Bu sermaye ile işçi sınıfının savaşı

Kıdem tazminatının fona devredilmesine karşı örgütlü, örgütsüz tüm işçiler tepki gösteriyor. Sendikalar eylem yaparken, işçiler de olası bir düzenlemede sonuna kadar direnecekleri mesajını veriyor

Reyhan Hacıoğlu

İşçi ve emekçilerin güvencesi olan kıdem tazminatı yıllardır AKP başta olmak üzere her hükümetin hedefinde oldu. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) düzenlemesi yapacaklarını açıklamasının ardından netleşen detaylarda görüldü ki AKP kıdem tazminatını bu yolla fona devretmeye hazırlanıyor.

İşçilerin haklarına yönelik bu gasp ile işçilerin daha çok mağdur olacağını belirten sendikalar ise genel grev gerekçesi olduğunu belirterek, AKP’ye bu adımdan vazgeçme çağrıları yapıyor. Sendikaların ardından bu kez de emeğin asıl özneleri işçiler ile ellerinden alınmak istenen haklarını konuştuk.

‘Bedavadan kaynak’

Bağımsız Tekstil işçisi temsilcisi ve aynı zamanda kendisi de tekstil işçisi olan Fahri Koçak, kıdem tazminatının her dönem hükümetlerin aklında olduğunu belirterek özellikle kriz dönemlerinde bu durumun daha da iktidarlar için önem kazandığını belirtti. Koçak, şunları ifade etti: “Mesela yakın tarihte 2014’te özellikle Kürt bölgelerindeki savaş tüm Türkiye’ye yayılınca baskı, sokağa çıkma, basın açıklamalarına engellemeler, her şey yasaklanınca da orda bir daha gündeme geldi kıdem tazminatı ama o dönemde yapamadılar. Ve şimdi döndü dolaştı yeniden gündeme geldi. Birçok nedeni var aslında; ne oldu, ekonomik kriz derinleşti ve yine uluslararası alanda para bulma ile ilgili sıkıntı yaşamaya başlayınca bu kez kıdem tazminatını fona aktarabilirsek oradan bedavadan bir kaynak yaratabiliriz dediler.”

’24-50 yaş oyunu’

İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken ciddi bir para olduğunu belirten Koçak, “İşsizlik Sigortası’nda yüzde 1’lik bir fon var ve bu oran kesiliyor ve bu15 yılı ancak bulmuştur. İşsizlik Sigortası Fonu’na kesilen para ile orda 132 milyar lira para birikti. Kıdem tazminatı bir işçi için yüzde 8.33’lük bir paya denk geliyor. Aylık ödeme yapılsa yani değişiklik yapılmazsa 8.33 İşsizlik Fonu’na aktarılan paradan 8 katı daha fazla bir fon oluşmuş olacak düşündüğümüzde. Dolayısıyla çok büyük bir kaynak var burada” diyerek asıl amacın kaynak yaratmak olduğunu ifade etti. Getirilmek istenen 24 yaş altı ve 50 yaş üstü düzenlemesine de açıklık getiren Koçak, şöyle devam etti: “Şimdi 24 altı ve 50 yaş üstüne dönüştü durum. Ve bireysel sözleşme yapılsın; bu arada da kıdem tazminatı da Bireysel Emeklilik Sistemi’ne aktarılan fonla birleşsin, biz bunu falanca zamanda vereceğiz gibi birçok şey söyleniyor. Kaldı ki sendikalara bir teklif de gitmedi. Biz de duyduklarımızı söylüyoruz, ne yazık ki bunlar yakın zamanda Meclis’e gelip gerçekleşecek şeyler. Olacak olan şu, kıdem tazminatı bir kerede kaldırmaya cesaret edemiyorlar çünkü son kale ve işçinin başka kaybedeceği bir şey kalmıyor. O yüzden bir kerede yapamadıklarını 24 yaş altı, 50 yaş üstü diyerek yapmaya çalışıyorlar. 24 yaş altı zaten kıdem tazminatını bilmiyor. Çünkü hep kısa süre çalışmış, 3 ay 5 ay ve almamış hiç o yüzden. Ya da işten çıkmış sen alamazsın demişlerdir. 50 yaş üstü desen seni işe alırım ama kıdem tazminatı istersen olmaz diyecek ve bir kısmı emekli zaten. Dolayısıyla itiraz edemeyecek kesimdeki işçileri bulmuş ve bölmüş. Aklı böyle vermişler kim verdiyse. 24 ve 50 yaş arası şuanda kanun çıktığı zaman aynı sistem devam edecek dolayısıyla bunlar ya bu yılan bana dokunmuyor diyecek ve karışmayacak ki onlar da bu değişikliği düşündüler.”

‘Bizlerin nefesi kıdem’

Kıdem tazminatı hakkının işçinin 13. maaşı olduğunu belirten Koçak, “Alacağı tazminat ile bir borucunu, evlenecekse çeyizini, düğün parası başka bir masrafı ya da evini alıyor. Zaten gırtlağa kadar borçlu, en azından tazminatımı alırım diyor. Ve borcunu bitiriyor. Ekonomik olarak bir güvence, nefes aldırma, o yüzden önemli bizler için” dedi. Emekten yana olan herkesin ve sendikaların örgütlenmesi ile verilecek mücadele sonucu bu uygulamaya karşı korunabileceklerini vurgulayan Koçak, işçiler olarak bu düzenleme için kendilerine zaten bir şey sorulmadığını vurguladı.

‘Dev şirketleri büyütecekler’

Devrimci Turizm İşçileri Marmara Bölge Temsilcisi ve aynı zamanda aşçı olarak çalışan Turgay Özdemir ise, kıdem tazminatı için şimdiye kadar 13 defa hükümetlerin girişimde bulunduğunu belirterek, bu saldırıların işçilerin direnişi ile kırıldığını belirtti. “Bu da öyle olacak, ondan şüphemiz yok” diyen Özdemir, kıdem tazminatının patronların sorumluğu oluğunu ve işçilerin güvencesi olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Bunun fona devredilmesi tamamen dev şirketlerin ve devletin çeşitli fonlarına bir kaynak aktarımı planı üzerinden tasarlanıyor. İşte bunun garantisi de yok işçi emekli olduğunda bir emekli sandığı gibi al gibi bir şey de yok. Yüzde 25’inin nakit ödeneceği, geri kalanın maaşa yansıtılacağı ya da çeşitli gerekçelerle alabileceği söylenebiliyor. Bizim tavrımız net. Kıdem tazminatı ile ilgili bir düzenleme yapılacaksa bu düzenleme tamamen var olan mevcut sistemin iyileştirilmesiyle yapılması gerekir. İşçi istifa etse bile bütün işçilerin kıdem tazminatı hakkını alması gerekir. Bir gün bile çalışsa emeğinin karşılığını almalı.”

‘Herkes karşı çıkmalı’

“AKP’nin tartışmak istediği şey tamamen kıdem tazminatını sermayeye peşkeş çekmek” diyen Özdemir, “İşçilerin hiç güvencesi yok. İş sağlığı güvencesi yok, sürekli güvenlik sağlayacak mevcut sistemdeki iş güvencesi yok, işçilerin emeklilik güvencesi yok. İşçiler bu kadar güvencesiz ve boğuşurken en azından işten atıldığı dönemlerinde ya da işten çıktığında, ya da emekli olduğu dönemde bu güvenceye güvenip de ‘ya benim böyle bir güvencem var’ diyebiliyor. İşte şimdi bu güvenceyi de işçilerden alabilme çabası içindeler. Ve bundan vazgeçmeyeceğiz” dedi. Kıdem tazminatının fona devredilmesinin herkesi ilgilendirdiğini vurgulayan Özdemir, şunları söyledi: “Bu bir güvencesizleştirme, bir taşeronlaştırma, emekçinin mevcut hakkına saldırma projesidir. Bu bir genel grev sebebidir. Daha ötesi yok, eğer biz işçiler, ya da işçi örgütleri bir şey yapacaksak bugün yapmayacaksak bir daha ne zaman yapacağız. Emek üreten herkes elinden gelenin en iyisin yapmak zorundadır. Kıdem tazminatı giderse ne iş güvencesi kalır ne emeklilik güvenesi kalır ne istihdam güvenesi kalır. Bir kölelik dönemine döneriz.”

‘Patronla aramdaki denge’

İsmini vermek istemeyen güvenlik görevlisi bir yurttaş ise, “Ben 15 yıldan beri taşeron işçisiyim güvenlik sektöründe. Ve bu 15 yıl içinde sermaye inanılmaz derecede kendini geliştirmiş durumda. Biz işçiler ise daha da gerilemeye gidiyoruz. Çalışma saatleri artmış durumda, üç kişinin yapacağı işi tek kişiye yüklüyorlar. Kıdem tazminatı ile birlikte sermaye daha da kendini geliştirecek yani işçilerin hak arama olayı daha da gerileyecek. Ve Kıdem tazminatı bizim savunmamız aslında” dedi. Kıdem tazminatları ellerinden alınırsa kaygılarının artacağını belirten güvenlik görevlisi, “Örneğin ben bu iş yerinde 6 yıldır çalışıyorum. Hak aradığınız zaman pek bir şey diyemiyorlar, haksızlıklara karşı geldiğiniz zaman. Patronla benim aramda bir denge kuruyor bu kıdem tazminatı ama bu hak alınırsa benim denge kurma şansım hiç olmayacak. Yani işten rahatlıkla gönderilebileceğim. Bu da gelecek kaygımı daha çok arttıracak” dedi.

‘İşyerlerini örgütlemeliyiz’

Bu düzenleme ile var olan sendikaların da tamamen ortadan kaldırılacağını belirten güvenlik görevlisi, “Sendikalaşmanın tamamen ortadan kaldırılacağını düşünüyorum. Ve yine sendikaların sözünü tutması gerekiyor bir mücadele için. Çünkü kıdem bizim çizgimizdir diyorlar ve bunun genel grev gerekçesi olduğunu söylediler. Bunu yerine getirmeleri gerekir” dedi. Yapılacak düzenlemenin havuz medyası tarafından işçinin yararınaymış gibi gösterildiğine vurgu yapan güvenlik görevlisi, şöyle devam etti: “Ama AKP’nin işçi sınıfı için bir milim bile gelişme kaydetmediğini biliyoruz. Muhalefetin, CHP ve HDP’nin bu alanda seslerini daha çok çıkartmaları gerekir. Evet, bize de iş düşüyor ve bizim de işyerlerimizi örgütleyip sokağa çıkmamız gerekiyor. Ve bu süreç bir bilgilendirme de gerektirir ve sendikalara ihtiyaç olacak. Ama bu hak kalkarsa Hak-İş ya da Türk-iş gibi sendikalar devreye girer diye düşünüyorum.”

AKP’li işçi de rahatsız

Düzenlemeye herkesin karşı olduğunu belirten güvenlik görevlisi son olarak şunu söyledi: “AKP’li tanıdığım arkadaşlar da var ve onlar da bu hak alınırsa hayallerim yıkılır, emekli olduğumda bir birikimim olmaz diyor ve oy vermem diyor ama o zaman da iş işten geçmiş oluyor. Bu yüzden hepimizin bu hakka sahip çıkması lazım.”

‘Topyekün mücadele gerekir’

İnşaat İşçisi Sedat Aydın ise kıdem hakkının işçinin temek hakkı olduğunu ve kaldırılması halinde işçilerin bir hakkı kalmayacağını belirtti. “Zaten işçinin tüm hakları elinden alınmış tek güvencesi şuan kıdem tazminatı var. Patron istediği zaman işten çıkartabilir” diyen Aydın, şöyle devam etti: “Bangladeş, Sri Lanka gibi birçok Afrika ülkesi gibi ya da Asya ülkelerindeki gibi çok geri olacak ve iş yasaları olmayacak. Sendikaların da bir varlığı kalmayacak. Ve bunu sadece sendikaların görevi olarak düşünmüyorum. Bütün sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin de sonuçta demokratik bir mücadele veriyorlarsa bunun üzerinden vermeleri gerekiyor. Mesela iş cinayetleri artıyor giderek. Çalışan insanların hayatı zaten değersizleştirilmiş, daha da değersizleştirilecek. Ve bu hak da alınınca işçiler daha fazla ölecek. Bir savaş durumu gibi düşünüyorum. Sermaye ile işçi sınıfının karşılıklı bir savaş halidir bu. Ve işçi sınıfı yenilecek eğer kıdemi kaybederse. İşçiler zaten birçok yerde direnişte ve bence işçiler topyekün her işi durdurması gerekiyor. Çünkü bu sendikalı sendikasız herkesi ilgilendiriyor. Yani mavi yakalı da beyaz yakalı da bu durumdan etkileniyor.

Kaynak: Yeni Yaşam

İlginizi çekebilir