‘Almanya ‘Erdoğan belalı bir diktatör ama bizim diktatörümüz’ diyor’

Almanya’da hükümet ortağı SPD’nin eski milletvekili ve Köln yöneticisi Dr. Lale Akgün, Erdoğan’ın bu ülkeye yapacağı ziyareti ve cami açılışını değerlendirdi.

Dr. Lale Akgün, Almanya’nın tanınmış siyasetçilerinden. Köln Üniversitesi’nde öğretim üyeliği ve Köln Belediyesi’nde danışmanlık yaptıktan sonra 1982’de Sosyal Demokrat Parti’ye (SPD) üye oldu. Uzun yıllar parti içinde göç ve entegrasyon politikaları konusunda görevler üstlenen Akgün, 1997’de Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Göç Merkezi Müdürlüğü’ne atandı. 2005-2009 yılları arasında Almanya Federal Meclisi’nde SPD milletvekili olarak görev yapan Akgün, 2001 yılından bu yana SPD Köln’ün yönetiminde yer alıyor.

Uzun yıllardır Merkel hükümetinin kaolisyon ortağı olan SPD’yi yakından tanıyan Akgün’le, Erdoğan’ın Almanya’ya yapacağı resmi ziyareti ve bu ziyaret sırasında yıllardır resmi açılışı ertelenen Köln’deki DİTİB Merkez Camii’nin açılışını yapacak olmasının ne anlama geldiğini Artı Gerçek için konuştuk:

“ERDOĞAN İLE AfD ARASINDA FARK YOK”

– Almanya ve Türkiye arasında ilişkilerin düzelmesi her iki ülkenin de en önemli gündemleri arasında yer alıyor. Siz bu yakınlaşmayı nasıl yorumluyorsunuz? 

Merkel hükümetinin Erdoğan’a tavrı Tayyip taraftarlarını kuvvetlendirirken, karşıtlarını korkutuyor. Erdoğan’a karşı bu kadar ödün vererek yaklaşmalarının altında Chemnitz’de yaşananlar da var. “Şimdi eleştirel yaklaşırsak bize yabancı düşmanı derler” diye de düşünüyorlar. Erdoğan ile AfD arasında bir fark mı var! Al birini vur ötekine…

– Cami ibadete açık ama resmi olarak açılışı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 29 Eylül’de yapılacak. DİTİB’in faaliyetleri 2 yıldan beri Alman kamuoyu tarafından çok sert şekilde eleştiriliyor.  Bu kadar şaibe altında bulunan bir kurumun camisinin açılışını Erdoğan yapacak. Bu açılışı Almanya siyaseti açısından nasıl yorumlamamız gerekiyor?

Biz bu konuyu Almanya siyaseti açısından korkaklık ve çıkar olarak yorumlayalım. Hem Türkiye ile ilişkilerin kötüye gitmesinden korkuyorlar hem de Erdoğan’a fazla yüklenirlerse Almanya’daki yabancı düşmanlığının daha çok artacağından korkuyorlar. Ama bu düşünce doğru değil: Erdoğan ve yürüttüğü politika bir problem. Ama bu, tabii ki tüm Türk halkı bir problem demek değil. Aradaki farkı görmek ve vatandaşa göstermek gerek.

Almanya’daki politikacıların Erdoğan hakkında susması AfD (Almanya için Alternatif Partisi) ve taraftarlarının elini güçlendiriyor. Tayyip Erdoğan’ın, Köln’e gelip bu camiyi açması dışişleri bakanından tutun da başbakana kadar hükümetin yanlış politikasıdır. Cumhurbaşkanı da dahil hepsini eleştiriyorum. Steinmeier, Erdoğan’ı bu kadar resmi düzeyde çağırıp en baş köşeye oturtmak zorunda değil. Bir iş ziyareti de yeterdi.

Ama olay tabii farklı. Erdoğan böyle şatafatlı bir ziyaretle, Almanya’da nasıl kabul gördüğünü göstermek istiyor, Almanya da bu isteği kuzu kuzu kabul ediyor. İki önemli konu var Almanya açısından: Almanya’ya daha fazla mülteci gelmemesi ver ekonomik ilişkiler. Almanya ekonomisinin Türkiye’de çok sayıda yatırımı var, ilişkilerin kötüye gitmesi Alman ekonomisine de zarar verebilir. Bu nedenle, mümkün olduğu kadar etliye sütlüye dokunmadan Türk ekonomisinin batmamasını sağlamaya çalışmaktadır Almanya. Bu yanlış politikaların sonucu ekim ayında yapılacak olan Bavyera eyaleti seçimlerinde AfD’nin güçlenmesiyle ortaya çıkacak. Biz demokratlar problemlerin adını koyup, cesurca politika yapmazsak hem Erdoğan’ın elini kuvvetlendirmiş oluruz hem de AfD’nin elini. Korkunç bir gelişme!

“SPD’NİN SEÇMENİ AfD’YE KAYIYOR”

– İki dönemdir Almanya Dışişleri Bakanı SPD’den… Cumhurbaşkanı Steinmeier de SPD kökenli. Siz de SPD’de yıllarca milletvekilliği yaptınız. Kendi partinizin Türkiye ve Erdoğan politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tamamen eleştiriyorum. Evet konuşmamız, Türkiye ile diyalog kurmamız gerekiyor ama bu, bu kadar gevşek, bu kadar korkak yapılmamalıydı. Ne kadar doğru ne kadar yanlış Erdoğan’a ‘küçücük’ bir uçak hibe ediyor Katar Emiri. Almanya da böyle bir cumhurbaşkanını çağırıp oturtacak yer bulamıyor. Bir söz vardır politikada “belalı bir diktatör ama bizim diktatörümüz”. Tayyip Erdoğan bu sınıfa girmiş durumda. Almanya da aynen böyle söylüyor: Aman boşver, belalı bir dikatör ama bizim diktatörümüz.

Ancak SPD şimdi çok iyi düşünmek zorunda. Çünkü SPD seçmenin bir kısmı AfD’ye kayıyor. SPD’nin kan kaybediyor olması çok üzücü. Sosyal demokrasinin zayıflıyor olması demek, dünyada belirli değerlerin zayıflaması, hatta kaybolması demek. Hele de bu küreselleşmiş dünyanın sosyal demokrasiye çok ihtiyacı var. Ama bunu sosyal demokratlar göremiyor gibi geliyor bana. Yine Bavyera seçimlerine geleceğim, eğer bu seçimlerde SPD yüzde 10’larda kalırsa, bu hem ülke için hem de sosyal demokrasi için çok çok kötü bir gelişme olur.

“ERDOĞAN ‘BAKIN KİMSE BENİ DURDURAMAZ’ MESAJI VERECEK’

– Sizce Erdoğan bu ziyaretiyle kendi seçmenine ve de batıya nasıl bir mesaj verecek?

Ben bu caminin yapılışını çok yakından takip ettim. Nedense Köln’deki cami bir türlü bitmek bilmedi. Bu cami açılmaya hazır durumdayken Diyanet, Amerika’da olsun Avrupa’da olsun bir çok yerde cami açtı. Bence Köln’deki cami Erdoğan’ın anladığı tarzda cami olmadığı için beğenmedi. Fazla modern buldu. Onun icin de bugüne kadar açılmadı. Ama bu camiyi açmak -beğenmese de- şu anda Erdoğan için çok büyük bir politik konumdur. Birincisi bir cumhurbaşkanı olarak gelip Köln’ün ortasında bir cami açacak ve seçmenine mesaj verecek. Bu “Bakın, kimse beni ve benim ajandamı durduramaz” mesajı olacak. Kalkıp camide bir de namaz kılarsa hiç şaşırmam. Tabii bu da ikinci önemli mesajı olacak: “Ben hem politik, hem de dini bir liderim. Biz bu ideolojimizle Almanya’nın göbeğindeyiz! İslam her yerde!”

“MERKEL GEREKİRSE ERDOĞAN’IN ALTIN VARAKLI TAHTINA YENİDEN OTURUR”

– Berlin’deki gösteri 3 Ekim Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesinin yıldönümü hazırlıkları sebep gösterilerek yasaklandı. Erdoğan karşıtı protestolar Köln’de de planlanıyor. Sizce Köln’deki protestolar da yasaklanır mı? Bu Almanya demokrasisi adına ne demek? 

Bu Almanya demokrasisi adına çok büyük bir ayıp demek. Almanya’nın ve sayın Merkel’in yürüttüğü politika hep ne şiş yansın ne kebap şeklinde. Merkel elini hiçbir zaman taşın altına koymaz. Mülteci krizinde ilk defa taşın altına koydu şimdi ondan da çok pişman. Sayın Merkel işine gelirse daha evvel yaptığı gibi Erdoğan’ın altın varaklı tahtına  bir tek mülteci dahi gelmesin diye tekrar oturur. Bizler tepkimizi göstermekten korkmamalıyız. Gösteriler yasaklanırsa o zaman bu insanlar seçim sandıklarında mesaj vereceklerdir. Bu mesajlar da hiç bir demokratın hoşuna gitmeyecek cinsten olacak.

Son anketlere göre Almanya’daki vatandaşların %69’u, Tayyip Erdoğan’ın Almanya’ya gelmesini istemiyor. Almanya’nın yürüttüğü bu politika aynı zamanda kendi vatandaşına karşı bir politikadır.

Kaynak: Artı Gerçek

İlginizi çekebilir