Aydın Barosu “Hukuk ve Çevresel Etkiler Açısından Jeotermal Enerji” çalıştayını gerçekleştirdi

Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve Aydın Barosu ortaklığındaki “Hukuk ve Çevresel Etkiler Açısından Jeotermal Enerji” başlıklı çalıştay Aydın’da düzenlendi. Efeler Odeon Otel’de gerçekleşen çalıştaya katılım yoğun oldu.

Aydın Barosu’nun ev sahipliğini yaptığı çalıştaya, TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’yla birlikte yaklaşık 20 farklı ilin baro başkanları da katıldı. CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan, CHP Aydın İl Başkanı Ali Çankır, sivil toplum örgütü temsilcilerinin de katıldığı çalıştayda uzun süredir jeotermale karşı mücadele veren Efeler Kızılcaköylü kadınlar da yer aldı.

“ARTIK İNCİR İKRAM EDEMİYORUZ”

Çalıştayın açılışında konuşan Aydın Barosu Başkanı Gökhan Bozkurt, “Misafirlerimize incir ikram ederdik, artık edemiyoruz. Jeotermal santrallerin Aydın için büyük sorun olduğunu, işin aslını öğrenmek için bu çalıştayı düzenledik. Katılımcılara çok teşekkür ediyoruz. Toplantıdan önce valilikten sağlığa ilişkin bazı veriler istedik. Valilik, ‘Kişisel veridir, veremeyiz.’ diye reddetti. Bu toplantı biliyorum ki pek çok sorunun cevabını verecek.” diye konuştu. Bozkurt’un ardından Efeler Belediye Başkanı Mehmet Mesut Özakcan da kısa bir selamlama konuşması yaptı.

“BENİ ONLAR ÇAĞIRDI, GELDİM”

Daha sonra kürsüye çıkan TBB Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Aydın’da bulunmasının nedeninin Kızılcaköylülerin kendisini davet etmesi olduğunu söyledi. Kızılcaköy sakinleri de Feyzioğlu’nu karşılamak ve çalıştaya katılmak üzere salondaydılar. Aydın Baro Başkanı’nın çok güzel bir organizasyon yaptığını kaydeden Feyzioğlu, çevre konusunda dikkat edilmesi gerekenin objektif ve tarafsız olmak ve bilimin ne dediğine bakmak olduğunu söyledi. Türkiye Barolar Birliği Çevre Komisyonu’nun, konusunun uzmanı 100’e yakın çevre gönüllüsüyle, üniversite öğretim üyeleriyle ve bu konuya hayatını adamış avukatlarla güçlendirildiğini söyledi. Feyzioğlu, ayrıca Türkiye’nin en önemli çevre hukukçularından olan Av. Gökhan Candoğan’a komisyon başkanlığını kabul ettiği ve mesaisini kamu yararına ayırdığı için teşekkür etti.

“KIZILCAKÖYÜ EMSAL OLABİLİR”

“Çevre komisyonumuzun büyük bir başarısı olarak ortaya çıkan gelişme, Kızılcaköy açısından da emsal olabilir.” diyen Feyzioğlu, “İşin dava yoluna taşınması son çare olmalıdır. Öncelikle tüm Türkiye’de bilimsel verilere dayanılarak toplumsal farkındalık yaratılmalıdır. Sonra siyasi partiler ve kamu otoriteleri doğrular hakkında bilgilendirilerek yanlışlardan dönülmesi, doğruların yapılması hep birlikte sağlanmalıdır.” dedi.

“60’I BİRDEN ÇALIŞTIĞINDA BAŞIMIZA NE GELİR?”

Barolar ve Türkiye Barolar Birliği’nin ciddiyetle yönetilmesi gerektiğini söyleyen Feyzioğlu, “Yaptığımız ve yapacağımız şudur: Gelmeden önce konuyu çalıştık. Bu toplantıdan elde edeceğimiz bilgilerle devamını getireceğiz. 60’ın üzerinde jeotermal santralinin küçük bir bölgede yapılması planlanmaktadır. ÇED değerlemesinin santral bazına indirilmesi yanlış sonuçlara yol açacaktır. Bir santral tek başına olumlu ÇED raporu belki alabilir. Ancak yapılması planlanan 60 santral hep birlikte çalıştığında bunun etkisi yıkıcı olabilir. Kaç tane santral yapılması planlanıyorsa ÇED, kümülatif etki değerlendirmesi şeklinde yapılmalıdır. Kümülatif çevre değerlendirmesi yapılması gereken bir bölgedeyiz.” diye konuştu.

“ÇED’DE KÜMÜLATİF ETKİ DEĞERLEMESİ YAPILMALI”

İyi ve kötü madencilik uygulamalarının ayrılması gerektiğini söyledikten sonra “Halkın sağlığını hiçe sayanları önlemeyi hedeflemeliyiz. Bu ülkenin madenini iyi, doğru çıkartacak olanlarıysa korumalıyız. Buradaki birinci yanlışlık ÇED’de kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmıyor olmasıdır. Örneğin 60 santralin verdiği zararı tek tek düşünürseniz yanlış olur. Birbirini etkileyerek ve katlayarak zarar veriliyor. Bu bilinçli ya da bilinçsiz olarak gözden kaçırılıyor. İkinci yanlışlık, tesislerin en değerli tarım arazilerinin üzerine yapılmasıdır. Jeotermik tesis kurduğumuzda nerede incir, zeytin, domates yetiştireceğiz? ÇED için de daha makro bakıldığında ‘Madeni çıkartalım mı yoksa madeni çıkartırken feda edeceğimiz tarımı mı koruyalım?’ diye bir değerlendirmenin yapılması zorunluluğu var.” şeklinde konuştu.

“‘GERİ MAGMAYA DEŞARJ’ YERİNE KOY VERSİN GİTSİN YAPILIYORSA ÇEVRE KATLİAMIDIR”

Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarının içeriklerine de değinen Feyzioğlu, “Münferit verilen ÇED raporlarında ‘Deşarjın geri magmaya’ verilmesi yazması lazım. Magmadan su buharını çıkartanlar deşarj operasyonunu yapıyorlar mı yoksa Menderes’e koy versin gitsin mi yapıyorlar. Yani deşarj, yer altına geri gönderme pahalı. Koy ver gitsin ucuz. Böyle yapılıyorsa çevre katliamıdır. Denetim yokluğu sebebiyle vahşi madencilik uygulamaları almış başını gitmiş. Bizim görevimiz sadece ÇED raporlarının takibi değildir. Valilik eliyle bunların sıkı takip edilmesi gerekir. Valiliklerin takibini de büyükşehir ve ilçe belediyelerinin yapması gerekmektedir.” dedi.

ASIL ÇÖZÜM GÜNEŞ PANELLERİ

Aydın için Türkiye için esas çözümün güneş panelleri olduğunu söyleyen Feyzioğlu, “Bu paneller ara mamulleriyle birlikte Türkiye’de imal edilmeli. Onbinlerce vatandaşımıza imalat ve montajda iş ve istihdam sağlamalı. Aynı zamanda da çevre bu şekilde korunmalı. Planlı bir enerji politikasına ihtiyacımız var.” diye konuştu.

Çalıştayda jeotermal enerji santrallerinin hava, su, toprak ve insan sağlığına etkileri, Büyük Menderes Nehri’nin kirlenme nedenleri, su kirliliğinin boyutları, Kızılcaköy halkının sıkıntıları ve yaşanabilir çevre mücadelesinin hukuksal boyutu gibi başlıklarda oturumlar yapılacak. Konusunun uzmanı çok sayıda hukukçu ve bilim insanıyla halktan temsilcilerin konuşmaları devam etti.

Kaynak: Aydın Denge-(ERDAL AYDIN)

İlginizi çekebilir