünyada ve ülkemizde nasıl yollar izlendiğini önümüze koyup izleyeceğimiz yola karar verdik. Büyük bir coşku ile hızla çalışmalara başladık. Yapacağımız mizahın ana ekseninin işçi ve emekçilerin mücadelesi olduğu konusunda tüm arkadaşlarla anlaştık. Artık dergimizin çizgisi belli olmuştu. Bizden önce, “Halk için halkla beraber” şiarıyla çıkan Markopaşa efsane mizah dergisi ana rehberimiz olacaktı.

‘HOMUR’UN FARKI, İŞÇİ VE EMEKÇİDEN YANA MİZAHİ TAVRIDIR’

Proleteryaya elveda denildiği, sosyalist fikirlerin iyice değersizleştirilmeye çalışıldığı bir dönemde sınıfı terk etmeden, sınıfla birlikte bir mizah dergisi çıkarıyorsunuz. Markopaşa’nın ruhu sahiden geri mi geldi?

Homur’u diğer mizah dergilerinden kökten ayıran başlıca fark “işçi ve emekçi halkımızdan yana mizahi tavrı”dır. Markopaşa’yı çıkaran ustalarımız Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ile çizer ustamız Mustafa (Mim) Uykusuz’un yaşamları ve deneyimleri ile çıkardıkları derginin ilkeleri bizim geleneğimizden aldığımız dersler. Onların hem kişisel, hem de dergiden aldıkları deneyimler, bizlerin baş ucu kaynağı oldu. Hatta onların ilkelerine sınıf eksenini de ekleyen Homur, mizah dünyamızın ayrı bir sesi ve gücü oldu diyebilirim.

Homur, felsefesinden aldığı bu güçle kapitalizmin karmaşık, akıl almaz saldırı teorilerine karşı işçi ve emekçilerin mücadelesine hiciv ve mizahı katarak destek olmaya çalışan bir dergi. Vahşileşen kapitalizmin kirli oyunlarını mizahla teşhir ederken çalışmalarını da mizahın diliyle yaptı. Her zaman bilim ve sanat dünyasıyla beraber olayların üstüne yürüdü. Sol muhalefetin yalnız Türkiye`de değil, tüm dünyada kabuk değiştirdiği, işçi ve emekçilerin örgütlenmesinin zaafa uğradığı dönemde, Homur`un işçi ve emekçi kitlelerden gelen taleple her geçen gün daha iyiye, daha güzele yönelerek kitlelerin sevgisini kazanması, hem Homur`un başarısının, hem de dibe vuran emekçilerin mücadelelerinin yükselişe geçtiğinin göstergesidir.

.

‘BASIN-YAYIN DÜNYASINDAKİ ÇATLAKTAN BİR NEHİR YARATTIK’

Homur birçok yönden ilginç bir mizah dergisi… Bunun yanında sendikalar ve odaların katkısı ile birlikte yirmi bir yıl kesintisiz bir süreçten söz ediyoruz. Bu tür projeler kulağa çok hoş gelir ama ya hiç yapılamaz ya da sürdürülemez. Siz bunu nasıl başardınız?

Sorunuz çok doğru. Parayla satılmayan, yazar ve çizerlerinin ücret talep etmeden yarattıkları bir dergiden bahsediyoruz. Homur Mizah Dergisi, basın tarihinde hiçbir sermaye grubuna bağlı ve patronu olmadan, ilkeleri doğrultusunda yayın hayatını sürdürmeye çalıştı. Sınıf eksenini hiç aklımızdan çıkarmadan, kuruluş ilkelerine bağlı, mümkün olduğunca kolektif bir çalışma içinde olmamız dergimizin uzun yıllar ayakta kalmasının önemli sebepleri diyebiliriz.

Kuruluşunda basın-yayın dünyasındaki bir çatlağı değerlendiren grubumuz, o çatlaktan sızanlarla bir nehir yarattı. Homur’un karikatür ve mizah dünyasında bulunan mizah dergilerinden ayrı özel bir dergi olmasını istemiştik. 21. yılımızda Homur, hem biçim hem de içerik yönünden piyasada bulunan dergilerden ayrı bir yerde duruyor. Bu da dergimizin ayrı bir başarısı. Homur’un basın alanındaki duruşu, çıkarken planladığımız bir duruştu. Bunu da gerçekleştirmiş olduk.

Homur, faili meçhule uğrayan Sabahattin Ali, ırkçı faşistlerce kaçırılarak öldürülen İbrahim Güngör, Madımak/Sivas’ta yakılan Asaf Koçak, MOSSAD tarafından öldürülen Naci El Ali, Şili’de katledilen Santiago Nattino ile Fransa’da Charlie Hebdo saldırısında katledilen Cabut, Tignos, Wolinski, Charp, Honore’nin katillerinin yakalanmaları ve teşhir edilmeleri için devamlı peşlerinde oldu. İşçi ve emekçilerin sorunları başta olmak üzere tüm halkımızla beraber emek, çevre, barış ve demokrasi mücadelesinin içinde olması Homur’a onur ve güç verdi. Halkımız ile demokratik kitle örgütleri, DİSK-Birleşik Metal-İş Sendikası olmak üzere TTB, TMMOB’ye bağlı odalar, KESK’e bağlı sendikalar ile çevre ve barış mücadelesi yürüten platformlar dergimiz Homur’a sahip çıktılar. Biz yazar-çizerlerimize de halkımızın talebine uygun dergi yapmak kaldı. Ancak bu süreçte örgütlü işçi ve emekçi topluluklarla yürüttüğümüz bir proje olan Homur Mizah Dergisi’nin de demokratik kitle örgütleri ile halkımıza yapılan ekonomik ve demokratik baskıları üzerinde hissedeceğinden kuşku duyuyorum.

Bu duyguya neden kapıldınız?

Baro başta olmak üzere TTB ile TMMOB’ye bağlı odalara yaptırımlar ile kuruluş yasalarına yapacakları müdahalelerden kaynaklı diyebilirim.

‘OKURLARIMIZ DERGİMİZE SAHİP ÇIKTI’

Bir önceki sorumun devamı olarak demokratik kuruluşlarla yaptığınız dergilerde özel konular seçmeniz yıllara uzayan yayın hayatınızı nasıl etkiledi?

Tabii ki 21 yıl yaşamamızın sihirlerinden birinin de bu sorunuz olduğunu düşünüyorum. Nükleer Santral, siyanürle altın çıkarmak, küresel ısınma, göç-göçmenlik, barış, çevre, kadın, çocuk işçiliği, kapitalizmin vahşi saldırısı, faşizm, kentsel dönüşüm, Ortadoğu-Filistin, küreselleşme, maden ocakları, suyun ticarileşmesi, hukuk, işsizlik, deprem, 1 Mayıslar, Gezi olayları ve bu süreçte korona gibi dünyanın sorunları Homur’un da sorunu oldu. Üretilen binlerce mizah ürünü hem bizim hem de mizah dünyasının en büyük kazanımları. Bu durum da Homur’a güç ve onur veriyor.

Nasreddin Hoca, Aziz Nesin, Ruhi Su, Adnan Yücel, Naci El Ali gibi yaptığımız ulusal ve uluslararası yarışmalar ile sergi, dergi, kitap gibi özel çalışmalarda topluma yön veren ustalarımıza sahip çıkmak ve hatırlatmak da dergimizin gücüne güç kattı. 2012 yılında Bulgar yazar Stanislav Stratiev’nin, İBB Şehir Tiyatroları’nda Arif Akkaya’nın sahneye koyduğu “Otobüs” adlı tiyatro oyununda sahneye yansıtılan ve canlandırılan karikatürlerin Homur Grubu tarafından hazırlanması da halkımızın gözünden kaçmadı. Türkiye’de karikatürlerin bir tiyatro oyununda canlandırılarak yoğun biçimde kullanıldığı ilk örnek olarak tarihe geçti. Bu ve bunun gibi özel çalışmalar okurlarımız ile mizah ürünlerinin yaratıcıları arasında görünmez bağların oluşmasına sebep oldu.

Ayrıca okurlarımızla ilişkilerimizin de onların dergimize sahip çıkarak bugünlere gelmesinde büyük katkı sağladığına inanıyoruz. Sendikaların tabanı veya odaların üyelerinin dergiye sahip çıkması, yazar ve çizerlerimizin işçi ve emekçilerin mücadeleleri ile kendi yaşamlarını sınıf kavgası ile birleştirmeleri sonucunda yayınlarımıza devam ediyoruz. Bunun dışında az da olsa genç çizerlerle kucaklaşıyoruz. Hapishanelerdeki çizer dostlarımızla dayanışmayı yükseltiyoruz. Ürünlerini gazetemizde yayınlıyoruz. “Sanat sokakta” ilkesini benimseyip sergilerimizi ve panellerimizi sokağa taşıyoruz.

‘TOPLUMA GÜÇ VE MÜCADELE AZMİ VERİYORUZ’

Türkiye mizah tarihi içinde kendinizi anlatsanız nereye koyarsınız?

Dergimizin tarzı ve davranışlarını, dünya mizah tarihi içinde ‘politik mizah’ içinde değerlendirebiliriz. Anlayış ve biçim olarak ise bize yakın mizah dergisi olarak 1915 yılından beri yayın hayatına devam eden Fransız mizah dergisi Zincirli Ördek (Le Canard Enchaine) ile Türkiye mizah tarihinin efsane ismi Markopaşa mizah dergisidir diyebilirim. Ama sınıf esasına göre yayın yapacağını ilan ederek, sokaklarda, mitinglerde, parklarda, grev boylarında, direniş çadırlarında militanca yer alan böyle bir dergi dünyada var mı bilmiyorum. Bu anlamda Türkiye mizah tarihi’nde herhalde tek mizah dergisiyiz diyebilirim.

.

Sadece dergi değil, sokakla, eylemle birlikte varsınız. Tam aktivizme kaymadan ama aynı zamanda çok aktifsiniz. Bu dengeyi nasıl tutturuyorsunuz?

Dergilerimiz 29 demokratik kitle örgütü, dernek, meslek odası, sendika ve platformlarla beraber oluşturularak, bedelsiz olarak kitlelere ulaştırıldı. Üç sayısı 2. baskı yaptı. Her sayısı 10 bin ila 50 bin arasında tirajı olan Homur, fabrikalarda, grevlerde, yürüyüşlerde, mahalle, köy ve şehirlerde dağıtıldı. Homur dergileri, bugün demokratik kitle örgütleri ile yaşıyor ve savaşıyor. Aynı çalışma anlayışında olduğu kardeş kuruluşlarla nükleer santraller, çevre katliamları, çarpık kentleşmeye karşı hukuk, demokrasi ve özgürlük talebimizi birlikte yükseltiyoruz. Kitlelerle beraber olaylara karşı gerçekçi çözümleri bulmaya çalışıyoruz. Bu anlamda topluma güç ve mücadele azmi verdiğimizi düşünüyorum. Olayların hem içinde hem de örgütlü topluluklarla beraber çalıştığımız için yanlış zemine düşmediğimizi zannediyorum.

‘MİZAH VE KARİKATÜR MUHALİFTİR’

Toplumsal ve siyasi olaylara karşı duyarlı olan mizah basını, her dönemde iktidarın olumsuzluklarını eleştirip, muhalif kanadın sesi olmaya çalıştı. Türkiye’de tarihsel olarak Devletin mizah basını üzerinde uyguladığı baskılar ve mizahın bu baskılara nasıl karşılık verdiği konusunda neler söylemek istersiniz?

Bildiğiniz gibi genel olarak sanat, özel olarak mizah ve karikatür muhaliftir. Mizah, erki elinde bulunduranları ters duruma düşürmeyi sever. O zaman da baskılar ve sansürler gelir. İktidarı elinde bulunduran burjuva aygıtı yalnız mizah basını üzerine baskı uygulamıyor, halkımızın tüm kurum ve kuruluşlarına uyguluyor. Bundan da az veya çok en başta basın ve medya kuruluşları olmak üzere herkes nasibini alıyor. Sanat ve mizah dünyası da bu işten daha fazla nasibini alıyor. İşte Homur da bunu yapısıyla ve çalışma anlayışı ile bir şekilde delmeye çalışan bir örgütlenme.

.

‘İKTİDARA ÇALIŞANLAR DA SANSÜRDEN NASİBİNİ ALDI’

Bir karşılaştırma yapacak olursanız; Homur ilk çıktığında işlediğiniz konularla, bugünkü konular arasında farklar neler?

Homur Mizah Dergisi’nin 21 yıllık yayın hayatını iki dönemde düşünmemizde yarar var. Birinci dönem Evrensel Gazetesi ile beraber çıktığımız haftalık bir yıllık kısım. Bu dönem, haftalık güncel olayları evrensel boyutlara nasıl taşıyacağımızın kuşkusu ile yarattığımız Homur Mizah Dergisi.

İkinci dönem, demokratik kitle örgütleri ve meslek odaları ile sendika ve platformlardan çıktığımız bugüne kadar olan yıllar. İkinci dönemde, gelen talebe göre seçilmiş konular ve durumlar için çıktığımız sayılarda uzmanların görüş ve önerileri alınıp mizahlaştırıldı. Hiçbir mizah dergisinin değinmediği sayılar olarak mizah tarihimizde yerini alıyor. Bu da bizlere ve Homur’a ayrı bir güç ve moral veriyor.

Bu dönemde her muhalif ve farklı sesin işi çok zor. Siz sansürü bünyeye almadan üretebiliyor musunuz?

Hayır dersem yanlış söylemiş olurum. Bu dönemde bırakın muhalif sesin sansürlenmesini, iktidara çalışanların da sansürden nasibini aldığına inanıyorum. Bilerek yanlış haber yapmak ve yaptırmak da sansürün katmerlisidir. İktidar, mizah dünyasında da yerini almak istedi; hatta bildiğiniz gibi bir mizah dergisi denemesi yaptılar olmadı. Şimdi büyük bütçelerle yenisini deniyorlar ama nafile…

‘PANDEMİ, HOMUR’UN DAĞITIM MEKANİZMASINI ETKİLEDİ’

Pandemi sürecinin derginize ne gibi etkileri oldu? Nasıl üstesinden gelmeyi planlıyorsunuz?

Bu süreçte OHAL ile demokratik kitle örgütleri ve halkımıza yapılan anti-demokratik baskılar nedeniyle Homur çıkarma talebi zaten gerilemişti. Bütün dünyanın yaşadığı pandemi sürecinde ise Nisan ayında TMMOB Mimarlar Odası’nda açılması planlanan sergimizi iptal ettik. İlerleyen günlerde sergilerimizi açacağımız mekanları yaratmak için zemin arayacağız. Tabii kitlelerin toplanamaması, sokak toplantılarının azalması da ‘Sanat sokakta’ diyen Homur’un dağıtım mekanizmalarını etkiledi.

21 yılını dolduran dergimiz Homur, onurlu yayın tarihimizde olduğu gibi, savaşsız ve sömürüsüz bir dünya için mücadele veren tüm halklar başta olmak üzere; çevre katliamlarına karşı direnen kardeşlerimizle köylerde, grevde/direnişte olan işçi arkadaşlarımızla fabrikalarda, emekçi halkımızla beraber yürüyüşlerde, parasız eğitim için direnen gençlerimizle, hukuk için meydanlarda olan barolarla ve sağlık emekçileriyle omuz omuza yürümeye, mizahımızı geleceğe taşımaya devam edecektir. Homur Mizah Grubu adına teşekkürlerimizi iletiriz.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir