Belki de Metallica’yı son görüşümüzdü… – Ogün Işık

Metallica’nın San Francisco Senfoni Orkestrası’yla verdiği konser vizyona girdi. Söylerken bile insana tuhaf gelen bu cümle, metal müzik-sinema ilişkinin pek de uyumlu olmadığını ortaya koyuyor. Metal sinemada güzel olmasa da, Metallica ve senfoni orkestrası muhteşem bir performansla kulakların pasını sildi.

Dünyanın en büyük metal grubu Metallica’nın 6 ve 8 Eylül’de San Francisco Senfoni Orkestrası ile verdiği konser, 9 Ekim’de tüm dünya sinemalarında ‘S&M 2’ adıyla yayınlandı. Dünyanın yedi kıtasında konser veren tek müzik grubu, senfoni orkestrasıyla verdiği konseri sinemalarda yayınlayarak başka bir ilke de imza atmış oldu. 2013’te grubu 10 milyon dolardan fazla zarara uğratan ve grup üyelerine “Bir daha sinema mı? Asla” dedirten ‘Through The Never’ konser-filmi faciasının ardından ilk kez beyaz perdeye çıkan grup, bu sefer çok daha planlanmış ve hazır bir yapımla dinleyici ve izleyicileriyle buluştu.

ÖNCELİK KONSER SALONUNDA

Grubun ağzı Through The Never’dan yanmış olacak ki, orkestrayla verilen bu konserde öncelikli amaç Chase Center’ı dolduran dinleyicileri tatmin etmek olmuş. Yapılan iş önce konseri izlemeye gelenleri, sonra senfoniyi, en son da sinema izleyicilerini düşünülerek yapılmış. Konserin salt sinema için verilmediğini görmek mümkün, hatta ne grup ne de senfoni bu kaydın yayınlanacağından haberi yokmuşçasına çalmış. Konserin sinema izleyicisi için özel bir anlam içermemesi, sinemaya özel bir hareketin, şovun olmaması da bazı izleyicilerde hayal kırıklığı yaratmış olabilir.

METALLICA’NIN OLGUNLUK ÇAĞI

Metallica’nın tam 20 yıl önce, 1999’da aynı orkestra ile verdiği konserde, senfoni orkestrasının çok geri planda kaldığını ve birkaç nokta dışında neredeyse hiçbir anlam ifade edemediğini, farklılık yaratamadığını düşünenlerdenim. Zaten S&M 2’nin başındaki röportajlarda gördüğümüz ve grup üyelerinin de dile getirdiği gibi, bu sefer ilkine göre çok daha fazla konuşmuş, beraber çalışmış ve farklılık yaratmışlar. 1999’da şöhretinin zirvesinde olduğu son demleri yaşayan ve 30’lu yaşlarında olan üyeleriyle Metallica, 2019’da artık yaşı 50’yi geçkin, olgun bir grup olduğunu bu konserde gösteriyor. Grup senfoniye büyük bir saygı gösteriyor, sazı zaman zaman orkestranın eline verip onları izleyicinin önüne sunuyor.

Bir Metallica klasiği olarak ‘The Ectasy of Gold’ ile açılan konser, orkestraya çok yakıştığını düşündüğüm ‘The Call of The Ktulu’ ile devam ederek 1999’daki açılışın aynısını yaptı. Konser grubun en popüler parçaları ile değil, orkestranın çok daha etkili olabileceği, kendini duyurabileceği aynı zamanda dinleyicileri de eğlendirecek ve şarkılara dahil edecek parçalarla ilerledi: The Day That Never Comes, The Memory Remains, Confusion, Moth Into Flame, The Outlaw Torn, No Leaf Clover, Halo on Fire… ‘Verse’ geçişleri, ‘intro’ ve ‘outro’lar orkestrayla beraber çalmaya uygun hale getirilmiş, hatta birçoğu zaten çok uygunmuş.
Şişli’deki en büyük alışveriş merkezinin sinemasında izlediğim ve izleyicilerin salondaki havalandırma zafiyeti yüzünden birkaç kilo vererek ayrıldığı filmde, ismini herkesin bildiği tekele dönüşen dağıtımcı firmamız yine işgüzarlığını göstermeyi başardı. Moth Into Flame şarkısı devam ederken bir anda Mert Fırat ekranda belirdi ve film arasına gidildi. Değerli dağıtımcımız filmi yayınlamadan önce izlememiş olacak ki, Halo on Fire şarkısının ardından grup “Şimdi kısa bir ara” diyerek hem konser hem de sinema izleyicilerini düşünmüş zaten.

Konserin ikinci bölümü orkestra önderliğinde başladı. İskitlerden bahseden ve orkestranın çaldığı İskit süitini yöneten şef Michael Tilson Thomas, daha sonra kendi istedikleri parçayı da Metallica’ya çaldırdı. Konserin ikinci bölümünde parantez açılması gereken iki nokta var: James Hetfield ve Scott Pingel.

HETFIELD’IN SESİ ŞARAP MİSALİ

Unforgiven serisinin son ve en farklı halkası olan Unforgiven 3, bu konserde adeta yeniden yaratıldı. Tüm enstrümanlarını orkestranın çaldığı, Metallica’dan ise sadece James Hetfield’ın sesiyle katıldığı performans, konserin verildiği salondan binlerce kilometre ötedeki sinema salonlarındaki insanların bile tüylerini diken diken etti. Metallica’nın yaptığı müziğin türünün sadece metal olmadığını ve evrensel bir nitelik taşıdığını kanıtlayan Unforgiven 3 performansı, 60’a merdiven dayayan Hetfield’ın hala çok güçlü ve şarap misali güzelleşen bir sesi olduğunu yeniden ortaya koydu.

CLIFF BURTON DUYSA TEŞEKKÜR EDERDİ

Orkestranın baş basçısı Scott Pingel ise Hetfield’dan sonra çok daha büyük bir şok yaşattı izleyicilere. Grubun vefat eden basçısı Cliff Burton’ın 1983’te yarattığı ve grubun ilk albümünde yer alan “(Anesthesia) Pulling Teeth” adlı bas solo, Pingel’in eşsiz yaylı performansıyla herkesi mest etti. Sanıyorum ki bu parça Burton’dan sonra ilk kez bu kadar güzel çalındı ve artık kimse Burton ve Pingel kadar güzel çalamayacak. Cliff Burton’ın babası Ray Burton’ın da salonda olduğunu ve performansı çok beğendiğini aktarmak gerekir. Pingel o gece çok büyük bir hayran kitlesi daha kazandı ve tarihe geçmeyi başardı.

METAL, SİNEMA SALONUNDA OLMUYOR

Konserde orkestra ve Metallica’nın performansı muazzamdı fakat sinema izleyicilerinde bir burukluk kaldı gibi. Bunun alakası müzikle değildi, yayın formatındaydı. 9 Ekim gecesi sinema salonlarını saran siyah giyinen insanlar, her şarkıda bağırarak eşlik etmek, kafa sallamak istiyordu ama pek mümkün olmadı. Ağır müziğe gönül vermiş insanlar rahat sinema koltuklarında sadece küçük el, ayak ve kafa hareketleri yaparak Metallica izlemek ve dinlemek zorunda kaldılar. Metallica dinlemek ama o sırada oturmak zorunda kalmak bir ağır müzik dinleyicisi için paradoksal bir durum: Metallica dinlemek bir lütuf ama oturmak zorunda olmak bir işkence. Robert Trujillo’nun konser öncesinde “Metal dinleyeceksiniz, salonlarda oturmayın, ayağa kalkın” minvalindeki çağrısının pek karşılık bulmadığını ve birçok sinema salonunda suskunluk sarmalının kırılamadığını düşünüyorum. Umarım bazı yerlerde dinleyiciler örgütlenerek ve anlaşarak sinema salonunu konser alanına çevirmişlerdir. Görünen o ki, bir metal konserini sinemada yayınlamak ve izlemek çok da güzel bir fikir değil.

Fakat sonuç olarak her detay bu konseri çok özel kılıyor. Metallica’nın konserden kısa bir süre sonra, vokal James Hetfield’ın alkol bağımlılığı yüzünden tedaviye başladığını açıklaması ve grubun faaliyetlerine bir süre ara verdiğini duyurması da bu ‘özel’liklerden biri. Metallica şimdilik turnelerini iptal ve Hetfield tedavi görüyor. Kader, 2000’lerin başında da aynı dertten mustarip olan ve dağılmanın eşiğine gelen grubu belki de yeniden aynı duruma getirdi. Kim bilir, bu konser belki de Metallica’nın verdiği son konserdi, belki de Metallica’yı son görüşümüzdü.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir