Tarih Eğitimi ve Barışın Dili

Tarih Vakfı tarafından yürütülen “Tarih Eğitimi ve Barışın Dili: Gençler Tarihi Olayları farklı perspektiflerden tartışıyor ve yazıyor” projesinin finali Ulus Özel Musevi Okulları yerleşkesinde gerçekleşti.

Tarif Vakfı çatısı altında gerçekleştirilen “Tarih Eğitimi ve Barışın Dili: Gençler Tarihi Olayları Farklı Perspektiflerden Tartışıyor ve Yazıyor” isimli projeye katılan öğrenciler bir yıl boyunca üzerinde çalıştıkları konuları sundular.

Tarihi olayların farklı perspektiflerden yorumlanmasını ve barış dili kullanarak tekrardan yazılmasının amaçlandığı projede toplam 127 öğrenci, 32 öğretmen ve 11 özel okul yer aldı.

Ulus Özel Musevi Okulları yerleşkesinde 27 Mayıs’ta gerçekleşen toplantında öğrenciler projelerini sundular, Tarih Panayırı alanında stantlar açarak proje sonunda hazırladıkları mektupları ve posterleri sergilediler, insanlardan gelen soruları yanıtladılar.

“Her iktidar döneminde tarih kitapları değişiyor”

Açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Mehmet Alkın şu ifadelere yer verdi:

“Devlet denetiminde örgün eğitimin başlaması 1800’lü yıllara denk geliyor. Devletin üzerinde en çok durduğu ders ise tarih dersidir. Türkiye tarihine baktığımızda da görüyoruz ki her iktidar döneminde tarih kitapları değişiyor. Bu değişimdeki ortak özellik şu; hepsi kendini meşrulaştıracak şekilde yazıyor. Mesela 2. Abdülhamid dönemindeki ders kitabı başlangıç olarak Allah’ın dünyayı yaratmasını, sonrasında da İslam tarihini anlatır.

“Tarih dersi kimlik verir. Kimsiniz, nereden geldiniz, nereye gideceksiniz? Sizi ikna etmeye çalışır. Tarihin iki önemli işlevi vardır. Var olan iktidarları meşrulaştırmak ve kimlik oluşturmak. Bu ikisi bir araya geldiğinde ise çatışmalara yol açıyor. Tarih dersinin birinci işlevi eleştirelliği öğretmesi, aynı konuya farklı açılardan bakılabileceğini öğretmesi, ikinci işlevi ise bize barışı öğretmesi olmalı.”

Farklı insanlar farklı yorum

Sonrasında söz alan Benim Adım 1864 isimli kitabın yazarı Elbruz Aksoy Çerkez tarihinin farklı görüşteki insanlar tarafından değerlendirildiği zaman nasıl değişik yorumlara yol açtığını verdiği örneklerle açıkladı.

Kendisindeki tarih ve araştırma sevgisinin 1996 yılında hazırladığı Çerkes asimilasyonunu konu alan bir ödev ile başladığını belirterek bu projenin katılımcıların hayatlarında benzer bir etki yaratmasını temenni etti.

Öğrencilerin çalışmalar

Birinci oturum

İlk oturum Erol Köroğlu kolaylaştırıcılığında gerçekleşti. Öğrenciler konu seçiminin ardındaki sebepleri, çalışma sürecini ve çalışmanın katkılarını paylaştılar. Sunumlar sonunda öğrencilere sertifikaları dağıtıldı.

Çanakkale savaşın mı barışın mı kenti?

Çanakkale’nin savaşın kenti mi olduğu yoksa barışın kenti mi olduğu şeklindeki soruya cevap vermek için yola çıkan İelev Özel Ortaokulu öğrencileri kaynak olarak eski mektupları, günlükleri ve kitapları kullanmışlar:

“Başta savaşın kenti olduğunu düşündük. Sonra olayın kahramanı olan askerlerin günlüklerine baktığımız zaman iki tarafın konuştuklarına, birbirlerinin yaralarını sardıklarına dair bulgular bulduk”

 “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyası

Projelerinde “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyasını araştıran Ulus Özel Musevi Okulu öğrencileri Cumhuriyet Dönemine ait bu olayı tarihsel empati kullanarak ve sorgulayarak tekrar kaleme almışlar. Rıfat Bali’nin kitabından o dönemin uygulamasını konu alan bir alıntıyı kısa film olarak çekmişler.

“Derslerimizdeki tarih kitaplarında Türkiye hep eşitlikçi özgürlükçü bir yermiş gibi anlatılıyor. Ancak bunun gerçek olmadığını öğrendiğimde kendi açımda bir kırılma yaşadım. Gerçekleri bilmeden ne kadar yaşayabilirsiniz ki?”

Lozan hezimet mi zafer mi?

Lozan anlaşması hakkında Lozan’ın hezimet ya da zafer olduğuna dair iki kutuplaşmış düşüncenin süregeldiğini gören Özel ALEV Ortaokulu öğrencileri gerçeği öğrenmek için araştırma yapmışlar. Buldukları sonuç ise şu şekilde:

“Lozan ne bir zafer ne de bir hezimet, ama barış anlaşması.”

Kore Savaşı: Barış gücü olmak mı savaşa dahil olmak mı?

Türkiye’nin Kore Savaşı’na neden katıldığı öğrenmeyi isteyen Terakki Vakfı Özel Şişli Terakki Lisesi öğrencileri şu soruyla karşı karşıya kalıyor: “Barış gücü olmak mı savaşa dahil olmak mı?”

Yaşadıkları en büyük sıkıntılardan birinin konuyla ilgili buldukları kaynakların çok taraflı olmasından kaynaklandığını söyleyen öğrenciler, projenin onlara kaynakların güvenilirliklerini sorgulamayı öğrettiğini belirttiler.

1980 devrim mi darbe mi?

Terakki Vakfı Şişli Terakki Tepeören AnadoluLisesi öğrencileri yakın dönem tarih hakkında bilgi edinmek istedikleri için konu olarak 12 Eylül 1980 darbesini seçtiklerini belirttiler. Tarih kitaplarına baktıkları zaman bir kısmının 12 Eylül’ü darbe olarak nitelerken bir kısmının ise devrim olarak nitelediğini gördüklerini belirten öğrenciler günümüze yaklaştıkça darbe demenin çok daha kabul edilmiş durumda olduğunu söylediler.

“İşkence ortadan kaybetme gibi durumlar olduğu için çok duygusal bir olaydı, tarafsız bir dil yaratmak oldukça zor oldu.”

Kadınların seçme ve seçilme hakkı verilmiş hak mı alınmış hak mı?

Türkiye’de kadın tarihinin oldukça az anlatılmasından dolayı bu konuyu seçtiklerini belirten HEV Özel Hisar Lisesi öğrencileri araştırmalarını yaparken dönemin önde gelen kadın hareketi savunucularının mektuplarından yararlanmışlar. Çalışmalarını tasarladıkları internet sitesiüzerinden de paylaşan öğrencilerin vardıkları sonuç ise şu şekilde:

“Her ne kadar iki grubun amacı aynıysa da altında yapan sebepler farklıydı. Kadınlar tanınmak ve eşitlik için seçme ve seçilme hakkı isterken devlet ise kadını iyi bir anne olup devlet için iyi evlatlar üretecek bir araç olarak görmesi sebebiyle böyle bir hakkın vermeyi istedi.”

Kırım Tatar sürgünü: İhanet mi soykırım mı?

Proje kapsamında Kırım Tatar sürgününün ihanet mi yoksa soykırım mı olduğu sorusu üzerine yoğunlaşan Özel Alman Lisesi öğrencileri olayı dönemin koşulları içinde değerlendirdiklerini ve her iki tarafın da görüşlerine yer verdiklerini belirttiler. Kaynak olarak Kırım Türklerinin günlüklerine ve yazılarına ulaşan öğrenciler en çok zorlandıkları konunun kaynakların eksikliği ve buldukları kaynakların dili olduğunu belirttiler.

Köy enstitüleri ilerici mi gerici mi?

ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Lisesi öğrencileri eğitimin bir köye nasıl uyarlanabileceğini merak ettikleri için Köy Enstitüleri hakkında çalışmaya karar vermişler. Çalışmalarının merkezinde ise şu soru var: Köy enstitüleri ilerici mi gerici mi?

“Ankara’daki bir köy enstitüsünün yerine gittik, oradaki derslikleri, dersliklerde kullanılan araç gereçleri inceledik. Gerici olduğuna yönelik olan karşıt görüşlerin argümanlarının geçersiz olabileceğini düşündük. Şuandaki eğitim sistemiyle karşılaştırma imkanı bulduk. Tamamen uygulayarak öğrenmek üzerineydi, biz şu anda da benzer olmasını isterdik.”

Çok partili hayata geçiş geç mi erken mi?

Kendilerine derslerde neyin nasıl anlatıldığını, nelerin anlatılmadığını öğrenmek için daha önce müfredatlarında onlara anlatılan bu konuyu seçtiklerini belirten Özel Enka Lisesi öğrencileri projelerinde çok partili hayata geçişin erken mi yoksa geç mi olduğu sorusuna cevap aramışlar.

“Sorunun öznel bir soru olduğunu fark ettik. O yüzden sübjektif bir cevap verilebileceğini zannetmiyoruz. Biz grup olarak erken olduğu kararına vardık.”

İkinci oturum

Saat 12:30’da başlayan ikinci oturumun kolaylaştırıcılığını Füsun Üstel gerçekleştirdi. Sunumlar sonunda öğrencilere sertifikaları dağıtıldı.

Çerkez Ethem Hain mi Vatansever mi?

Sınıflarında inkılap tarihi dersinde Çerkez Ethem hakkında bilgi aldıklarını ancak ders kitaplarında yazan bilginin kendilerine yetersiz geldiğini belirten Özel Enka Ortaokulu öğrencileri projelerinde Çerkez Ethem’in hain mi yoksa bir vatansever mi olduğunu sorgulamışlar:

“Kurtuluş Savaşı’nda birçok başarıya imza atmış birinin nasıl vatan haini diye adlandırıldığını merak ettik ve bunu araştırmak istedik. Biz de hain bir vatansever olduğuna karar verdik. Bu çalışma sonucunda hiçbir şeyin keskin olarak değerlendirmemek gerektiğini öğrendim.”

Struma katliamı bir soykırım mı?

İELEV Özel 125. Yıl Ortaokulu öğrencileri yaptıkları projede Struma katliamını araştırmışlar, bunun bir soykırım olup olmadığının cevabını aramışlar.

“İnternetteki bilgi kirliliği, güvenli kaynak olması, birçoğunun siyasi açıdan bakması bizi çok zorladı. Dönemin gazetelerine baktık, anma törenine katıldık. Olayın faciasını düşününce duygularımızı bir kenara bırakmakta oldukça zorlandık. Gene de tarafsız bir şekilde konuyu ele alabilmek için çok çaba sarf ettik. Çalışmamızda barış anlatısı kurmaya çalıştık.”

1964 sürgünleri: Gitmek mi zor kalmak mı?

Terakki Vakfı Özel Şişli Terakki Ortaokulu ve TepeörenOrtaokulu öğrencileri proje kapsamında 1964 sürgünlerini konu olarak almışlar ve “gitmek mi zor kalmak mı zor?” sorusuna cevap aramışlar. Çalışma boyunca farklı kaynakların olayı çok başka açılardan değerlendirdiklerini belirten öğrenciler tarafsız kaynaklara ulaşmakta zorluk çektiklerini belirttiler.

“Bir kaynağı gördüğümüzde onu direk doğru kabul etmememiz gerektiğini öğrendik.”

6-7 Eylül olayları: Unutmak mı yüzleşmek mi?

Konu olarak 6-7 Eylül olaylarını seçen Özel Getronagan öğrencileri çalışmalarında “unutmak mı yüzleşmek mi?” sorusuna odaklanmışlar.

“Bizler annelerimizden babalarımızdan yaşananları sözlü tarih olarak duyuyoruz öğreniyoruz. Daha derinlemesine araştırmak için bu konuyu seçmeye karar verdik. Kaynak açısından değil ama duygusal açıdan çok zorluk çektik.

“Asıl şaşırdığımız şey insanların bununla yüzleşmemek istemesi oldu. Çalışma süresince tarihi olayları uzun dönem perspektifinden incelemenin çok daha doğru bir yöntem olduğunu öğrendik. O yüzden olayın öncesi ve sonrasını gösteren zaman çizelgeleri hazırladık.”

1934 Trakya Olayları Kendiliğinden mi planlı mı?

HEV Özel Hisar Ortaokulu öğrencileri projelerinde “1934 Trakya Olayları kendiliğinden mi planlı mı?” sorusuna cevap aramışlar. Cevap olarak bunun planlı olduğu kanaatine varan öğrenciler olayların ortaya çıkmasında hem devletin hem de medyanın büyük rolü olduğunun altını çizdiler.

“Yazı yazarken bu önermemizi barış diliyle yazmakta zorluk çektik. Eleştirel okumayı, doğru kaynaklar seçmeyi, tarihsel empatiyi öğrendik. Olaylara o zamanki insanların bakış açısıyla da bakmayı öğrendik.”

Kıbrıs Barış Harekatı işgal mi kurtarma mı?

Kıbrıs barış harekatının Türkiye tarafından bir kurtarma olarak değerlendirilmesine rağmen, diğer taraftaki insanların bunu bir işgal olarak betimlemesini araştırmak üzerine ALKEV Özel Anadolu ve Fen Lisesi öğrencileri proje kapsamında “Kıbrıs Barış Harekatı işgal mi kurtarma mı?” sorusuna yanıt aramışlar.

“Çalışmaya ilk başladığımızda kabaran milliyetçilik duygularımızı bastırmaya çalıştık. Sonradan ‘gerçekten bunun çözümü bu muydu?’ diye sorgulamaya başladık. Kıbrıs’taki insanların yazılarını da okuyunca, en sonunda da kendimizi ‘adayı rahat bırakın’ derken bulduk. “

Varlık Vergisi tarihsel bir zorunluluk mu bir ötekileştirme politikası mı?

Özel Saint-Joseph Fransız Lisesi öğrencileri bu soruya yanıt aradıkları çalışmalarında konuyla ilgili kaynaklarda tarihsel empati yokluğuyla karşılaştıklarını belirtti.

“Azınlık gazetelerinin yayınlarına baktık. Konuştuklarımız eşitsizlik olduğunu kabul ediyordu ancak ulus devlet için gerekli olduğu doğrultusundaydı. İnsanların yaşadıklarını kabullendirme yoluna gidildiğini fark ettik.”

Dersim 38: İsyan mı Soykırım?

Özel ALEV Lisesi öğrencileri konu olarak Dersim olayını seçmelerinin sebebi olarak konu hakkında kendilerine yeterli bir bilgi verilmemesi olduğunu belirttiler:

“Müfredatımızda yer almayan bir konuydu. Konuşulmasından bu kadar kaçınılan bir konuyu seçmeyi tercih ettik. Kaynakların doğruluğunu araştırmakta zorlandık, bu kadar duygusal yükü olan bir olayda rasyonel davranmaya çalıştık.”

İstiklal Mahkemeleri hukuksal uygulamalar mı siyasal bir dayatma mı?

Ulus Özel Musevi Lisesi Eren öğrencileri yanıt aradıkları bu soruda karşılaştıkları en büyük zorluğun devletin arşivlerine ulaşmakta yaşadıkları zorluk olduğunu belirtti.

“Barış anlatısı çıkarmak için devletin arşivlerini açması gerekiyor. Bir taraf kendi bilgilerini açıklamazsa, o insanların ne tür kararlar verdiğini görmeden kendimizi onların ayakkabılarına koyabileceğimizi düşünmüyorum.”

Öğrenciler sunumlarını tamamladıktan sonra projelerini ve sonuçlarını tarih panayırı alanında katılımcılara tanıttılar, gelen soruları cevapladılar.

Etkinliğin son aşamasında ise bir kapanış paneli düzenlendi. Panelde Prof Dr. Mehmet Alkan, Prof Dr. Bahri Ata, Prof Dr. Füsun Üstel ve Yar. Doç. Dr. Erol Köroğlu; Fırat Güllü kolaylaştırıcılığında projenin süreci, elde ettikleri ve beklentileri hakkında konuşma yaptılar. İzleyicilerden gelen yorumları ve soruları cevapladılar. (EÜ/BK)

Kaynak: Elif Ünalİstanbul – BİA Haber Merkezi
28 Mayıs 2018, Pazartesi

İlginizi çekebilir