Binlerce Yıl Sonrasının Tarihi: Uzay Akımları

Isaac Asimov, Galaktik İmparatorluk’un ikinci kitabı Uzay Akımları’nda binlerce yıl sonra, yüz milyarlarca yıldızdan oluşan bir galakside geleceğin tarihini anlatıyor.

Bilimkurgunun altın çağının başta gelen yazarlarından Isaac Asimov’un Galaktik İmparatorluk serisinin ikinci kitabı Uzay Akımları, M. İhsan Tatari’nin çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

Asimov 1950’li yılların başında kaleme aldığı seride, bir nükleer felaket ile Dünya’nın yerle bir olmasından binlerce yıl sonra yaşananları, geleceğin tarihini anlatıyor. Asimov’un kurgusal evreninde, bir milyar yıldız sisteminden, yüz milyarlarca yıldızdan oluşan bir galakside insanlık, sil baştan ama zamanda kaybolup unutulmuş Dünya’dakine benzer şekilde toplumsal ilişkileri yeniden var etmiştir.

Romanlarının karakterlerini böyle bir evrende yaratan Asimov, sonrasında öyle bir anlatının içine okurunu çekiyor ki, olay örgüsü bir polisiye-casusluk macerası içinde ilerliyor.

Atbaşı Nebulası’nda geçen serinin ilk kitabı Toz Gibi Yıldızlar’ın kahramanı Biron Farrill’in serüveninin ardından Uzay Akımları’nda bu kez, hafızası elinden alınmış bir uzay analisti olan Rik’in, sonunda galaktik komploların deşifre olduğu macerası anlatılıyor.

Uzay Akımları’nda da Asimov’un, “psişik sonda”, “diyamanyetik arabalar”, “mekanik barmenler”, “hiperatomik motorlar”, “hidrokronlar”, “hiper uzay sıçramaları”, “trimensik personifikasyon ekranları”, “viziekran”, “stratosfer polosu”, “nöronik kamçı” gibi ilginç teknolojik icatları bolca yer alıyor.

Uzay Akımları, Sark gezegeninin kolonisi durumundaki Florina gezegeninde geçiyor. Galakside sadece Florina’da yetişen “kirt” adlı endüstriyel bitkinin tekeli, Sarklı “Toprak Efendilerinin” elindedir. Florina’nın başkenti, alt katında Florinalıların, “Yukarı Kent” denilen üst katında ise Toprak Efendilerinin yaşadığı, 20 bin çelik kirişli sütunun üzerinde yükselen “Kent”tir. Toplumsal hiyerarşi de alttaki gezegenin yerlisi Florinalılar ve yukarıdaki Sarklılar olarak katı bir kast sistemi biçimindedir. Florinalılar ile Sarklılar ayrıca farklı ırklardandır. Asimov dünyadaki gerçekliği kurgusunda tepetaklak eder: Florinalılar beyazdır. Florinalılar, daha çocukken en zekileri ayrılarak eğitime tabi tutulup bürokraside ve kirt üretiminin denetiminde görevlendirilen “Kentliler” ile tarla ve tesislerde çalışan işçilerden oluşur. İşçilerin aksine Kentlilerin evlenmesi ve çocuk sahibi olmaları da yasaktır. Toprak Efendileri karşısında Florinalıların zorunlu davranış kodları vardır. Başlarını eğmek zorundadırlar, yüzlerine bakamazlar. Sarklı bir kadını gördüklerinde ise yüzlerini duvara dönmeleri gerekir.

Kirt üretimi ise, Amerika’nın Afrikalı köle emeğine dayanan pamuk plantasyonları ile çalışma kamplarının arasında bir düzene tabidir. Köylü işçiler, mutfak, tuvalet ve banyoları kolektif olarak kullanılan, özel yaşam alanı ise tek göz odadan oluşan evlerde yaşar. Bu yerlilerin tayını ve diğer giderleri de denetim altındadır. Kirt tarlaları ve fabrikaları için öngörülen kotalar vardır ve bunlar “Kentli” adlı yerlilerin denetimi altında tutturulmaya çalışılır. Hastalık dışında çalışmamak, kaytarmak olarak görülür ve yaptırımları vardır. İş disiplini ve ikincil olarak da güvenlik için yürürlükteki bir uygulama da akşamları sokağa çıkma yasaklarıdır. Ne de olsa Toprak Efendileri, sadece bir işçi-makine olarak gördükleri Florinalıların, emek gücünün yeniden üretiminde bir aksama olup kirt üretiminde verimin düşmesini istemezler. Neredeyse hiç asayiş sorunu yaşanmayan Florina’da güvenliği ise başka gezegenlerden para karşılığı işe alınan devriyeler sağlar. Geçmişte artık kimsenin hatırlamadığı bir zamanda Florinalılar içinde bir ayaklanma örgütlenmeye çalışılmış ancak Sarklılar tarafından kısa sürede acımasızca bastırılmıştır.

İşte bu koşullar altında üretilen kirtin sağladığı zenginliği tekelinde tutan ve “Toprak Efendisi” olarak adlandırılan Sarklılar ise, refah içinde yaşar. Sarklılar için tehdit oluşturan tek güç, devasa bir uzay donanmasına sahip olan Trantor İmparatorluğu’dur. Sark’ta bir büyükelçisi bulunan imparatorluk, casusluk faaliyetleri yürütmekten de geri durmaz. Bir zamanlar cumhuriyet olan Trantor, galaksideki binlerce gezegeni bünyesine katarak impatorluk halini almıştır.

Sark gezegenindeki düzenin en tepesinde, her birinin özerk bir kıtası bulunan beş Yüce Toprak Efendisi bulunur. Onların altında da bürokratik gereklilikleri yerine getirmekten başka hiçbir gücü ve işlevi olmayan Devlet Başkanı, bakanlar ve daha alttaki bürokrasi… Kirt tarlaları da ondan elde edilen gelir de Yüce Toprak Efendilerine aittir. Günümüz kavramlarıyla görünüşte modern bir bürokrasiye sahip olsa da feodal aristokratik düzene sahip Sark toplumunda toplumsal cinsiyet eşitliği de yoktur. Her ne kadar Florinalılara göre toplumsal statüleri daha yüksek olsa da “Soylu Sarklı kadınlarının kendilerini kibar topluluklara adaması ve sonunda geleceğin Toprak Efendilerine -ama en fazla iki tanesine- kuvözlük yapması” beklenir.

Her şey, romanın başında “Yıldızlararası Uzay-analizi Bürosu”na (YUB) bağlı çalışan bir uzay analistinin, Florina’yı yok edecek bir tehdidi ısrarla üstlerine iletmesini istediği bir görevli tarafından psişik sondayla hafızası ve geçmişinin silinmesi ve ortadan kaybolmasıyla başlar.

Isaac Asimov bilimkurgunun en önemli yazarlarından birisi olmasının yanı sıra, biyografilerinde de dikkat çekildiği üzere ilgisinin çok yönlülüğüyle dikkat çeker. Bilim kitaplarından Shakespeare hakkında kitaplara ve tarih kitaplarına kadar 470’in üzerinde esere imza atmış olan Asimov’un hem Galaktik İmparatorluk hem de Vakıf serilerinde, “Roma İmparatorluğu’nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi” adlı eseriyle tanınan 18. yüzyıl tarihçisi Edward Gibbon’dan etkilendiği de biliniyor. Asimov, bu dünya-tarihsel geçmişten yaptığı çıkarsamaları, yaşadığı dönemin birbiriyle etkileşim içindeki toplumsal ve ekolojik sorunlarıyla alaşımlı biçimde, binlerce yıl sonrasında yarattığı kurgu evrende canlandırıyor. Ezme ve ezilmenin, sömürgeciliğin türlü biçimlerinin, toplumsal kastların hakimiyetinin sürdüğü geleceğin hiper-teknolojik toplumları bu yönüyle bir umutsuzluğu barındırsa da insanlığın eşitlikçi ve barışçıl emelleriyle hareket eden bir direniş, her zaman Asimov’un kurgusunun odağında. Bir entelektüel olarak döneminin “küresel ısınma” sorunuyla ve nükleer tehlikeyle mücadelesi bilinen yazar, teknoloji konusunda da boş bir iyimserliğe hiçbir zaman sahip değil. Teknolojinin hangi ellerde hangi emellerle kullanıldığının yaratacağı sonuçlar da kurgusunda her zaman yer alıyor.

İşte Asimov’un dert edindiği siyasal ve sosyal meseleler, romanlarında serimleniyor, açmazları tartışılıyor, eşitlikçi ve özgürlükçü bir etikle çözümler de öneriliyor. Okur, Asimov romanlarının kahramanlarının bu gibi sorunlar etrafında dönen çarpıcı diyaloglarını Uzay Akımları’nda da görecek. Ken Loach’un filmleri de böyledir; konu edindiği sosyal sorun ile mükemmel biçimde örtüşen tarafları temsil eden karakterler, filmin en çarpıcı sahnesinde bu açmazı tartışır. Asimov’un Uzay Akımları’nda da galaktik barışı tehdit eden Trantor İmparatorluğu’nun genişleme emellerine dair böyle bir pasaj bulunuyor. Sark’taki Trantor Büyükelçisi Ludigan Abel, kayıp analist Rik’i arayan YUB yöneticisi Dr. Selim Junz’a şöyle diyor: “Savaşı savaşın kendisinden daha etkili bir şekilde kınayan başka bir şey olabilir miydi? Hangi muhteşem diyalektik, paramparça edilen ve tüm mürettebatı ölen tek bir uzay gemisinin onda biri kadar etkili olabilirdi?” Büyükelçi Abel’in “Pax Trantorica” arzusuna dair Dr. Junz ise şu yorumu yapar: “Bunun galaktik barışa ne faydası olur?’ sorusu zamanla, ‘Bunun Trantor’a ne faydası olur?’ halini almıştı.” (SA/AS)

Künye

Uzay Akımları

Yazar: Isaac Asimov

Çeviren: M. İhsan Tatari

Yayınevi: İthaki Yayınları, 2019, 268 sf.

Kaynak: Bianet – Süleyman Arıoğlu

İlginizi çekebilir