Bloomberg: Türkiye’ye ek yaptırımlar ABD başkanlığı seçimi sonrası listenin en başında

22 Ekim 2020 Perşembe günü Artı TV’de yayınlanan ‘Global Medya Günlüğü’nde seçilmiş altı yazının özetleri.

22 Ekim 2020 Perşembe günü Global Medya Günlüğünde seçtiğimiz altı yazının özetleri:

WASHINGTON POST GAZETESİNDEKİ YAZIDA BİR GRUP CUMHURİYETÇİ, SEÇMENLERE, CUMHURİYETÇİ PARTİ ADAYI TRUMP’A OY VERMEMELERİ ÇAĞRISINDA BULUNUYOR.

STUART STEVENS, RICK WILSON, STEVE SCHMIDT VE REED GALEN

WASHINGTON POST/ABD

TRUMP MI YOKSA AMERİKA MI?

Lincoln Projesi kurucuları ve Cumhuriyetçi Reed Galen, Steve Schmidt, Rick Wilson ve Stuart Stevens tarafından Washington Post için kaleme alınan yazı Cumhuriyetçilere Başkan Trump’a oy vermemeleri çağrısında bulunuyorlar. “Cumhuriyetçiler olarak Başkan Trump’tan yana mı yoksa Amerika’dan yana mı olacaksınız? Demokrasiyi mi yoksa bir adamı ve ailesini mi korumayı tercih edeceksiniz?” diye soruyorlar. Daha önce Amerika tarihinde görevdeki hiçbir başkanın bir seçim sonucunu kabul etmeyi baştan reddettiğinin görülmediğini yazan Stevens ve arkadaşları şu sözlerle devam ediyorlar: “Önümüzdeki günlerde partiniz, seçim kaybı ardından iktidarı devretmeyi reddeden Beyaz Saray’ın çabalarını desteklemeniz için size çağrıda bulunabilir. Silah olarak tankları değil, Başkan için çalışan bir başsavcı tarafından desteklenen binlerce avukatı kullanacaklar.” Cumhuriyetçilerin tek bir adama körü körüne biat etmesi halinde bu çabalarının gerçekleşeceğine dikkat çeken yazıda her cumhuriyetçinin oy verirken kendisine cumhuriyet için mi yoksa otokrasi için mi sorusunu sorması gerektiği ifade ediliyor. Stevens şu sözlerle bitiriyor yazısını: “Trump çöküyor. Kampanyası lidersiz ve beş parasız. Trump’ın başarısızlıkları yaklaşık 220 bin Amerikalının hayatına mal oldu ve on milyonlarca kişinin işsiz kalmasına neden oldu. Giderek daha istikrarsızlaştı; her gün siz de görüyorsunuz. Yapacağınız seçim ise, Amerika mı Trump mı sorusuna cevap vermek. Artık vakit sevdiğiniz ülkenin yanında durma vaktidir.”

yazının devamı…


AL MONITOR’DA YAYINLANAN HABERDE, ABD’DE BIDEN’IN BAŞKAN SEÇİLMESİ HALİNDE, “ABD-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ TRUMP DÖNEMİNDEKİ GİBİ DEVAM ETMEYEBİLİR” DENİYOR

ANDREW PARASILITI

AL MONITOR/ABD

BIDEN’LI AMERİKA VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

Al Monitor’a yazan Andrew Parasiliti Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başkan Trump’ı direkt olarak arayabildiğini, alt düzey yetkililerin Türk ordusuna yönelik uyarı ve endişelerini aşabileceğini bildiğinden Trump’a doğrudan ulaşmakta adeta ustalaştığını yazıyor. Parasiliti’ye göre Demokrat Biden’ın Başkan seçilmesi halinde işleri bu şekilde yürütmek mümkün olmayabilir. Parasiliti, Erdoğan’ın Türkiye konusunda tahammülsüz olabilen Amerikan Kongresi’nde, Pentagon’da bir güvenlik duvarı gibi Trump’a güvendiğini ifade ediyor. Ortadoğu podcast’inde Parasiliti ile konuşan Dış İlişkiler Konseyi’nden Steve Cook, “Bir sonraki yönetimin, ister Trump ister Biden olsun, ABD-Türkiye ilişkilerinin ittifak taahhütleri çerçevesinde değil vaka vaka ele alınacağını kabul etmesi gerekiyor” diyor. Cook, ABD-Türkiye ilişkilerindeki gerilemeye rağmen, Ankara’nın Rusya kampında olduğunu söylemenin yanlış olacağı görüşünde. Cook, Türkiye, Rusya ve İran’ın bölgede ABD öncülüğüne karşı aynı görüşte olduklarını belirterek, “Türkiye, Rusya ve İran ile “seçeneklerini açık tutacak” diyor. Haberde Türkiye’nin Amerika ile olduğu gibi Rusya ile de anlaşmazlıkları olduğunun altı çiziliyor. Parasiliti’ye göre ,Türkiye Cumhurbaşkanı milliyetçilik, tarihi mağduriyet, İslamcı kardeşlik ve büyük bir hırs karışımından oluşan kendi 21. Yüzyıl bağlantısızlar politikasını şekillendiriyor. Trump, Putin ve Erdoğan’ın, farklı çıkarlara rağmen kişisel diplomasi ile hareket ettiklerini belirten yazar, Biden’ın da kişisel diplomasiye hakim olduğunu ancak diğer liderlerin aksine Erdoğan ile kimyasının tutmadığını belirtiyor. Parasiliti, Biden’ın Trump’ın aksine S-400 ve insan hakları konularında Kongre’nin endişelerine daha fazla kulak asacağı görüşünde.

yazının devamı…


BLOOMBERG’DEKİ HABERDE, TÜRKİYE’NİN NATO MÜTTEFİKLERİNDEN FÜZE ALIMINA DAİR KOŞULLARI ELE ALDIĞINI YAZIYOR

SELCAN HACALOĞLU VE FIRAT KOZOK

BLOOMBERG/ABD

NATO, S-400’LER VE TÜRKİYE

Bloomberg, Türkiye’nin NATO ortaklarını harekete geçiren Rus savunma füze sistemlerini satın aldıktan sonra, ABD’den füze teknolojisi aktarımı ve üretimi paylaşması konusundaki taleplerinde direttiğini yazıyor. Türkiye Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın NATO Savunma Bakanları sanal toplantısı öncesinde kendisine gönderilen sorulara e-posta ile yanıt vererek, “Şu ana kadar sadece Rusya Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun şekilde yanıt verdi” dediği ifade ediliyor. Haberde Türkiye’nin S-400 füzelerini test etmesinin füzelerin alınmasına karşı çıkan Amerika’ya yönelik bir hiçe sayma durumu olarak değerlendirilebileceği vurgulanıyor.  Savunma Bakanı Akar’ın konu ile ilgili “Her savunma tedariki test ve sistem kontrollerini içerir” yanıtına yer verilen haberde, Akar’ın S-400’lerin NATO’nun komuta ve kontrol altyapısına entegre edilmeyeceğini belirttiği yazıyor. Akar’ın “S-400’ler NATO içinde bulunan Rus yapımı S-300 silahlarının kullanımına benzer bağımsız bir sistem olarak kullanılacak” açıklamasının Yunanistan’a açık bir gönderme olduğu vurgulanıyor. Yazıda NATO’nun üyesi olan Türkiye’nin Rus teknolojilerine yönelmesine hoşgörüyle yaklaşmadığı ifade ediliyor. NATO’nun ABD büyükelçisi Kay Bailey Hutchison Brüksel’deki bir basın toplantısında, Türkiye’yi Rusya’dan füze savunma sistemi almaması için ikna etmeye çalıştıklarını belirterek “S-400 Rus sistemini NATO ittifakı içerisinde test etmiş olmaları son derece tedirgin edici” açıklamasını yaptı. ABD Senatosu Dış İlişkiler Başkanı Jim Risch ise, bu hafta yaptığı açıklamada, S-400’leri test ettiği için Türkiye’ye ek yaptırımların Başkanlık seçimlerinden sonra listenin başında yer aldığını söyledi.

yazının devamı…


 

OUEST FRANCE GAZETESİ SİYASET BİLİMCİ İLHAN ÜZGEL İLE YAPILAN SÖYLEŞİYE YER VERİYOR. UZGEL TÜRKİYE’NİN SAVAŞ DİPLOMASİSİNİN ARTIK SINIRLARINA ULAŞTIĞINI İFADE EDİYOR

RAPHAEL BOUKANDOURA

OUEST FRANCE/FRANSA

TÜRKİYE’NİN SAVAŞ DİPLOMASİSİ

Raphael Boukandoura’nın sorularını yanıtlayan Ankara Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümü eski başkanı siyaset bilimci İlhan Uzgel Türkiye’nin dış politikasını değerlendiriyor. Uzgel birçok dış cephede bulunan Türkiye’nin Azerbaycan’a desteğinin askeri teçhizat ve diplomatik destek sağlamakla sınırlı olduğunu, askeri olarak doğrudan müdahil olmadığını söylüyor. Uzgel, “Azerbaycan Ermenistan’a karşı sahada ilerleme kaydediyor olsa da Türkiye, kendisi, Ruslar onu müzakere masasının dışında tuttuğu için kaybediyor. Savaş diplomasisi artık sınırlarına ulaşıyor: Çoğu zaman olan şu, Türkiye sahada kazanıyor ama sonra müzakere masasında kaybediyor, çünkü karşısında koalisyonlar ya da Rusya veya Fransa gibi daha büyük güçler yer alıyor” diyor. Uzgel’e göre, diplomatik paradigma değiştirilmeli, güçten vazgeçilmeli ve ittifaklar aranarak, İsrail, Mısır gibi ülkelerle uzlaşma sağlanmalı. Bunun yerine Türkiye’nin, silahlı kuvvetlerini dünya çapında konuşlandırmaya devam ettiğini ifade eden Üzgel, “Türkiye’nin 400 milyar dolardan fazla borcu var, ekonomik krizle boğuşuyor ve Avrupalıların Yunanistan’a karşı Akdeniz politikasını cezalandırmak üzere yaptırımlar uygulamaya karar vermesi durumunda durum daha da kötüye gidecek” diyor.  Devletin başında değişiklik olmadan dış politikanın yeniden yönlendirilmesi mümkün mü sorusuna hayır diye cevap veren Uzgel, değişikliğin olması için liderlerin psikolojisinin değişmesi ve daha demokratik bir siyasi sahneye dönülmesi gerektiğini savunuyor.

yazının devamı…


FRANSIZ LİBERATİON GAZETESİ, FRANSA’DA TARİH ÖĞRETMENİNİN HAYATINI KAYBETTİĞİ SALDIRI SONRASI OLAYIN MEYDANA GELDİĞİ ŞEHİRDE KAPATILAN CAMİ HAKKINDA YAZIYOR

MARGAUX LACROUX

LIBERATION/FRANSA

FRANSA’DA SALDIRI SONRASI KAPATILAN CAMİİ

Liberation gazetesi Fransa’da Samuel Paty isimli tarih öğretmeninin derste ifade özgürlüğünün önemini anlatmak için gösterdiği karikatürler nedeniyle öldürülmesi sonrası saldırının gerçekleştiği bölgedeki caminin kapatılması haberine yer veriyor. Pantin’deki caminin İçişleri Bakanlığı kararıyla altı ay süreyle kapatılmasının camiye gidenler tarafından üzüntüyle karşılandığı ve cezalandırıldıklarını hissettikleri yazıyor. Haberde, caminin saldırıda hayatını kaybeden öğretmenin öğrencilerinden birinin babasının, sınıfta Muhammed’in karikatürlerini gösterdiği kursu kınadığı bir videoyu Facebook sayfasında yayınlamakla suçlandığı belirtiliyor. Cami imamının radikal İslamcı bir hareket içinde bulunduğu bilgisi paylaşılıyor. Haberde saldırının hemen ardından videonun yayından kaldırıldığı ve Cami’nin saldırıyı kınadığı vurgulanıyor. Caminin bulunduğu mahallede yıllardır yaşayan Zhor Faraji “Bizi cezalandırdılar, 18 yaşındaki çocuk, bunu neden yaptı?” diye soruyor. Komşu kasabadan olan Bouchra ise “Olanların cami ile hiçbir ilgisi yok. Bu olanlar bütün Müslümanları incitiyor, bizi birbirimizden ayırıyor, burada yaşayan farklı milletlerden ve inançlardan kişileri üzüyor ve bölüyor” diye yakınıyor.

yazının devamı…


LIBERATION GAZETESİ ÖZGÜR BİREYLER YETİŞTİREBİLMEK İÇİN FELSEFE DERSLERİNİN OKUL MÜFREDATINA İLKOKULDAN İTİBAREN EKLENMESİ GEREKTİĞİNİ YAZIYOR

EDWIG CHIROUTER

LIBERATION/FRANSA

ELEŞTİREL ZİHİN İÇİN FELSEFENİN ÖNEMİ

Liberation gazetesi Fransa’da yurttaşlık dersinde gösterdiği karikatür nedeniyle tarih öğretmeninin hayatını kaybetmesiyle Cumhuriyetin ve değerlerinin saldırıya uğradığını yazıyor. Makale yazarı Edwig Chirouter felsefe derslerinin okullarda zorunlu ders olması gerektiğini savunuyor. Cumhuriyetin değerlerini paylaşmanın anaokulundan üniversiteye kadar tüm öğretmenlerin ilk misyonu olduğunu yazan Chirouter, felsefenin düşünceleri sorgulamaya ve fikirleri rasyonelleştirmeye yardımcı olduğuna dikkat çekiyor. Chirouter, özgür, laik ve zorunlu olan okulun demokratik yaşamın işleyişinin merkezinde birkaç temel görevi yerine getirdiğini ifade ediyor. “Okul aydınlanmış vatandaşları eğitmeli, eleştirel düşünceyi geliştirmeli ve ifade özgürlüğünü savunmalı” diyen Chirouter, okulun bu misyonunun özellikle demokratik, sağlık ve ekonomik krizlerin yaşandığı, fanatizmin arttığı ve yalan haberlerin esir aldığı günümüzde çok daha önemli olduğunun altını çiziyor. Amerikalı felsefeci Martha Nussbaum’a göre mevcut eğitim sistemi teknik bilgi ve beceriye sahip bireyler yetiştiriyor. Nussbaum, felsefeyi, edebiyatı, tarihi ve sanatı küçümseyen devletlerin, oy verirken ve bunun etkileri üzerinde düşünürken eleştirel zihnini kullanabilen vatandaşlar yerine, yalnızca verimli teknisyenler üretecekleri görüşünde. Felsefeci John Dewey ise eğitim, entelektüel merakın ortaya çıkışını ve yaşam boyunca gelişimini teşvik etmeli diyor. Dewey’e göre, “felsefe, bizi düşüncelerimizi sorgulamaya, argümanlar bulmaya, kelimeleri tanımlamaya, ayrımları netleştirmeye ve fikirlerimizi rasyonel bir şekilde temel almaya iter”. Chirouter özgür, düşünebilen bireyler yetiştirmek için okul müfredatının ilkokuldan itibaren felsefe atölyelerini içermesi gerektiğinin önemini vurguluyor.

yazının devamı…

Kaynak: ARTI GERÇEK

İlginizi çekebilir