Abem; bu namustur künyemize kazınmış

‘Sur’u yıkmayacaktı!’ Bu kadar keskin, bu kadar kısa ve öz bir anlatımla gündemine almadığı ve pek de alacağına benzemeyen seçim sürecini özetliyor Sur’un genç marangozu. Oradan başladım.

Sedat Yılmaz/Diyarbakır

Haziran seçimlerinin tartışmasını tüketmeden harareti gittikçe yükselen yeni bir seçim gündemiyle soğuk kış günlerimizin meşguliyetini bulduk memleketçe. Bir yandan ittifaklar, kulisler, adaylar, destekler diğer yandan kol gezen açlık, yoksulluk, yükselen enflasyon, artan işsizlik, gözaltı, tutuklama, baskı ve savaş. Bu tür zamanlarda pasımı atayım diye kendimi sokağa atarım. Sokağın nabzını almak için mikrofon uzatmak, tozunu yutmak gerekiyor. Bu kez öyle olmadı. Olmuyor, bazı zaman ve mekanlarda! Diyarbekir’in dış kalesinden iç kalesine giderken, dizilir insanın boğazına Ahmed Arif’in “Ben öleydim loooy…” dizesi. Diyarbekir kalesinin dili olsaydı da anlatsaydı, 9 bin yıllık istilaları.

‘Sur’u yıkmayacaktı’

“Sur’u yıkmayacaktı!” Bu kadar keskin, bu kadar kısa ve öz bir anlatımla gündemine almadığı ve pek de alacağına benzemeyen seçim sürecini özetliyor Sur’un genç marangozu. Oradan başladım. Sur’un yıkımına en yakında tanıklık eden mekanlardan birisiydi Marangozcular Çarşısı. “Günü kurtaran” iş temposu arasında yaktıkları ateşin etrafında koyu bir sohbete dahil olmanın tam zamanıydı. “Gel buyur, abem benim” daveti “Hele Mehfuz abe bir fotoğrafımızı çek”e kadar gitti. Bu arada çok şey konuştuk, ücretler, kiralar, yoksulluklar, açlıklar, göçler, yıkımlar, savaşlar, ölüm ve kalım. Çok şey, az seçim konuştuk. Zira Mustafa ile Rojhat, bu konuda az ve özdüler. Mustafa’nın, “Bizim sokak HDP döneminde hep çamurdu, kayyum geldi parke taşı döşedi, asfalt yaptı. Az biraz makyaj anlayacağın. Oda iyi ama bizim oy yine HDP’nin” sözlerini Ahmed Arif’in “Bu, namustur, künyemize kazınmış” dizelerindeki gibi bir nokta koydu Rojhat: “Kanımızda var, abem!” Sonra yaktığı ateşe dalıp dalıp, “Sur’u yıkmayacaktı!” dedi. “AKP’nin oyları artar mı” soruma, “Her evde vardır bir tirşikçi” yanıtını verdi.

HDP devletle yarışacak

Ulu Camii önünde yazdan kalma arada çiseleyen güneşli günün tadını çıkaran 3 ihtiyara, “gel, otur” ettiriyorum, kendimi. Adı Ömer olanın homurtulu konuşmasının altında çıkan her kelime öfke saçıyordu. Zulüm edene sayıyordu, yeryüzüne inmiş tüm bedduaları… Adı Cuma olan, Lice’den getirttiği “kaçak tütün”den nefes aldıkça onaylıyordu, arkadaşını. Cahit de diğerleri gibi rengini belli ettirtmeyen ama “Bizim partimiz belli” diyerek, gündemi kapattı. Amed’de aslında iki renk var; biri HDP’nin diğeri AKP’de vücut bulmuş devletin rengi. Büyükşehir Belediyesi’nin resmi internet sayfasının 7 Aralık tarihine bakın, devletin AKP adayına yekvücut desteğini görürsünüz. Tabii “Hanımefendi Atilla”nın ziyaret kabullerinden sayfaya ulaşabilirseniz. Oradan resmi bir iş için gittiğim kaymakamlıkta yönlendirildiğim mal müdürünün suratını görünce, soramadım hangi partiye oy vereceğini.

Altınla donatsa da boş

Döndüm sokağa. Kursi denilen küçük oturaklarda oturmuş çayını yudumlayan bir yandan da Yeni Yaşam gazetesinin sayfalarını çeviren 50’li yaşlarda olan adama yaklaşıyorum. Okuduğunuz gazeteye konuşmak ister misiniz, deyince “Otur kardaşım” sözünü çay takip etti. Lafı dolandırmadan sordum, “Seçim hakkında ne düşünüyorsun” diye. Allah’ı var, o da “dosyam açık” deyip sözünü esirgemedi. Dosyası olan burada devletle davalıktır, demektir. Belediyeden emekli olduğunu söyleyen Mehmet Taş, “Uşak’tan, Çorum’dan, Kocaeli’nden, Rize’den insanlar getirdiler, kadrolu yaptılar. Burada binlerce insan işsiz, yoksul iken. Sokakta gezen zabıtaya bakın, buralı değil” diyerek kayyumun Türkleştirme politikalarına dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Yeniden kayyum atarız” sözlerini hatırlattığımda ise, “Kürtler seçer, onlar da görevden aldı diye tarihe geçer” diyen Taş, tepkisini “Bu halkın bir onuru yok mu, bir şerefi yok mu” diye sürdürdü. “Kayyum hizmet…” dememe kalmadan Taş, “Ne yapmış, altyapısı DBP’li belediyeler döneminde bitmiş şehre üç taş döşemek hizmet midir? Bu şehri altın ile donatsalar yine bu halk onlara oy vermez” diyerek bitirdi.

Çekilmez görselliğine rağmen Sanat Sokağı’nı da gezmeyi ihmal etmedim. Sırasıyla nargile çekip, şen şakrak gülüşmeli genç bir grupla devam ediyoruz, seçim gündemine. Biri KPSS’ye hazırlanıyor, diğeri devlet memurluğu için “güvenlik soruşturması” bekliyor, öbürünün babası memur… Masada fotoğraf çekememe ve isim alamama hali aslında korku imparatorluğunun fotoğrafıydı. İşin özü rengi HDP’de olanlar “Bizim parti var” diyor, atama bekleyen için AKP’li görünmek zorunluluk.

Kayyuma ulaşılmıyor

Sokağı benden iyi takip eden meslektaşlarım aynı fikirde. Mahmut Oral, Cumhuriyet Gazetesi Temsilcisi. Kentin dinamiklerini iyi tanıyan bir gazeteci. “Parayı Kandil’e götürüyorlar” söylemi üzerinden atanan kayyuma uluşmanın namümkün olduğunu vurgulayan Oral, “Kayyum Cumali Atilla’yı vali yardımcılığı döneminde tanırım. O dönem bilgi vermeye açık olan Atilla’nın kayyum olduktan sonra basınla iletişimi kesildi. Doğrudan hiçbir gazeteci ulaşamıyor. ‘Belediye borçlanmadı’ diyor ama biz bunu bilemiyoruz. Bu konuyu birkaç kez basın müdürü vasıtasıyla sordum, ancak hiçbir zaman cevap alamadım. Ne harcadı, ne kadar harcadı, nereye harcadı, hangi kamu kurum ve kuruluşundan ne aldı? Bunları bilmiyoruz” dedi. Hizmet anlayışının tersine döndüğüne de dikkat çeken Oral, “Kimi dinci yapıların ve çevresinin nemalandığını herkes görüyor” diye devam etti.

Vali ve ilçe kaymakamları dahil çevre illerdeki kamu kurum ve kuruluşların kayyuma açık desteklerini beyan ettiklerine vurgu yapan Oral, “Dolayısıyla 90’lı yılların bir fragmanını yaşadık. HDP olmasın da kim olursa olsun, mantığı var” diye konuştu. Kayyumun aday gösterilmesinden bazı AKP’lilerin rahatsız olduğunu ancak dile getirmediğini de belirten Oral, “Neden kayyum” sorusuna ise, “Erdoğan yeniden kayyum atayacağını söylüyor. Eğer atacaksa da yürüyen sistemin bozulmasını istemiyordur. Dönen çarkın engellenmesini istemiyordur. Kayyum ekibini kurmuş, böyle devam etsin, örülen duvar dursun diye aday gösterildi” diye cevapladı. HDP seçmeninin partisine eleştirisi olduğunu ancak bunun ondan kopuyor anlamına gelmediğini kaydeden Oral, sözlerini “Her şeye rağmen, Erdoğan hayal ettiği Diyarbakır’ı hiçbir zaman göremeyecek” diyerek, AKP’nin başarı şansının sıfır olduğunu dile getirdi.

Kürtler kırılma yaşıyor

Seçimden çok hükümetin Kürt politikasının sokakta konuşulduğunu ifade eden deneyimli gazeteci Faruk Balıkçı da, “Şimdi Fırat’ın doğusu diyorlar. Bunu her Kürt görüyor ve her seferinde yeni bir kırılma yaratıyor. Belki bugün açıktan tepkisini ortaya koyamıyor ama bunu biriktiriyor, öfke biriktiriyor” diye konuştu. Balıkçı’ya göre de, kayyum Atilla’nın AKP’ye oy getirmeyeceği aksine HDP ise 2014 seçimlerinden daha da yüksek oy alacak.

‘Halk memnun’ nemalanması

Adının yazılmasını istemeyen ama uzun yıllardır kentte gazetecilik yapan ve AKP tabanını çok iyi tanıyan bir meslektaşım ise, “Diyarbakır’da son iki yılda Osmanlı Halk Harekatı, FETÖ ile Mücadele Derneği ve Halk Özel Harekatı gibi yüzlerce dernek açıldı. Bunların finanse edilmesi gerekiyor. Sümerpark’ta belediyenin halk eğitim merkezine gidin, kimlerin olduğunu görürsünüz. Her gün kayyum ile fotoğraf çekenlere bakın, kimler olduğunu göreceksiniz. Ve bu örgütler nemalanmak için ‘Halk kayyumdan memnun’ diye pier çalışması yürüttü. Memnun birileri varsa o da kendi etraflarıdır. Diyarbakır halkı kendi iradelerine atanmış kayyumu asla kabul etmez” diye belirtti.

Seçim değil referandum!

Kentteki siyasal ve sosyal gelişmeleri yakından izleyen gazeteci-yazar Yüksel Genç de, ekonomik kriz, yoksulluk, savaş politikasının halkın gündeminde olduğunu, kent halkının kayyum istemediğini göstermek için sandık başına bir tür rövanş mantığıyla gideceğini ifade etti. Kayyum atamasından sonra, Kürt dili ve kültürü üzerinde çalışma yürüten kurumların kapatılmasıyla asimilasyon politikasının devam ettirildiğini, kadın özgürlüğü üzerinde çalışma yürüten kadın kurumlarının kapatılması ile de eril bir anlayışın yayılmaya çalışıldığını dile getiren Genç, Kürtlerin bu seçimi bir referandum olarak gördüğünü yineledi. “Yeniden kayyum atarız” sözlerinin karşılığı kentte olmadığının altını çizen Genç, seçmenin “Dünya, Kürtler seçti hükümet aldı” teşhirini yapmaya kitlendiğini söyledi.

HDP açık ara önde

Sokağın sesi, gazetecilerin izlenimi ile kentin nabzını tutan araştırma şirketlerin verileri örtüşüyor. Rawest Araştırma Merkezi Müdürü Roj Esir Girasun, Eylül ayında yaptıkları bir araştırmanın sonuçlarından analizler yaptı. Girasun, HDP’nin 2014 yerel seçimlerin üzerinde ancak 24 Haziran Genel Seçimler’in altında oy alacağını, AKP ile aralarındaki farkın ise, yüzde 20-25 bandında olduğunu söyledi. HDP’nin yüzde 60-65 kemikleşmiş oyu olduğunu ve bunun yüzde 90’ının oy vermeyeceği ikinci partinin kesinlikle AKP olduğunu vurgulayan Girasun, kayyumun AKP’ye oy kazandırmayacağını ancak en makul adayları olduğunu ifade etti. Girasun, “Kayyum AK Parti’nin oyunu 3-5 veya diyelim 10 puan arttırsa dahi bunun gideceği yer bellidir. Son 3 yılda HDP oyları kemikleşti. Çünkü ideoloji ve kimlik üzerinden düşünen bir seçmendir. Ortam sertleştikçe oylar konsolide oluyor. HDP hiçbir hizmet götürmezse de seçmen oy verir. Adayı önemli değil. Seçimi bir referandum olarak görüyor. 90’lardan bu yana Milli Görüş geleneğinden gelenlerin önemli bir oranı AKP’de duruyor. AKP-MHP ittifakından rahatsız ama bu oy seçeneklerini değiştirmiyor. Bundan kaynaklı içi rahat bir şekilde de oy vermiyor” diye konuştu. AKP’nin kayyumu aday göstermesinin nedeni öncelikle “AK Parti kayyumla kazanacağına inandı ve atamayla gelip, seçimle gitmeyi de düşünmüş olabilir” diye değerlendiren Girasun, Kürt partileri arasındaki ittifak tartışmaları için de, “Oy potansiyeli olarak bir karşılığı yok ancak moral ve motivasyon etkisi yaratır” dedi.

HDP’ye yönelik günlük yapılan baskı, gözaltı ve tutuklamaların seçim sonuçlarını değiştirmeyeceğini özelikle vurgulayan Giresun, “HDP hiçbir çalışma yapamazsa dahi seçim sonucu etkilenmeyecek” diye belirtti. Giresun’a göre, seçim Diyarbakır’da sadece 3 ilçede belirsiz, diğer ilçelerde HDP açık ara önde.

Sonuç değişmeyecek

Bir başka araştırma şirketi olan Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi de, HDP ile AKP arasındaki oy farkının yüzde 35 ve üstü olduğunu belirterek, HDP’nin 2014 yerel seçimlerinden en az 5 puan daha fazla oy alacağını kaydediyor. Şirket yetkililerinin verdiği bilgilere göre, oy kullanmayacağını belirten yüzde 11,7 ve kararsızım diyen yüzde 20’lik kesimin tamamı AKP’ye oy verse de HDP’nin oy bandına yetişemiyor. Kayyumun AKP oylarının sonucunu değiştirmediğini de ifade eden şirketin yetkilileri, AKP’li seçmen bu durumdan rahatsız olsa da Erdoğan’ın kararlarına karşı gelmediğini hatırlattı. En son yapılan araştırmaya göre, HDP seçmenin yüzde 60’nın diğer partilerin sistematik dışlamasından kaynaklı ittifak görüşmelerinden rahatsız olduğunu ve her yerde tek başına girmesini istediği kaydedildi.

Sokakların henüz seçim atmosferine girmediği Amed’de hiçbir partiye mikrofon uzatmadık. Gördüğüm, duyduğum, dokunduğum herkesin ortak sözünü meslektaşım Mahmut Oral, dile getirmişti: “Erdoğan hayal ettiği Diyarbakır’ı hiçbir zaman göremeyecek!”

Kaynak: Yeni Yaşam

 

İlginizi çekebilir