Alp Ulagay: “Kupayı Artık Yıldızlar Değil Kolektif Yapıya Sahip Takımlar Kazanıyor”

Brezilya-Belçika eşleşmesi turnuvanın en iyi maçlarından biri olmaya aday. Tahminimce bu eşleşmeden çıkacak Brezilya ve Fransa’nın oynayacağı yarı final maçı aynı zamanda bir erken final olacak.

Bu yıl Rusya’da düzenlenen Dünya Kupası 14 Haziran 2018 günü ev sahibi Rusya ile Suudi Arabistan’ın maçıyla başladı.

Rusya 5 gol atarak kazandı.

4 Temmuz günü çeyrek finale kalan sekiz takım belli oldu yani Dünya Kupası’nın asıl heyecanlı bölümü başlıyor.

Bu yıl elemeler dahil olmak üzere bir çok şaşırtıcı gelişme yaşandı; örneğin Hollanda, İtalya gibi futbolun ekol takımları Rusya’ya gelemedi. Almanya, Arjantin, Portekiz, İspanya gibi en az çeyrek final göreceği düşünülen takımlar elendi.

Spor yazarı, gazeteci Alp Ulagay ile Rusya 2018 Dünya Kupası’nın ilk bölümünü değerlendirdik.

Dünya futbolunda ülkelerin gelişmişlik endeksine göre bir yapılanması var mı? Futbol denilince akla hemen Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa geliyor tabii Brezilya ve Arjantin de geliyor öte yandan. Son Dünya kupası ve öncekileri de göz önünde tuturak; gelişmişlik endeksi ile nasıl bir ilişki kurarsın?

Bence Dünya futbolundaki ve dolayısıyla Dünya Kupası’ndaki güç dengesinin ülkelerin gelişmişliğiyle bire bir orantılı olduğunu söylemek pek mümkün değil.

Bir kıyaslama yapmak gerekirse Kış Olimpiyatları’ndaki madalya sıralamasıyla Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) gelişmişlik endeksi arasında doğrudan bir ilişki var. En gelişmiş ülkeler kış sporlarında da madalyaları topluyor. Ancak futbola gelirsek UNDP’ye göre dünyanın en gelişmiş 25 ülkesinden sadece 11’i Rusya 2018’de yer alabildi. Bu sıralamada en yukarılarda yer alan örneğin Norveç, Kanada, Yeni Zelanda’nın dünya futbolunda pek söz sahibi olduğu söylenemez. Üstelik bu kez ABD, Hollanda gibi ilk 25’teki iki önemli ülke de Dünya Kupası finallerinde yok. Buna karşılık aynı klasmanda ilk 50’ye giremeyen Brezilya, Uruguay, Meksika kupanın gediklileri arasında yer alıyor. Keza çeyrek finalistlere baktığımızda hem Fransa, Belçika, İngiltere, İsveç gibi en gelişmişler, hem Hırvatistan, Rusya gibi ucundan ilk 50’ye girenler, hem de Brezilya ve Uruguay gibi ilk 50’nin dışındaki ülkeleri de görüyoruz. Sadece bu kez gelişmişlik düzeyi düşük Afrika ülkeleri 2. tura bile takım çıkaramadı. Bunun dışında aslında futbolun ne kadar demokratik olduğunu bir kez daha görüyoruz. Nasıl sahada her boyda, ölçüde ve karakterde oyuncuya yer varsa, Dünya Kupası’nda da farklı gelişmişlik seviyesinden ülkelere başarı kapısı açık.

“Video hakem aksamadı”

Seni şaşırtan yok artık dediğin şeyler oldu mu bu dünya kupasında?

Rusya 2018’de en ilgimi çeken iki konu video hakem uygulaması (VAR) ve duran topların belirleyici etkisi oldu. Öncelikle VAR uygulaması hem etkin kullanıldı hem de işleyiş aksamadan gerçekleşti. FIFA’nin 48 grup maçından sonra açıkladığı rapora göre toplam 335 hakem kararı VAR denetiminden geçti. Bunlardan 17’sinde maçın hakemleri görüntüleri yeniden izledi ve 14’ünde de ilk karar değişti. Bu sayede 7 penaltı kararı verildi.

Videodan pozisyon tekrarı oyunu yavaşlatacak, soğutacak gibi itirazlar vardı?

Doğrusu ben de VAR uygulamasının oyunun akışını aksatacağını düşünmüştüm. Ancak böyle de olmadı. FiveThirtyEight sitesinin hesaplamalarına göre bu Dünya Kupası’nda da oyunun asıl durma sebepleri serbest vuruşlar, taçlar ve aut atışları oldu. Bunlardan kaynaklı süre kaybı maç başına 24,5 dakikayı buldu. Halbuki hakemlerin karar gözden geçirmesi için harcadıkları süre maç başına 30 saniyeyi aşmadı. Bir çarpıcı nokta da duran topların çok etkili kullanılması oldu. Şu ana kadar oynanan 48 maçta atılan toplam 146 gölün 59’u duran toplardan yani penaltı, şerbet vuruş, korner ve taçtan geldi. Daha oynanacak 8 maç var ama 2002 Dünya Kupası’ndaki 56 gollük rekor kırıldı bile. Açıkça görülüyor ki açık oyunda pozisyon bulmakta ve gol atmakta zorlanan takımlar duran toplardan fazlasıyla yararlanma peşinde.

Örneğin İngiltere Milli Takımı sırf bu iş için NBA takımlarının setlerini inceleyip ipuçları yakalamış. Doğrusu çeyrek final öncesinde de en çok onlar faydalandı duran toplardan. Şuna ikna oldum ki bundan sonra futboldaki her takım duran topları daha iyi kullanmak ve savunmak için ekstra çalışma yapacak.

“Şampiyonlar ligi faktörü”

Dünya Kupaları Maradona’lı, Cruyf’lu hatta belki Pele’li yıllarında sanki daha bir büyük, daha bir yaldızlıydı. Dünya kupalarının eski şaşası sence kayboluyor mu?

2000’lere hatta belki 2010’lara kadar dünya futbolunda vitrin denince aklımıza Dünya Kupası gelirdi. Ancak son dönemde Şampiyonlar Ligi her açıdan öylesine güçlendi, öylesine etkin hale geldi ki Dünya Kupası ikinci plana düşme tehlikeli yaşıyor. Doğrudur, bu bir ay boyunca büyük bir keyifle izliyoruz Dünya Kupası maçlarını, yine takipteyiz en büyük yıldızları. Ancak sezon içinde zaten bu aynı oyuncuları kulüp formaları altında defalarca izliyoruz. İki haftada bir tüm dünyanın ekranında bu oyuncular. Bu sebeple sürpriz isim faktörü neredeyse tamamen ortadan kalktı. Daha önce ismi duyulmamış hiçbir oyuncu gelmiyor kupaya. 19 yaşındaki Fransız Mbappe’yi Arjantin’i darmadağın etmesinden çok önce izlemiş oluyoruz.

Elbette bir de futbolun gelişimini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. 1970’lerden bu yana gelişen takım oyunu artık iyice zirveye çıkmış durumda. Bundan önceki üç dünya kupasını bireysel yıldızlardan ziyade sonra derece kolektif yapıya sahip Avrupa takımları kazandı. Bugünün futbolunda da Maradona gibi bir süper yıldızın bile tek başına kupa kazandırması pek mümkün olmayabilirdi.

“Brezilya ve Fransa”

Çeyrek finallere kalan katımlara ve oynanan futbola bakarak tahminin nedir? Finale hangi takımlar yürür?

Çeyrek finalistlere bakınca dünya futbolunda güç sahibi birçok ülkenin yer almadığını görüyoruz. Almanya, İspanya, Arjantin çeyrek finalden önce elenip gitti. İtalya ve Hollanda kupaya dahi gelememişti. Bu çeyrek final tablosundan da en az bir sürpriz finalist çıkması garanti. Buraya belki de en fazla çeyrek final hedefiyle gelen Hırvatistan, İsveç, İngiltere ve de ev sahibi Rusya şimdi finali gözlerine kestirmiş, ellerini ovuşturuyor. Bu sayede belki de 1958’den beri ilk kez ekol olmayan bir takım finale yükselecek.

Buna karşılık favoriler çeyrek final tablosunun diğer tarafında yer alıyor. Burada Brezilya-Belçika eşleşmesi turnuvanın en iyi maçlarından biri olmaya aday. Tahminimce bu eşleşmeden çıkacak Brezilya ve Fransa’nın oynayacağı yarı final maçı aynı zamanda bir erken final olacak. Şu anda bu iki takım en büyük favori konumunda.

Haluk Kalafat

Kaynak: bianet.org

İlginizi çekebilir