Beraatler ihraç edilen akademisyenlerin işe dönmelerini sağlar mı?

Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlali” kararı doğrultusunda, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzaladıkları için yargılanan barış imzacısı akademisyenler tek tek beraat ediyor. Beraat eden akademisyenlerin sayısı 200’e yaklaşırken, HDP ve CHP Meclis Başkanlığı’na verdikleri kanun teklifleri ile akademisyenlerin görevlerine iadesini istedi. ‘Davanın çökmüş’ olduğunu dile getiren Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İstanbul 6 No’lu Üniversiteler Şube Başkanı Görkem Doğan’la beraat kararlarını, yargılama sürecindeki tutum değişikliğini, işe dönüşlerin olup olmayacağını ve kararlar sonrası atılacak olası adımları konuştuk. Sözü Doğan’a bırakıyoruz.


Söyleşi: Ümit Tanışır


Barış akademisyenlerinin yargılandığı davalarda peşpeşe beraat kararları verilmesini nasıl yorumluyorsunuz? Yargılama sürecindeki bu tutum değişikliği neyin ifadesi?

Bu politik bir karar. Dava başından beri politik bir davaydı, iddianamesi kopyala-yapıştır bir iddianameydi, ortada aranıp bulunmuş delil bile yoktu.

Burada başından beri önemli olan akademisyenlerin “evet biz yaptık, yaptığımızın arkasındayız” demesidir. Yani bu davaları bu noktaya getiren şey akademisyenlerin bu açık duruşudur, dayanışmasıdır, dağılmamasıdır.

Bu dava talimatla açılmış davadır.

Yargılama sürecindeki değişikliğin nedeni AYM’nin kararıdır. AYM kararının hangi koşullarda çıktığını görmek gerekiyor. Karar AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın başkan olmaktan dolayı iki oyunun olmasından ötürü çıktı. İnsanlar (Recep Tayyip) Erdoğan’ın her şeye muktedir olduğunu düşünüyor fakat durum böyle değil, hele 31 Mart’tan sonra hiç öyle değil. Dolayısıyla Erdoğan bu konuda sessiz kaldı. Bu benim fikrim. Çünkü bu karar eğer emirle gelmiş olsaydı ‘hayır’ diyen AYM üyeleri ‘hayır’ demezlerdi, ‘evet’ derlerdi.

AYM’de liberal değerlere inanıyormuş gibi gözükmek isteyenler kendi kariyer hedeflerinden dolayı “bu ifade özgürlüğüdür” dedi. “Biz yerli ve milliyiz” diyen AYM üyeleri ise “bu ifade özgürlüğü değildir” dedi.

Bu yüzden AYM üyelerinin karar konusunda serbest bırakıldıklarını anlıyoruz. Serbest bırakılmalarının sebebi de birinci olarak; bu mücadelede üç yıldır inşa edilen dayanışma durumunun küresel olarak yarattığı hava. İkinci neden ise kuşkusuz yerel seçimlerin sonuçları. Bu sebeplerle karar akademisyenler lehine çıktı.

Muktedir olan birisi zayıflık gösterisinde bulunamaz, bu sebeple Erdoğan biraz tarafsız cumhurbaşkanı taklidi yapmaya başladı ve karar konusunda sessiz kalındı, Erdoğan hiçbir şey demedi. Devlet Bahçeli bir şeyler söyledi, Süleyman Soylu dolaylı olarak bir şeyler söyledi. En son Adalet Bakanı Abdülhamit Gül açıklama yaptı ve “AYM kararları uygulanır” dedi. Ve bundan sonra mahkemelerden beraat kararları çıkmaya başladı.

Dolayısıyla burada bir talimat geldiğini söyleyebiliriz. Talimatın ise şundan dolayı geldiğini düşünüyorum, hükümet AYM kararının uygulanmaması halinde zor durumda kalacağını düşündü. Tüm bunları göz önünde bulundurunca artık bu davanın çökmüş olduğunu söyleyebiliriz.

AYM kararı OHAL Komisyonu’nun vereceği kararları nasıl etkiler? Sizce beraat kararları ihraç edilenlerin işe dönmelerini sağlar mı?

Bunu bilemiyoruz. Bu hukuki değil siyasi bir konu. İhraç edilenlerin atılma sebepleri bu idiyse şu anda bunun hukuki bir dayanağı kalmamış durumda ama sebep olarak kurum kanaati gösteriliyorsa bu sebep olduğu yerde duruyor.

Örneğin ‘1071 imza’ meselesinden de anlaşılacağı üzere bir grup insan barış akademisyenlerinin ihraç edilmelerinden son derece memnun, çünkü bu hocaların üniversitedeki varlıkları hiç değilse evrensel standartların tutulmasına yol açıyordu.

Şimdi ise bu “yerli ve milli” akademisyenler zincirlerinden boşalmış durumdalar, özellikle metropol üniversiteleri dışındaki üniversitelerde istediklerini yapabiliyorlar. Dolayısıyla bu kesim barış akademisyenlerinin üniversitelere geri dönmelerini kesinlikle istemez. Hal böyleyken kurum kanaatlerinin OHAL Komisyonu’na olumlu gitmesi mümkün değil.

OHAL Komisyonu işlemiyor değil, işliyor fakat adil işlemiyor. Belli başlı bazı isimlerin geri dönmesine izin verip geri kalanların ise suçlu olduklarına bu yüzden işe iade edilemeyeceklerine hükmedebilirler. OHAL Komisyonu’ndan bu nitelikte siyasi kararlar çıkacağını düşünüyorum, tüm arkadaşlarımızın geri dönüşü konusunda ne yazık ki iyimser bir şey söyleyemiyorum. Bu iktidar altında AYM kararının gereğinin yapılacağı konusunda iyimser değilim. Fakat bu durum ülkedeki siyasi hava değiştiğinde ilk düzelecek konulardan birisi.

Bu noktada şunu belirtmek istiyorum, akademik personele dair büyük bir haksızlık var. Bizim ihraç arkadaşlarımız kendi okullarına dönemiyorlar, kendi okullarına dönemedikleri gibi büyük şehirlerde, İstanbul, Ankara ve İzmir’de de çalışamıyorlar. Bu büyük bir ayrımcılık. Öğretmen arkadaşlarımız kendi okullarına dönebiliyorlar fakat ihraç akademisyenler kendi okullarına dönemiyorlar. Bu büyük bir eşitsizlik ve bunun düzeltilmesini umuyoruz.

Bu olmasa bile yasa yoluyla üç büyük şehir yasağı kaldırılabilir, bu durum konusunda vakıf üniversitelerinin bastıracağını düşünüyorum çünkü bu şekilde ucuz işgücü elde edecekler. Bu tarz bir değişikliği yasal iyileştirme olarak sunabilirler.

AYM kararı sonrası Egitim Sen olarak akademisyenlerin işe iade edilmesi için neler yapmayı planlıyorsunuz?

Bu sorunun öncelikle Meclis’te çözülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yasama organı bu konuya yönelik bir kanun yapmalı. Ciddi bir kanuni düzenlemeyle mağduriyetler giderilmeli. Türk Tabipler Birliği (TTB) ve Türk Mimar ve Mühendisler Odası (TMMOB) ile birlikte Eğitim Sen olarak bu konuda çalışmalar yapacağız.

Darbe girişiminden bu yana 140 bine yakın kamu çalışanı ihraç edildi. Bu rakamın sadece 4 bin 510’u Kamu Emekçileri Sendikalar Konfederasyonu (KESK) üyesidir. Dolayısıyla bu sorun sadece bizim sorunumuz değil, muhafazakar kesimde de ciddi bir mağduriyet var. Gelinen noktada iktidarın seçim yenilgisiyle de birlikte bu konuda bir şeyler yapması muhtemel, fakat sorun bunun doğru bir şekilde yapılması.

Dolayısıyla beraat kararları çıkmaya başladığından beri bu konu tartışılıyor fakat bizce bu konu akademisyenlere daraltılmamalı, bu sürecin tüm mağdurlarını kapsayacak şekilde ciddi, yerleşik hukuk içtihatlarına uygun bir kanuni düzenlemeyle sorun Meclis’te çözülsün.

Bu konuda yapacağımız çalışma Meclis’e baskı oluşturmak ve yol göstermek amaçlı. Büyük ihtimalle bir çözüm gelecek. Fakat bizim amacımız göstermelik bir çözüm değil gerçek çözüm. Bu konuda her düzeyde baskı oluşturacağız ve bir kamuoyu yaratacağız.

İlginizi çekebilir