Bir seçim okuması: Demokrasi birlikte kazanılır

CHP ile HDP seçmenleri arasında çift yönlü oy akışına tanık olduk. Muharrem İnce’ye ve HDP’ye oy veren seçmenlerin ‘stratejik’ davrandığı bariz görünüyor.


Aydın TAN / Halil İMREK


Olağanüstü bir ortamda gidilen 24 Haziran baskın seçimleri sonuçlandı. Öncellikle daha bir yıldan fazla süre varken ve tek başına yönetme şansına sahip olan AKP iktidarın mümkün olan en kısa tarihe seçim kararı aldığını ve işi oldubittiye getirdiğini hatırlatalım.

Yine ülkenin OHAL yasakları altında seçime gittiğini de unutmayalım. Eski askeri darbeciler bile bir iki yılda yeni anayasa yapıp geriye çekilirdi. Başarısız bir darbe girişiminden sonra iki yıla yaklaşan bir süredir OHAL devam ediyor.

Seçim öncesi iktidar sandık taşımadan, evin içindekileri ayrı sandıklara dağıtmaya; mühürsüz oylardan silahların gölgesinde oy kullanılmasına, her açıdan kendi lehine olan bir seçim yasası yaptı. Bu yasa ile daha baştan seçimlere ilişkin tereddüt yarattı.

En önemlisi, bu olağanüstü koşullarda yapılacak seçim, “tek adam, tek parti sistemi”ne geçilip geçilmeyeceğini belirleyecek, olağanüstü öneme sahipti ve hükümet için bir varlık yokluk seçimiydi.

Toplam seçmen Sayısı: 59.354.840’di, seçime katılım Oranı: Cumhurbaşkanlığında %84.3 Meclis seçimlerinde %86,2 olarak gerçekleşti.

SEÇİM SONUÇLARI ŞÖYLE OLDU:

Cumhurbaşkanı adayları

Recep Tayyip Erdoğan % 52,6 Muharrem İnce % 30,6 Selahattin Demirtaş % 8,6, Meral Akşener % 7,3

Meclis seçimi

AKP % 42,6 (295 milletvekili), MHP % 11,1 (49 milletvekili), Cumhur ittifakı toplamı % 53,7 (344 milletvekili), CHP % 22,6 (146 milletvekili), İYİ parti % 10 (43 milletvekili), Saadet partisi (Millet ittifakı toplamı % 33,9 (189 milletvekili ), HDP % 11,7 (67 milletvekili).

SEÇİM SONUÇLARI BİZE NE DİYOR, NASIL OKUMAK LAZIM?

1- Erdoğan-Bahçeli ikilisinin iki ay gibi kısa bir süre önce karar verip duyurduğu 24 Haziran baskın seçimleri Olağanüstü Hal koşullarında, medyanın büyük ölçüde AKP kontrolüne alındığı, devlet olanaklarının ve kamu görevlilerinin Erdoğan için seferber edildiği, cumhurbaşkanı adaylarından Selahattin Demirtaş’ın tutuklu olduğu, Erdoğan’ın kilit konumdaki HDP’yi açıktan hedef gösterdiği, iktidar partisi mensupları eliyle Suruç ve Erzurum’da olduğu gibi yer yer kanlı saldırıların örgütlendiği, muhalefetteki sağ partiler İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin ağır bir sansür ve sokak tacizleriyle gözlerden uzak tutulduğu koşullarda, yani adil olmayan anti demokratik bir ortamda gerçekleşti. OHAL altında bir “baskın seçim süreci” olmasının yanında, “devletin, yerel yönetimlerin ve hükümetin pervasızca ve hiçbir yasa, hukuk tanınmadan seçim süreci boyunca kullanıldığı”, medyanın yüzde 90’ının havuza bağlandığı, devlet televizyonu olan TRT’nin AKP televizyonu olarak kullanıldığı, AKP’nin 16 yıllık iktidarı boyunca mağdur ettiği kesimlerin çaresizliğini bir kez daha istismar edip oylarını rüşvetçilikle satın almayı amaçladığı, din-mezhep ve milliyetçilik istismarının damga vurduğu Bir seçim süreci oldu. Buna rağmen AKP’nin 1 Kasım 2015 seçimlerine göre oy kaybı var. Ancak büyük bir kayıp ve kopuş henüz yok.

ERDOĞAN GELECEĞİNİ MHP ÜZERİNDEN ÖRGÜTLEDİ

2- MHP ise bu seçimlerin sürpriz partisi oldu. Bu seçimde asıl denklemi bozan MHP oldu. İlginç olan açıklanan veriler içerisinde MHP’nin oy oranının MHP’lileri bile şaşırtacak şekilde yüksek çıkması. MHP’nin yüzde 11 oy alacağı hiç beklenmiyordu. MHP, 1 Kasım’da aldığı oyları muhafaza etti. Devlet Bahçeli bile “ben 30 milletvekilli ile ne yapabilirim” diyordu. MHP’nin aldığı oy incelenmesi ve üzerinde düşünülmesi gereken, bazı acabalara açık bir durum.

Birde MHP seçmenin hepsi Tayyip Erdoğan’a oy vermiş görünüyor. Sahadaki gözlemler bize bunu söylemiyordu. MHP Erdoğan’a beklenenin çok üstünde bir destek vermiş görünüyor. Ya da Erdoğan geleceğini MHP üzerinden örgütlemiş görünüyor. Bundan böyle MHP kilit parti olacak. Pazarlık gücü büyük oranda arttı. Yerel seçimlerde özellikle büyükşehirlerde AKP’nin MHP’ye büyük tavizler vereceğini göreceğiz. Yeni dönemde bürokraside gerçekleşecek atamalarda MHP çok avantajlı bir konuma geldi. Bu durum AKP içinde de sorunlar yaratacaktır. MHP Kasım 2015’te AKP’ye kaptırdığı oyu da geri almış oldu. İYİ Parti’yi de düşündüğümüzde MHP ile birlikte yüzde 21 oranında bir milliyetçi oy oldu. Bu kadar yüksek milliyetçi oyların ayrıca bir tehlike olduğunu da belirtelim.

BİRLİKTE YAŞAMA ARZUSU KAZANDI

3- HDP’nin barajı geçmesi bütün saldırı ve baskılara karşın bir başarıdır. Mücadelesi ve direnmesi sonucu bunu sağladı. Meclis’te üçüncü parti oldu. Ancak HDP’nin 1 Kasım seçimlerinde yaşadığı kayıp sürüyor. Batı’dan gelen sol, sosyalist ve sosyal demokrat oylar barajın aşılmasında önemli rol oynamış görünüyor. Özellikle HDP’ ye CHP’den bu kadar oy gelmesi Türkiye’deki sosyalistlerin bir etkisinin soncu diyebiliriz. Batı bölgelerinde Hatay/Samandağ, Antakya/Defne, İstanbul/Kadıköy gibi örneklerde görüldüğü gibi HDP-Demirtaş oy farkı oldukça çarpıcı.. Ayrıca bölgede tersi bir farktan söz edebiliriz. HDP, İstanbul 12, İzmir 2, Adana 2, Mersin 2, Ankara 1, Kocaeli 1, Hatay 1, Antalya 1 olmak üzere batıda 22 milletvekili çıkardı.

HDP-Demirtaş oy farkı Demirtaş’ın başarısızlığından kaynaklanmıyor, cezaevinde olduğu için Demirtaş’ın aktif propaganda yapamamış olması bir etken ise diğer bir etken deikinci tura kalamayacağı duygusuyla hareket eden seçmenin İnce’ye yönelmesidir.

KÜRT İLLERİNDE İNCE OYUNU ARTIRDI

Bu farkın kaynağı arasında CHP ile HDP arasında çift yönlü oy akışının da etkisi var. Bir yandan özellikle bölgede açıkça görülen Muharrem İnce’ye verilen dayanışma oyları, diğer yandan CHP’den HDP’ye oy veren seçmenlerin Cumhurbaşkanlığında Muharrem İnceye oy vermeleri bariz görünüyor. Bu CHP ve HDP seçmenleri arasında bir diyaloga da işaret ediyor.

AKP hükümeti bu sömürü düzenini görünmez hale getirmek için Kürt-Türk düşmanlığını yaratmaya çalışıyorlar. Oysa Kürt ve Türk emekçiler ancak birleşerek demokrasiyi kazanabilir ve insanca bir yaşam kurabilirler. Bunun için bu seçimde kardeşlik, demokrasi için HDP ile dayanışma içinde olunmuştur. Tüm baskı ve yıldırma politikalarına rağmen HDP’nin yüzde 10’luk seçim barajını sosyalistlerin ve ilerici toplum kesimlerinin desteğiyle aşması, Türkiye halklarının barış ve birlikte yaşam arzularının göstergesidir. Seçimlerde kendisini CHP/HDP’ye ve İnce/Demirtaş’a oy desteği olarak ortaya koyan bu arayış, ülkemizin umut kaynağı olmayı sürdürmektedir. Sosyalist hareketlerin ve HDP’nin mücadeleci bir demokrasi gücü olarak CHP ile bir ittifak kurması Türkiye demokrasi güçlerinin etrafında toparlanacağı sokak ayağının da güçlü olacağı geniş bir birliktelik açısından umut yaratabilir.

İNCE’NİN PERFORMANSI BAŞARILIYDI

4- İnce’nin oyunu CHP’nin üstüne çıkarmış olması tartışılan diğer bir konu. CHP 22 küsurlarda kalırken İnce oyunu % 30’a çakardı. İzmir, İstanbul, Ankara gibi illerde çok büyük mitingler yapması iyi bir rüzgar yarattı. Şimdi İnce’nin genel başkanlığı tartışılacaktır. İnce’nin genel başkan olması CHP’ye bir hava verecektir. Ancak kısa südre sandıkta büyük bir karşılığı olacağını beklememek lazım. İnce CB seçiminde çatı adayı konumuna gelmişti. Baraj kaygısıyla HDP’ye oy atan genç seçmen, İYİ Parti’ye kayan milliyetçi laik seçmen ikinci tura daha iddialı girmesi için İnce’ye destek verdi. İnce’nin CHP genel başkan olarak gireceği bir seçimde partisiyle bu seçimlerdeki CB aldığı oy oranını yakalaması en azından şu an için mümkün görünmüyor. İnce muhalif kesimi ardına toplamakta başarılı oldu ama iktidar bloğuna nüfuz edemedi. Bu kadar sınırlı bir sürede böylesi bir medya ablukasına karşın bunun kolay olmadığını da söylemek lazım.

İYİ PARTİ AKP SEÇMENİ ÜZERİNDE ETKİLİ OLAMADI

5- İYİ Parti muhafazakâr milliyetçi kesime temas etmekte zorlandı. Bunu seçim sürecinde de görmüştük. MHP’ye bir sınır çizecektir ama mevcut tabloda kendi sınırı da kalın çizgilerle çizilmiş görünüyor. İYİ Parti, MHP’nin yanı sıra CHP’den önemli oranda oy almış görünüyor. CHP seçmeni içinde daha ulusalcı olanlar İYİ Partiyi tercih etmiş görünüyor. Zira muharrem İnce ile CHP oy farkı da buna işaret ediyor. İYİ Parti’nin daha çok seküler kaygıları ön plana çıkan seçmenden oy aldığını söyleyebiliriz.

SAADET PARTİSİ SEÇİMDEKİ ETKİSİNİ OYA ÇEVİREMEDİ BAŞARISIZ OLDU

6- Saadet Partisi’nin oyunun bu kadar düşük kalması seçimin kaybedeni olduğunu gösteriyor. SP-Karamollaoğlu oyu arasındaki fark bize özellikle dindar kesimin Erdoğan sonrasına dönük kaygılarını göstermesi açısından önemli. Bu duvar aşılmadan verili koşullar altında AKP’nin oyunun yüzde 40’ların altına gerilemesi pek kolay değil.

7- Bundan sonrası için özellikle ekonominin performansı büyük önem taşıyor. AKP bu sonuçlarla yaklaşan ekonomik krizin tüm yükünü üstlenecek. Aldığı beş yıllık yetki ile birlikte ilk olarak işçi ve emekçilerin gırtlağına çökecektir. Bunun yaratacağı sorunlar ve yaklaşan yerel seçimlerin çok daha zorlu koşullarda gerçekleşeceğine işaret ediyor.

8- AKP bloğu parçalanmadan oraya oy veren geniş kitleler koparılmadan başarı sağlanamıyor. CHP seçmenin HDP’ye oy vermesi iyi bir gelişme ilerici bir adım. Ama karşı mahalle de bir değişiklik yaratmıyor. Bu seçimde HDP ve Saadet Partisinin AKP’den alacağı oy ve iyi partinin MHP ve AKP’den alacağı oy hükümeti geriletebilirdi. Ancak bu durum gerçekleşmedi.

9- Sonuç yerine, 24 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan tablo, başta siyasi partiler yasaları olmak üzere politik sisteme ilişkin güvensizliği daha da derinleştirmiştir. Seçimler 16 Nisan referandumunun benzeri bir siyasi tablo ortaya çıkarmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan YSK açıklamasını bile beklemeden yaptığı açıklamayla, henüz kesinleşmeyen sonuçları dayanak yaparak arkasındaki kapitalistlerle ittifak halinde “tek adam tek parti yönetimi” yolunda ilerleyeceğini ilan etti.

İlk elden yapılan açıklamalarda, önümüzdeki dönem başta ekonomideki kötü gidişat olmak üzere sistemin tıkanıklığının bütün faturasını işçi ve emekçilerin sırtına yıkacak politikaları sürdüreceğinin mesajını vermiştir. Grev yasaklarına, zamlara, içeride ve dışarıda savaş kışkırtıcılığına devam edeceğini göstermiştir. Uygulayacakları politikalarla başta işçi sınıfı olmak üzere ezilen, sömürülen tüm sınıfsal ve toplumsal kesimlerin çalışma ve yaşama koşullarının çok daha kötüye gideceği ve mevcut hak ve özgürlükler tümden yok edileceği açıktır. Türkiye’nin siyasal ve ekonomik krizlere gebe olduğu bir döneme girerken, Erdoğan’ın açıklamasında işaretini verdiği ekonomik, sosyal ve siyasal alanda sürdüreceği saldırı politikalarına karşı, tek adam yönetimine geçit vermemek üzere mücadele sürecektir.

BATI VE DOĞU DAYANIŞMASI

Örnek Tablo: 1 Kasım, 24 Haziran ve Cumhurbaşkanlığı oylarının karşılaştırması

Kaynak: Artı Gerçek

İlginizi çekebilir