Akademideki Cinsel Taciz: ‘Kadının Beyanı Esastır’

“Akademide hem erkek hiyerarşisi hem yaş hiyerarşisi hem de statü hiyerarşisi var, erkek iktidarı güçlü. Dolayısıyla herhangi bir şikâyetin görmezden gelinmesi çok gördüğümüz bir şey.”

Bu sözler, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatmagül Berktay’a ait.

Klinik psikolog ve akademisyen Yrd. Doç. Dr. Murat Paker danışanına yönelik cinsel saldırı suçundan 17 Ocak 2019 Perşembe günü 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Paker’in ders verdiği Bilgi Üniversitesi konuda resmi açıklama yapmadı. Dava ve karar çevresindeki tartışmalar akademinin cinsel taciz ve saldırıya yaklaşımını ve kadının beyanının esas alınması ilkesini gündeme getirdi.

“Akademide taciz daha önceden dillendirilmiyordu”

Prof. Dr. Fatmagül Berktay akademide, erkek, yaş ve statü hiyerarşisinin yoğun olduğuna dikkat çekiyor ve herhangi bir şikayetin görmezden gelinmesinin çok görünen bir durum olduğunu söylüyor:

“Son yıllarda özellikle cinsel taciz konusu gündeme geldi. Daha önceden dillendirilen bir olgu değildi. Bir anlamda akademide de erkek iktidarı çok güçlü olduğu için ört pas edilen, dillendirilmeyen bir şeydi. Şimdi Türkiye’de de daha çok konuşulmaya başladı.”

“Şiddete uğrayan herkesin şikayeti ciddiye alınmalı”

“Murat Paker olayında tartışma konusu olan da kavramsal olarak ‘kadının beyanı esastır’ meselesi oldu” diyen Berktay, kadının beyanının esas olmasının ancak soruşturma açılması için bir başlangıç noktası olduğuna vurgu yapıyor:

“Sonuç almak için yeterli bir sebep değildir, feministler de bunu böyle savunmazlar. ‘Kadının beyanı esastır’ dendiği zaman birden yargılama olmuş, sonuçlanmış ve beyan bunun tek gerekçesi olmuş gibi anlaşılıyor ama bu doğru değil. Kadın ya da cinsel şiddet gören herkesin şikayetini ciddiye alıp soruşturmak gerektiği anlamına gelir.

Katmerli hiyerarşiler bunun üstüne gidilmediğinde alt konumda olanların ve kadınların aleyhine işler. Her türlü merciinin şikâyeti ciddiye alarak tarafsız ve ciddiyetle soruşturması gerekir. Son davada gördüğümüz üzere sanıklar ‘sadece kadının beyanı esas alındı diye aleyhimizde karar çıkıyor’ diyorlar. Hâlbuki bu tarafsız bir yargıdır.”

“Şikayeti yapan da soruşturmayı yürüten de şeffaf olmalı”

Üniversitelerde de kurum içi şikayetlerin çok yakın zamana kadar ciddiye alınmadığını söyleyen Berktay, son olarak şunları söylüyor:

“Genel olarak toplumda eğer ‘kadın taciz görüyorsa mutlaka kendi suçudur’ gibi bir anlayış var. Bu, akademide de vardı. Taciz sanki erkek hocaların bir anlamda bir ayrıcalığıymış gibi de görülebiliyordu. Artık o kadar normalleştirmek mümkün değil. Ancak şikâyeti yapanın da, soruşturmayı yürütenin de şeffaf olması gerekiyor.

Akademi özellikle çoklu hiyerarşilerin varlığı dolayısıyla hem bu tarz olayların yaşandığı hem de bunların üstünün kapatılmasının epey sık görüldüğü bir yerdir.

Kaynak: Bianet

İlginizi çekebilir