Akademisyen Yargılamalarının Sayılarla Bir Yılı

5 Aralık 2017’de Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde başlayan akademisyen yargılamaları bugün birinci yılını doldurdu. 1 yılda 40 akademisyene hapis cezası verildi. Cezalardan 38’i ertelendi.

Barış İçin Akademisyenler’in “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisi imzacılarına yönelik davalar bir yıl önce bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde başladı.

Bildiriye imza atan 499 akademisyen hakkında ayrı ayrı ve 22 farklı mahkemede “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla davalar açıldı.

5 Aralık 2017’den bu yana aynı suçlamayla ve iddianameyle yargılanan akademisyenlerden 418’inin ilk duruşmaları görüldü.

Bu süre içinde 100’den fazla akademisyen savunmasını yaptı. 122 akademisyenin savunmaları bianet’te ayrı ayrı yayınlandı.

40 dava sonuçlandı

1 yılda 40 dava sonuçlandı. 38 akademisyene 1 yıl 3 ay, bir kişiye 1 yıl 6 ay, bir kişiye 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verildi.

38 akademisyene verilen 1 yıl 3 ay hapis cezasının gerekçesi ayrı mahkemelerde aynı kararla açıklandı. Mahkemelerin tamamı “terör örgütü propagandası yapmak suçunu sabit görerek” sanıkları Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 7/2 maddesinin 1. ve 2. cümlelerine göre cezalandırdı.

Cezalarda indirime gidildi.

1 cezada indirime gidilmedi

Bir yıl boyunca verilen cezada indirime gidilmeyen tek dava 28. ACM’de duruşması görülen MSGSÜ’den Arş. Gör. Yonca Güneş Yücel’in davası oldu. Heyet “sanığın suç sonrası ve yargılama sürecindeki davranışlarını” gerekçe göstererek cezada indirime gitmedi.

Güneş-Yücel hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) konusunda irade beyanında bulunmamıştı. Heyet, hapis cezasını “suçun tekrarlanmayacağı yönünde olumlu kanaat oluştuğu” gerekçesiyle sanığı 2 yıl denetimli serbestliğe tabii tutarak erteleme karar verdi.

“Eylemin zincirleme geçekleştirilmesi” kararı

Bir yıl boyunca istisnalardan bir tanesi de 13. ACM’de Bilim Üniversitesi’ndeki işinden çıkarılan S.B.’nin davasında yaşandı.

13. ACM heyeti TMK 7/2’de verdiği cezada “sanığın eylemini zincirleme olarak gerçekleştirdiği” gerekçesiyle artırıma gitti. Akademisyenin 1 yıl 10 ay 15 gün hapisle cezalandırılmasına, “yargılama sürecindeki davranış ve tutumları nedeniyle” cezasından indirim yapılarak 1 yıl 6 ay 22 gün hapisle cezalandırılmasına karar verdi.

2 kişi için HAGB uygulanmadı

36 kişinin cezasında hükmün açıklanması geri bırakıldı.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği takdirde, kişi beş yıl içinde kasten yeni bir suç işlemezse hüküm ortadan kaldırılıyor.

Ceza Muhakemesi Kanunu madde 231’deki düzenlemede şu ifadeler öne çıkıyor.

“Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.  Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.”

Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Zübeyde Füsun Üstel ve Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın cezaları, 32. ACM heyetince “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep etmediği” ve “mahkemede suç işlemeyeceğine dair kanaat oluşmadığı” gerekçeleriyle açıklandı.

İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gülhan Türkay da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istemedi. Ancak 36. ACM heyeti, “sanığın sabıkasız olması” ve “geçmişteki hali nazara alınarak cezanın ertelenmesi halinde tekrar suç işlemeyeceği hususunda vicdani kanaat oluştuğu” gerekçeleriyle Türkay’ı 2 yıl denetime tabii tutarak verdiği cezayı erteledi.

Bir kez şerh düşüldü

13. ACM’de S.B.’nin karar duruşmasında ilk kez bir üye hakim “terör örgütü propagandası yapmak suçuyla” verilen cezaya muhalefet şerhi düştü.

Üye hakim, söz konusu eylemde “örgüt propagandası değil örgüte yardım suçunun oluştuğunu, ancak sanığın bildirinin tamamına katılmadığını söylemesi nedeniyle örgüte yardım suçunun da manevi unsurlarının oluşmadığını” söyleyerek oy çokluğuyla verilen karara muhalif oldu.

Ceza veren mahkemeler

13. ACM – 1 Akademisyen

28. ACM – 9 Akademisyen

32. ACM – 18 Akademisyen

36. ACM – 12 Akademisyen

TCK 301 kararları

Bir yıl boyunca duruşmaların görüldüğü mahkemelerden bazıları, akademisyenlerle ilgili 13. ACM’de açılan ilk davanın dosyasında olduğu gibi, “sanıklara isnat edilen suçun vasıf ve mahiyetinin Türk Ceza Kanunu (TCK) 301. maddesinde belirtilen suçu oluşturma ihtimaline binaen” Adalet Bakanlığı’ndan soruşturma izni istenmesine karar verdi.

Kararı alan mahkemeler şöyle:

* 14. ACM

* Ümit Kartlı başkanlığındaki 29. ACM

* 22. ACM

* 35. ACM (Mahkeme heyeti, daha önce kendi mahkemesi bünyesinde görülen akademisyen dosyalarını birleştirme kararı almıştı. Heyet, birleştirdiği 33 dosya için TCK 301 izni alınması için dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine karar verdi. Adalet Bakanlığı’ndan yargılama izni gelene kadar yargılama durduruldu.)

* 34. ACM (İki akademisyenin dosyasında Türk Ceza Kanunu (TCK) 301. maddesi kapsamında devam edilmesi için Adalet Bakanlığı’ndan izin isteyen heyet, talebe cevap gelene kadar davaların durdurulmasına karar verdi ve duruşma günü de vermeyerek esası kapattı.)

Birleştirme kararları

Avukatların 13. ACM’de devam eden dört akademisyenin dosyasıyla birleştirme talepleri bütün mahkemeler tarafından reddedilirken mahkemelerin kendi bünyesindeki dosyaları birleştirme talepleri bazı heyetlerce kabul edildi:

35. ACM, 33. ACM, 30. ACM, Mustafa Çakar başkanlığındaki 29. ACM ve 24. ACM kendi içindeki dosyaları birleştirdi.

13. ACM’deki dosyada ne var?

Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya ve Doç. Dr. Kıvanç Ersoy, Barış İçin Akademisyenlerin “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzaladıkları gerekçesiyle haklarında TMK 7/2’den açılan davada, savcının talebi üzerine Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesinden yargılama yapılması için Adalet Bakanlığı’na yargılama izni için başvuruldu. Bakanlık ilgili izni verdi. Ancak davanın son duruşmasında esas hakkında mütalaasını sunan savcı, akademisyenlerin TMK 7/2’ye göre cezalandırılmasını istedi. Dört akademisyenin yargılaması İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.

Yakalama kararları

Bir yıl içinde bir akademisyen hakkında zorla getirme; dört akademisyen hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Nişantaşı Üniversitesi’ndeki işine son verilen Yrd. Doç. Dr. Çetin Gürer hakkında verilen yakalama kararı yapılan itiraz sonucu kaldırıldı.

Diğer kararlar ise şöyle:

* 34. ACM – Dr. D.A. zorla getirme emri

* 26. ACM – Süleyman Şah Üniversitesi’nden Doç. Dr. Osman Cengiz Aktar

* 30. ACM – Doğuş Üniversitesi’ndeki işinden çıkarılan Prof. Dr. Serdar Değirmencioğlu

* 37. ACM – Marmara Üniversitesi’nden ihraç edilen Arş. Gör. E.D.G.

* 33. ACM – Yıldız Teknik Üniversitesi’nden ihraç edilen Doç. Dr. Tuba İnal Çekiç

Hem yakalama hem istinabe

36. ACM heyeti, yurtdışında olduğu için duruşmaya katılamayan Nişantaşı Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Dilşa Deniz hakkında aynı anda üç karar verdi.

Buna göre, sanık hakkında hem ifadesi alınıp serbest bırakılmak üzere yakalama kararı, hem avukatının sunmuş olduğu adresinden istinabe yoluyla savunmasının alınabilmesi için ABD adli makamlarına talimat yazılması kararı, hem de sanığın Türkiye’ye giriş yapması ve ifadesinin alınması halinde istinabe evraklarının iadesinin istenilmesi kararı verildi.

Ek savunma kararları

25. ACM heyeti, “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılanan akademisyenlerden “örgüte üye olmamakla beraber örgüte yardım” suçlamasının ele alındığı TCK’nın 314/2, TMK’nın 5/1 ve TCK’nın 220/7 maddeleri kapsamında ek savunma yapmalarını istedi.

24. ACM’de ise savcı esas hakkındaki mütalaalarında akademisyenlerin “örgüte üye olmamakla beraber örgüte yardım suçundan” cezalandırılmalarını istedi.

37. ACM’de ise sanıklara, “iddianamede TMK 7/2’nin maddesiyle suçlandığı ancak bildirinin basın ve yayın yoluyla kamuoyunda açıklandığı, bu sebeplerle isnat edilen suçlamanın niteliğinin TMK 7/2-2. cümle maddesindeki suça dönüşme ihtimali bulunduğu” söylendi. Ek savunmaları soruldu.

Esas hakkında mütalaanın verildiği isimler şöyle:

Boğaziçi Üniversitesi’nden Dr. N.İ. ile Volkan Çidam ve Sabancı Üniversitesi’nden Öğr. Üyesi Erdağ Aksel.

Hakimin reddi talepleri

Avukat Ömer Kavili 35. ACM’de Prof Dr. Neşe Yıldıran’ın davasında; avukat Meriç Eyüboğlu 28. ACM’de Arş. Gör. Yonca Güneş Yücel’in davasında redd-i hakim talebinde bulundu.

Eyüboğlu’nun “Mahkemenin daha önceki akademisyen yargılamalarında kararını açıklayıp kanaate varmış olması ve müvekkilinin diğer yargılamalarda olmayan subjektif uygulamalara maruz bırakılması” gerekçeleriyle istediği redd-i hakim talebi reddedildi.

Kavili’nin itiraz süreci hala sürüyor.

36. ACM’de ise avukat Ali Deniz Ceylan Dr. Öğr. Üyesi Güven Gürkan Öztan’ın duruşmasında mahkemenin aynı gün görülen ilk iki akademisyen davasında verdiği mahkumiyet kararlarına atıfta bulunarak “Mahkemenin tarafsızlığı şüphelidir” diyerek heyeti reddetti. Talep reddedildi.

Yetkisizlik kararları

14. ACM’de duruşmaları görülen Adnan Şahin ve Hakan Mertcan’ın dosyalarında heyet, savcının mütalaası doğrultusunda kendi mahkemesi için yetkisizlik kararı verdi.

Karara gerekçe olarak “sanıkların atılı suçu başka yerlerde gerçekleştirmiş olması” gösterildi. Adnan Şahin’in dosyası “görevli ve yetkili” Tunceli Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne; Mertcan’ın dosyası “görevli ve yetkili” Mersin Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

24. ACM ise Mersin Üniversitesi’nden Arş. Gör. Esin Gülsen’in davasında yetkisizlik kararı verdi ve dosyayı Gülsen’in ikametgahının bulunduğu il olan Ankara 27. ACM’ye (ACM) gönderdi.

Ankara 27. ACM’nin de dosyada yetkisizlik kararı vermesi üzerine usule göre Yargıtay’a giden dosyada İstanbul Ağır Ceza mahkemelerinin yetkili olduğuna hükmedildi.

27. ACM’de ise avukatlarının talebi üzerine Çukurova Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Esengül Ayyıldız’ın dosyasında yetkisizlik kararı verilerek Adana Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Barış bildirisini imzaladıktan sonra ne oldu?

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamuda 473, vakıfta 76 olmak üzere toplam 549 akademisyen görevinden ihraç edildi, işten çıkarıldı, istifa ve emekliliğe zorlandı:

* KHK ile ihraç edilenler: Kamuda 399, vakıfta 8, toplamda 407 kişi.

* İşten çıkarılanlar: Kamuda 39, vakıfta 49, toplamda 88 kişi.

* İstifa eden/ettirilenler: Kamuda 47, vakıfta 25 toplamda, 75 kişi.

* Emekli olanlar/edilenler: Kamuda 26, vakıfta 1, toplamda 27 kişi.

* Disiplin soruşturması açılanlar: Kamuda 442, vakıfta 63, toplamda 505 kişi.

* Görevden uzaklaştırılanlar: Kamuda 90, vakıfta 11, toplamda 101 kişi.

Akademisyen yargılamalarında geçen maddeler

Örgüt propagandası

Terörle Mücadele Kanunu 7/2

Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

Örgüte yardım

TCK 220/7

Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek olan ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.

TCK 314/2

TCK madde 220/7’ye göre suçlanan kişiye verilecek cezayı kapsayan maddedir. Buna göre, örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

TMK 5/1

Bu maddeye göre, yukarıda tanımlanan suçtan ceza alan kişiye verilen ceza yarıda bir oranında arttırılır.

Türklüğü aşağılama

Türk Ceza Kanunu 301

Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır. Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

 

 

Kaynak :Bianet

 

İlginizi çekebilir