Bugünün çocuğu yarının özgür bireyi olsun diye – Anıl Olcan

Sünger Bob, Şirin Baba, Kirpi Jîjo ve kızı Kewe, Pîya, Azad… Zarok TV animasyon filmleriyle çocuklara yeni bir dünyanın olanaklarını anlatıyor. Hayranları arasında her yaştan insanın olduğu Türkiye’nin ilk Kürtçe çocuk kanalı Zarok TV’nin hikâyesini Emin Timur ve Ceren Aşık’tan dinliyoruz.

Zarok TV ile ilişkiniz nasıl başladı?

Emin Timur: Aslında edebiyat öğretmeniyim. Birkaç sene öğretmenlik yaptıktan sonra sinema ile ilgilenmeye başladım. Ardından Zarok TV’nin çalışmalarına katıldım. Burada animasyon, stüdyo, dublaj gibi birimler var. Ben stüdyo birimindeyim. İki arkadaşımla birlikte programlar üretiyoruz. Ayrıca yayın kurulunda yer alıyorum.

Ceren Aşık: Ben çalışma yaşamıma Zarok TV’de başladım. İlk olarak rejideydim, şu anda genel yayın yönetmeliği yapıyorum. Yayın kurulunun üyesiyim, orada yaptığımız içerik tartışmalarına da katılıyorum.

Zarok TV’nin açılması Türkiye’nin yakın tarihinin önemli zamanlarına denk düşüyor. Nasıl başladı Zarok TV’nin yayın hayatı?

Aşık: Kürtçe yayın yapan çeşitli kanallar vardı, ama bir çocuk kanalı yoktu. Bunun nasıl yapılabileceğini tartışıyorduk. Kürt çocuklarının yaşıtları dünyada hangi çizgi filmleri izliyor ve ne tür çizgi filmlerle eğleniyor diye araştırmalar yaptık. İlk aşamada bu çizgi filmlere dublaj yapma fikri doğdu. 2015 Newroz’unda da yayına başlamış olduk.

Yasaklandığımız dönem izleyicilerden çok olumlu tepkiler aldık. Sosyal medya üzerinden yüzlerce insan destek verdi. “Sünger Bob bölücülük mü yapmış” diyorlardı. Çocuk izleyicilerimiz destek videoları paylaştılar.

Timur: O dönem Kürt medyası için altın çağ diyebileceğimiz bir dönemdi. Barış süreci devam ediyordu, Diyarbakır yerelinde de birçok farklı içeriğe sahip programların olduğu kanallar açılıyordu. Zarok TV’nin ilk hazırlık çalışmaları bu dönemden de öncesine dayanıyor. Teknik olarak farklı bir yapıya sahip olduğu için bir anda ortaya çıkabilecek bir kanal değildi. Açılıştan bir-iki sene öncesinde “nasıl yapacağız” tartışması başlamıştı.

Zarok TV Kürt çocuklara önceki nesillerin yaşayamadığı bir tecrübe sağlıyor. Kendi çocukluğunuzda Kürtçeyle kurduğunuz ilişkiyi düşündüğünüzde nasıl bir fark yaratıyor bu durum?

Kirpi Jîjo

Aşık: Ben yoğun olarak Kürtçeyle büyüyen bir çocuk değildim. O dönemde böyle çalışmaların yürütülmesi zordu. Kürtçe çizgi filmi bırakın, daha sıradan programlar bile yoktu. Kendi çocukluğumda eksik gördüğüm şeyleri Zarok TV ile tamamlamaya çalışıyorum. Şu an Kürt çocukları biraz daha şanslı diyebilirim.

Timur: Hakkari’de büyüdüğüm için Kürtçeye uzak değildim. O dönem televizyonda Kürtçe bir çocuk programı olacağı söylense bize hayal gelirdi. Bizim için o dönem TV ekranında Kürtçe demek, politik bir içeriğin olması demekti. Zarok TV’nin Kürtçenin sadece “politik bir içeriğe sahip olduğu” algısını yıkan bir tarafı da oldu. Önceki nesillerin yaşayamadığı bu tecrübeyle ilgili ilginç bir şey fark etik. Çevrede kanalımıza olan ilgi hakkında çeşitli hikâyeler duyuyoruz. Özellikle yaşlı kadınların kanala ilgisi çok fazla. Bir annenin çocuğunun izlediği kanalı izlemesiyle ilgili bir durum değil bu. Gerçekten içerik ve hikâyelere hâkim, çocuk programıyla gülüp eğlenen büyük bir yaşlı kadın kitlesinin olduğunu biliyoruz.

Bunun nedeni ne?

Timur: Zarok TV’ye sıradan bir televizyon kanalı gibi bakmıyorlar. Çok büyük bir sahiplenme var. Teknik bazı eksikliklerimizi bile görmezden gelecek şekilde kanala bağlılar. Sünger Bob veya Şirin Baba’nın Kürtçe konuşmasının dışında bizim ürettiğimiz içerikleri daha çok seviyorlar. Ürettiğimiz içeriklerde Kürt sözlü kültüründen faydalanmaya gayret ediyoruz. Yaşlı kadınlar bu kültüre çok aşina ve hemen bir bağ kurabiliyorlar.

İçeriklerimizi belirlerken pedagoglarla çalışıyoruz. Çocukların ekolojiye, cinsiyet eşitliğine duyarlı olarak yetişmeleri bizim için çok önemli. Ürettiğimiz içeriklerin çocukların özgür bir birey olmasına katkı sunması da bizim için temel şart

Zarok TV bir OHAL KHK’si ile kısa süreliğine kapatıldı. Bu kapatılma sürecinde neler yaşadınız?

Aşık: Bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyoruz. Bu yanlış anlaşılmadan dönüldü bir süre sonra. Zarok TV Kürtçe çeviri yapan ve çocukların dünyasını geliştirmeyi hedefleyen bir kanal, bu yüzden neden yasaklandığımızı anlayamamıştık. Yasaklandığımız dönem izleyicilerden çok olumlu tepkiler aldık. Sosyal medya üzerinden yüzlerce insan bize destek verdi. Kapatılma sürecinde insanlar bize destek olmak için “Sünger Bob bölücülük mü yapmış” diyorlardı. Çocuk izleyicilerimiz destek videoları paylaştılar. İmza kampanyaları başlatıldı. Kanal binasına gelip destek verenler oldu. İdeolojik düşüncesi ne olursa olsun bütün Kürtler Zarok TV etrafında birleşti. Bu süreçte Zarok TV’nin Kürt çocuklarına ve ebeveynlerine ulaşabildiğini görmüş olduk. Tepkilerden sonra kanal açıldı ve yayına devam ettik.


Timur: 
Bizim için ilk aşama bir şok etkisiydi. Daha sonra, ne olursa olsun yayının devam edeceğine dair bir motivasyon oluştu. Kapatılma sonrasında içerik üretme çalışmalarını asla durdurmadık. Fiziki bir bina olmasa bile çalışma akışımızı her çalışan kendi evininin odasından devam ettirdi. Dursaydık bu sürecin zihinsel etkilerinden daha fazla etkilenecektik. Belki bu psikolojik etkilerden dolayı kanalın açılması bile uzayabilirdi. Normalde kapanmış bir kanal için evinde çalışırken “ben ne için çalışıyorum” diyerek motive olamayabilirsin. Toplumsal kenetlenmeyi gördüğümüz zaman bu çalışmanın bir yere varacağını biliyorduk. Kanalın tekrar açılmasıyla, toplumsal desteğin de etkisiyle, daha güçlü bir şekilde yola devam ettik. Hedefimiz çok berrak olduğu için yola devam edebiliyoruz.

Çocukların zihinsel dünyasını geliştirmekten bahsettiniz. Ürettiğiniz içeriklerde ne gibi konulara önem veriyorsunuz? Bu filmler çocuklarla nasıl bir iletişim kuruyor?

Timur: Çocuklara içerik üretmek çok eğlenceli, ama çok da riskli bir alan. Bu bizim tek başımıza üstesinden gelebileceğimiz bir iş değil. Farklı medyalar tarafından çocuklara iletilen bir içeriğin çocuklara çok farklı etkileri oluyor. Günümüzde çocuklar medya ile yoğun bir ilişki kuruyor. Zarok TV olarak içeriklerimizi belirlerken pedagoglarla çalışıyoruz. Temel yayın politikamızda dikkat ettiğimiz bazı hususlar var. Çocukların ekolojiye, cinsiyet eşitliğine duyarlı bireyler olarak yetişmeleri bizim için çok önemli. Ürettiğimiz içeriklerin çocukların özgür bir birey olmasına katkı sunması da bizim için temel şart. Zarok TV’de yayınlanan bütün içerikler bu temel hassasiyetlere göre oluşturuluyor. Ne yazık ki çocuklara yönelik birçok içerikte ebeveyn algısı pek doğru bir yerde durmuyor. Bu tür içeriklerde ebeveynler çocukları yönlendiren ve çocukları gerekirse kurtaran bir noktada duruyor. Bu ebeveyn algısını değiştirmek istiyoruz. Ebeveynlerin bizim için rehber ve arkadaş olabileceklerini, ama çocukların kendi hayatları ile ilgili kararlarda söz hakkı olduğunu anlatmak istiyoruz.

Aşık: Çocuklukta bizim de sevmediğimiz “şöyle yap, bunu yapma” diye dikte eden yöntemi de kırmaya çalışıyoruz. Çocukların bir hayatı olduğunu, ebeveynlerin de o dünyaya ayak uydurması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz.


Senaryo ve yapım süreçlerinde çocuklarla beraber çalıştığınız örnekler var mı?

Timur: Çocuklarla birlikte çektiğimiz birçok program var. Sık sık içerikle ilgili veya teknik bir problemin çocuklar tarafından çözüldüğünü görüyoruz. Örneğin öykünün akmadığı bir yerde “şunu mu yapsak?” diyorlar ve öykü akmaya başlıyor. Çok iyi Kürtçe bilen çocuklara senaryoyu okuyup çocukların görüşlerini alıyoruz. Uzun vadede çocuklarla bir senaryo atölyesi kurup onların oluşturduğu bir senaryoyu filmleştirmek istiyoruz. Çocukların hikâyeyi kendilerinin yazıp kendilerinin çektiği bir stop-motion projemiz var.

Şubadap Çocuk birçok ortak noktamız olan bir ekip. Onların gönderdiği Türkçe şarkıları Kürtçeye çeviriyoruz ve animasyon ekibimizle klipler yapıyoruz. Diyarbakır’dan MA Müzik’le de benzer bir dayanışma içindeyiz. Bizim için çocuk şarkıları üretiyorlar.

Şubadap Çocuk ekibiyle dayanışma halindesiniz. Nasıl başladı bu diyalog?

Aşık: Şubadap Çocuk bize sosyal medyadan ulaştı. Bize hem bu şarkıları hem de şarkının sözlerini gönderdiler. Sözleri istediğimiz gibi Kürtçeye çevirebileceğimizi ve şarkıyı kullanabileceğimizi söylediler. Daha sonra Şubadap Çocuk’tan arkadaşlarla neler yapılabilir diye beraber düşünmeye başladık. Yeni yayın döneminde de Şubadap Çocuk’un birçok şarkısını kullandık.

Timur: Şubadap Çocuk, bahsettiğimiz yayın politikası çerçevesinde birçok ortak noktamız olan bir ekip. Hedeflerimiz de aynı. Onların gönderdiği Türkçe şarkıları Kürtçeye çeviriyoruz ve animasyon ekibimizle video klipler yapıyoruz. Bu klipleri Şubadap Çocuk kendi platformlarında kullanıyor. Karşılıklı bir dayanışmamız var. Ayrıca Diyarbakır’dan MA Müzik’le de benzer bir dayanışma içindeyiz, MA Müzik bizim için çocuk şarkıları üretiyor. Şarkıları MA Müzik’teki çocuklar söylüyor, biz de o şarkılara klipler yapıyoruz.

Zarok TV’nin geleceğe yönelik planları neler?

Aşık: İlerde Ortadoğu’daki bütün dillerde yayın yapmak gibi bir hedefimiz var. Animasyon dizi olarak ilk denemelerimizi yaptık. Bu alanda kendimizi daha fazla geliştirmek istiyoruz.

Timur: Kendi içeriklerimizi üretme hedefimiz oransal olarak artıyor. Yeni yayın döneminde özgün içeriklerimizin sayısı artacak. Yeni bir çizgi dizi projemiz var. Geleneksel bir Kürt öyküsünden beslenen, ama aynı zamanda dramatik yapı olarak sinemanın gerekliliğini yerine getirmeye çalışan bir çizgi dizi hazırlıyoruz. Farklı eğitici programlar üzerine çalışıyoruz.

Çocuklar için içerik üretirken yaşadığınız “çocuklaşma” deneyimleriniz var mı?

Timur: Yetişkinlerin dublaj yaparken aşırı eğlenerek saatlerce çalıştıklarını biliyoruz. Beş kişinin daracık bir dublaj odasında saatlerce gülüp eğlendiğine şahit oluyoruz. (gülüyor)

Son söz?

Aşık: Zarok TV’nin Youtube kanalına abone olmayı unutmayın. (gülüyor)

Kaynak: BİR ARTI BİR

İlginizi çekebilir