Bodrum Güvercinlik koyu çöplük oldu – Nuray Pehlivan

Bodrum Kent Konseyi ve Denizciler Derneği Başkanı Mustafa Demiröz’le Bodrum sahillerindeki kirlenmeyi ve doğal hayata etkilerini konuştuk. Demiröz, “Böyle devam edersek çok kısa bir süre içinde sahillerde kumsal yerine plastik parçalar üzerinde güneşleneceğiz” dedi.

Tatil sezonunun açılması ile beraber turizm bölgelerinden ve sahil kasabalarından gelen kirlilik ve doğal tahribat haberleri de artmaya başladı. Gazete Duvar’a ulaşan bir kişinin Bodrum’un Güvercinlik Koyu’nda kayıt altına aldığı görüntüler, tahribatın boyutunu gözler önüne seriyor. Karanın denizle buluştuğu noktada naylon ve plastik atıkların yanı sıra özellikle cansız caretta bedeni ve hayvan cesetleri göze çarpıyor.

Bodrum Güvercinlik sahilinde kayıt altına alınan bu görüntüleri değerlendirmesi için Bodrum Yarımadası Kültür ve Çevresini Koruma Derneği Başkan Yardımcısı Lon Briet Mutlu ile Bodrum Kent Konseyi ve Denizciler Derneği Başkanı Mustafa Demiröz’le konuştuk.

‘BU HAYVANLARA OTOPSİ YAPILMASI GEREKLİ’

Görüntüleri bir vahşet olarak tanımlayan Bodrum Yarımadası Kültür ve Çevresini Koruma Derneği Başkan Yardımcısı Lon Briet Mutlu, videoda cansız bedenleri görülen hayvanlara otopsi yapılması gerektiğini söyledi:

“Bu bir vahşet. Burada gördüğümüz hayvanlar vurulmuş olabilir, plastik yemiş olabilir. Kirlilik öyle bir boyuta geldi ki karınlarından plastik çıkıyor hayvanların. Videodan gördüğüm kadarıyla ölen hayvanın kalçasında büyük bir yara görünüyor. Bu yüzden bu hayvanlara öncelikle bir otopsi yapılması gerekli. Ölüm nedenini bilmek için otopsi yapılması lazım.”

Sorumlu belediyenin bir an önce harekete geçmesi gerektiğini ifade eden Mutlu, şöyle devam etti:

“Bu bir çöp sorunu ve bunun üzerine gidilmesi lazım. Körfezin dibi olduğu için muhtemelen denizden geliyor bu çöpler. Ancak sorun burada bu çöpün duruyor olmasında. İnsanlar çevreyi korumak istiyorlar ama nasıl yapılacağını bilmiyorlar. Halkı bilinçlendirme programları yapmamız lazım. Buraya yeni gelenleri eğitime tabi tutmak lazım. İnşaat sektörü artık ihtiyaca göre yapılmadığı için doğayı yok ediyor. Bu durum turizm için de çok kötü. Buralara artık otelinden çıkmayan turistler gelir.”

‘İNSANOĞLU BU ŞEKİLDE KENDİ SONUNU GETİRECEK’

“Bu tür görüntüler hemen hemen tüm sahillerimizde var. Bu durum tamamıyla insanoğlunun fütursuz davranışlarıyla alakalı” diyen Demiröz, carettalarla ilgili durumun atık ve kirlilikten bambaşka bir durum olduğunu söylüyor ve sahil şeridindeki kirliliği şöyle açıklıyor:

“Kirlilik için konuşacak olursak, bu kirlilik her yaz, her yerde oluyor. Ancak Güvercinlik kıyılarına ulaşamıyoruz. Liman sınırlarımızı değiştirdikleri için artık o bölgeleri temizleyemiyoruz. Dernek olarak işlettiğimiz katı atık toplama teknemiz, sezon başında sahil temizliğine ağırlık veriyor ve yıl içinde de sahildeki çöpleri toplayarak Bodrum’a getiriyoruz. Ama Güvercinlik sahili için böyle bir imkanımız yok. Teknelerden, balık çiftliklerinden atılan atıkların deniz tarafından yüzümüze vurur gibi sahillerde toplandığını görüyoruz. Orası Güllük Liman Başkanlığı’na bağlı. Kara kısmına baktığımızda da burası otellerin olduğu şeritle beraber Milas’a bağlı. Bu yüzden o bölgeye müdahale etme şansımız olmuyor. Maalesef temizlemekten ziyade kirletmemek asıl, ancak insanoğlu el değmemiş okyanuslarda bile bu kirliliğe sebep oluyor. Nasıl çözülür, nasıl bir yol izlenir, nasıl bu kirlilikten kurtulunur dediğimizde, işte bu bir kararlılık ve farkındalık gerektiriyor. Bireylerden ziyade bireyleri disiplin altına alabilecek yönetimlerin bu kararlılığı göstermesi gerekiyor. Mesela atık olabilecek malzemelerin imalatının yasaklanması, ya da en azından hassas alanlara girişinin yasaklanması gibi çözümler üretilmeli. Ama hiç bir yerde göremiyoruz bunu, zira ambalaj atıkları da büyük bir sanayi kolu ve buna karşı çıkmak idarecilerin işine gelmiyor. İnsanoğlu bu şekilde kendi sonunu getirecek…”

‘CARETTANIN ORADA ÖLÜ DEĞİL CANLI OLMASI GEREKİRDİ’

Demiröz’ün sahilde gözlenen hayvan cesetleri ve cansız karetta bedeni ile ilgili değerlendirmesi ise şöyle;

“Bir sahil kenarında hayvan cesetleri bulunması tabii ki normal değil. Koyun cesedine gelecek olursak nakliye esnasında tekneden düşmüş dahi olabilir, biliyorsunuz ülke olarak artık canlı hayvan ithal ediyoruz. Hayvancılığımızı dışa bağladık. Sonuçta sahile vuran bir şeyin menşeini tespit etmek mümkün değildir. Karşı kıyıdan da gelmiş olabilir, bilemeyiz. Ama esas sorun carettanın orada olması. Onun orada ölü değil canlı olması gerekirdi. Buradaki sorun ya öldürülmüş ya da bir kazaya kurban gitmiş olması. Balıkçı ağlarına takılıp boğulabiliyorlar. Biri kafasına kürekle vurmuş bile olabilir! Yani aslında carettanın orada atık olarak bulunması değil ölü olması sorun. İnsanın maalesef elinin değmediği yer kalmadı. İnsanın olduğu her yerde bu vahşet asla bitmiyor. Biz de ne yapılabileceği konusunda şaşırmış vaziyetteyiz. Çözümü elbette eğitim, ama bu nasıl gerçekleşecek inanın bilemiyorum.

‘BAŞKA BİR DÜNYAYA GEÇME LÜKSÜMÜZ YOK’

“Bu tür şeylerle o kadar yoğun karşılaşıyoruz ki… Hayvan leşlerini kenara koysak dahi her yer plastik atık gördüğünüz gibi. Ki bunlar sadece fiziki atıklar. Asıl temel sorunlarımızdan biri de göremediğimiz, su kalitesini etkileyen kirlilik. Yoğun üstyapıyla ve yerleşimle, altyapıyı hiç düşünmeden bu hale gelmek büyük bir sıkıntı. Bugün karadan bakan bir birey masmavi bir deniz gördüğünü sanıyor ama denizin kendisinin ne hale geldiğini en iyi gözlemleyenlerden biri olarak her geçen gün su kalitesinin ne kadar bozulmakta olduğunu çok iyi biliyorum. Özellikle turizm bölgelerimizde bunu nasıl görmezden geliyoruz ve nasıl çözüm bulamıyoruz anlayabilmiş değilim. Bunun sorumlusunun yerel yönetim olduğunu düşünmüyorum, bunun sorumlusu merkezi yönetimlerdir. Turizme bu kadar bel bağlamış bir ülkenin denizini koruma anlayışını devlet politikası haline getirmesi lazım.

Denizlerden bir gelecek bekliyorsak bütün sahillerimizi, koylarımızı korumak zorundayız. Ama bakir kalan her yere birileri gelsin, site yapsın, otel yapsın diye peşkeş çekiyoruz. Bunun yanında atıkları denizin doğal bir foseptik çukuru olduğunu düşünerek denizlere atıyoruz. Devletin, özellikle de Çevre Bakanlığı’nın derin deşarjlı arıtma yöntemi denilen anlayışıyla atıkları denizlere veriyoruz”, diyor ve ekliyor, “Uçsuz bucaksız değiliz. Dünyanın sınırlarıyla sınırlı her şeyimiz. Dünyadaki her şeyi mahvettikten sonra başka bir dünyaya geçme lüksümüz yok.”

‘KUMSAL YERİNE PLASTİK PARÇALAR ÜZERİNDE GÜNEŞLENECEĞİZ’

Demiröz aynı zamanda Bodrum’un yerlilerinden biri olduğu için doğal tahribat sürecini de eşzamanlı olarak yerinde gözlemlediğini belirtiyor ve ekliyor:

“Çocukluğumuzda denize girdiğimizde sadece çalı çırpı, denizden çıkan, denize ait şeyler bulunurdu sahilde. İzlediğimiz bu videolarda da biz ancak fiziki olarak büyük parçaları görebiliyoruz. Oysaki alıcı gözle bakarsanız çakılların, kumların arasında minik parçacıklara bölünmüş neredeyse plastikten kumsal oluşmuş yerler var”, diyen Demiröz, oldukça ürkütücü bir gerçeğin de altını çiziyor;

“Bunları temizleyemeyiz, çakılların kumların arasından her biri birer ikişer milim boyutunda parçalanmış plastiklerden bahsediyoruz. Böyle devam edersek çok kısa bir süre içinde sahillerde kumsal yerine plastik parçalar üzerinde güneşleneceğiz!”

Kaynak: Gazete Duvar

İlginizi çekebilir