Çanakkale’nin suyu zehirleniyor

Ağı Dağı ve Kaz Dağları’nın ölüm fermanı olacak altın madenciliğinde ısrar sürüyor. Çanakkale’nin içme suyu olan Atikhisar Barajı’nı kirletecek olan maden için Kanada şirketi Alamos Gold’a valilik ruhsat verdi

Çanakkale’de eski Ziraat Mühendisleri Odası(ZMO) Şube Başkanı ve İl Özel İdaresi CHP Grubu üyesi Hicri Nalbant, İl Özel idaresinin Eylül ayı Meclis Toplantısında Atikhisar’da yaşanan sürece yönelik konuşma yapmıştı. Nalbant, Çanakkale’nin tek içme ve sulama suyu olan Atikhisar Barajı Havzası içerisinde altıncı şirket Kanadalı Alamos Gold tarafından yapılmak istenen altın madeni işletmesi çalışmalarının hızlandığını belirtti. Çanakkale’nin içme suyunu nereden temin edeceği konusunda ciddi sıkıntılar yaşanacağını belirten Nalbant, Valiliğin verdiği Gayri Sıhhî Müessese Ruhsatı (GSMR) için dava açtıklarını açıkladı. Açtıkları davada istenen belgelerin Valilik tarafında verilmediğini belirten Nalbant; “Biz, dava açacağız. Bu ruhsatın hangi gerekçelerle verildiğini bilmemiz ve mahkemeye sunmamız lazım” dedi. Şirketin, Belediye Başkanı başta olmak üzere, maden faaliyetlerine karşı çıkanları rahatça tehdit ettiğini ifade eden Nalbant, ülkeye sömürge ülkesi şeklinde muamele edildiğini söyledi. Alamos Gold’un Kirazlı’da altın arama çalışmaları için GSM Ruhsatı(Gayri Sıhhi Müessese) alabilmek adına GSM Komisyonunu devre dışı bırakacak girişimlerde bulunduğu iddia edilmişti. Hicri Nalbant daha önce yaptığı bir açıklamada, “Alamos Gold şimdi su kaynağı bulmak için çalışmalarını sürdürüyor. Atikhisar Barajı’ndan su almak için başvuruda bulunmuşlar. Ama onu da yapamıyorlar. 80 ile 100 milyon ton arasında suya ihtiyaçları var. Çanakkale’nin tek su kaynağı Atikhisar barajı genelde %32’lerde kalıyor. Yani Çanakkale halkına 2.5 yıl su verilmese bile madenin su ihtiyacı karşılanamaz.” sözleri ile dağlarda ki tüm sulara göz diktikleri ortaya çıkıyordu.

‘Şirket katliam yapıyor’  

Hicri Nalbant, “Adı Doğu Biga diye geçen diğer şirketler Kanadalı Alamos Gold şirketinin taşeron şirketleri. Yasa gereği ülkede kurdurmak zorunda olduğu şirketler. Bizim muhatabımız bu Kanadalı şirket. Bu şirket, şimdi Toronto Borsasında pirim yapıyor. En cazip işletmenin burası olduğunu söylüyor. Şirket için bu böyle olabilir ancak, Çanakkale için bir ölüm fermanıdır. Şirket Orman Genel Müdürlüğü’ne talimat veriyor. ‘Balaban Yangın Kulesi’ni kaldırın, ben size kuleyi taşıyayım’ diyor. Kule sorgusuz sualsiz kaldırılıyor. Özelİdare’ye gelerek Kirazlı Yolu’nun değiştirilmesini istiyor. Yeni yol yapacağını söylüyor ve ağaç katliamlarına başlıyor. Gidip gördük. Yolun yapılacağı alandaki bütün ağaçlar kesildi. ‘Mahkeme kararını bekleyin, kesmeyin’ dediğimiz halde, Orman Genel Müdürlüğü belirttiğimiz şirketin emrinde kurulmuş gibi ağaçları kesmeye devam etti. Bir tane kıçıkırık şirket elini kolunu sallayarak bu dağlarda her türlü katliamı yapacak, bir de tehditler savuracak. Bunun kabul edilebilir bir yanı yok. Gerçekleri defalarca söyledik” dedi.

Blöfle taviz kopardı

Alamos Gold şirketin CEO’su John A. McCluskey, 2013’te Uluslararası Metalürji ve Madencilik Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Danıştay’ın 2012’de madenle ilgili verdiği olumsuz kararı eleştirerek ‘Türkiye’den çekiliyoruz’ demişti. Bu çekilme kararı sonrası ne olduysa Türkiye’den çekilmediler. Bunun nedeni olarak AKP Hükümeti tarafından bazı garantiler verilmiş olabileceği konuşulmuştu. Alamos Gold şirketi 2010 yılı ocak ayında Ağı dağı ve Kirazlı bölgelerinde Teck Cominco adlı şirketin haklarını devralmış ve buradaki faaliyetini Kuzey Biga ve Doğu Biga Madencilik adı altında sürdürmeye başladı. Devir işlemi sonrası Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile el ele kol kola köylerde bilgilendirme toplantıları düzenlediler. 16 Eylül 2011’de şirket tarafından yayınlanan bir raporda Alamos Gold’un Türkiye de ve Meksika’daki operasyonlarına yağmur sezonunun başlaması ve siyanidlerinin bitmesi nedeniyle ara verdiklerini açıklanmıştı. Oysa Türkiye’de henüz bir üretimden söz edilemezdi. Ancak bu açıklama Kanada Altın Borsası’nda ki kağıtlarının değer kaybetmemesi için yapılıyordu. Kanadalı şirketler Türkiye gibi birçok ülkede çalıştırdıkları madenleri, maden çıkarmaktan çok Kanada halkını kandırmaya yönelik bir propaganda aracı haline getirilmekte ve havadan para kazanmakta oldukları bilinmektedir.

Kaynak: Yeni Yaşam

İlginizi çekebilir