Bir özsavunma hikâyesi!

Nebahat İşçi, 14 yaşında zorla evlendirildi. İşkenceye varan erkek şiddetine karşı yıllarca direndi ve bugün “Em xwe diparêzin” kampanyasıyla kapı kapı gezerek kadınlara kendilerini nasıl savunacaklarını anlatıyor.

“Evlilik benim için ölümdü” diyen Nebahat İşçi, toplumda hâkim ataerkil zihniyetin çocukluğunu, yaşamını elinden aldığı yüzlerce hatta binlerce kadından sadece biri. Anne ve babasını kaybettikten sonra dayısı tarafından 14 yaşında evlendirilen İşçi, mücadelesiyle yeni bir başlangıç yaratanlardan aynı zamanda.
Yıllarca maruz kaldığı şiddetin yanı sıra toplumdaki baskıyla da mücadele eden İşçi, şimdi Tevgera Jinên Azad’ın (TJA) erkek-devlet şiddetine karşı yürüttüğü “Em xwe diparêzin” (Kendimizi Savunuyoruz” kampanyasına katılarak, ev ev dolaşıyor ve kadınlara nasıl mücadele edeceklerini, kendilerini nasıl savunacaklarını anlatıyor.
YOKSULLUK VE ŞİDDET 
Şimdi asıl konuşması gerekenlere söz veriyor ve hikâyesini İşçi’den dinliyoruz:
“Çocuk yaşta anne ve babamı kaybettikten sonra dayımın yanına verildim. Henüz 14 yaşında iken beni evlendirdi. Evlenmek istemedim ama zorla evlendirildim. Evlendikten sonra da çocuklarım oldu ve çok küçük yaşta anne oldum. Eşim her gün kumar oynamaya gidiyordu. Bazen eve 10-20 gün gelmezdi. Eve geldiğinde ise şiddet uygulamaktan başka bir şey yapmazdı. Gece gündüz döverdi. Çocuklarım evde açtı ama eve ekmek getirebilecek kimse yoktu. Yokluk içinde yaşıyorduk. Açlıktan ölmemeleri için çaresizlikten çocuklarımı her gün komşulara verir iş aramaya koyulurdum. Neyse ki; bir iş buldum. Sebze tohumlarını satıyordum. Evin kirasını karşılayacak kadar kazanıyordum. Çoğu zaman çocuklarım  açlıktan uyurdu. Bazen öğlen yemeği yediğimiz gün akşam yemeği yemezdik. Çünkü yoktu.   Çocuklarımı çok zor koşullarda yetiştirdim.
‘DEFALARCA ÖLÜMÜ DÜŞÜNDÜM’
Çocukların isteklerini karşılayacak durumum yoktu ve çoğu defa intihar girişiminde bulundum. Alacaklıların her gün kapıya dayanması nedeniyle çoğu kez kurtuluş olarak ölümü düşündüm. Eşim şiddet uygulayarak kazandığım paraları zorla elimden alıyor, kumar masasında yiyordu. Borçları nedeniyle de alacaklılar da sürekli beni ölümle tehdit ediyordu.
HDP’DEN GELEN TELEFON
Hamile olduğum bir gün evdeki buzdolabını satmak istedi. Karşı çıktığım için gece uyuduğum sırada yine şiddet uyguladı. Saçlarımdan  tutup yerlerde sürükledi. Beni bıçaklamasıyla birlikte kendimden geçtim. Çocuklarımın gözleri önünde beni bıçakladı. Defalarca şikâyet etmeme rağmen hiçbir işlem yapılmadı. 6 yıl önce de evden çekip gitti. O zamandan beri haber alamadık.  Bir gün Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) gelen bir telefonla hayatım değişti.
‘DİRENDİM VE ÖLMEDİM’
Telefondan sonra HDP Cizre İlçe Örgütü’nün çay ocağında çalışmaya başladım. Bir süre sonra Cizre Belediyesi’nde temizlik işçisi olarak çalışmaya başladım. Bütün akraba ve tanıdıklarımız tarafından dışlandım. ‘Nasıl olur da bir kadın böyle bir iş yapar’ diye. Saldırılara uğradığım da oldu. Ama asla boyun eğmedim. Erkeklerin yapmadığı işleri yaptım. ‘Bir kadın yapamaz’ dedikleri işleri çok rahatlıkla yaptım. Direndim ve ölmedim.
ŞİMDİ ÖZSAVUNMAYI ANLATIYOR
Belediyeye kayyım atandıktan sonra işten çıkarıldım. Şimdi TJA’nın ‘Em xwe diparêzin’ kampanyasının çalışmalarında yer alıyorum.  Ev ev, mahalle mahalle gezerek kadınlara başıma  gelenleri anlatıyorum. Onlarda yaşadıklarını anlatıyor.  Kendilerini nasıl korumaları ve savunmaları gerektiğini anlatıyorum. Şimdi sadece kendim için değil şiddete maruz kalan binlerce kadın için mücadele ediyorum. Kadınlar mücadele etmekten vazgeçmemeliler.  Kadınlara çağrım şudur; gelin hep birlikte bu şiddete karşı mücadele edelim. Ancak mücadeleyle bu şiddeti ortadan kaldırabiliriz.”
Kaynak: MA / Zeynep Durgut 

İlginizi çekebilir